Is basvurulari

Cep telefonuma Monster, Indeed ve Ziprecruiter uygulamalari indirdim. Bos zamanlarimda (yani her zaman) meraktan ne isler var piyasada diye oylesine bakiniyorum. Bu uygulamalari nasil kullanacagimi bilmiyordum, tutorial ile de vakit kaybetmek istemedim. Actim sayfayi, onume is ilanlari cikti, parmagimla oylesine iste bir o yana bir bu yana salladim gitti ilanlari. Meger ben yillar once bir Monster profili yaratmisim, onlara anaokulu ogretmeni ozgecmisimi yuklemisim. Bu uygulama parmagimla saga attigim islere benim adima otomatik olarak basvurmus, sola attigim ilanlari da pas gecmis. Ben boylece Network Engineer, Executive Recruiter, Registered Nurse ve boylece hic ilgim alakam olmayan bolca ise CV gondermisim. Isin komik tarafi bana sirektlerden bazilari donus yapiyor, sanirim elimizde eski CV’in var,  is ile ilgineniyorsan lutfen guncel ozgecmisini gonderir misin filan diyorlar. Sigorta acentasindan birisi de beni bir gorusmeye cagirdi, kibarca tesekkur ettim. Volunteer olarak Milwaukee Public Library’e basvurmustum, orasi benim ebru siteme bakmis www.marblingart.com.au ve yaz okulu programina bir gunluk ebru dersi de eklemek istemisler. 21 Agustos’ta 2 ile 4 arasi kutuphanede cocuklar icin ebru yapacagim yani. Amerika’da para kazanacagim ilk etkinligim simdilik bu (merak edenler icin soyleyeyim bana 3 saat icin 150$ verecekler). Burada ortalama saatlik ucretler oldukca dusuk ama. Ogretmen asistanlari saatine  10 ile 15 dolar aliyorlar. Ogretmenlerin yillik geliri ise 40-60bin dolar arasinda. Ogretmen maaslari dusuk oldugu icin kimse ogretmenlik yapmak istemiyor. Sonucta kasiyerlik de yapsan veya herhangi siradan bir is yapsan da ayni parayi alabiliyorsun.

Ben bir ise basvurdum, ve onun olmasini cok istiyorum. Haftada 6 ila 12 saat bir kolejde anaokulu ogretmenligi okuyan ogrencilere ders vereceksin. Kolej demek buranin universite seviyesine denk geliyor ama bazi farkliliklari var. Yani yuksek okulda hocalik yapmak isi yani bu. Insallah olur. Ben de facebook’takiler gibi birer dua okuyun, okuyunca da asagiya bir nokta koyun filan dermisim.  Kendinizi yormayin, olacaksa olur zaten, olmazsa parmagimin ufak bir hareketi ile baska islere basvururum:)

Amerika’nin Avustralya’dan farki en cok is konusunda ortaya cikiyor. Burada her yerde eleman araniyor ilanlari var. Herkes eleman ariyor. Hic Ingilizce bilmesen bile sana uygun is var. Yeter ki araban olsun.

Ben gidiyorum simdilik. Youtube kanalimizi kontrol edin, Perth ile ilgili videolari buldukca yukluyoum bilgisayarimdan.

Sevgiler:)

One comment

  1. Sultan says:

    Allah gönlünüze gore versin. Amin. 😊

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Amerika gunleri

Gecen haafta Defne cok hasta oldu. Kotu bir grip yuzunden kas agrisi, mide agrisi, bas agrisi ve yuksek ates ile birkac gun okula gitmedi. Tam o iyilesti diye sevinirken bu sefer de Ipek hastalandi. Ipek atese defne kadar iyi dayanamadi ve cok fenalasti. Onu arkadaslarimizin tavsiye ettigi bir Turk doktora goturduk. Walk-in Clinic’de calisan buraya uzun uzun yillar once gelmis olan bir yaslica bir bayan doktor Ipek’e bakti. Saglik sigortamiz muayene ucretinin ilk 80 dolarini karsiliyor. Cikista fark odemeyi beklerken hic bir sey odememize gerek olmadigini ogrendik. Biraz sasirdik. Doktor recetemizi dogrudan evimizin yanindaki eczaneye gonderdi. Onlar da ilaclari hazirladilar, gittik aldik. Ogrendik ki ilac konusunda da ilaclarin ilk 20 dolarini siz oduyorsunuz, geri kalanini sigortaniz oduyor. Belki bunun bizim deductible ile bir iliskisi vardir, bilemiyorum. Avustralya’da ilac konusunda ozel sigorta hic bir sey odemiyor. O tamamen kapsam disi. Doktorun yazdigi ilan ilk 36 dolari size ait.Ilac eger 36 dolardan pahaliysa ilacin ustunu Medicare oduyor.

Bir de bir Turk muhasebeci arkadas geldi Cumartesi gunu, vergi iadesini yaptik. Bizim isler bayagi karisik hem Avustralya’da hem de Amerika’da bulundugumuz icin. Adamcagiz bayagi ugrasti. Avustralya’dakinden daha fazla vergi iadesi alacagiz sanirim. Bana araba alma surecinde elimize gececek bu para pesinat icin oldukca ise yarayabilir.

Pazar gunu beni bir arkadas toplantisina cagirdilar. Orada yeni Turkler ile tanistim. Arkasindan Ipek’in okulundan 5. siniflarin mezuniyet komitesi icin calisan anneler ile bir bulusma vardi. Kemal beni oraya birakti, dev gibi bir malikhanenin onunde durduk. Kemal bir kac kere, burasi mi evleri? Burda mi oturuyorlar filan dedi. Iceri girdim, 5-6 anne zaten gelmis masanin etrafinda oturuyorlardi. Onlara ebruyu anlattim, Swanson Festival’de bir ebru etkinligi de duzenleyip cocuklara ebru yaptiracagiz. Toplanan para da yearbook ve mezuniyet balosu icin harcanacak. Bir yandan ebruyu anlatirken bir yandan da caktirmadan etrafima bakinip evin ici ile ilgili fikir edinmeye calisiyordum. Sonucta boyle malikhanelerin icini gorme sansimiz pek SIK olmuyor. Sanirim bu evler uzun yillar once yapildigi icin kullanilan malzemelerden dolayi evin ici cok eski moda kaliyor. Eger tadilat yaptirip mutfaga ve eve yeni bir gorunum vermezseniz evin ici cok karanlik ve sikici.  Mutfak siradan bir kare mutfak. Duvarlarda hani o eski Banu Alkan filmlerinde vardi ya yari yere kadar ahsap kaplama, onlardan. Bir televizyon odasi var, cocuklar hep orada oturuyorlardi, karanlik ve basik hic penceresi yok. Zaten televizyon odalarini hic sevmiyorum hep boyle penceresiz ve karanlik oluyor (haliyle) ama insan da en cok zamani o odada geciriyor. Uzun lafin kisasi disaridan OMG dedirten evin ici o kadar da `seeeey deeelmis! `. Gorduk, merakimiz gecti.

Dun o yorgunlugun uzerine Perth’te semt secimi ile ilgili bir video cektim, mal gibi cikmisim ama mazur gorun artik. Bugun Ipek evde, dinleniyor. Ben de kaciyorum simdi, sevgiler…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hafta Sonu

Cuma gunu okullar tatildi, uzun zaman sonra kar tatili yasadik. Cumartesi araba bakmaya gittik, burada sahibinden araba bulmak cok zor, kimse kimseye guvenmiyor. Bu yuzden de dealership dealership dolasip deneme surusune ciktik. Yine bir sey almadik ama hic olmazsa karar vermeye daha yakiniz. Pazar gunu ise zamanin cogunu evde gecirip aksama dogru ‘Wonder’ filmini izlemeye gittik. Ben film boyunca agladim. Defne filmin ortasinda dev patlamis misir kovasini yere dusurdu ve tangir tungir yuvarlanan bidon sesi beni kendime getirdi, guldum! O filmi izlerken ben cocuklarimin korkularini dusundum. Yeni bir okula uyum saglama surecine yasadiklari duygulari, arkadas edinme ile ilgili kaygilarini, tek baslarina kaldiklarinda zorbaliklara karsi alacaklari tavirda hangi ic sesi dinleyeceklerini, karsilarina cikacak cesit cesit, tip tip insanlari, hayatin bu zorlu yolculugunda olabilecekleri en iyi insan olma yolunda ne kadar kararli ve guclu olabileceklerini falan filan. Belki, taze gocmen olmasam bu kadar etkilemezdi film beni ama ne bileyim, cok duygulandim iste.

Son birkac yilda, bu siteye yazarken, gormus, gecirmis, yasamis, pismis bir halim vardi. Simdi ise senin gibi hissediyorum, urkek, merakli, bilgiye ac, ogreneyim de cevremde olan biteni bir an once anlamlandirayim diye dusunen ama bir yandan da huzunlu ve yarinin ne getirecegine dair en ufak bir fikri olmayan bir haldeyim.

Bence burada insanlar Avustralya’daki gibi mutlu degiller. Yuzlerinde o mutluluk, huzur, memnuniyet yok. Herkes yaptigi iste robotlasmis, yorgun ve bezgin gorunuyor. Daha da onemlisi bir cesit kabuk var sanki gorunmeyen. Cok bakimli, makyajli, guzel giyimli ama yine de kirilgan ve kendinden razi degilmis gibi gorunuyor alisveris merkezinde karsilastigim tipler. Insanlar sanki cok defensive, her an bir tehditle karsilasacaklarmis gibi, guven yok kimseye…. Anlatmasi zor. Elbette disariya bakis acimi benim icinde bulundugum ruh hali cok etkiliyor ama ne bileyim, boyle hissediyorum iste.

Burada kimse kimseye tam adresini vermiyor. Marketplace, craigslist vs uzerinden bir alisveris yapilacaksa polis merkezinin onunde veya halka acik, kalabalik, kamerlarin oldugu bir yerde bulusup alisverisi tamamliyorlar. Buraya ilk geldigimde Kemal bana bunu anlatmisti ama ben o kadar da inanmamistim. Simdi kendi gozunle goruyorum. Mesela Next Door diye bir App var. Komsuluk bilinci gelistirip ayni mahallede yasayan insanlarin birbirine daha da yakinlasmasini kolaylastirmak icin yaratilmis bir uygulama. Haberlesme, alim-satim, organizasyon, tavsiyede bulunma vs. yapiliyor. Elimdeki tiyatro biletini satmak icin oraya ilan verdim. Bir kadin almak istedi ama Starbucks cafe’de bulusalim dedi. Ben de arabam yok, evime gelme ama sitenin sosyal tesisinde bulusalim dedim. I don’t feel comfortable, I will come there on the weekend with my husband, dedi. Sonucta bileti satmadik, baska bir oyuna degisim yaptirdik ama boylesi ufak bir bilet alimsatim isinde bile bana katilmisim gibi muamele yapilmasi hic hosuma gitmedi. Bir de bileti satmaya calistigim ortam zaten komsuluk App’i. Cok ilginc vallahi! Iste ben bu guvensizligi sevmiyorum. Her an tetikte olmayi. Ote yandan Whitefish Bay’de kaldigimiz evin sokak kapisini kilitlemiyorlardi! Orda da oyle bir guven soz konusu idi. Anlamadim arkadas, kafam karisiyor iste, disorient oluyorum boyle celiskili inputlar alinca.

Ne olur, azicik Ingilizce azicik Turkce konusuyorsun bu ne bicim istir, biraz adam ol filan demeyin. Bari yazarken dusunmeden, rahat, aklima estigi gibi takilabileyim. Siz anliyorsunuz ne demek istedigimi. Ozentiden degil, tembellikten boyle yapiyorum. Terimlerin Turkceleri aklima oyle kolayca gelmiyor. Yurt disinda 5 yili devirin bakin size de aynisi oluyor mu olmuyor mu?

Gidiyorum simdi, annemi arayacagim:)

5 comments

  1. Mucahit says:

    Vesile Hanim ve Kemal Bey merhabalar,

    Oncelikle bu guzel paylasimlari yaptiginiz icin tesekkur edeim. Uzun bir suredir sizi takip ediyorum. 3 yildir korfez bolgesinde calisiyorum. Bahsettiginiz tedirginligi bir Kanadalidan dinledim. Kanada`da yabanci asilli insanlar daha fazla oldugundan ve bu daha kaliteli bir ortam yarattigindan saygi ve duyarlilik daha fazla diyor kendisi fakat Amerikada Amerikalilar kendi milletlerine bile guvenmiyorlar diyor. Ne kotu bir durum. Ben de kismetse yakin zamanda Kanada gocmenligine basvurmayi dusunuyorum. Cocuklariniza da okullarinda basarilar dilerim. Sizin gibi ebeveynlere sahip olduklari icin cok sanslilar 🙂

  2. Vesile says:

    Selam Mucahit, nazik sozlerin icin tesekkur ederiz. Bir de cocuklara sormali ama , onlara gore cok sanssizlarmis, biz her seye karisiyormusuz:))

  3. Aslı says:

    Vesile Hanim merhaba,yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum.Avustralya’da oğretmenlik yapabilmemiz için gerekli şartlardan bahsedebilirseniz bir ara çok sevinirim.Tr den gitmeden önce sağlamamız gereken şartlar,orada almamız gereken eğitim vs…şimdiden teşekkürler.

  4. Vesile says:

    Selam Asli, onunla ilgili bir video cektim youtube kanalimizda. Bir bak istersen, sevgiler:)

  5. Aslı says:

    Aklımdaki tüm sorulara cevap niteliğinde bir video olmuş.Zaman ayirip,bu konuda kafasi karisik olup yeterli kaynak bulamayan bizlere yardimci oluyorsunuz.Emeginiz icin tekrar tesekkur ederim 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Kar tatili

Bugun sabah 5’te cocuklarin okulundan mail geldi. Kar tatili olmus! Ogretmenken gobek attigim bu sevincli gun ev hanimi olunca beni o kadar sevindirmedi. Cocuklar evde, onlarla bir plan yaptik. Az sonra sitenin spor salonuna gidecegiz. Aksama da Avustralya’da school disco’ya denk gelen Blizzard Ball var, orda gonullu oldum biraz erkenden gidip art room setup’ina yardimci olmam gerekiyor. Evde marblingart.com sitesini duzeltmekle ugrasiyorum, biraz temizlik, biraz yemek, biraz internet derken gunler gelip geciyor. Hala 2. arabayi almadik. Gecen hafta sonu GMC denemeye gittik. Bu hafta sonu da Ford ‘un birkac modelini deneyecegiz. Saglik sigortasi belli oldu. 4 kisiye aylik 1460 dolar oduyoruz. Deductible 6000 dolar. Eger Kemal banka kadrosuna gecerse bu miktarin bir cok kismini banka odeyecek.

Gecen cocuklar oyun oynayalim filan dediler bir de baktik ki hakikaten evde anlamli zaman gecirebilecegimiz hic bir aktivite/oyun filan yok. Bir kitapciya baktim, bir tek oyun (board game) 25 dolardi. Sonra Avustralya’nin Salvos’u buranin GoodWill’i olan bir magazaya gittim. Yaklasik 10 tane oyunu 23 dolara aldim. Hepsini birden eve cikarmadim, Kemal’in arabasinin bagajinda biraktim. Tek tek cikartip zamana yaya yaya oynayacagiz kizlarla. Bi satranc seti aldim 3 dolara. Taslari el boyamasi rus matruskalara benziyor, resmen gorunce gozum yerinden firladi, o kadar orjinal bir sey! Cok sevindim. Bir de Mad Gab diye bir oyun aldim , biraz renklendi hayatimiz.

Kemal’in partonu bize yemege geldi gecen hafta sonu. Sarma, yuvalama corbasi, borek, icli kofte, kagitta orman kebabi, sekerpare yaptim. Bu yemek isine iyi alistim ben. Kendimi bile sasirtacak derecede guzel seyler cikiyor ortaya. Sanirim Kitchenaid makinasinin bundaki payi buyuk, cunku iclikofteyi ona yogurttum, cok pratik.

Avustralya’daki evi kiraya verdik biliyorsunuz. Kiracimiz simdi de klima bozuldu, yaptirilmasini istiyoruz filan demis. Bu aileden cekecegimiz var gibi gorunuyor. Touch lamp leri de begenmemisler, degistirttik. Girdiklerinden beri durmadan taleplerde bulunuyorlar. Insallah ilerleyen zamanlarda daha fazla basimiz agrimaz.

Gecen bir kuafore gittim. En son 8 ay once boyattigim saclarimi yeniden boyatmak icin. Phoneix suites denilen bir yer, kapiyi bir actim, iste normal bi kuafore girdigimi dusunuyorum bir de baktim ki iceride 4 metrekarelik minik minik odalar, her oda ayri bir kuafor veya cilt bakim yeri, o kadar garip geldi ki, hani turk hamaminda localar vardir ya iste oyle minik minik bir suru ofis, her biri bagimsiz. Sadece 1 musterilik yer var iceride. Herkes randevu ile calisiyor. Buldum benim kuaforu, yaptirdim sacimi. Boyle bir yer oldugunu da gordum, bir sey daha ogrendim boylece.  Ilginc!

Kemal’in Harvard HBX kursu onumuzdeki ay bitecek insallah, ondan sonra belki karlar da erir ve gezinip izlenimlerimi aktarma firsatimiz olur.

Hepinize selamlar:)

One comment

  1. Sultan says:

    Selamlar, blogta daha sık yaziyor olmaniz cok güzel. İyi eglenceler 😉

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Avustralya mı Kanada mı?

Göçmen olarak kendinizi hayal ettiğinizde eminim sizin de aklınızdan bu ikilem çok geçmiştir. En azından biz de Avustralya’ya gitme kararımızı vermeden önce bu ikilemi yaşamıştık ve en ağır basan (en ayırt edici) özellik olarak Avustralya’nın sıcak iklimini tercih etmiştik. (Şimdiki bulunduğumuz yerle kıyaslama yapmazsanız sevinirim 🙂 )
» Read more..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

IELTS

Selam arkadaslar, bildiginiz gibi IELTS Avustralya’ya gocmen olarak gelebilmeniz icin girmeniz gereken sinavlardan bir tanesi. Yakinda bununla ilgili bir video cekmeyi dusunuyorum ama son zamanlarda bu sinava girmis birileri var mi aramizda? Notlar kac civari? Olaya siyaset karistigi ve Turkiye’de IELTS sinavina girenlerin gecer not almasinin onune gecildigine dair soylentiler var. Sizin basiniza boyle bir sey geldi mi?

Ben IELTS sinavina Ingilizce ogretmeni olduguma guvenerek hic hazirlanmadan girmistim. Akademik modulun writing bolumunde bana grafikleri karsilastirmami ve cizelgelerdeki bilgileri yorumlamami istediklerinde cuvalladim. Ispati da iste burda, writing 6.5!!! Akademik yazi modulune calismanizi tavsiye ederim, sinav tekniklerini bilmek bayagi fark yaratir diye dusunuyorum. Kolay gelsin!

 

3 comments

  1. Murat says:

    Bir çok kişi artık ielts yerine pte sınavına hazırlanıyor. Biz hocadan ielts üzerine özel eğitim almamıza, aylarca hazırlanmamıza rağmen istediğimiz puanı yakalayamadık. Testlerde çok yüksek puan alıyorduk. Amerikalı hoca writtingden 8 alırsın demesine rağmen 5i geçemedik. Bir şekilde bir bölümden mutlaka tosluyorsun veya bilerek yapıyorlar bilmiyorum.

    PTE sınavı ise direkt bir bilgisayar tarafından değerlendirdiği için daha doğru sonuçlar verdiğine inanıyorum ve ilk sınavtan ielts’e göre daha yüksek puan aldık. Speaking’de karşında bir bilgisayar olduğu için daha rahatsın. Bunun gibi bir çok kişi pte sınavından daha yüksek belirtiyor forumlarda.

  2. Vesile says:

    Tesekkurler Murat.

  3. Zühal says:

    Çok teşekkür ederim bizim için bu bilgiler ve paylaşımlar çok önemli,çok kıymetli. Eşimde ieltste çok sıkıntı çekiyor şuan pte hazırlanıyor.İeltse göre pte hazırlanırken daha dikkat etmesi veya farklı çalışması gereken birşey varmı acaba sınava giren arkadaşlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Milwaukee

Hafta sonunda esi Amerikali kendisi Turk bir arkadas bize geldi. Uzun zaman sonra cigkofte yaptim. Et bulabilmek icin dolasmadigimiz yer kalmadi. Kuzu koldan soyle yarim kilo kiyma cek diyecegimiz bir yer bulamadik. Mutlaka vardir da daha biz kesfetmedik sanirim. Milwaukee’de Turk bakkali yok. Arap ve Yunan bakkalinda cok sayida ve cesitte Turk urunleri satiliyor. Ayrica Amazon’dan da alisveris yapiliyor. Biber salcasi, bulgur, tahin helvasi, lokum, nar eksisi vs. her seyi online bulabiliyorsunuz. Cumartesi Ipek’in okulundan 5. siniflar kizakla kaymak icin bulusacakti ama hava 7 – 8 dereceye cikti ve butun karlar eridi. Parka gittigimizde kimseyi goremedik, herhalde insanlar o havada kar kalmayacagini anlayip hic gelmediler. Biz oralarda azicik dolastik sonra eve gittik. Kupkuru agaclar, camurlu balcikli solmus sari cimenler ve sessiz parklar bana Avustralya’nin dogasini aratiyor. Pazar gunu Milwauke senfoni orkestrasinin bir gosterisine gittik. Firebird diye bir oyun ve konser birlikte sahneleniyordu. Konserden once instrument petting zoo dedikleri bir aktivite duzenlemislerdi. Butun muzik aletlerini getirmisler ve isteyen cocuklar gidip bakiyor ve onlari calmaya calisiyordu. Ayrica Kohl (burada bir magaza zinciri) sponsorlugunda kes yapistir postakarti hazirla masasi da vardi. Bir de cocuklar cikartmalar ile muzik notalari olusturuyor ve bestelerini de muzisyenler caliyordu. Son olarak da konduktor nasil muzik yonetir, onunla ilgili bir aktivite vardi. Konser baslamadan bir saat once boylesi etkinlikler ile cocuklari oyalayan, eglendiren birseyler duzenlemislerdi yani. Biz de orada oyalandik, cocuklar etkinliklere katildilar. En cok gozume carpan sey burada insanlarin siraya cok onem vermemesi oldu. Cocuklar, buyukler filan birbirinin onune atliyorlar, once ben gideyim de baskasi ne yaparsa yapsin havasi sezdim. Gorgu kurallarina Avustralya’daki kadar onem vermiyorlar gibime geldi. Konser cok guzeldi, canli bir sekilde senfoni orkestrasini dinlemek hem bizim hem de cocuklar icin cok guzel bir tecrubeydi. Kemal’in calistigi banka, Associated Bank bu gosterilere sponsor oluyor, bu yuzden banka calisanlarina biletler biraz daha indirimli ve on satis ile ilk onlarin almalarina imkan veriliyor. Bu yuzden 4-5 gosteriye bilet aldik. Ilki Firebird idi https://www.mso.org/concerts/the-firebird-family     

Konserden sonra tiyatro salonunun tam karsisinda bir buz pisti vardi orada buz pateni yapmaya gittik. Aslinda sdece Ipek ile Defne kaydi.  Buz patenleri 7 dolara kiralaniyor, suresiz! Istersen 2 saat paten kay. Kimse o soguga o kadar dayanamadigi icin surekli bir rotasyon var. Bizimkiler eglendiler. Biz de Starbucks’dan chai lattelerimizi alip onlari izledik Kemal ile.

Bana umut verdi buz pateni yapan insanlari izlemek. Soguga ragmen hayat belirtisi var. Egleniyor insanlar.

Bu hafta sicakliklar biraz dusecekmis. Kendimize dikkat etmemiz lazim, hala saglik sigortasi isini halledemedik.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Selam

Yasasin, 4 mesaj birden gelmis!!! Sevindim okuyunca. Bugun Facebook’taki Gocmen anneler grubundan sanal ortamda tanistigimiz bir arkadas gelecekti bize. Son zamanlarda Milwaukee’ye 4 Turk ailenin tasindigini soyledi, onlar da yeni arkadaslarla tanismak istiyorlarmis. Ama biraz rahatsizlanmis, gorusmeyi baska bir gune erteledik. Burada henuz cok kisiyle tanismadik ama duydugumuz bayagi cok kisi var. Herkes farkli vize tipleri ile gelmis. Kimisine bizimki gibi Green Card cikmis, kimisi L1 dedikleri isyeri sponsorlugu vizesi ile gelmis, kimisi ise investor, yatirimci vizesi ile burda. Amerika, Avustralya’dan cok daha kozmopolit bir yer. Aksanin nereden diye soran sadece 2 kisi oldu simdiye kadar. Turkiye’deki is guc kaygisini burada goruyorum. Insanlar biraz yorgun, telasli ve tukenmis gorunuyorlar. Kiyafet, giyim kusam konusunda Avustralya’dan cok daha bakimli ve ozenliler. Alisveris merkezlerinde Avustralya’da kimse kimseye bakmaz, tipini, kiligini incelemezdi. Burda Turkiye’deki gibi gozle suzme, inceleme daha cok yapiliyor gibime geliyor.

Hava ilk geldigimizdeki gibi degil. O zaman zaten anormal sogukmus. Simdi -4 ila + 8 arasinda degisiyor. Cok usumuyoruz. Hele bugun cocuklarin okul otobusu icin disariya biraz daha erkenden cikip karda oynamak istemelerine sasirdim ve kendi kendime sanirim alisiyoruz dedim. Ipek icine kisa kollu t-shirt giyiyor ama uzerine sogugu gecirmeyen cok kalin bir mont giyiyor. Okulda disarida oynarken de snowpants giyiyorlar. Genelde disari ve iceri giyinme sekilleri degistigi icin kat kat giyiniyorlar sonra surekli birseyi cikartip otekini giyiyorlar. ayakkabi bile 2 tane, spor ayakkabilari okulda dolaplarinda kaliyor, disariya cikarken bot giyiyorlar, iceride derste spor ayakkabilarini giyiyorlar. Pazar gunu onlari kizakla kaymaya goturecegiz. Ipek’in sinif arkadaslari bir toplanti organize etmis. Bir parkta bulusacagiz. Ben pek disari cikmiyorum, benim sogukla imtihanim olacak bu aktivite.

Dun butun gun bilgisayarda saglik sigortasi arastirdim. Cok karmasik bir sistem. Kafam patladi, moralim bozuldu! Belki eksik veya yanlis anladim ama simdilik anladiklarimdan durumu soyle ozetleyeyim: Yilin belli bir donemi, open enrollment oluyor ve o zaman major bir ozel saglik sigortasi yaptirmaniz gerekiyor.  Eger open enrollment donemini kacirirsan short term saglik sigortasi yaptiriyorsun. Aldigin saglik sigortasi ACA dedikleri Obama’nin yeni cikardigi Affordable Care Act minimum sartlarini kapsamali ve yerine getirmeli yoksa sene sonunda vergi cezasi oduyorsun. Aile gelirin belli bir miktarin altindaysa devlet sigortana katki payi oduyor, ama toplam maasiniz belli bir miktarin ustundeyse – Amerika gayri safi milli hasilanin yuzde 400 uzerinde ise – hic bir katki odemesi alamiyorsun sen kendi cebinden ozel saglik sigortasi almak zorundasin. Yoksa dedigim gibi vergi cezasi oduyorsun.

ACA ile preventive hizmetler, asi, kan testi, taramalar filan cok daha ucuz hale getirilmis, ayrica pre-existing conditionlar yuzunden hic bir sigorta , hayir ben seni sigortalamiyorum diyemiyormus artik. Bir de specialist gorebilmek icin bazen doktordan sevk almana gerek kalmiyormus, hem de cok uzun bekleme listeleri yok, uzman doktorlar her yerde. Avustralya kadar erisilmesi zor degiller.

Kemal ise ilk girdiginde (Apex systems contractor olarak calisiyor) online bir sistemleri var, biz ordan saglik sigortasi yaptigimizi zannettik. Haftada 50 dolar odeyerek bir paket satin almisti Kemal (sadece 1 kisilik). Biz de onu saglik sigortasi zannediyorduk. Meger o cok kucuk, hic bir ise yaramayan gecici ve ufak bir cozummus. Paketin detaylarina bakinca agzim acik kaldi. Yilda toplam 7 kere doktora gitme hakkin var. Her gittiginde Aetna (sigorta aldigimiz sirket) sana sadece 80 dolar veriyor. Toplam odedigin ucret daha fazla ise (diyelim doktor 200 dolar charge ediyor) aradaki 120 dolari sen cebinden oduyorsun. Yilda 7 kere ne demek ? ? Bana cok az geldi. Hele de Avustralya’da bazen haftada 3 kere gidiyorduk doktora. Onunla kiyaslayinca 7 doctors office visit bana cok az gorundu. Sonra butun gece saglik sigortalarina baktik durduk. Kafamiz iyice karisti. Sonra burda bir Turk arkadasin sigorta sirketi oldugunu ve sigorta satislari yaptigini duyduk. Kemal bugun onunla konusmus. O bize en uygun paketi sececek. Henuz kesin rakamlar belli degil sigortayi alinca size daha net bilgi verebilirim. 4 kisilik bir aile ayda yaklasik $1000 veya 2000 odeyerek ortalama bir sigorta alabiliyor diyebiliriz. Oyle bir sistem var ki eger aylik odemeleriniz dusuk olsun istiyorsaniz hasta oldugunuzda hastaneye gittiginizde cebinizden cok para cikiyor, yani aylik odeme dusuk ama bir sey olursa o zaman cok fazla masrafin olacak. Diger taraftan, aylik odemeleri cok yuksek bir paket alirsan da hastalandiginda veya basina bir kaza geldiginde o zaman da cok cep yakmayan bir sekilde, cok masraf odemeden tedavi gormen mumkun oluyor.

Su videoyu izlerseniz sistemi guzel anlatiyor.

 

 

Arkadas, terazinin bir o kefesi, bir bu kefesi var… Biz zaman zaman bakiyoruz, zararda miyiz, kar da miyiz… Anlamak simdilik mumkun degil cunku bu yeni ulkeye dair tecrubelerimiz cok yeni. Cok da desmeden, kurcalamadan yolumuza bakiyoruz. Zamanla gozumuzde daha net bir tablonun olusacagi umudundayiz.

Bu arada defneyilmaz.com’da amator videolarimi yayinladim. Avustralya ilkokul egitim sistemi ile ilgili. Isterseniz bir bakin:)

Hepinize sevgiler, kendinize cok iyi bakin:)

One comment

  1. Onur Aydogan says:

    Selamlar. Biraz geç bir yorum yapıyorum, siz sigorta işini çoktan halletmişsinizdir, ama başka araştıranlar oluyordur diye düşünüp şu videoyu paylaşmak istedim. Bu ailenin youtube kanalında da güzel videolar izlemiştim.
    https://www.youtube.com/watch?v=b9cZ5uYJENo

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Degisiklik

Bugun burasi boyle!

Malum, evdeyim. Isim yok, gucum yok! Can sıkıntısından siteyle ugrastim biraz. Yeni tema yukledim. Degisiklik iyi olur diye dusundum. Hani Sahan Gokbakar’in reytingleri takip eden bir tiplemesi vardi ya, ben de oyle gozlerim fal tasi gibi acilarak site istatistiklerini incelemeye basladim. Gunluk ortalama 350 ile 500 arasinda kafasina gore degisen ziyaretci sayim cok sert bir sekilde asagiya dogru dusmeye basladi. Arkasindan aldigim mesajlari da (1 kisi, o da Esat:)) goz onunde bulundurarak, eski temaya geri dondum.

Verdigimiz rahatsizliktan dolayi ozur dileriz…

Siz okuyun ama ne olur, kendimi cok yalniz hissetmeye basladim burada. Hic olmazsa ekranin arkasinda bir yerlerde, birilerine ulasabiliyor olmak dusuncesi bile iyi geliyor bana…

Hele bir de mesaj atarsaniz, o zaman cok mutlu olurum…

 

7 comments

  1. Hasret says:

    Merhaba,ben işe gelir gelmez bloğunuza giriyorum.Kendinizi yalnız hissetmeyin,sizinleyim..

  2. Hasret says:

    Ben hergün işe gelir gelmez ilk iş bloğunuzu okuyorum.Yalnız değilsiniz😊

  3. Sultan says:

    Ben hep okuyorum, hep aklımdasınız, hep takipteyim. Allah kolaylıklar versin. Türkiye’den selamlar, sevgiler 🙂

  4. Doğan says:

    Merhaba,

    Önceki yazılarınızın sağ tarafa geri gelmesi güzel olmuş, kaç gündür bulamamıştım.

    Sıcaktan soğuğa geçmişsiniz, çocuklar ve siz mutlu oldunuz mu uzun aradan sonra kar görünce yoksa sıcağı arıyor musunuz? 🙂

  5. Elvan says:

    Ben de Ingiltere’den okuyorum Vesile Hanim.
    3,5 yil Norvec’te yasadiktan sonra, 4 yildir Ingiltere’deyiz. Gecen yil Yeni Zelanda’da bir sirketten gelen is teklifini reddettigimizden beri (Auckland’da yasamak Ingiltere’de ki standartlarimiza gore cok daha kotu gorundu yaptigimiz tum arastirmalar sonucu) aklimizin bir kenarina belki bir gun Avustralya’yi deneriz gelince sizin sitenizie denk geldim (sanirim google aramalarindaydi) O yuzden Avustralya hakkindaki tespitlerinizi cok faydali buluyorum 🙂
    Amerika’da kolayliklar diliyorum size
    Sevgiler Ingiltere’den

  6. Vesile says:

    Selamlar Elvan, Avustralya’da yasarken yazmaya pek zamanim olmadi. Simdi bilgilerim hala tazeyken ve zamanim varken aklimdakileri cekip youtube’a yukluyorum. Avustralya’da is bulmak ve Turkiye’ye uzak olmasindan baska hic bir problem yok. Cok guzel bir ulke:)

  7. Onur Aydogan says:

    Selamlar! Okuyanınız çok var merak etmeyin 🙂
    Ben yıllardır dönem dönem okuyorum sizi. Ek olarak, Youtube’a girmeniz bence isabetli oldu. Devir daha hızlı ve maalesef insanlar genel olarak daha hızlı şekilde ve daha kolay tüketilen içerikler tüketmek istiyorlar sanki. Yazarak ulaşabileceğiniz insan sayısından çok daha fazlasına youtube ile ulaşabiliyorsunuz. Youtube kanalınızın izlenme oranı zamanla artacaktır. tag kullanımı, başlık kullanımına filan dikkat edin:)
    Tabi, sakın yanlış anlamayın, bence yazı diliniz çok iyi ve postlarınız keyifle okunuyor, yazmaya devam edin!
    Öte yandan genel olarak videoların yazılı ortama göre başka avantajları olabiliyor. Özellikle bir başka ülke hakkında ansiklopedik olmayan bilgiler ve başka insanların deneyimleri üzerine araştırma yaparken (son 1 yıldır o durumdayım), bazen kısa bir video izlemek, 3-4 sayfa yazı okumaktan daha etkili olabiliyor. İkisinin de yeri ayrı tabi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

TOKAT!

Dun butun gece Ipek bir sunum uzerinde calisti. Odevinin pesine dusme aliskanligimiz da olmadigi icin biz de kontrol etmedik. Meger baska bir odevini yapmamis. Bu sabah ogretmenden tokat gibi bir e-mail geldi.

Good morning Team Motivation parents and students.  I am very disappointed to report that only 11 students completed their 5th Pilgrim Log last night.  They are:

Ki…., Sa……., J……., Sh……, Al…., Jo……., A……, A……….., B……., S…., and A…….  Of those, only 7 completed a paragraph about the experience rather than one or two brief sentences.  All students had the opportunity to meet with their teams for 10 minutes after the simulation to share ideas for notes about this log.  I can think of no reason why it would not be complete.  There are three more parts to this simulation – meaning 3 more log entries.  I fully expect that all logs will be turned in on time for these last 3 parts.  These logs comprise the bulk of their social studies report card grades.
Work hard – get smart, Team Motivation!
-Mrs. Fa…….

Okuyunca kendimi kosedeki cop kutusunun yaninda tek ayak ustunde duran ogrenci gibi pisman, korkmus ve cok uzgun hissettim. Dun gelen guzel mesajdan sonra bu mesaj, sisirmis oldugumuz kocaman balonu bir anla patlatmaya yetti. Ben de tam Avustralya egitim sistemi ile ilgili bir video cekiyordum. Avustralya rahat ve gevsek,  cocuga odev yapma disiplini kazandiriyor mu, kazandirmiyor mu onu tartisiyordum. Cok fena oldum simdi yaa.  Benim cocuklugumda olsaydi bu olay ve annem olsaydi benim yerime, elinde terlikle beni karsilardi herhalde. Fena mi oldu iste, okuduk adam olduk!!! Panik oldum, panik!!!! Ipek gelince ben de ona bir guzellik dusuneyim o zaman simdi…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *