Archive for September 29, 2014

Kralice cok yasa!

Bugun kralicenin dogum gunu, resmi tatil. Long holiday, her yer kapali, trafik cezalari x3 ceza puani getiriyor.

 

Sabah 9:30 da kalktik. Hafta sonu kahvaltisindan sonra Akdeniz FM`de Ahmet Kaya dinliyoruz keyifle. Dun basladigimiz bahcedeki otlari yolma isini bitirmeye calisacagiz bugun.

Super sarkilar caliyor bu radyoda:)

Ceketimi yagmurlara astigim gunden beri

Tehlikeli siir okur,

Dunyaya satasirim…

 

Cuma aksamı sineması

Her cuma akşamını film gecesi ilan ettik. Ailecek izleyebilecegimiz filmler seçip misir patlatıyoruz, portakal dilimliyoruz veya kavrulmuş fıstık yiyoruz. Tadından ve oburluktan ziyade bunlar duyular arasında bağlantı kurmak icin önemli. Yani ritüelin bir parçası. Dileriz cocuklarımız büyüdüklerinde bir portakalın kabuğunu keserken çıkan guzel kokuyu aldıklarında hemen ailecek izlediğimiz filmleri hatırlasın, o mutlu anlara geri donsünler. Neyse cok uzatmadan, film listemiz söyle:

1. The wizard of Oz , eski ilk yapım olan
2. Pinocchio, disney çizgi filmi. Son sahnede Defne hıçkırıklara boğuldu, hungur hungur ağladı yavrum.
3. The sound of music
4. Charlie Chaplin, the kid

Bir de kendi çocukluk videolarına bayılıyorlar….

Tatil basliyor

Bugun okulun son gunu! Biz de tam boya, camur, hamur ile cilgin projeler yapalim derken butun veliler cocuklarini son derece temiz ve guzel kiyafetler icinde okula gondermis. Planlari ertelemek zorunda kaldik. Burada gecirdigimiz ilk okul tatilinde ne yapacagimizi bilmedik, oyle sakin sakin evde oturduk (hatirladigim kadariyla) simdilerde uyandik. School holiday programs / activities diye arayinca Perth`te cesit cesit aktiviteler cikiyor. Her belediye,muze, kutuphane, sanat merkezi okul tatiline ozel programlar sunuyor. Cogu ucretsiz olan bu etkinlikler tatili degerlendirmek icin cok guzel bir yol. Ayrica Pazartesi gunu kralicenin dogum gunu oldugu icin resmi tatil, yani Kemal de calismiyor. Kralicenin dogum gunu her eyalette farkli bir tarihte kutlaniyor. Burda 26 Eylul`de. O gun su meshur Royal Show`un acilis tarihi. Cok buyuk bir festival alaninda buraya sigdiramayacagim kadar sey yapiliyor, sergileniyor. Bir hafta suren Royal Show`u her yil yaklasik 400,000 kisi ziyaret ediyor. Detaylar icin http://www.perthroyalshow.com.au/ eger buraya tatil planliyorsaniz, Royal show`a denk getirmeye dikkat edin zira bir senede goreceginiz seyi bir gunde gorebiliyorsunuz.

Biz de kizlarla bir program yaptik. Pottery Cafe`lerden birine gidecegiz (canak comlek yapip kiln de pisirtiyorsun), sehir merkezinde muze ve kutuphane civarinda city pass diye bir dizi cocuk aktiviteleri var, sanat festivali, muzede okul tatili etkinlikleri ve royal show derken dinlenir miyiz yorulur muyuz bilmiyorum bu tatilde. 11 Ekim`de yabancilara ebru kursu 12 Ekim`de turk arkadaslara Ebru kursu verecegim derken 4. ve son donem baslayacak.

En cok aktivite October School holiday`de cunku bahar geldigi icin havalar guzel, yaz gibi cehennem sicagi yok. Hem de 15 gun oldugu icin plan program yapmak kolay.

Bitirmeden bir sey daha yazacagim.

Gonulluluk: Devletten biraz destek gelse de okullar kaynaklari icin kendi paralarini kendileri kazanmak zorunda. Bunun icin butun veliler (bazen de okul aile birligi) bir araya geliyor, bazen cikolata satiliyor, bazen bagis topluyorlar, bazen stand acip anneler babalar gunu hediyeleri satiyorlar. Benzer sekilde , kapimizi bazen liseli cocuklar caliyor. Gonulluler kanser vakfi icin veya cocuk olumleri ile mucadele icin vs. vs. tanitim yapiyorlar. Royal show`da calisanlarin buyuk bir kismi universite ogrencisi gonulluler. Gecen gittigimiz Araluen Botanic Parkinda yuzlerce arabaya gunesin catinda otopark tarif edenler yine gonulluler. Dilleri bir karis disari cikmis ama hala kibarca “you have a good day!“ diyebiliyorlar.  Ikinci el yardim dukkanlarinda calisan herkes gonullu. Yani diyelim ulkenin yarisi parali iste calisiyor ceyregi de gonullu olarak calisiyor. Insanlar gonullu olarak calistiklari zaman toplumla daha cok kaynasmis oluyorlar ve kendilerini daha ise yarar hissediyorlar. Ayrica toplumdaki duyarlilik seviyesi daha da artiyor. Bizim okuldan bir arkadas yarin 100 kilometre yuruyecek, sadece Oxfam`a para toplamak icin. Acikcasi bazen iliski kuramiyorum yani nasil yuruyunce para topluyor!!:) Sanirim soyle mesela o kiz cevresindeki tum arkadaslara bu olayi duyuruyor onlar da madem sen yuruyorsun, ben de bagis yapayim filan diyorlar.

Sanirim Turkiye`de de yardim toplama, bagis vs. son zamanlarda ozellikle bayram oncesinde giderek daha populer hale geliyor. Keske sadece dini motivasyonla degil, gonulden gelen duyarlilik ile hayatin baska alanlarindaki sorunlarin cozumu icin de destek olabilseydik birbirimize. Mesela yesil alanlar, engelliler icin sosyal imkanlar, yaslilarin sosyal hayata katilmalari, hayvan haklari vs. vs.

Itiraf etmek gerekirse cognitive dissonance yasadigim baska bir alan da bu oldu. Gonullu calismalarin bir ulkeyi ne kadar degistirdigini gozlerimle gordum, bundan sonra benden gonullu gonullu olmaz!!!

 

Kalp

Dunyanın neresine gideseniz gidin, insan çeşitliliği sınırsız. Tüm kültürel etiketlere ve sınıflandırmalara rağmen her birimiz ayrı birer cevher/ bas belası / melek veya manyagin tekiyiz. Söyle anlatayım, Zar Adam kitabı insanların icinde yaşayan ve var olmasına izin vermek zorunda olduğumuz çoklu kişiliklere dikkatimi çekmişti. Burada bir bebeğin emekleyerek dunyayı keşfetmesi gibi biz de emekleyerek insanları tanıyoruz. Tanıdığımız her kişi katmer katmer açılıp bize her muhatap olduğumuzda farklı bir yüzünü gösteriyor. Türkiye kalıplarının geçersiz olduğu tehlikeli sularda oldugumuzu biliyorsunuz. Yani Türkiye’de herkesin suratı yeri süpürdüğü icin azıcık tebessüm eden bir kişiyi bas tacı yapar aman ne sempatik deriz. Burada her kose basından bir kahkaha yükseliyor. Afedersiniz bir bok varmış gibi hep gülüyorlar!!! Ben kendimi cok neşeli bir insan sanardim, bunların yanında heykel gibi kalıyorum. Mesela diyelim öğretmenler odasında iki kişi karşılaşıyor, hani söyle ne tarafa gitsen karşıdaki da o yone gider ya, ha iste boyle bir seye yüksek sesle bayağı bir gülüyorlar. Sanki espriye hasretler gibi en basit, ufak bir şakaya gul ha gul! Herkes bu kadar güler yüzlü olunca kim sahte kim içten anlaman zorlaşıyor. Görünüşte oldukça samimi ama bir o kadar da mesafeliler. Süpermarkette, bankada, herhangi bir sırada araya en az 3 adım koyuyorlar. Bu kişisel alan dedikleri çember bayağı geniş anlayacağınız. (Tayyip’in yaptıgı gibi otekilestirerek konuşmak hoşuma gitmiyor ama nedense başka türlüsünü de henüz yazamiyorum, kusura bakmayın) Yabancılar boyle iken Türkler arasında da garip tipler var. Son derece unpredictable( tahmin edilemez) , dost desen degil, düşman desen degil. Bir gun cok iyi ;bir gun duvar gibi! Vallahi Türkiye’de arkadas bolluğu icinde falsolulari elemis, kendimize aynı dili konuştuğumuz, aynı seye güldüğümüz bir grup arkadas edinmiştik. Burda bütün süreç yeniden başlıyor. Herkesin dediğine gore de Perth Turkish Community acısından maalesef insana cok seçenek sunmuyormus. Neyse, yine de biz halimizden memnunuz. Birbirimizi sevdiğimiz arada sırada aradığımız, sorduğumuz, soğuk havadaki bir grup kirpi gibi ideal mesafeyi bulduğumuz bir grup dostumuz var.
Bu kadar şeyi neden anlattım? Insanoğlu sürprizlerle dolu ve kalbinde ne var anlamak bilmek zor! En iyisi fazla beklentiye girmemek, üzüntülerin kaynağı beklentiler. He he – yok yok, bitti gitti, yormayan dostluklar lazım adama…

Life is too short for fake butter, cheese and people!

Kısa kısa

Okullar 3. Donem sonu tatiline girmek uzere. Hava bahardan ziyade yaz havası. Araluen Botanik bahçesinde Turk ve Hollandalılarn ortak düzenledikleri festival icin gecen hafta sonu ve bugun Ebru gösterileri yaptım. Önümüzdeki hafta sonunu iplecekiyorum, 2 haftalık tatilbaslayacak. Dün aksam buraya cok onceden gelmis dünya tatlısı bir çifte yemekte misafirdik. Cengiz abinin söyledikleri hala kulağımda : “Burası bazen yağsiz pilav gibi, etrafına bakıyorsun son derece guzel ama bir eksiklik var gibi, bir tad alamıyorsun! Ama yine de burayı başka yerlerle kıyaslarsan dünyada olunabilecek en dogru yer aslında burası…”

Kemal saz çalmaya başladı, burada kesiyorum bu aksam canlı müziğe ihtiyacım var;)

Komşum!

Akşam akşam komşumdan gelen mesaj: Kızım hem hafta ici hem de hafta sonu size geliyor, her defasında geri ceviriyorsunuz. Ben ve babası onun boylesi reddedilmesinden nefret edıyoruz ama bılıyorsun o cok arkadas canlısı bır kız bu yuzden bır daha gelmemesı ve kendını utandırmaması ıcın elımızden gelenı yapacagız. Bellı kı sebeplerınız var…

Olur musun oldurur musun!! Bu ne yahu? Toplantidan ciktim, kizlarimizin okulu her hafta bir sey duzenliyor artik iyice abartmis durumdalar. Bir dans gosterisi olacakmis, kiyafet almaya evin yanindaki alisveris merkezine gittim. Dondum yemek yapmaya firsat yok, Kemal kizlari okuldan alirken pizza da almis, eve geldik tam yemek masasindayiz bu kiz geliyor. Bir degil bes degil, surekli yemek zamaninda geliyor! Ben de hayir kizlarim simdi disari cikamaz deyince olay oluyor.

Bu olay sonucu sahip oldugum 3 fikir tamamen degisti. Birincisi Perth` e geldim, ulkemi dostlarimi geride biraktim ama bak burada da yeni dostlar edindim komsum cok guzel, benim kizlarla yasit kizi da var diye sevinirken yaka silkilmesi gereken bir tipe cattigimi anladim.

Ikincisi burda komsuluk yok, merhaba-merhaba seviyesinde iliskileri cok yapay buluyordum\ insanlar hakliymis. Her milletten her turlu insan var ve bizim komsu oldukca baskin bir karakter, kontrol manyagi, cimleri ona sormadan kestirdigim icin bile firca atti. Neyse en guzeli pek samimi olmamakmis!

Ucuncusu cocuklarin okulundaki aktivitelerin cesitliligine sevinirken simdi gina geldi. Babalar gunu stall arkasindan Great OZi Crunch, okul aile birlig cayi, arkasindan Marathon arkasindan Dans gosterisi, gezi… Her gun acaba bir seyi kaciriyor muyuz diye ailecek korku icinde yasiyoruz! Bu ne kardesim?

 

Bu aksam biraz sinirliyim, kullanilmaktan ve duygusal manipulasyona maruz kalmaktan oturu. Enerjimi aileme ve islerime harcayacagim, yuk olan dostluklar, sitemkar insanlar ve ne yaparsan yap asla mutlu edemedigim insanlardan uzak kalacagim. Onlara her `hayir` deyisimin aslinda kendime `evet`demek!

Gripten sonra

Tam 1 haftadır griple mücadele ediyorum. Kas ağrısı yerini öksürüğe bıraktı. Es zamanlı olarak Defne’min azı dişi çekildi ve İpek’in bademcikleri şişti. Iki gun rapor aldım okuldan ve derken hafta sonuna eriştik. Cmts. kızları bale okuluna yazdırdık. Öz güvenlerinin gelişmesi icin iyi bir adım olacağını düşündük. Bakalım… Havalar yağışlı gidiyor. 1 Eylül ile birlikte baharın gelişini kutladık ama hala zaman zaman soba yakıyoruz. Bugun babalar gunu idi. Kendi çapımızda kutlamalar yapsak da Kemal’in emeklerini hiç odeyemeyiz. Cocuklar boyle bir babaları olduğu icin cok şanslı. Bugun ilk defa hashasli çörek yaptım. Guzel oldu:) Sonra da cocuklarla birlikte the wizard of oz izledik. Gercek bir klasik! Birazcik decluttering yaptık, vs. Derken gun bitti. Yarın okul, bu hafta okula müfettişler geliyorlar, bakalım biz nasıl etkileneceğiz bu durumdan. Garip bir aksam bu aksam ipek “cok spooky” diyordu, bana da oyle geldi. Neyse hayırlısı olsun, iyi geceler;)