Archive for April 20, 2009

Polonezköy Country Club

Pazar günü güneşin tadını çıkarmak için Hidiv Kasrı’na gitmeye niyetlendik ama arabamızı park edecek bir yer bulamayınca rotayı Polonezköy’e çevirdik. İyi ki de öyle yapmışız.  Polonezköy’ün o kalabalık meydanında sıkış tıkış oturmak veya hemen girişte ilk gördüğümüz mekana dalıp mangal dumanında boğulmak yerine, daha önceden hakkında tavsiyeler okuduğum ve uygun bir zamanda gitmeyi planladığım Country Club’ı aradı gözlerimiz. Önce sol sonra sağ yaptık. Canım eşim o dar yollarda sabırla onlarca arabaya yol verdi, durmadan manevralar yaptı ve derken Polonezköy Country Club’a yetirdi bizi. Kocaman bir alan, her tarafı saran yemyeşil çimenlerin üzerinde beyaz papatyalar, sarı çiçekler… Ortada büyük bir havuz içinde envai çeşit ördek, kuğu, kaz… Çocuk parkının, kum havuzunun yanında gezinen bir sıpa, çocuklar için arabalı oyun alanı, kaydırak, tırmanma duvarı, satranç alanı, bebek bakım odası, ortada gezen horozlar, tavuklar, kısacası başta çocuk olmak üzere anne-baba için de tam bir ‘Harikalar Diyarı’. En güzel yanı, yemek için farklı bölümler ayırmış olmaları. Dumanaltı olan kısım ayrı, kahvaltı edilen kısım ayrı, büyüklerin ve çocukların çim sahaları ayrı, hiç sıkılmadan bunalmadan gezdik, dolaştık, eğlendik, dinlendik, karnımızı doyurduk. Orası aynı zamanda mini bir hayvanat bahçesi. Albino piton, kanguru, geyikler, tavuskuşu, deve, devekuşu, sülün, lama, tavşan, inek, kuzu, koyun, keçi ve şimdi hatırlayamadığım daha bir çok hayvanı çocuğunuz çok yakından görüyor. Bazı zararsız hayvanlar ortada dolaşıyor ve onlara dokunabiliyorsunuz. İpek ve anneannesi göletin yamacında kuzuları kovaladılar, Kemal ve ben oturup keyifle onları izledik. Orada öyle güzel bir Pazar geçirdik ki buraya ne yazsam anlatmak için yetersiz kalacak. En kısa zamanda kalabalık bir arkadaş grubuyla oraya yine gitmeyi planlıyoruz. En iyisi siz de bir gidin, görün. Fotoğraf makinası ve kameranızı unutmayın. Yiyecek içecekle girilmiyor. Yetişkin giriş ücreti 10 tl. 2 yaşından büyük çocuklar için de birşeyler alıyorlardı. Sonra da orada yiyip içtiklerinizi ödüyorsunuz. Menü geniş, seçenek bol. Daha da ne anlatayım? Hadi iyi hafta sonları:)

Tekerlemeler- Şarkılar

İpek’i oyalamak için söylediğim şarkı, tekerleme vs.nin bolluğu konusunda şanslı olduğumu düşünüyorum çünkü öğretmenliğim sırasında ritm ve düzenden hoşlanan çocuklar için bunlardan bolca öğrenmek zorunda kalmıştık. Çocuğunuzu uyuturken veya altını değiştirirken veya sadece onu sakinleştirmek istediğinizde aşağıdakilerden sevdiklerinizi seçip söyleyin. Ses tonunuzu anlattıklarınıza göre ayarlamaya ve mümkün olduğu kadar çok hareket, mimik vs. kullanmaya özen gösterin. İpek’in çok net ve fazla konuşmasında bunların etkisinin çok olduğuna inanıyorum. Hele hareketlerle birleştirince bu şarkılar onun için çok eğlenceli oluyor. Bunların çoğunu zaten biliyorsunuzdur ama burda derli toplu birarda dursunlar diye hepsini yazıyorum, sizin bildikleriniz varsa onları da eklemeyi unutmayın. Bilmediklerinizde melodiyi kafanıza göre uydurun gitsin:)

İNGİLİZCE:

1- SPIDER:  Incy Wincy spider climbed up the water spout * Down came the rain and washed the spider out * Out came the sun and dried up all the rain* So… Incy Wincy spider climbed up the spout again! (Parmaklarınızla örümceği tırmandırın, güneşi doğdurun, yağmur bölümünde yüzünden aşağı foşş yapın! Müziği “Neşeli ol ki genç kalasın” a benziyor.)

2- TEDDY BEARS: 1 little 2 little 3 little teddy bears* 4 little 5 little 6 little teddy bears* 7 little 8 little 9 little teddy bears* 10 little tedyy bears. (parmaklarınızla sayın! Bunun ritmini seviyor çocuklar, internetten dinleyin)

3- THE WHEELS ON THE BUS: The wheels on the bus go round and round, round and round, round and round. The wheels on the bus go round and round, all way long.

The wipers on the bus go Swish, swish, swish;Swish, swish, swish; Swish, swish, swish.
The wipers on the bus go Swish, swish, swish,all way long.
The horn on the bus goes Beep, beep, beep; Beep, beep, beep; Beep, beep, beep.
The horn on the bus goes Beep, beep, beep, all way long.
The baby on the bus says “Wah, wah, wah; Wah, wah, wah; Wah, wah, wah”.
The baby on the bus says “Wah, wah, wah”, all way long.
The mommy on the bus says “Shush, shush, shush; Shush, shush, shush;
Shush, shush, shush.”The mommy on the bus says “Shush, shush, shush”
all way long. (Kollarınızı döndürün, sağa sola sallayın, kornaya basın, ağlayı shh yapın. Çocuklar çok seviyor)

 4- IT’S RAINING: It’s raining; it’s pouring. The old man is snoring. He bumped his head and went to bed: And couldn’t get up in the morning. …(Yağmur yağdırın,horlayın,kafayı vurmuş gibi yapıp gözlerinizi ovuşturun)

5- HEAD AND SHOULDERS: Head and shoulders knees and toes, knees and toes* and eyes and ears and mouth and nose* head and shoulders knees and toes* knees and toes (İnternetten dinleyin, basit ve eğlenceli, hypnotize olmuş gibi sizi izliyorlar, sonra onlar da vücutlarına dokunuyorlar, yavaş başlayıp sonraki tekrarlarda hızlanın)

Sonraki yazıda Türkçeleri yazmayı planlıyorum.  

 

 

Antakya’dayım!

Biricik ablam, Samiye, Mustafa Kemal Üniversitesinde Doçent olunca bizim de henüz yolumuz değilse de aklımız Antakya’ya düştü. Cennet yurdumuzun her karış toprağından başka bir koku, renk ve güzellik yükselmekte. Samiye de orada kaldığı sürece yaşadığı ve gördüğü Antakya’ya özgü güzellikleri bizimle paylaşıyor. www.antakyadayim.blogspot.com sitesine bakarsanız ölmeden önce yapılacaklar listesine bol bol başlık ekleyebilirsiniz. Antakya’da Sultan Sofrasında karnımı doyurduktan ve Mozaik müzesini gezdikten sonra Beşikli Mağaraya gidecek, yemyeşil kırlara çıkıp mis kokulu çiçekler toplayacağım:) Biraz iddialı olsa da inşallah yapacağım bunu:)