Archive for February 25, 2012

Little Princess

20120225-150643.jpg

İpek nerden bulduysa eve bir virüs getirdi. Kızlarım iki gündür kusuyor, ateşler icinde yanıyorlar. En acısı da minnacik ellerini baslarına götürüp “basım ağrıyor”demeleri. Calpol – Dolven arası iyilik hallerinde ise morallerini yüksek tutmak için her istediklerini yapıyoruz. Küçük prenses serisini Tony Ross yazmis. Ablamın tavsiyesi ile aldık, kızlarım bayıldılar. O kadar ki biz de kendi prenses tâcımızı taktik ve poz verdik.

Bi çaresi bulunur elbet!

Ameliyatımda yanımda olan annemi az önce yolcu ettim. Önünde uzun bir yolu var, umarım sağ salim gider. Otobüsle seyahat etme ısrarını Kemal pek anlayamasa da sanırım o, bu yolculuklardan gerçekten çok keyif alıyor. “Yol boyu içinden geçtiğimiz şehirler, kasabalar… Camın arkasında sarı sönük yanan her bir lambanın bir hikayesi var. O evleri izliyorum. İçinde yaşayan insanları düşünüyorum. Hayatlarının o anına şahitlik etmek, eksik parçaları zihnimden tamamlayıp onlara bir dünya kurgulamak en sevdiğim şey.” diyor annem. Güle güle git anneciğim. Yolun açık olsun.
Ne zaman otobüs yolculuğu denilse, zihnimde çalan bir şarkı var. İşte hikayesi:
16 yaşındayım. Otobüs beni Urfa’dan Ankara’ya götürüyor. Sanki asmaya götürüyor. Gecenin bir yarısı. Belki 3 veya 4. Gün daha ağarmamış. Gökyüzünde yuvarlak, bembeyaz, parlak bir ay. Ayın ışığı solumdan akıp giden bozkırı aydınlatıyor. Tuz gölünün o kurak, soğuk ve sıkıcı beyazlığı seçiliyor otobüsün camından. Şöförün arkasında, cam kenarında oturuyorum. Boğazımda yolun başından beri benimle seyahat eden bir yumru. Ne iniyor ne yok oluyor. Bütün dünya uykuda. Sadece şöför, ben ve radyo uyanığız. Ve başlıyor Sezen Aksu:
“Ne ağlarsın benim zülfü siyahım?
Bu da gelir bu da geçer ağlama.
Göklere erişti feryadım ahım,
Bu da gelir bu da geçer ağlama.
…”
O şarkı sanki içimi yardı, kalbimi açtı ve içindeki tüm sıkıntıyı silip yok etti. Sanki o anda büyüdüm, bir yetişkin oldum. Derin bir nefes aldım önce. Öyle bir nefes ki 16 yıldır almadığım gibi, şifalı, temiz, geniş. Verirken o nefesi dünyanın tüm sıkıntısını, gamını, acısını da verdim.
Her kapının ardında hasret, özlem, acı, üzüntü ve daha başka binbir türlü duygu var ama her kapı da gün geliyor kapanıyor. Yeni kapılar açılıyor. Her şeyin bir gün gelip bir gün geçeceğini bilmek her şeye rağmen rahatlatıcı.
Bir ara Urfa’daydım – “Ankara’dan abim geldi, evde bir bayram havası” haleti ruhiyesi içinde – Tatil bitti, otobüse bindim – Önümde üniversite sınavı vardı – Allah’a vaat ettim: sınavı kazanırsam her gün namaz kılacaktım – Heyecanlı, korkulu, hayatımın dönüm noktasındaydım (!) – Sınavı kazandım – Vaadimi yerine getiremedim- “Okulu bitireceğim günü görecek miyim Yarabbim?” dedim – 4 yıl geçti – Okul bitti – Kemal’le tanıştım – Acaba evlenebilecek miyiz? – Hayatımın bir diğer dönüm noktası: evlendim – İş bulmalıydım – Hangi okulda çalışayım? – Devletten ayrılayım mı ? – Büyük karar- Özel sektörde çalışmaya başladım – Burs çıktı yurt dışına gidiyorum – Hooop olmadı, burada kaldım – Çocuğun zamanı geldi mi acaba? – Çocuk – 2. Çocuk – yeniden iş hayatına dönüyorum – ve daha nice sözde çok önemli kararlar…. Şu anda aklımdan neler geçiyor bir bilseniz… Bombayı yakında patlatacağım;)
Şuna karar verdim, panik yok, önemli kararlar hiç bitmez, her an her şey olabilir. Büyük bir değişimin eşiğine geldiğimde ne yapacağımı bilmediğimde açacağım Sertap Erener’i, son ses dinleyeceğim bu şarkıyı. İlaç gibi, süpper!
Sertap Erener Bir Çaresi Bulunur Şarkı Sözleri

Sesimde söyleyemediğim sözler var
Gizleyemediğim gözyaşlarım
Silipte unutamadığım sabahlar
Kokladığım eşyaları

Bir çaresi bulunur elbet yarın
Yeniden yaşamanın
Bir çaresi bulunur elbet canım
Bi uyuyup uyanalım

Ah bi yolu vardır elbet yarın
Yeniden yaşamanın
Bi çaresi bulunur çıkmazların
Bi uyuyup uyanalım

İçimde saklayamadığım anlarım var
Hiç bitmeyen yanlızlığımın
Silipte unutamadığım geceler
Dönüşü yok hep kalp ağrısı

Bir çaresi bulunur elbet yarın
Yeniden yaşamanın
Bir çaresi bulunur elbet canım
Bi uyuyup uyanalım

Ah bi yolu vardır elbet yarın
Yeniden yaşamanın
Bi çaresi bulunur çıkmazların
Bi uyuyup uyanalım

Just do it!

20120207-181122.jpg

Recipe for happiness!

Nice yıllara!

” Nasıl da yılları buldu,

Bir mısra boyu maceram…

Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,

Bilmezler nasıl sevdik,

İki yitik hasret,

İki parça can.”

Canım kocacığım benim, nasıl anlatırım ben bir ömrün mucizesini? Kaç kelime, kaç satır yeter ki anlatmaya? Bugün doğum günün. 13 yıldır her gün ben de seninle birlikte doğuyorum. İyi ki doğmuşsun, iyi ki karşıma çıkmış, beni sevmiş, eşim olmuşsun. Bir rüya gibi ömrüm seninle tanıştığımdan beri. Bir süre uyanırım diye korktum ama her gün, en zor zamanlarımda hep seni buldum yanımda. Yaşantıma kök saldın, tüm korkularımı, kederlerimi giderdin, yolumu şaşırdığımda pusulam oldun, bana hep inandın, güvendin. Beni ben yaptın. İyi ki doğdun bitanem. Yaşattığın tüm güzellikler için, paylaştığın ömrün için, gerçek sevgin için, verdiğin huzur ve umut için, yaşama sevinci için binlerce kez teşekkürler. Allah tırnağını taşa değdirmesin, gülümsemeni yüzünden eksik etmesin, rüyalarını gerçekleştirsin, seni hep mutlu etsin ve elimi elinden hiç ayırmasın. Seninle her şey çok güzel. YOU ARE MY PERFECT GUY- I LOVE YOU!

Babam!

Canım babacığım, bizim kahramanımız neşe ve eğlence kaynağımız. Ne okulu var babalığın ne kitabı ama nasıl olduysa sende aradığımız her şey var. Akşamları gelişini iple çekiyoruz, bizi kucağına alıp tavandan sarkan balığa dokundurduğun zaman kendimizi dev gibi hissediyoruz. 20120203-125510.jpgKoltuğunun altına sokulup sıcaklığında güzel sesinden dinlediğimiz kitaplar hiç bitmesin istiyoruz. Uçağımız olup uçuruyorsun bizi, atımız olup gezidiriyorsun bizi, noel babamız olup en sevdiğimiz minişleri getiriyorsun. Gözlerimiz yaşarıncaya kadar gıdıklıyor, bize her şeyin en güzelini veriyor, sevginden hiç mahrum etmiyorsun. Kahvenin yanındaki çikolataları hep biz kaçırıp yiyoruz ama sen sadece gülümsüyorsun. Çizdiğimiz resimlere bakıp bizi övüyor, yaptığımız legolara hayran kalıyorsun. Dünyanın en iyi babası, sen hiç merak etme bize yeten her şey var çünkü sen varsın, sevgin var, neşen var, ilgin var, sabrın var. İyi ki doğdun babacığım, iyi ki biz de doğduk ve senin çocuğun olduk. Hayatımızdaki varlığın ve yaşattığın tüm güzellikler için teşekkürler, seni çok seviyoruz.

Her insan!

20120202-112947.jpg

@acibadem-İnguinal hernia

Dün saat 12’de doktorun “uyutalım” dediğini hatırlıyorum. Gözümü titreyerek karnımda şiddetli bir ağrıyla açtığımda ise saat 16:20 idi. Fıtık ameliyatı oldum. Simdi hastanede camdan dışarı bakıyorum. Her gün okula giderken geçtiğim yol önümde uzanıyor. Bembeyaz karla kaplı. Simdi o pencerenin ardinda ben varim. Annem kolumdan tutup beni kaldırdı. Başım döndü, midem bulandı. Dünya bir büyüdü bir küçüldü gözümde. Elim buza kesti, bir titreme yapıştı bana. Zar zor uzandım yeniden. Simdi hareket etmesem, agrim cekilebilir turden. Sürekli narkoz almak zorunda kalanları düşündüm ve de böylesine acıları yılda birkaç defa yasamak zorunda olanları. Şükrettim. Doktorum genel cerrah Hakan Kaya cok iyi bir hekim. Güler yüzlü, insana güven veren birisi. Keşke bütün doktorlar böyle olsa çünkü insanın psikolojik olarak kendini iyi hissetmesi iyileşme yolunda atılan en büyük adım bence. O kadar koşturmacalı günün ardından, yatakta gözlerini tavana dikip durmak cok garip. Allah tüm hastalara yardım etsin. Kızlarım babalariyla evde, onların beni böyle görmelerini istemiyorum. Derin nefes alırken ve uzun sure konuşurken bile karnım ağrıyor. Onlar beni yatakta görmeye hiç alışık değiller. Böyle işte. Hastanede olmak iyi değil ama çaresi olan bir derdinizin olması yine de şükredilecek bir şey. From the bitterness of desease man learns the sweetness of health- Catalan Proverb