Archive for February 1, 2013

Annem

Doğum Günün Kutlu Olsun!33 yaşına girdim, eşşek kadar oldum, hala sana çoook bağlıyım, bağımlıyım ve seni çok seviyorum. Çocukluğumu çok iyi hatırlamıyorum, hatırladığım bir kaç şeyi yazacağım buraya.
Simsiyah, dalgalı uzun saçların ve gezmelerde giydiğin çeşit çeşit topuklu ayakkabıların; gardrobunun içinde oynayışlarımız ve elbiselerinin yüzüme çarpan serinliği; günlerde tüttürdüğünüz sigarının dumanına karışan parfüm kokularının sarhoşluğu; kahkahalar, yeşil görünen ama sürüldüğünde kırmızıya dönen sihirli sabit ruj. Çiğköftenin yeşil soğan kokulu ferahlığı ve arkasından buzlu ayranın yatıştıran tadı. Çocuklar için eğlence planları: Nemrut Gezisi, Hazar gölü, Balıklıgöl, Saniye Ablalara gelen zenciyi görmeye gidiş, çömçe gelin, oba gazetesi. Karnıma giren o garip sancılarda uyanıp ne yapacağını bilmeyen şefkatli halin, arkasından gidilen hocanın evindeki o yabancı, ekşi ama rahatlatan koku; TRT4’teki Çarşamba gecesi filmlerini izlerkenki heyecan, her sabah TRT radyosunda uzadıkça uzayan bitmek bilmeyen sanat müziği, çağla yeşili farın, bize diktiğin çiçekli elbiseleri prova ederken dudağından sarkan iplikler, çimentoya dökülen suyun cızırdayışı ve yağmurdan sonraki toprak kokusu, komşumuz Deli Suna’nın geldiği doğum günü, elektrik çarpan merdaneli makinada çamaşır yıkama günleri tam bir curcuna, nerede tutulduğunu asla bilmediğimiz oyuncaklarımızın ortaya çıkışı, kupon biriktirip Yumoş Ayı alırken yaşadığımız heyecan, yaz sıcağında evin en serin yerinde yer sofasında dürüm yapılan patlıcan kızartması, çarşaflarımızın desenlerinde yaşayan kahramanlar, bizi başka dünyalara alıp götüren renkler, figürler, şimdilerde kızlarımın yaptığı kapı çerçevesine eller ve ayaklarla tutunarak en üste tırmanmalar, gıjjik saçlarımız, yatakların olduğu dolaba çıkıp çıkıp aşağıya atlamamız, giydiğimiz terlik yüzünden güneşin bir garip yaktığı ve sonbahar geldiğinde farkettiğimiz iki renk olan ayaklarımız, halılar serilirkenki naftalin, düdüklüde pişen şeker pancarı, ramazan ayı, sıcak küncülü ekmek, pendirli ekmek, kaçak çay, Naciye Nine’nin sandığı ve kavrulmuş fıstık, sıcak havalarda doldurduğun mavi leğenin içinde çimmek, hiç durmayan ellerin, ayakların, örgü örerkenki çın çınlar, akşamları yatakta okuduğun kitaplar, bilgin, aklın, ne sorarsan sor cevap alacağını bilmenin verdiği güven, enerjin, neşen, gülüşün, kahkahan, sevgin, sohbetin, üniversitedeyken tatil için eve her gelişimde kapıyı açtıktan sonra beni şöyle bir döndürüp, inceledikten sonra sıkı sıkı sarılman ve içi gülen meraklı gözlerin …
Artık her doğum gününde birazını yazarım buraya:) İyi ki doğmuşsun, keşke hiç ölmesen