Archive for September 16, 2012

İlk doktor ziyareti

Dün gece Defne ateşlendi. Devletin saglık sigortası olan Medicare’den henüz yararlanma hakkımız olmadıgı icin ilk geldigimiz günlerde Medibank’ten özel saglık sigortası satın almıştık. Defne bir haftadır oksuruyordu, ateş olmayınca endiselenmedik, ipek de aynı süreci yaşamistı Türkiye’den gelince. Ancak dün aksam 7 de ateşi 38.9 olunca ve verdigim ates dusurucuyu de kusunca once Medibank’in telefonla danışma hattını aradım. İpek yorgunluktan ve Defne hastaliktan sizmisti ve Kemal de Perth’e gitmişti ve tren ile dönüş yolundaydi. Rahat rahat konuşurum dedim. Telefondaki hemşire once acil bir durum var mı anlamak icin bir dizi soru sordu arkasından Defne’nin durumunu tam olarak anlamamız icin onu uyandırmam gerektiğini söyledi. O ana kadar hemşire ile düzgün düzgün konuşuyor, anlaşıyorduk. Ne zaman ki Defne’yi uyandırmaya gittim, o zaman koptu kıyamet. Tabi Defne son sesiyle ağlamaya başladı, bir de tuvaleti gelmiş, kulağımda telefon Defne’yi tuvalete götürdüm. Ağlama sesinin arasında hemşirenin söylediklerini anlamaya çalışıyor, ona cevap yetistirmeye çalışıyorum. Öksürük ‘vhizzing’ sesinde mı? Yoksa at/köpek sesinde mı? İshal/ kabizlik var mı? Yüzünde kızariklik var mı? Bilinci yerinde mı? Sana tepki veriyor mu? Kadın birbiri ardına sorular soruyor. Ben fitil yapayım mı diye soruyorum. ‘fitil’ kelimesinin İngilizcesini de bilmiyorum, tahmin edin nasıl anlatmaya çalışıyorum. Tuvalette Defne’nin sesi zaten yankı yapıyor, söylenenler anlaşılmıyor bir de telefon cekmemeye başlamasın mı? Hemşire bağırıyor: “Visiliiiiii, Visiliiiii are you there? Are you Ok?” Ben bağırıyorum : “What? Van minut!” malum tuvalet sesleri arasinda arada sırada söyleniyorum kendi kendime: Ne diyorsun? Buradayım, ya bir dur!!!! Cocuk tuvaletini yapıyor!” O konuşma kayıtlarına bir ulaşan olsa gülmekten çatlar. Allah’tan Defne’yi yatağına geri götürür götürmez uyudu da kadın ile konuşabildik. Aradığıma pişman oldum, 45 dakika boyunca bana tavsiye verdi. Atesten korkma hastalik degil semptomdur, vucut mikroplarla savasiyor. Acil bir şey yok gibi görünüyor ancak durum kötüleşirse 24 saat icinde bir doktor görün vs anlattı da anlattı. Haa bu arada hemsire ile konusurken Kemal de ev telefonundan aradi, durumu sordu. Arkadasimiz Nuray onu tren istasyonundan aldi, beraber eczaneye gittiler filan bu ayarlamalari yaptik o sırada. Neyse ortalik sonunda yatisti. Defne uyudu, hemsire telefonu kapatti, Nuray, oglu ve Kemal eve ilaclarla geldiler. Yemek yedik, çay ictik. Bayağı hareketli saatler sonunda dün gece Defne’nin yanında uyudum. Üstündekileri çıkarına ateşi düştü, rahat uyudu. Sabah 10 gibi ateş tekrar yükselince ne olur ne olmaz hastaneye bir gidelim dedik. İnsanlar buradaki saglık sistemini cok eleştiriyorlar, acil servislerde 3-4 saat bekletildiklerini filan yazıyorlar. Korka korka gittik. Once hemşireye sorunu anlattık, sonra memurla görüşup kağıt islerini hallettik, hopefully özel sigortamızdan sonradan iade alacağımız 181 dolar muayene ücreti ödedikten sonra 15 dakika icinde bizi içeri aldılar. Son nefesini veren yaşlılar icinde Defne’yi tatlı bir doktor muayene etti, idrar tahlili yapıldı. Ciğerine de bakalim bir sey cikmazsa sizi hemen gondeririz filan dedi doktor. Akciger filmi çektirdik. Bütün bunlar icin extra ücret istemediler, hastaneye ait dediler. Sonuçta 1 saat filan sonra hiç bir şeyi yok, virütik bir şey, başka mevsimden geldiginiz icin bu doğal dedi doktor, eve geldik. Allah lazım etmesin ama hastaneye düşmek de anlatıldığı kadar kötü değilmiş, bunu anladık. Eve gelip mangal yapalım dedik tüpü yanlis almışız, Kemal değiştirmeye gitti. Yanlis mangal almışız, ona uyan tüp bulamadi. Tavayı kullanarak benzetmeye çalıştık.
Aksam üzeri kızları alıp evin karşısındaki plaja gittim. Bilmeden köpek gezdirmenin serbest oldugu bolume gitmisiz. İpek kumların icinde deli gibi tepinirken taze bir köpek kakasini yanlışlıkla avuçlayinca hemen eve dönüp kızları direk banyoya soktum. Velhasil son 24 saat bayağı hareketli gecti. Bir pislik dolanıyor başımızda derken İpek pisliği avuçlayinca artık tam oldu! Her şeye rağmen hayat guzel, cocuklar uyuyor, kocamla güzel bir çay keyfi yaptık ve Allah bana bu gunu de bloguma yazma şansı verdi. Bakalım yarın bizi neler bekliyor? Bütün dostlarıma selamlar, sevgiler:)