MOTHERS
People take them for granted,
But really, a mother is enchanted.

Who looks after you through strife?
Who chops veggies with a knife?
Who will love you throughout life?

With the gift of love, merriment and joy,
They will buy you lots of toys,
Teach you how to be uncoy,
They’ll make sure you get employed,
Bullies will swiftly get destroyed,
Candy, rapidly deployed,
Moms give everyone,
A reason for life to be enjoyed.

They’ll always rid your face of pouts,
And turn all that into a smile.
Because moms are always worth your while.

People take them for granted,
But really, a mother is enchanted.

-Ipek Yilmaz

2 comments

  1. Sultan says:

    😍😍😍

  2. Emre says:

    Wow! Congratulations ipek! Amazing one, really.. You sound like Shakespeare))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Sendik’s Poetry Competition

Burada Migros gibi buyuk bir marketler zinciri var. Adi Sendik’s Fine Foods. Bu magaza anneler gunu icin bir siir yarismasi duzenledi. Ipek de yazdigi siir ile katildi bu yarismaya. 9-12 yas kategorisinde birinci gelmis. Bize mail attilar. Cok sevindik. Odul bir madalya, siirinin cercevelenmis hali, 55 dolar degerinde anneler gunu cicek aranjmani ve 25 dolarlik hediye ceki. Yarin gidip hediyemizi alacagiz.

Anne-baba olmanin guzelligini cocuklar kucukken opucuk, sarilma ve gidiklama gibi anlarda hissediyoruz. Cocuklar biraz buyudukten sonra ise bu fiziksel aktiviteler yavas yavas azaliyor. Beni en mutlu eden anlar, Ipek’in veya Defne’nin zor karar anlarinda dogru seyleri yaptiklarini gormek. Iste o zamanlarda emeklerimizin karsiligini aldigimizi farkediyorum. Onlara iyi geceler dilerken yataklarinin basinda yaptigimiz sohbetlerin ne kadar onemli oldugunu goruyorum. Birlikte kitap okumanin, veya her gece en az yarim saat suren hikaye anlatma rutininin gorunmez baglarla bizi birbirimize bagladigini, cocuklarimizin gelisiminde boylesi basit rutinlerin nasil buyuk farklar yaratabilecegine sahit oluyorum. Buyuk gurur duydum; cok mutlu oldum. Odulden ziyade Ipek’in “stand out of crowd” dedikleri seyi basardigi icin cok sevindim. Ust uste gelen 2. siir basarisi bu. Iste bu onun uzerine basacagi basamagi; onu cesaretlendirecek, kendini iyi hissetmesine yardimci olacak ve daha iyisi icin ugrasmasini saglayacak. Hepimizin hayatimizda boylesi elevation lara ihtiyacimiz var.  Dilerim hepimizin yoluna boylesi kendisi ufak ama motivasyon verici gucu yuksek guzellikler cikar.

Aferin benim canim kizim, seni cok seviyorum. Bana en guzel anneler gunu hediyesini verdin.

One comment

  1. Sultan says:

    Tebrikler İpek 👏👏 Siirini cok merak ettim doğrusu 😊

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hidirellez 2018

Yeni bir hafta basliyor. Kimbilir kimler ne guzel haberler alacak; kimbilir hangimizin umutlari tazlenecek ve coskuyla uyanacagiz yeni gune.

Hidirellez geldi, gecti. Gul agaci bulamadim bu sene. Evimdeki minik pembe cicekler acan saksinin dibine gomdum dileklerimi. Oteki yillardan biraz daha farkli olarak somut degil soyut seyler istedim daha cok. Bazen dileklerimin gerceklesmesinden korkuyorum. Cunku arkasindan ne dileyecegimi; ne isteyecegimi bilmiyorum. Bir arkadasimin dedigi gibi: “Hic bir sey istedigini elde etmek kadar hayal kirici degildir.”

Bu yuzden dilekdiklerim, sahip oldugumuz seylerin degerini fark etmek uzerineydi. Kiymet bilirlik, sukur duygusu icinde yasamak ve yasama sevinci diledim bu sene.

Kucukken anneannemin anlattigi bir masal vardi. Ayse ile Fatma adinda iki kiz kardes varmis: Ayse mizmiz; agzinda sinekler ucan, tembel, huysuz, cirkin… Fatma ise guzeller guzeli, caliskan, hop hop deyip dagi dagi uzerine koyan cinsten, gulec, iyi kalpli … Sonra bunlarin kaderini merak eden birisi uzun bir yolculuktan sonra bir magara agzina gidiyor ve bunlarin kaderini disari cagiriyor. Uzun bir sure seslendikten sonra magaradan yine birbirine zit iki karakter cikiyor. Sonra da ogreniyoruz ki, Ayse’nin kaderi megerse cok guzlemis. Caliskan, iyi kalpli Fatma’nin kaderi ise cok kotuymus.

Ninem bana ne anlatmak istedi hala dusunurum. Neresinden baksan tutulacak yani olmayan, sut gibi saf beyinleri kisadevre yaptiracak cinsten bir masal. Ama gelin gorun ki bende yer etmis, bunca seneye ragmen unutamadigim bir “haket” olmus bu.

Ne kadar ugrasirsan ugras; alin yazini degisteremezsin mi diyor acaba? Cok iyi birisi olsan da kaderin kotu yazilmissa suruneceksin mi diyor? Beceriksiz, cirkin ve mizmiz kisiler bazen cok iyi hayatar yasarlar; bunu gorunce sasirma, kisakanma her sey kader, dusuncesini mi ekmeye calisti kafama? Valla hic anlamadim. Hatta bazen masaldaki kisi ile kendini ozdeslestirir ya kisi. Ben kendimi hangi karakterle ozdeslestirecegimi dahi bilemedim. Ancak bu masaldan soyle ya da boyle kendi capimda bir anlam cikardim. Ayse ile Fatma aslinda ayni kisi. Hayata hangi pencereden baktigima bagli olarak iki farkli kader goruyorum. Kendi kaderim de kendi hikayemi nasil anlattigima bagli.

 

Burdaki hayatin resmini iki sekilde boyayayabilirim. Buranin soguk havasindan sikayet edip geride biraktigim meslegimi, evimi ve arkadaslarimi ozleyerek hayiflanabilirim. Kontrat bitince sap gibi ortada kalacagiz diye karamsarliga kapilip, “azicik asim, agrisiz basim” gunlerimize yazik ettik diye yana yakila dolasabilirim. Karsilastigim her guzellige, Avustralya’da bu daha guzeldi diye b.k atabilirim.

Veya sesimi kesip, yeni dunya, yeni hayat diyebilirim. Uyanan baharin, koyu yesil cimenlerin, cesit cesit kus seslerinin keyfini cikarabilirim. Bu gokyuzu ayni gokyuzu deyip; kendimi evimde hissetmem icin 5 yilin gecmesini beklemeyebilirim. Kemal’in icinde uyanan ogrenme, kesfetme, ilerleme ve calisma azmini hayranlikla izleyip ondan ornek alabilirim. Hep ozlemini cektigim bos zamanimi anlamli, kaliteli aktiviteler ile doldurabilirim.

Hani dedim ya, “Hic bir sey istedigini elde etmek kadar hayal kirici degildir.” Hayatim boyunca en cok istedigim sey kendimle basbasa kalacagim zamanimin olmasiydi. Oldu, simdi oyle kalakaldim. Ne yapacagimi pek bilemiyorum, o odadan o odaya gidiyorum. Bir ise girisiyorum, iki dakika sonra o isi yarim birakip baska bir sey yapmaya basliyorum. Alakasiz zamanda alakasiz miktarda yemek yapiyorum. Bir kitaptan iki satir okuyorum, ama okurken gozum bilgisayarda, kalkip internete giriyorum ama internette dolasirken bir fincan kahve ile balkonda oturmanin hasretini yasiyorum filan. Karmancorman oldum.

Ama biliyorum ki bu da gececek. Bir nehire dustugun zaman don’t fight with the water; float with the water. Birazcik zaman…

O yuzden Hidirellez dilegim, ona da buna da sahip olmak degil, huzur. Kafa rahatligi, dinginlik, sakinlik, guzellikleri gorecek goz, yediginin keyfine varacak agiz tadi, can sagligi. Maymun aklimin  azicik efendi olmasi!!!

Hepinizin dilekleri kabul olsun.

Nereye giderseniz gidin, huzurla, bereketle ve sihattle gidin.

One comment

  1. Sultan says:

    Yine o kadar güzel bir yazi olmus ki, yaziniza dilinize saglik 😊 Yazdiklarinizin çoğunda kendimden bir parca buluyorum ve problemlerle basa cikma yontemleriniz bana ilham veriyor. Bol güneşli günler diliyorum size 🌞

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Churchill basariyi soyle tanimlamis: “Success is the ability to go from one failure to another with no loss of enthusiasm.”
“Başarı hezeyandan hezeyana istekte bir azalma olmaksizin gidebilme gucudur.”

Dun izledigimiz bir filmden aklimda kalan sozlerdi bunlar.

Umarim her sey yolundadir! Gocmenlik planlariniz tikirinda gidiyordur.

Okulda yapilan bir oylamada Ipek’in siiri en guzel siirler arasina girdi ve Arbor Day’de Ipek siirini Mayor’in onunde okudu.  Bugun bu yuzden kizlarin okuluna gidip Arbor Day kutlamalari torenlerine katildim. Arkasindan eve gelip Ebru yaptim. 10 dakika sonra cikip ebru malzemeleri ile kizlarin okuluna gidecegim, orada 5th grade hangout aktivitesine ogrencilere gonullu olarak ebru yaptiracagim.

Ipek yorum yazmis siteye, demek ki siteyi takip ediyor. O zaman burdan da soyleyeyim. Seninle gurur duyuyorum kizim. Okunmasi keyifli, anlamli ve kulaga cok hos gelen seyler yaziyorsun. Senin yazdiklarini okumak harika!

The Story Of A Splendid Seed

 

On a breezy summer morning, a tiny seed drops.

It falls down, with a plop,

Like a raindrop.

 

It stays that way for a while,

The sun warms it with an enchanting smile,

 

Then a dog looks for its’ junk pile.

The baby tree stays immobile.

The dog races toward the seed,

It increases it’s velocious speed

It rushes and races, knocking down weeds,

It digs to look for the bone it buried,

Spattering dirt all over the weeds

That shelter the helpless, little seed.

 

The weeds are wrecked, the seed is smothered,

Then slowly, one after another,

Raindrops send the dog running for cover.

 

They moisten the dirt and turn it to soil,

They embroil the seed,

Up from the ground,

With soil to surround it,

Trees abound it,

With nothing to down it,

The seed works past mounds.

 

When it grows into a tree,

What a lovely one it’ll be!

I can imagine hives and bees,

On that wondrous beauty.

Maybe I’ll build a house in that tree,

And up there, I might have afternoon tea!

 

-İpek Yılmaz

Nisan 2018

 

3 comments

  1. Devrim says:

    Şiire bayıldım 👏 Yaşına göre bence çok çok iyi. Hayal dünyası, naifliği, sözcük seçimi herşey mükemmel. Bi harikasın İpek’ ciğim 🙂 Gelecek vaad ediyorsun bence. İşte annesinin kızı demem gerek 😍

  2. Sultan says:

    Tebrikler İpek, yolun her daim acik olsun 👏👏👏👏👏👏

  3. esat says:

    tebrikler İpek, şiirine bayıldım 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Nature Center

Bugun Defne’nin sinifi Nature Center’e geziye gitti. Ben de gonullu anne olarak katildim onlara. Buraya has kus turlerini bize anlatan cok eglenceli bir amca esliginde 40 dakika filan karli bir ormanda yuruduk. Kipkirmizi olan kardinal kusunu ogrendik. Gogsu kirmizili Robin’i  ve kucuk ama tam bir bas belasi olan bluejay kusunu gorduk. Amca bana organik tavuk ve hindi yumurtasi hediye etti. Kendime kulaklari ve agzi da yapatan kurklu bir baslik ve extreme havalar icin dayanikli bir eldiven almistim bu yuzden hic usumedim disarida. Eglencli guzel bir gundu. Eve geldigimde migrenim kalkmisti ama (sanirim karin beyaz parlakligindan). Oglen 2 saate yakin uyumusum, cok iyi geldi. Sonra kizlari okuldan ben aldim ve Ipek’i keman dersine goturdum. Gectigimiz hafta sonu secmelere girdi, bilmiyorum anne bence kotu caldim, herhalde secilemem. Birkac kere yanlis yaptim ve tekrar tekrar basladim calmaya filan dedi. sonucta bilmiyoruz ne olacagini. Haziran’da sonuclar aciklanacakmis. Binlerce cocuk girmis secmelere. Sonra Ruby Tuesday’da aksam yemegi yedik (Hint: Sali gunleri kids eat free) ve eve geldik. Linkedin profilimi duzenlemekle ugrastim biraz. Sonra da sizleri cok ihmal ettigimi dusunup biraz yazmak istedim.

Hayat nasil gidiyor diye soracak olursaniz, EKG gibi bir gun dipte bir gun tavandayim. Burayi bir gun seviyor, bir gun nefret ediyorum. Duygularim biraz durulsun diye de aklimdan gecen her seyi yazmiyorum. Biliyorum cunku, gocmenlik psikolojisi, hersey zamanla iyi olacak, buraya da alisacagim…

2 comments

  1. Sultan says:

    Her sey güzel olacak 💞

  2. Ipek says:

    Merhaba. Bu Ipek Yilmaz.
    Ben Avustrayla’ya geri GITMEK ISTIYORUUUUUUUUUUM

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Youtube

Arkadaslar Youtube’a video koymaya devam ediyorum. Son olarak Madison’a ogrenci olarak gelecek bir arkadasin sorularini cevaplamaya calistim. Link burada: https://www.youtube.com/edit?o=U&video_id=s6Pwb_R6cf8

Bir de tavsiyeler uzerine kanalda Amerika ismi gecsin diye bir degisiklik yaptim. Yeni adimiz Amerika’da yasam.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Mum, sometimes when I watch a show or something on TV and someone gets angry. I get to think that it is my fault. But I know it is not.

Defne soyledi bunlari. Az once. Bir bicak gibi saplandi sozleri yuregime.

Onu cok iyi anliyorum. Oldukca yaygaraci ve ufak tefek kavgalarda cadi gibi olusundan ama is ciddiye binip de gercekten onemsenecek birseyler oldgunda bir anda pisiriklasip sessizce kosesine cekildiginden…

Ben de aynen onun gibiyim. Herseyin benim sucum oldugunu dusunurum.

Soylediklerime ve yaptiklarima cok dikkat etmem lazim. Bu berbat duygu yuva yapmadan kizimin icine ondan kurtulmamiz lazim.

3 comments

  1. Devrim says:

    Canım acaba Avustralya’da fazlaca önemsenen good manner eğitiminin Defne’de böyle bir psikoloji yaratmış olması mümkün mü? Hep etrafındaki insanlara karşı nezaket göstermek ve bunun onlar tarafından takdir edilmesi ya da edilmemesi çocukları strese sokar mı? Bilemedim, çünkü Defne çok şen şakrak, mutlu bir çocuk. Yüzünden gülümsemesi ve muzurlukları eksik olmaz ki onun benim gözlemlediğim kadarıyla.

  2. Vesile says:

    Hakli olabilirsin Devrim, bilmiyorum. Cok etkilendim o oyle deyince. Bir de bu aralar dogan cuceloglu izleyip duruyorum, guilt kicked in!

  3. Devrim says:

    Bir anne olarak öyle bir konuşmadan etkilenmemek mümkün değil, seni çok iyi anlıyorum. Ama bloğunu baştan sona okuyan ve seni tanıyan herkes gibi sizleri çok seviyoruz, birazcık da tanıdığımızı sanıyoruz. Sen çok ilgili, mükemmel bir annesin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wisconsin Ehliyet

Arkadaslar gecen gun DMV denilen Wisconsin ehliyet subesine gittim. 3-4 saat surse de sonunda ehliyetimi alabildim. Pasaport, greencard, adres gosteren belge ve Avustralya ehliyetimi gostermem gerekti. 15+50 soruluk bilgisayar testine orada, o anda girdim. Bunun icin bir ucret odemedim. Sinavi gecince benim fotografimi cektiler ve yeniden beklemeye koyuldum. Goz testimi yaptirdim ve masadaki yasli teyzeye road test icin gun almak istedigimi soyledim. Doluyuz ancak bir ay sonraya verebiliriz, filan dedi. Sonra bana sinavi gecemezsem driver permit ile araba surecegimi filan soyledi bu bolumu agzinin icinde geveledi acikasi ne demek istedigini cok iyi anlamadim). Oyle olunca panik oldum, bir dakika dedim, simdi yol testinden kalirsam tek basima araba suremeyecek miyim, driver permit mi gerekecek filan diye biraz sitem ettim. Hem Turkiye hem de Avustralya ehliyetim oldugunu, kabul edip edemeyeceklerini sordum.  Ondan sonra kadin mute oldu, bilgisayara dalip gitti. 10 dakika sonra basini kaldirip kusura bakma beklettigim icin, Avustralya ehliyetin varsa belki road testine ihtiyacin yoktur, onun icin sitedeki bilgileri iyice okuyorum dedi. Madem ona bakiyorsun, take your time, sonsuza kadar bekleyebilirim, sorun yok dedim. Sonra kadin 10 dakika daha inceledi, sonra kalkip bir arkadasina sordu. Cenevre sozlesmesi falan filan dediler. Velhasil nasil oldu cok da anlamadim ama sonunda bana Wisconsin ehliyetimi verdiler. 28 dolar odedim. Hepsi bu. Hala, bir yanlislik yaptik gel ve direksiyon testine gir diyecekler diye odum patliyor. Kadin bana kagit uzerinde ehliyetimi verdi, gercek kart da posta ile 5 -10 gune gelecek dedi.  Direksiyon testine girmeyi Avustralya’daki tecrubelerim yuzunden hic istemiyordum. Dorduncu denememde ancak gecebilmistim, her test icin gun almak olum gibiydi. Gun yok, bekle bekle zaman geciyor. Ayrica her giriste ucret odemek gerekiyordu filan ; pek hos degildi yani.  Neyse sonunda ehliyetimi aldim, mutlu oldum. Darisi tum isteyenlerin basina:)

One comment

  1. Fatih Öztürk says:

    Vesile hanım youtube da videosu olan konuların altına video linkini de koyarsanız bence güzel olur. Nacizane tavsiyem. Kazasız belasız sürüşler inşallah. Esen kalın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Rizk

Benim basvurdugum islerden simdilik ses seda yok.

Durust olmak gerekirse ne ozgecmis duzenlemeye ne de is basvurularinda bulunmaya o kadar da zaman ayirmiyorum.

Kemal ile konustuk, simdi 4 kisilik tek gelirli bir aile kosullari altinda degerlendirilip ona gore vergi oduyoruz. Ben calisip yillik 30-40 bin dolarlik bir ise girsem toplam aile gelirine bakip vergi dilimimizi artiracaklar ve nerdeyse tum kazandigim vergiye gidecek. O yuzden saatlik 10-15 dolarlik bir ise girmenin maddi acidan getirisi pek yok. Ote yandan kizlarin okulu, evin sorumluluklari vs. aksayacak. Bir de benim tam zamanli calisitigim zamanlarda evde teror estirdigim dogrudur. Sitenin taikpcileri ne kadar stresli, yorgun ve bitkin oldugumu bilirler.  Bu sartlara bakinca simdilik boyle devam etmenin daha dogru olduguna karar verdik.

Simdilerde kafayi zihni projelerimi gerceklestirmeye taktim.

Cocuk kitaplari yaziyorum

Ingilizce cocuk kitaplarini Turkce’ye cevirmek icin arastirmalar yapiyorum

Youtube’da gocmenlikle ilgili tecrubelerimi paylasiyorum

Montessori ders icerigi materyalleri hazirlamayi dusunuyorum

@ingilizcecocukkitaplari adiyla Instagram’da bir hesap olusturdum Ingilizce cocuk kitaplarinin tanitimini yapiyorum. Eger ilgilenen olursa burdan ikinci el kitaplar bulup memleketim cocuklarina bu kitaplari more affordable bir sekilde gondermekle ilgili dusuncelerim vardi. Bir gece uykularim kacmisti, buradan Turkiye’ye indirimli kitap satisi filan yapabilir miyim diye. Malesef ulkemizdeki cocuklar Turkce kitap bile zar zor okuyorlar, degil Ingilizce kitaplar okuyacaklar.  Bu yuzden henuz ticari bir plan olmaktan cok cok uzak bu dusunce ama yine de kitap tanitmaya devam ediyorum. Cunku bunu yapmayi cok seviyorum. Ileride cocuk kitaplari ve cocuklara Ingilizce ogretmek uzerine Youtube videolari da cekmeyi istiyorum.

Son olarak Ebrulu urunleri buranin sanat butiklerinde satmayi dusunuyorum.

Bu planlardan hangilerinin basarili olacagini hangilerinin suya dusecegini zaman gosterecek.

Boyle durumlarda Semsi Yastiman’i dinleyip guluyorum.

 

Yere dustum hiz ile…

 

 

Allah her kula bir zenaat vermiş
Meğer ki bol nasip kısmet yazıla
Kimine hoş geçim kanaat vermiş
Kimine hırs vermiş doymaz az ile

Terk-i sıla ettim on beş yaşımda
Dolaştım bir hayli kendi başımda
Her ne iş tuttuysam felek karşımda
Nâçar kaldım paylaşılmaz koz ile

Garip kaldım kimse yardım etmedi
Küçük memur oldum maaş yetmedi
Ev geçimi hiç de düzgün gitmedi
Ceryanı kestiler kaldık gaz ile

Tuhafiyeciliği seçtim olmadı
Terzi oldum kestim biçtim olmadı
Kumaş mağazası açtım olmadı
Hep malları güve yedi haz ile

Marangozduk el kaptırdık hızara
Tellal oldum kıtlık geldi pazara
Fırıncı oldum yangın çıktı kazara
Malım mülküm harap oldu köz ile

Kasap oldum bereketin adı yok
Kimi et yağsız der kimi budu yok
Aşçı oldum yemeklerin tadı yok
El âlemi suya yaktım tuz ile

Manav oldum hep çürüdü yemişler
Kunduracı oldum bilmez demişler
Reçber oldum bütün ters gitti işler
Aylar yıllar geçti kurak yaz ile

Dabbak oldum hep çürüdü deriler
Celep oldum ölüp gitti sürüler
Bakkal oldum kaçtı hep müşteriler
Başka bir iş yapsam hangi yüz ile

Demirci oldum herkes beni haşladı
Gürültüden şikayete başladı
Çöpçü oldum mahalleli taşladı
Süpürürken evler doldu toz ile

Nalbur oldum kimse kapım çalmadı
Saatçi oldum sağlam saat kalmadı
Takımları sattım kimse almadı
Mezatçıya verdim yüz bin naz ile

Eczacılık yaptım arttı ölümler
Mühendis oldum ağır geldi ilimler
Fotoğrafçı oldum yandı filimler
Müşteriye karşı döndük rezile

Çiçekçi oldum hep goncalar buruştu
Nakliyeci oldum kamyonlarım vuruştu
Telefoncu oldum hatlar karıştı
Tamirat bitmedi hemen tez ile

Karaborsa bilet sattıramadım
Sahte makbuz kestim yutturamadım
Spor toto oynadım tutturamadım
Haftalıklar bir bir gitti vız ile

Hakim oldum cezayı çok gördüler
Trafikçi oldum fazla yordular
Polis oldum çok vazife verdiler
Kaçırdım mahkumu yorgun göz ile

Maliyecilik de değil pek kolay
Gümrükçülük yaptım duydum çok kolay
Bankacı oldum bir ay sonra bir olay
Açık verdim vızıla da vızıla

Halıcı oldum bonolarım çatıştı
Çünki işim taksit ile satıştı
Yorgancı oldum hep pamuklar tutuştu
Kaldım bir tek iğne bir top bez ile

İşportacı oldum malım basıldı
Şoför kahyası oldum sesim kısıldı
Sütçü oldum bütün sular kesildi
Çoğaltma çaresin bulduk buz ile

Elektrikçi oldum çektim telleri
Karıştırdım odaları holleri
Hep cereyan çarptı tutan elleri
Tesisatı söktürdüler tez ile

Asker oldum anam yollara baktı
İzin istemekten amirler bıktı
Subay oldum sık sık tayinim çıktı
Turist gibi şarkı garbi gez ile

Boksör olsam kuvvetli kol istiyor
Sarraf olsam parayı bol istiyor
Öğretmenlik ince bir yol istiyor
Atatürk’ün gösterdiği iz ile

Şekerci oldum şekerlere zam geldi
Kabzımal oldum hep meyvalar ham geldi
Camcı oldum bütün kırık cam geldi
İşin yoksa hem ağla hem sızıla

Matbaacı oldum karıştı harflar
Tersinden okundu kağıtlar zarflar
Müşteriden duyduk çok ağır laflar
Bedduayla dedi işin bozula

Emlakçi oldum çok söyledim yalanı
Göremedim benden bir ev alanı
Mimar oldum çözemedim planı
Geçti ömrüm yanlış formül çiz ile

Tapucu oldum hep karıştı sınırlar
Sahipleri garez etti sanırlar
Kadastrocu olsam gaddar tanırlar
İnkisarla uğrattılar nüzule

Berber oldum belediye kapattı
Kahvecilik yaptım sermayem battı
Meyhaneci oldum dükkan top attı
İçen kaçtı hepsi ayrı poz ile

Şoför oldum arabayı devirdim
Pilot oldum tayyareyi savurdum
Vatman kaptan oldum dümen çevirdim
Hiçbir gün gitmedi rotam düz ile

Doktor oldum tedaviye geldiler
İlaç verdim zehirlenip öldüler
Dişçi oldum suçu benden bildiler
Zayıf gelen çıktı şişman yüz ile

Müteahhit oldum tez iflas ettim
Avukat oldum hep boş dava güttüm
Gazeteci oldum çok fazla öttüm
Tıktılar hapise birkaç söz ile

Üfürükçü oldum kendim çıldırdım
Müezzin oldum cemaati yıldırdım
İmam oldum yanlış namaz kıldırdım
Müftü el çektirdi işten vaz ile

Baktım hayırsızım ortada kaldım
Vazgeçtim sanattan başka iş buldum
İnşaata girdim amele oldum
Ta üst kattan yere düştüm hız ile

Velhasılı hiçbir işte gülmedim
Meğer kader böyle imiş bilmedim
Bir de hovardalık yapayım dedim
Yedik malı mülkü karı kız ile

Şemsi der münasip bir iş bulamadım
Gidip bir baltaya sap olamadım
Bağlamadan başka saz çalamadım
Akıbet ırızkım çıktı saz ile

Şemsi Yastıman

 

Memleketinin guvenli limanlarindan, bildik kiyilarindan uzakta el yordami ile her meslegi deneyen beyni isil isil, yuregi korkusuz arkadaslarim… Biz bu isi yapariz, yere dussek de hiz ile, kalkar dikiliriz yine ayaklarimizin uzerinde.

Her sey cok guzel olacak…

 

One comment

  1. Mesut Dinçer says:

    Vesile sizin için de her şey çok güzel olacak.
    Bol şanslar diliyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Is guvenligi

Avustralya beni hayatta en cok korkutugum seylerle yuzyuze getirdi.

Anne-babamdan o kadar uzakta nasil yasarim? Kardeslerimi gormeden, akrabalarimizin dugunlerine, sunnetlere gitmeden, teyzemin lezzetli Urfa yemeklerini yemeden, anneannemin beyaz sabun kokulu nevresimlerinde uyumadan ne kadar uzun sure dayanabilirim? 17 saat sadece ucus mesafesi. Urfa – Istanbul ucusunu saymiyorum bile.  Nasili yok, gidiliyormus ve yasaniyormus.

Iki cocugumuz var, ya is bulamazsak, para kazanamazsak ne yapariz? Birikimlerimizi yiyip bitirince ne olacak? Gittik 4 ay is aradik. Onlarca red aldik. Gururumuz kirildi. Birikimlerimiz hizla suyunu cekti. Sonra bir gun once ben, sonra Kemal is buldu.

Erkek evin diregidir, calismasi cok onemli. Ya isini kaybederse ne yapariz? Hoop Kemal’i redundant ettiler. 4 ay is aradi. Biz o arada Turkiye’de idik. Geri dondugumuz gun bizi havaalanindan almaya sirket arabasi ile geldi. Yeni bir is bulmustu.

Urfa’da ”sıkıntı getirmek” derler depresyona. Kolun kirilmasi veya ayagin incinmesi gibi bir sey degil. Ne zaman basladigini, yuregini, zihnini ne zaman kapladigini farketmezsin bile o kara bulutlarin. Birden kendini dibin en dibinde bulursun. Ne agzinin tadi, ne gozunun isiltisi kalmistir. Hayalet gibi dolasirsin. Gulmek zorlama, uyanmak zahmetli, yasamak agir gelir artik sana. Ona da girdim. Bilmeden. Sonra kendime cok acidim. Yasamimi bos yere harcadim, her sey anlamsiz diye uzulup, yakinip durdum. Sonra terapiye (Avustralya’da bedava) gidip bilmedigim yaralarimla yuzleserek kurtuldum o ruh halinden. 6 seans sonunda degismistim ve iyisiyle kotusuyle kendimle yasamayi ogrenmistim.

Kizlarim benim her seyim. Onlara bir sey olursa yasayamam. Benim dunyam, yasama sevincim, en degerli hazinem onlar derdim hep. Defne’nin boynunda bir ur cikti. Bir ay icinde ameliyat olmasi gerekti. Doktorlar bana kanser olabilecegini, o durumda kemoterapiye baslayacaklarini filan soylediler. Ayni gun, hic bir seyden haberi olmayan Defne bana bakip, ‘Anne, ben saclarimin kel olmasini hic istemem, boyle periler gibi upuzun olmasini cok seviyorum.’ dedi. Defne ameliyathanede iken kapinin onunde dunyamin neredeyse basima yikilacagindan korktugum ve durmaksizin dua ederek bekledigim o birkac saati hic unutamam. Cok sukur, tumor iyi huylu cikti. Ertesi gun taburcu ettiler, hayatimiza kaldigimiz yerden devam ettik.

Cok uzaklardayiz, Kemal olmadan iki cocukla tek basima asla yasayamam. Kemal’siz hic bir sey yapamam, zaten beceremem. Kemal is aramak icin Amerika’ya gitti. 7 ay boyunca Avustralya’da tek basima, iki kizimla, ayni zamanda her gun ise gidip calisarak yasadim. Dunya yikilmadi.

Simdi Amerika’dayiz. Kemal sozlesmeli calisiyor. Yilin sonunda proje bittiginde isi de bitiyor. Gelecegi goremiyoruz. Bazen gecenin bir yarisi aciyorum gozlerimi. Bir ucurumun kenarindayim. Kalbim hizli hizli carpiyor. Dunya korkunc, deli, manyak bir yer gibi geliyor bana. Donen etege binmis cilginca donuyorum sanki, nerede oldugumu bilmeden, gozumu hic bir yere odaklayamadan savrulup duruyorum. Ya Kemal isini kaybederse diyorum. Ben de calismiyorum, ne yapariz diye dusunuyorum. Kaygilaniyorum, korkuyorum. Sonra Avustralya’yi hatirliyorum. Butun korkularimla tek tek goz goze geldigim, bicak sirtinda gecirdigim gunleri hatirliyorum. Sonra anliyorum. Hayatta hic bir seyin garantisi yok. Ne is guvenligi, ne can guvenligi, ne mal guvenligi. Hepsi bir yanilgi. Beklentilerin ne kadar yuksek olursa uzuntun ve kaygin o kadar buyuk olur. Sadece inanc lazim bize. Is gelip gecer, paran bir anda pul olur, en sevdiklerini bir anda kaybedebilirsin. Insan ne is guvencesi aramali, ne de baska bir guvence. Cunku her an her sey olabilir. Insan kendine guvenmeli. Yeniden ayaga kalkacagina, gunesin ertesi gun yeniden dogacagina guvenmeli. Uzuntu de sevinc de hemen surda koseyi donunce. Ama korkma, yuru. Hic bir sey olmayacak sana, soz veriyorum. Her sey gececek. Yollar hic bitmeyecek. Donusler, donemecler hep olacak, yeter ki sen durma.

 

5 comments

  1. Devrim says:

    Canım Vesile, ne güzel, içten bir günce olmuş bu… Sanırım tüm göçmenlerin yitirdiği şey aidiyet duygusu, kendi özelimde ben maalesef Avustralya’ya gelmeden evvel bu aidiyet duygusunu yitirdim. Halkımı çok sevmeme rağmen, onlara ait, onlar gibi hissedemiyordum kendimi. Çok yabancılaştırıcı, yıpratıcı bir süreçti. Sonra uzun uzun sustum, konuşacak şeylerim olmadığından değil bilakis çok vardı; konuşursam anlaşılmayacağımdan. Her gün daha yabancı, daha uzak uyanıyordum doğup büyüdüğüm memlekete. Zamanla köksüz, bağsız hissetmeye ve bunu isimlendirebilecek duygusal olgunluğa eriştim. Ardından evlatlarımı düşündüm, kızım için ayrı endişelendim, oğlum için ayrı. Kızım farkında bile olmadan nasıl yaşamak istediğini, nelere muktedir olduğunu bilemeden edilgen bir ruh haliyle büyüyecek, oğlum ise gereğinden fazla önemli hissederek olduğundan çok daha güçlü ve cesur görünmeye çalışarak duygusal gelişimini tamamlayamayacaktı. Bu minikleri kendilerine biçilen rollerinden kurtarmak istedim. Buraya geldik vesselam, öyle çok beklenti ile değil aslında. Biliyorum ki, bir iş bulabilsek ben ya da eşim farketmez, bu minikler bambaşka bir hayat yaşayacak. Daha az ağırlığı olan, daha az çelişkisi olan huzurlu bir hayat. Bunun tarifi mümkün değil, bıdıkların sorumluluğu öyle bir yük ki omuzlarımda beni durduğum yere sabitliyor ve bu yükten başka hiç bir şey düşünemiyorum, duygusal anlamda bir iğdiş gibi. Böyle zamanlarda yani tüm umutlarım somut olarak bir iş bulmak biçimine dönüşmüşken birey olduğunu ya fazla unutuyor (ya da fazla mı anımsıyor demeliydim bilemedim) insan. Bununla baş etmek zor ve sanırım tüm imkanlarını zorlayıp, yapılabilecek her şeyi yapmaktan başka bir seçenek de bırakmıyor insana. İşte bu gibi süreçleri iyi yönetmek, sakin sakin düşünüp doğru adımları atmak yani böyle bir kafayla taş gibi bir irade ve telkin gerektiriyor. Senin bloğun benim için uzun zamandır değerli bir motivasyon kaynağı, bilerek veya bilmeyerek yaşamlara dokunuyorsun; bir aidiyet hissi yaratıyorsun, kalbini ve yaşantını açtığın için sana sonsuz teşekkürler, hayatımdaki nadir inceliklerden birisisin.

  2. Vesile says:

    Sen de benim can dostumsun. Ruhlarin anlastigi, kelimelerin otesinde bir dostluk bu. Eskisi yenisi yok. Seni hep taniyor gibiyim. Hepimiz ayni gemideyiz burada, aslina bakarsan insanoglu olarak ayni gemideyiz. Yuruyoruz uzun ince bir yolda. Ama hic olmazsa yalniz degiliz, yuregimiz birbirimizin elinde Devrim’cigim. Sevgilerimi yolluyorum sana…

  3. Devrim says:

    Canım Vesile, ben be şanslı bir insanım diye düşündürten incelikli can dostum benim. Sevgilerinle…

  4. Devrim says:

    Sevgilerimle diyecektim, ufff… Ne dumurum

  5. Didem TUFAN says:

    Çok iyi geldi satırlarınız bana. Tam da taşınmadan az önce. Karnımda yeni bir bebekle. ilaç gibi geldi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *