Archive for August 29, 2014

Batı Avustralya’da Eğitim

Bugün birkaç satır buranın eğitim sistemi ile ilgili yazayım dedim. Avustralya’ya göç etmeyi düşünen ailelerin bana en çok sordukları sorulardan başında gelen “Orada eğitim nasil?” sorusu aslında cevaplanması zor bir soru.

Şöyle ki, her eyaletin eğitim sistemi birbinden farklı. Okula başlama yaşı ve müfredat değişkenlik gösteriyor. Bu yüzden yazacaklarım sadece Batı Avustralya için ve benim tecrübelerim ve bilgim ile sınırlı. Kimseyi yanliş yönlendirmek istemem, bildiklerimi paylaşacağım, emin olmak isteyen bana güvenmesin kendi araştırmasını yapsın:)

WA (Western Australia)’da eğitim sistemi 4 yaş Kindy dedikleri bir sınıfla başlıyor. Bu zorunlu değil ama 5 yaşın gittiği Pre-Primary geçen yıl zorunlu oldu. Kindy haftada 2,5 gün ve seneye 2 güne düşürülmesi ile ilgili yasa teklifleri veriliyor. 4 yaştan küçük çocukları child care 7 day care vs. gibi kreşlere gönderebilirsiniz eğer isterseniz ama bu bütçeye büyük yük getiriyor. Devlet yardım ediyor, ücretin bir kısmını ödüyor ama ödemediği durumda Child care günlüğü 70-120 dolar arasında değişiyor. Kindy öyle pahalı değil. Genellikle dönemlik bir okul ücreti oluyor, kesinlikle childcare’den daha ucuz. Ancak childcare sabah 6 akşam 6’ya kadar olabiliyor ama Kindy sadece 8-3 arası gibi saatlerde, yani okul gibi.

Kindy’nin belli bir programı var. EYLF dedikleri bu program temelde 5 başlık üzerinde yoğunlaşıyor. Bu başlıkların ortaya çıkması yılların getirdiği ihtiyaçlar sonucunda olmuş.

Okuduğum bölüm yüzünden Avustralya Eğitim Sistemi, tarihi vs. hakkında bolca ödev yaptığım için şunu söyleyebilirim. Ülkenin son derece kozmopolit bir yapısı olduğu için birinci olarak insanların uyum içinde yaşamalarını sağlayacak becerilere odaklanıyorlar. Arkasından bilinçli vatandaş yetiştirip kendilerini yönetecek kişileri mantıklı, akıllı seçebilecekleri türden bir eğitim veriyorlar. Aynı şekilde demokrasi, sorumluluk ve hoşgörü okulun öğretmeyi amaçladığı konular.

Çoğu Türk aile buranın eğitim sistemini beğenmiyor.

1- Ödevler çok az veya yetersiz geliyor

2- Çocuk ödevlerini kötü bile yapsa kabul görüyor, öğretmenler çok sıkıştırmıyorlar

3- Sınıfta zorlama yok, derste başarısız olduğu için ceza yok,

4- Okumaya meraklı olursa çocuğu teşvik ediyorlar okumaya meraklı olmazsa alabildiği kadarını veriyorlar

3. 5. 7. ve 9. sınıflarda NAPLAN denilen bir sınav yapılıyor ve ülke çapında yapılan bu sınavda her öğrenci ülke, eyalet, okul vs. sıralamasında kaçıncı olduğunu öğreniyor. Bu sınavın üniversiteye girişteki önemini bilmiyorum ama çoğu Asyalı aile çocuklarına iyi ortalama yapsınlar diye ders aldırıyormuş.

Benim kızlarımın biri pre-primary’ye birisi de ikinci sınıfa gidiyor. Defne 3,5 yaşında buraya geldiğinde hiç İngilizce konuşamıyordu. 4 yaşına geldiğinde haftada 2,5 gün Kindy’ye gitti ve kindy bittiğinde evde yavaş yavaş Türkçe konuşmak yerini İngilizce konuşmaya bıraktı. Bir çok öğrencim var onlar da bir kelime İngilizce bilmeden ülkeye geliyorlar. Ortalama 4 ay sonra söylenenleri gayet iyi anlıyorlar 6 -7 ay içinde de cevap verip kolayca ietişim kurabiliyorlar. Çocuk ne kadar erken yaşta gelirse İngilizce öğrenmesi o kadar kolay oluyor. 0-6 yaş absorbent mind’ın olduğu dönem ve dil öğrenimi için en avantajlı dönem. Büyük yaşlarda da dil öğreniliyor ama sadece biraz daha uzun zman alıyor. Bir de telafuz sorun olabiliyor çünkü dilimizin, ağzımızın alışmadığı sesleri çıkarmaya çalışmak zor oluyor.

Anneler babalar, çocuğum İngilizce öğrenir mi diye endişelenmeyin burada 3 yıldan fazla yaşayacaksanız çocuğunuz süper İngilizce konuşacak, çünkü “immersion” yani dile balıklama atlama, daldırma yöntemi en etkili dil öğrenme yöntemi. Ama velilerin en gıcık olduğu şey burda okulun=oyun olması. Yani çok akademik gelmiyor. Benim şahsen bu konuda en ufak bir rahatsızlığım yok. Çocuklarımın okula severek gitmesini ve yaparak yaşayarak öğrenmesini çok seviyprum. Pre-primary sonunda Defne okumayı öğrendi. İpek durmadan kalın kalın kitaplar okuyor, kitap kurdu oldu.

Okuldan nadiren ödev geliyor, ders kitabı yok, sene sonunda defterler, worksheetler eve geliyor çocuğun neler yaptığını oradan öğreniyorsun. (Bu konudaki bilgim 2. sınıflara kadar geçerli)

Perth açık okul gibi. Kütüphaneler çocukların literacy becerilerini geliştiriyor. Hayvanat bahçeleri, müzeler, scitech, vs. çocukların genel kültürünü geliştiriyor. Eğitim okul ile sınırlı kalmıyor.

Ayrıca burada herkesin üniversite mezunu olmasını istemiyorlar çünkü el emeği ile ilgili işler yapanlara da son derece ihtiyaç var ve hayata kısa yoldan atılmak isteyenler coğunlukla okulda başarılı olamasalar bile böyle meslek okullarında okuyup gayet iyi maaşlı işler yapabiliyorlar.

Dolayısıyla okulların pusulası akademik olmaktan çok karakter ve kişilik eğitimine kayıyor. Türk veliler için bunu kabul etmek zor. Verilen bilgiyi yeterli bulmuyorlar ve bir açıdan da haklılar ama bu Çİn Restoranında Çin yemeeği yemek gibi bir şey. Yani Çin rest. gidip de kebap yiyemezsin, bu ülkenin ekonomisine bakılarak eleman yetiştirmek için belli bir planı var, eğitim sistemi de ona uygun işliyor.

Şimdi saat geç oldu, yarın Montessori Kursum var. Google’da EYLF Outcomes list diye aratın okulun ilk yıllarında hangi konulara odaklanıldığını görürsünüz.

Sevgiler, iyi geceler…

 

 

Hangover

Bu aksam hic tanimadigim iki kisiden arka arkaya aldigim mailler sonucu duygulanip coook uzun zamandir ara verdigim yazilarima donus yapmaya karar verdim. Tamam yazmadim, yazmadim ama bir sorun: neden? Durum cok fena idi! Gectigimiz Mart ayindan itibaren yasadigim seyler yazsam film olur ama son derece SIKICI ve berbat bir film olur. Olayi ozetleyeyim, bizi Turkiye`den Avustralya`ya tasiyan onbin beygir gucundeki motivasyonumuz ve adrenalin ilk zamanlar bize oyle bir yasama tutunma gucu vermisti ki attigimiz adimin buyuklugunun farkinda degildik (aslinda ben kendi adima konusuyorum – Kemal benim gibi degil). Hangover filmindeki gibi attigimiz adimlarin ne kadar cilginca ve radikal oldugunu ayilinca anladik. Ote yandan da insan oglunun cig sut emmisligi yuzunden kose basindaki yuzme havuzuna, burnumuzun dibindeki cennetten koselere, ciceklere, guzellige hemencecik alisiverdik ve bir sure sonra farkindaligimizi yitirip her seye burun kivirmaya basladik – yine kendi adima konusuyorum ama cogul yazmak beni daha iyi hissettiriyor-

Sonucta okudum, arastirdim gocmenlerin uyum surecinde yasadiklari bir cesit cognitive dissonance(bilissel uyumsuzluk)`a bagli stres bozuklugu yasadigimi anladim. Aile doktoruna gittim, bir psikolog gormek istedigimi soyledim, o da beni psikologa sevk etti. Gittigim psikologu ozellikle tercih ettim cunku cok namini duymustum. Mental Health Plan cercevesinde 15 gunde bir, bir saat suren terapi seanslarina basladim. Bu seanslar sonucu 34 yildir yasadigim tirtil hayatimdan cikip nihayet bir kelebek olma yolunda ilerlemeye basladim.

Doktorun yontemi, konustugumuz seyler vs. buraya sigmaz ama olayin ozu bir zamanlar okyanusun dibinde hissederken simdi en buyuk dalgalarin tepesinde sorf yapiyor olusum. Hayatin inisli cikisli roller coaster`indan ben de payimi aldim ve kotu bir donemden gectim, icimden yazmak gelmedi. Simdi Allah`a bin kere sukurler olsun, kendimi cok iyi hissediyorum, hayata gulen gozlerle bakiyorum:)

Ailemin, sagligimin, elimde olan guzelliklerin farkina vardim…

Umarim o kotu gunler, karanlik hisler ve yuregime coreklenen karamsarlik bir daha asla geri gelmez. Hem de bu satirlari okuyan hic kimseye gelmez…

Normallesme surecinde her sey cok yolunda. Sadece hafiften bir yogunluk var: haftanin 5 gunu okulda, aksamlari Montessori graduate diploma odevlerini yazmakla ve hafta sonlari ya Montessori workshoplari ya da Ebru workshoplari ile gecip gidiyor. Turkiye`deki 5 haftalik muhtesem tatil bana oyle bir yetmis ki Agustos ayinda non-stop calistim, bana misin demedi!

Ulkemizde olan sacma sapan seyler yuzunden Avustralya`ya veya dunyanin her hangi bir yerine goc etme planlari yapan insanlarin sayisinda bir patlama var, gelmek isteyenlere yardimci olmak isterim ama acikcasi biz vize alip PR olduktan sonra “benden sonra tufan“ misali geri donup hic bir seye bakmaz olduk. Ne puan sistemini, ne barajin kac oldugunu ne de nitelikli meslekler listesindeki degisikliklerden haberdariz. immi.gov.au sitesi bu konuda size en yararli yer olur.

Lafi geveliyorum, uzatiyorum, baska ne yazayim bilmiyorum. Bu yazinin ana fikrini bir kez daha vurgulayayim: Avustralya veya dunyanin herhangi baska yeri farketmez, goc buyuk calkantilara sebep oluyor. Bir yandan gelecegi dusundugunuzde iyi yapmisim diyorsunuz, cennetten koslerde yasiyorsunuz ama ote yandan gogus germek zorunda kaldiginiz ve bu gune kadar varligindan bile haberdar olmadiginiz duygulariniz su yuzune cikiyor… It is a bit complicated:))

Candan Ercetin`in dedigi gibi:

daha guclu daha sakin

daha mutlu daha suskun

daha olgun daha kirgin

daha yalniz daha yorgun

ya da baba evinden ayrilan gelinlerimizin soyledigi gibi:

Hem aglarim hem giderim:)))