Archive for May 24, 2011

IZMIR KACAMAGI

Son bir ay oldukça çalkantılı geçti. Kızlarım hastalandı, İpek zatürre, Defne de bronşit oldu. Hastanede günlerce yattık. Kan alındı, nebülizatör takıldı, hepimiz çok üzüldük, yıprandık. Çocuklarım nihayet hastalıktan çıkınca cennet bahçesi bahşedilmiş gibi sevindim, rahatladım. Buna rağmen birkaç gün geçmeden yine ev- iş – ders döngüsüne girdim ve monotonluk her yanımı sardı. 18 Mayıs Defnoşumuzun 2. doğum günüydü. Kızıma istediğim gibi bir doğum günü yapamadım, bir pasta aldık ve evde kutladık. Asıl partiyi yazın Tülmen’de yapacağız. Derken 19 Mayıs geldi çattı ve tatil için İzmir’e gittik. Ben ablamla, kızlar Dilşah ile hasret giderdi. Zeynel ‘in TRT’deki “Türkü Söylemek Lazım” programı o hafta İzmir’de çekildi ve canlı yayına biz de katıldık. Çok keyifliydi, en sevdiğimiz türküleri en iyi seslerden dinledik. Konuk Oğuz Aksaç idi. Yeni imajına çok takıldık ama şarkıları süperdi. Konser bitiminde Zeynel bizi meşhur Topçu’ya götürdü. Oradan çıkıp Kalan Bar’a gittik, Nilüfer’in o güzel sesini dinledik. Zeynel ve Samiye sayesinde karı- koca felekten bir gece çaldık. Eve gittiğimizde çocuklar uyumuştu, Samiye de her yana döktükleri kum boyaları toplayıp sızmıştı:)  Gezimizin en unutulmaz anı Hasan Dayım, Sevgi Yengem ile Urla’da geçirdiğimiz o harika gündü. Balıklıova’da yeşillikler içinde tertemiz bir çiftlikte çok lezzetli balıklar yedik; buz gibi biralarımızı yudumlarken sohbet ettik, bolca güldük. Kızlar elleriyle keçileri, kuzuları besledi; bütün gün toprağın, çayırın, çimenin içinde oynadı. İpek ile Dilşah kuzuya yemek vermekten korkarken Defne elini tel örgülerin içine uzatıp keçileri boynuzlarından yakaladı, elini yalattı, kıkırdayıp durdu. O kadar güzeldi ki o anı dondurup sonsuza kadar o keyifle yaşamayı diledim. Bu tatilden sonra hayatlarımızı ne kadar vasat yaşadığımızı anladım. Topu topu 4 gün – Sadece 4 gün… Ne kadar dolu, ne kadar şen, ne kadar anlamlı geçebilirmiş, ne çok güzellik sığabilirmiş 4 güne. Sevdiğiniz insanlarla birlikte olmak,  kafadengi muhabbetler, biraz da temiz hava, güneş; işte mutluluğun reçetesi. İzmir, sen mi bu kadar güzelsin yaşadıklarım mı, bilmiyorum ama anamdan yeniden doğmuş gibi döndüm İstanbul’a. İnşallah bir gün orada yaşamak bize de nasip olur. Sevincimize ortak olan, mutluluğumuzu çoğaltan İzmir’deki tüm sevdiklerimize gönül dolusu teşekkürler. – Sanatçılarla çok zaman geçirince jargonu kapıyor insan:)

Mevlana ne demek istediğimi anlatmama yardımcı oluyor.

Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş Dünle beraber
Gitti cancağızım Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım…