Archive for February 16, 2013

İpek yüzmeyi öğrendi:) 16 Subat 2013!

Hava geçtiğimiz günlerde öyle sıcaktı ki dışarıda dolaşmak mümkün değildi. Aynen memleketim Urfa’nın asfaltta yumurta pişiren sıcaklığı vardı ama burada haberciler öyle enteresan şeyler yapmıyorlar. Bir de bunaltan sıcaklık sadece 11-3 arası oluyor, sabah ve akşam hava nispeten serinliyor. Nem hiç yok bu yüzden kuru, yakan bir sıcaklık ama dediğim gibi sabah ve akşam saatleri çok keyifli. Önümüzdeki haftadan itibaren sıcaklık biraz düşecekmiş. Bugün sabah uyanınca arka bahçemizin keyfini çıkartmak istedik ve kahvaltıyı bahçede yaptık. Bu mevsimde “wanderer butterfly” dedikleri kocaman kelebekler çok yaygın.wanderer Kahvaltıda tepemizde dolanıp durdular. Bir de herhalde yavaş yavaş sonbahar geldiğinden değişik kuşlar türemiş, hiç duymadığımız kuş ötüşleri duyuyoruz. Komşunun bahçesinden çekip uzattığım hanımelleri de güzel güzel açmışlar, keyifle bir kahvaltı yaptık. Nuran Teyzemin köydeki meshur kahvaltısını yad ettik. Bizimkiler dişlerini sıkıp biraz uzun yaşasalar, emekli olduğumuzda köye yerleşiriz, Türkiye’nin kışında Avustralya’ya geliriz, buranın kışında oraya gider, böylece hep yazın keyfini süreriz. Uçak biletlerimizi aldık, 21 Haziran’da Türkiye’ye geliyoruz, 19 Temmuz’da geri dönüyoruz. Burada yaşlılık ödeneği denen bir şey var, emeklilikten farklı olarak bir de belli yaşın üzerindekilere bir ödeme yapılıyor. Nazım Hikmet’ten sosyalizm ile ilgili aklımda kalan bir dize var, sanırım söyleydi: Gölgeli, çiçekli bir bahçeye girer gibi gireceksin yaşlılığa… İnşallah kısmet olur da yaşlılığın da nimetlerinden yararlanırız burada. Yaşlılar büyük evleri çekip çeviremiyorlar diye burada retirement villa denilen emeklilik villaları var. Büyük bir site düşünün, güzel bahçesi, bakımlı yeşil alanları ama minyatür evlerden oluşuyor. Evlerin araba parkları, her şeyleri var ama küçük ve ayrıca bizim oraların deyimi ile “düzayak” yani herhangi bir yükselti, merdiven vs. yok, her şey yaşlılar için düşünülmüş. Bu yüzden çoğu o küçük, elektrikle çalışan tekelekli arabalardan kullanıyor. Yaşlılar elişi kurslarına gidiyorlar, çok kağıt oynuyorlar ve sık sık bir araya geliyorlar. Ben bugün İpek’in yüzme öğrendiğini yazacaktım, nereden geldim yaşlılara? Neyse sabah kızları alıp yüzme havuzuna gittim, kızları bir sonraki kura yazdıracaktım, önce kendi başımıza biraz yüzelim dedik. Denizden antrenmanlı çocuklar havuzda oldukça cesurlardı. Biraz sonra İpek kendini suya atıp atıp yüzmeye başladı ama kafası suyun üzerinde yüzemiyor. Yani dalıyor, kollarını ve ellerini çırpıp yüzüyor. Nefesi bitince de sarılıyor bana çekip çıkartıyorum, bir de sırt üstü yatmasına yardımcı olursam suyun üzerinde öylece kendi başına durabiliyor. 2 saat yüzdük, havuzda bir Sudi Arabistanlı kadın ile tanıştım ve bizim İranlı arkadaşları gördüm. Artık her gittiğim yerde , kütüphanede, okulda, havuzda, alışveriş merkezinde tanıdığım birilerini görüyorum ve merhabalaşıyorum, konuşuyorum. İşte bu kendimi buraya ait hissettiriyor ve artık bir yabancı olmadığımı düşündürüyor. Bu duyguyu çok seviyorum. Dün deniz ürünleri makarnası yapmıştım, içinde bezelye var diye Defne hanım hiç yememişti. Bugün iki saat yüzdükten sonra taştan yumuşak ne varsa yiyebilecek kıvama geleceklerini bildiğimden beslenme çantasına o makarnadan da koymuştum, hakkatten de birer tabak makarna, birer muz yediler ve hala doymadılar ve oradaki cafeden birseyler almam gerekti. Şimdi saat 3 buçuk, eve geldik ve televizyon izliyorlar kızlar. Benim aslında Çarşamba akşamındaki yetişkinlere Türkçe dersine hazırlanmam gerekiyor, bu üzerimde acayip bir baskı oluşturuyor, dün gece ders planı hazırladım, aktiviteleri belirledim ama çalışma kağıtlarını bu gece hazırlamam gerek. Şu anda 14 öğrencim var, haklarında hiç bir şey bilmiyorum, bu yüzden ilk dersi eğlenceli hazırladım, ilk günden dilbilgisi öğretip ürkütmeyeceğim onları. Cumartesi günü de özel Türkçe dersim var. Çalıştığım okul hafta içi seçmeli ders olarak “Ebru” koyacak ve 3 haftaya da ona başlayacağım, bu arada okul aile birliği toplantısında velilere yönelik “Ebru” kursu açma fikri de görüşülecek belki de 1 ay içinde hafta sonu Türkçe dersinden sonra Ebru kursu vermek de söz konusu olacak. Bütün bu işlerin arasında umarım en sevdiğim ve en çok istediğim şeyi yapacak bir zaman bulabilirim. Aklımda ne mi var? Söylememem gerekiyormuş yoksa hevesim kaçıyormuş, işte şu videoyu izleyin:)