Archive for August 31, 2012

Gezi

İki günlük Margaret River gezisi ile ilgili herseyi Ceren’in blogundan alıp aşağıya yapistiriyorum, ayrıntılı bilgi icin dileyenler cerenmus.blogspot’a bakabilir.
“İlk olağanüstü durak ise Busselton Jetty. Burada kısa bir ayakları açma, sahile park edip güney yarımkürenin 2km’lik en uzun iskelesinde yürüyebilirsiniz. İskelenin gemilerden alınan yüklerin taşınması için ufak bir raylı sisteme sahip olduğunu ve bugün sadece ilk 100mt’sinin açık olduğunu belirteyim. İkinci durak Dunsborough’a yakın sörfçülerin durağı Eagle Bay ve hemen ardındaki muhteşem sahil Bunker Bay olmalı. Batı Avustralya’nın en batısındaki duraklardan biri olan Bunker Bay yüzmek, güneşlenmek, balık avlamak ve piknik için ideal. Hemen yakınlardaki Cape Naturaliste National Park sevimli bir deniz fenerine ev sahipliği yapıyor. Güneş battıktan sonra kangurular etrafta zıplamaya başladığı için kesinlikle araba kullanmamalısınız. Kanguruya çarpmak ve sadece ona değil, kendinize de zarar vermek an meselesi. Konaklama için uygun bir sahil seçebilir, doğa ile içiçe kamp yapabilir ve uyuyabilirsiniz. Biraz konforunuza düşkünseniz, dünyanın en en en güzel mini oteli Yallingup’ta Sienna Lodge’dur ve üzüm bağlarının ortasında, minik bir gölet ve 4 odalı bağ evinden oluşur. Dolunayda gece bahçede mutlaka gezinin, ufak sundurmada gökyüzünü ve milyonlarca yıldızı izleyin. Mutlaka yanınızda sevgiliniz olsun ve 3 saat önce size dünyanın en romantik kumsalında – ismi bize özel kalsın 😉 – evlenme teklif etmiş olsun ve kalbiniz bum bum bum atıyor olsun. Sienna’nın şarapları – özellikle kırmızı – muhteşem, mutlaka birkaç şişe alın fakat sıcak araba yolculuğuna dayanmaz. Merak etmeyin, dünyanın bu yakası şarabın tadına varabileceğiniz binlerce kumsal ve doğal park alanıyla kaplıdır. Burada rahatlıkla birkaç gün geçirebilir ve çevredeki yüzlerce bağevinin şarabını tadabilir, doğada piknikler yapabilir ve Bunker Bay’e tekrar tekrar giderek yüzebilirsiniz. Balık avlamak lisans gerektirmekte ve lisanssız avlanma büyük cezalarla sonuçlanabilmekte.

Ertesi gün biraz daha güneye, mağaralar ve ulu ağaçlarla ünlü bölgeye inmelisiniz. Günlük milli park giriş kartı mecburi ve mağaralar arasında en etkileyicisi Lake cave ve Ngilgi cave’dir. Turistik kasaba Margaret River görülmese de kayıp sayılmaz ayrıca oldukça pahalıdır. Kamp ihtiyaçlarınız için Dunsborough daha hesaplıdır. Güneye indikçe flora ve faunanın değiştiğini fark edersiniz, Pemberton’da ağaçlar birden uzamakta, orman kararmakta, yollar sadece 4WD araçların gireceği toprak şeride dönüşmektedir. Toprak tek yönlü yollarda araba sürmenin keyfine varın, ormanda kaybolun. 60mt’lik Gloucester ağacını ve 68mt’lik Bicentennial ağacını bulun, yükseklik korkunuz yoksa mutlaka birine tırmanın ama asla ikisine birden zorlamayın, ertesi sabah kas tutulmasından yürüyemeyecek duruma gelirsiniz. Bölgede diğer görülmesi gerekenler Beedelup şelalesi ve harika bir sürüş keyfini garantileyen Great Forest Trees Drive ve Heartbreak Drive. Ayrıca Nannup’daki Blackwood ırmağında kano kiralayıp birkaç saat dolaşabilirsiniz, çok keyiflidir.”
Özgür ve Banu rehberlerimiz sağolsun, nokta atışı yaparak hem zamanı verimli kullanmamıza hem de bütün güzellikleri görebilmemize yardımcı oldular. Her yeri çok beğendik, akşam her yer kapandığı için mangal yapma keyfini kaçırdık ama Allah’tan bulduğumuz Çin Lokantasında biraz üşüsek de lezzetli yemek yedik. Gezi notları:
– Yolların kenarında çiçekler, fotograflarla süslenmiş haç veya haçlar görüyorduk, mezar gibi yani. Meğer bunlar zamanında orada ölümlü bir trafik kazası olduğunu gösteriyormuş. Bazen haçların üzerinde isim de yazıyordu. Sürücülerin gerçekle yüzleşmesini sağlayan çarpıcı (bir nevi) uyarı işareti gibi yani…
– Hayvanlar gördük çeşit çeşit, hepsi doğal alanında. İnekler, atlar, kuzular geniş yemyesil çayırlarda otlaniyorlardi. Hep küçük göletler vardi, her taraf çimenlikti, inanamadık. Ne şanslı hayvanlar:)
– Yol boyu ağaçların hepsi çoook büyük, ormana insan eli değmiyor. Ağaçlar yıkılmış, öyle başka bir ağacın üzerinde duruyor, kimse kırıp almıyor, kesmiyor. 2 sene once yanmış orman, agaclar öyle siyah duruyor, çimenler yerden yeşermiş, yeni bir örtü oluşuyor. İnsan buraların hakiminin doga olduğunu anlıyor. Bazı ağaçlar fırtınada kökundeki toprak ile sökülmüş, devrilmiş çürümeyi bekliyor.
– Deniz muhteşem, yunusları, balinaları izliyorsunuz. Dev ağaca tırmandım, 3 gün her yerim sızladı, tam tepede de şarj bitti fotograf cekemedik:)
– Çikolata / recel / sarap fabrikalarinda bolca tadim yapabiliyorsun, hizmet cok iyiydi.
– Ortaçağ festivalinde herkes ortaçağ kıyafetleri giymiş, yok şişmanım, yok yaşlıyim demeden gönlünce dolaşıyordu.

Bu hafta ev ararken çoook yorulduk. İnşallah yarın kontrat imzalamaya gideceğiz ve bu is bitecek. Kalan enerjimle üç- beş satır yazmaya çalıştım . Sürç-ü lisan ettiysem affola…