Archive for March 27, 2011

Pencereler

Bu aralar okulda, başkasının bakış açısını anlamak ve bir olayı farklı bakış açılarıyla yorumlamak üzerinde çalışıyoruz. Bakış açıları denildiğinde nedense aklıma hemen pencereler gelir. İnsan denen çok yönlü varlığın ömür denen karmaşık bir yolda yaşadığı her anı sürprizlerle dolu macerasının içine o kadar çok şey girebiliyor ki her gün yeni bir pencere açılıyor dünyaya. Benimse her şeyi paylaşmak içinse sadece bir web sitem var. 

Siteyi önceleri kızım İpek için oluşturmuştum. İçerik çocuk gelişimi üzerindeydi. Arkasından ikinci kızım da oldu ve çocuk yetiştirme ile ilgili konuları yazacak ne halim kaldı ne zamanım. İlk çocukta el yordamıyla öğrendiğim çoğu şeyi ikincide hiç düşünmeden otomatikman yapmaya başladım. Artık eskisi kadar titizlenmiyorum. İpek’in her tepkisinin arkasından saatlerce internette davranış çözümlemesi araştırması yapardım, bulduklarımı paylaşırdım. Artık,  “Çocuktur, dönem dönem olur böyle şeyler, bekle bu da geçer!” demeye başladım. Bu yüzden site de biraz tarz değiştirdi.

Ailem benim için çok önemli. Uzakta olan sevdiklerime karşı olan duygularımı anlatıp mesafeleri biraz daha kısaltmak istedim. Paylaşım insanları yakınlaştırır. Bugün ne yaptım, onlar kime gittiler, ne yemek pişirdiler vs.  Bunları  bilmek hayatlarımızda hiç bir şeyi değiştirmese bile konuşulmalı,sormalı, öğrenmeli. Bizler insanız, yalnız yapamayız. Köklerimiz olmadan var olamayız. Bundandır ki, site bir ara yaşadıklarımı ailemle uzun uzun paylaştığım bir yer haline geldi.

Bundan sonra, belki 30. yaşı da devirdiğim günlerin hemen arkasından, zamanın akıp gittiği ama geride elle tutulur bir şey kalmadığı duygusuna kapıldım. Bu sefer de siteyi yaşadıklarımı, duygularımı not ettiğim günlüğümmüş gibi kullanmaya başladım. 

Şimdilerde ise iyice “Her dağdan bir  kersek” oldu:) Pek profesyonelce olmasa da böyle işte benim sitem. Başka türlüsünü yapamam. Bir siteyi tanımak için hazırlayanın mesleğine bakmak lazım. Ben bir öğretmenim. O kelimedeki “ÖĞRET” kökü hücrelerime işlemiş. Her şeyi paylaşmak, iyi şeyleri yaymak,öğrenmek ve hemen arkasından öğretmek zorunda hissediyorum kendimi. Üniversitede bütün panoları okurdum şimdi ise yolda yürüyorum, ne kadar yazı varsa okuyorum. Duvar yazıları, durak isimleri, tabelalar, ilanlar, afişler… İlginç bir şey mi öğrendim? Midas’ın eşek kulaklarında olduğu gibi birilerine söylemeden duramıyorum. Sanki o bilgiyi tek başıma taşımanın sorumluluğundan korkuyor, birisine anlattığımda yükümlülüğümü yerine getirmiş oluyorum. İşte tam da bu yüzden bu site tam bana göre. Beğendiğim şeyleri paylaşıyorum, tecrübelerimi anlatıyorum. Yazmak hayatımı daha anlamlı kılıyor. Ben yazmayı çok seviyorum. Hele de aşağıdaki sayaç bana siteyi ziyaret eden ademoğullarının olduğunu gösterdiğinde hiç durmamacasına yazmak istiyorum.

Uzun lafın kısası, hayatımda birçok pencere var. Her pencereden baktığımda ayrı şeyler görüyorum. Gördüklerimi bir annenin, bir eşin, bir evladın, bir öğretmenin, bir arkadaşın, bir vatandaşın gözünden anlatıyorum bu sitede. İnsanın insana sözü bitmez. Okuyan olursa bundan sonra da yazacağım. Bir veli olarak okuldan beklentimi yazacağım. Bir öğretmen olarak “En iyi nasıl öğretiriz?” i yazacağım. Bebeklerin dil öğrenmedeki inanılmaz yeteneklerini yazacağım. Mutlu olmak üzerine yazacağım. Olumlamanın gücünü yazacağım. Kardeş kıskançlığını yazacağım. Turkuazoo’yu yazacağım. Transformal nefesi yazacağım. İstanbul hamamlarını yazacağım. Raja yoga meditasyonu yazacağım. Ebru yapmayı yazacağım. Annemi babamı, köyümü, Urfa’yı yazacağım. Her gün bir pencereden bakıp yazacağım.  Pencereniz hiç kapanmasın.