Medicare

Bugün hava güzel. Gökyüzü harika bir mavilikte ve serin bir rüzgar var. Sabah kocamı Perth’teki ilk iş gününe yolculadım arkasından gelecek misafirim için arka bahçeyi yıkadım ve börek pişirdim. Misafirim, Defne’nin sınıf arkadaşının annesi ile oryantasyon toplantısında tanıştım. Adı Katia, kendisi Italyan eşi Irlandalı. Eşi FIFO çalışıyor. 3 hafta madende 1 hafta evde. Onun da iki oğlu var. Eş ruhlar birbirini çeker ya, yine öyle oldu. Türk kahvelerimizi içip çok derin bir sohbete daldık. Italya hakkında bir çok şey öğrendim. Çok ortak noktamız olduğunu farkettik. Perşembe günü çocuk plajında piknik yapmak üzere sözleştik. Geçen gün de yine İranlı dostlarda akşam yemeği vardı. Aslına bakarsanız burada da kendimize göre bir çevremiz oluştu. Bir kahveye gidelim desen aklına 6-7 isim birden geliyor. En güzeli de trafik yok:)
Her gün 10 dakika hiç bir şey düşünmemeye zihnimi boşaltmaya çalışıyorum. 5 dakika da jimnastik yapmaya çalışıyorum, ama ikincisi çok ağır geliyor, itiraf edeyim:) Bloguma yazmayı çok özlüyorum, her gün aklıma ufak tefek şeyler geliyor ama yazma fırsatım olmuyor. Buraya sıkıştırmaya çalışayım:
Kemal işe başladığı için arabayı alması gerekiyor, bizim evde tıkanıp kalmamızı istemediği için yakın yerlere giderken kullanacağımız ikinci bir araba almayı düşünmeye başladık. Komşunun evinin önünde 95 model bir Daewoo gördük. 2000 dolar yazmıştı. Ancak 1200 verebilirim dedim. Olur dedi. Cuma gününe kadar kullanacak, sonra da biz alacağız (büyük ihtimalle…). Araba alım satımında zor bir şey yok. Hem alıcı hem satıcı bir form doldurup postalıyor, bir hafta içinde araba adına geçmiş oluyor. Araba işi böyle.
Pazar günleri gittiğim Mandjar Market’ten ayrılmaya karar verdim. Ister ayran gönüllü ister maymun iştahlı deyin,artık hevesimi aldım oradan. Artık kurs vremeye yoğunlaşacağım (İnşallah!). Bu Cuma Perth City Farm’a gidiyorum, Subat ve Mart’ta kitap ciltcilerine kurs vereceğim, Nisan ayı için de bir gurup bugun rezervasyon yaptırdı. İpek eşarp ebruladım ve Fremantle sanat galerisinin gift shop’unda vereceğim. 3 ay orada kalacak. Satılırsa yarısını onlar alacak yarısını bana verecekler, satılmazsa urunlerı bana 3 ay sonra iade edecekler. Böylece Pazar günlerimiz boşalacak ve Kemal’ciğim erken kalkıp stand hazırlama işiyle uğraşmayacak.
Sonra geçen hafta Medicare numarası aldık. PR vizeye başvuru yaptığımız için hak kazanmıştık ve böylece artık devletin sağlık sistemine kayıtlıyız. Bu hafta en çok bu işe sevindik. Nede olsa kazanmak için bayağı uğraştığımız bir ayrıcalıktı bu. Özel sağlık sigortasını iptal ettirdik ve artık rahat rahat hasta olabiliriz:)
Dün kütüphanede gözü iyi görmeyenler için büyük harflerle yazılmış kitaplar bölümünü gördüm, ne güzel bir hizmet. Large Print bizde de var mı acaba? Bir de dün kızların okul alısverisini yaptık. Bir liste var, o listede alınacaklar ve fiyatları yazıyor. IStersen okula parasını veriyorsun senin için alıyorlar istersen de kendin anlaşmalı yere gidip alıyorsun. Listede yazandan 50 dolar fazla çıktı aldıklarım, okulun verdiği kağıtta şu kadar tutacağı yazıyordu dedim. Pardon deyip düzelttiler, okula verdikleri fiyat farklıymış, yani indirim yaptılar. Böyle işte günler geçiyor.
Film izleyip kitap okuyup kafa dağıtmaya çalışıyorum yoksa aşırı ısınan makina gibi yakında devreler yanacak bende, aslında yazdığım yazıya bakarsan yanmış da diyebilirsin, her dağdan bir kersek… Neyse hadi ben gidiyorum, güneş batmadan kızları bisiklete bindireyim de çabuk uyusunlar:)
Sevgiler…

3 comments

  1. maasallah super gidiyor 🙂

  2. Sagol sevgili Cem, aklını çelmeye çalışıyoruz hala gelmiyorsun;)

  3. Valla belli olmaz dur bakim 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *