Archive for October 31, 2015

bu Cumartesi egitimdeyim.  

   
2 bin 500 öğrencili bir devlet lisesi, Shenton College. 7. sınıftan 12. sınıfa kadar ergenliğin her turlu bunalımını yasayan o kadar genç. okul bahçesinde iki çıplak heykel, sırtlarında melek kanatları çıkmaya baslamis bir kız ve bir erkek. 8. Sınıfta ölen bir çocuğun Anısına yapılmış. body image ile ilgili ne kadar güçlü bir mesaj veriyor bu çıplak heykeller. cok takdir ettim. Tayyip olsa okulu yıktırırdi herhalde!!

aldığımız ev Cul de Sac dedikleri bir yerde. (Türkçe’de en yakın anlamıyla çıkmaz sokak). evin arka bahçesi olmasina  rağmen önündeki cimlerin ilerisinde de yusyuvarlak Arabaların dönüş alması icin yapılmış bizim cocukların oyun alanı olarak Kullandıkları bir asfalt var. aksam okuldan Alınca cocukları arkadaşları bizi daha arabadan inmeden çevreliyor. ipek ile defne jet hızıyla üstlerini değiştirip sokağa fırlıyor. bisiklete biniyorlar, Karsi evin bahçesindeki büyük Ağaca tırmanıyorlar, yine onların bahçesindeki ağaçtan kara dut yiyorlar. tebeşirle asfalta resimler çiziyorlar. pencereden baktığımda 6 yaşındaki Defne’yi yan komsunun 12 yaşındaki kızı ve 9 yaşındaki oğlu ile yere çizilmiş bir yarış çizgisinin arkasına koşuya başlamak üzere gördüm. yolun diğer ucundan Zayıf bir ready set go sesi duyunca ucu birden jet gibi fırladılar.defne Canini dişine takarak öyle bir koşuyordu ki gözlerime inanamadım. tabi ki sonuncu oldu ama kendine inancıni ve elinden geleni yapmasını cok takdir ettim. toplam 12 evin filan oldugu sokağımız çocuk dolu. yaklaşık 10 tane yakın yaslarda çocuğun oldugu sokakta  benim kizlar bunların 4U ile ayni sınıftalar. dolayisiyla bolca outdoor aktivite ile sosyalleşme oluyor. onlar adına cok mutluyum. 

zehir zıkkım

bugun mandurah’a gittik. Fatoslar ve ilk Avustralya arkadasım Nuray ile Masmavi denizin kenarında guzel ama korkunç bir gun geçirdik. temiz havada yüzümüzü okşayan serin rüzgarda kan kokusu içinde Yürüdük. cocuklar çimlerde yuvarlandı, parkta koştu, kahkahalarına ambulans sirenleri karıştı. piknik masasında tavşan kanı mis gibi bir cay içtik, zehir zıkkım oldu. Biz Avustralya’da kalbimiz Ankara’da idi. harika bir zehir zıkkım gun geçirdik. emeği gecelerin de günleri zehir olsun!

Son zamanlarda site sayesinde tanıdığım cok arkadasım oldu. Kimileri sadece düşünce aşamasında kimileri başvurularını yapmiş cevap bekliyor. kimileri ise uçak biletini almış, yolculuğa çıkmak üzere . ben kendi adıma gelen herkes icin cok mutlu oluyorum. bu ülkenin yaşanılası o kadar güzelliğinden faydalanacaklari ve insanların mutlu, saygılı ve huzurlu oldugu bir yerde yaşayacakları icin cok seviniyorum. 

bir yandan da düşünmeden edemiyorum. umarım kimseyi yaniltmiyorumdur. buraya Gelişimizin ilk Başlarda nasıl oldugunu siteyi takip edenler bilir. zamanla alıştık ve daha memnun kaldık. başlangıç sancılarla dolu ve zor olabiliyor. pespembe gözlükleri takip gelmeyin, bir mücadeleye hazır gelin ama bilin ki bu savası kazanırsanız mükafat cok guzel:)

tatile yeni evde başlamak bana yaramadı. okula gitmeyi hiç istemiyorum. evim ile ilgilenmek, onu temizlemek, bahçesindeki yabanı otları yolmak istiyorum. kızlarımla doya doya Konuşmak, onları dinlemek, onlarla kitap okumak istiyorum. 

bugün geriye donup söyle bir bakınca Avustralya’nın bana kattığı en önemli şeyin cesaret oldugunu anladım. burada korkularım ile yüzleştim ve en Korktuğum durumlarda bile hayatın devam ettiğini gördüm. 

Işsiz kalmak, esimin issiz kalması, cocuğumun hasta olması… Allah beter seyler vermesin ama bence bunların hepsi bana bir ders vermek icin karşıma cikti. korkuyu iliklerime kadar yaşayıp, karanlığa dibine kadar batmak… ve sonrasinda her şeye rağmen gunesin doğduğunu görmek… 

kendimi giderek daha güçlü hissediyorum, endişelendiğim şeylerin %99’unun aslında gerçekleşmeyecek oldugunu yavaş yavaş farkediyorum.

Para, meslek, gösteriş, süs vs. hepsinin ne kadar yapmacık  mutluluklar getirdiğini ama aslolan şeyin kafadaki huzur oldugunu Anlıyorum. 

bekara karı boşamak kolay, belki farklı bir konumda olsaydım böylesine rahat konuşamayacaktim ama sözün özü hayatta aslında nelerin önemli oldugunu ayırt edecek bilgeliğe sahip olabilmek. korkmadan, felaket senaryoları kurmadan yaşayabilmek. 

Kızlar paten kayıyorlar. Ben de kenarda oturdum, session suresini (2,5 saat) nasil en iyi şekilde değerlendirebilirim diye düşünüyorum. Komşular ile yavaş yavaş tanışıyoruz. Sagimizdakiler Hintli, karşımızdakiler Ozi , çaprazda çiniler var. Evimizin hemen yanından cok büyük ve guzel be parka kestirme var bu Yüzden yürüyuse çıkan herkes bizim evin civarından geçiyor. din bir İtalyan amca ile tanıştık. Mahallenin eskilerinden , herkesi tanıyor. ayaküstü bize Bayağı bir bilgi verdi. kimin çocuğu olmuş, kim ne is yapıyor, kaç cocukları var, nasıl insanlar filan. adamın hali tavrı konuşması Görüntüsü ayni dedem. 🙂 muhabbeti cok guzel. Uç çocuğu varmış,(23,25,27yaslarinda) hala ayni evde yaşıyorlarmış ; cocuklarimdan kira almam ben , biz Oziler gibi değiliz diyor. bu mahalleyi cok daha samimi bulduk. Komşular cok daha iyiler:) eve Yerleşme isleri hala devam ediyor. 

Türkçe kitaplarımızın hepsini çıkarttık. İlgilenen arkadaşlar olursa bir Türk kütüphanesi oluşturup dostlara Kitapları ödünç vereceğiz. 🙂

Oyunu soğutma

Türkiye’de maç izlerken cok duydugum bir terimdi bu “oyun soğutma”. Bu millet bunu nasıl beceriyor bilmiyorum ama cok iyi yapıyor. Herkes bir serin, herkes bir geniş, en önemli seyler bile serinkanlılıkla idare ediliyor. Ruhu çekilmiş bu millet, oyunu hep soğutuyor; söyle dolu dizgin yasayamiyorsun sevincini. Mesela Türkiye’de ev alırken hoop gezersin, anlaşırsın, taşınırsın. Burda 16 Ağustos’ta başladığımız ev alma macerası onlarca aşamadan sonra nihayet sonuçlandı. Tabi bu aşamalar öyle uzun ve çetrefilli ki eve girinceye kadar da heyecan filan kalmıyor. 1- İlk önce satiliga çıkan evlere bakıyorsun 2- yazılı teklifte bulunuyorsun 3- teklif red edilirse ilk aşamaya donuyorsun, kabul edilirse 4- mortgage broker’i bulup krediye başvuruyorsun 5- banka sicil sorgulamaya Başlıyor (birkaç hafta) 6- kredi onaylanırsa settlement agent tutuyorsun 7-satın alacağın eve Pest ve structure inspection icin adam gönderiyorsun 7- rapor sorunsuz çıkarsa final inspection icin randevu alıyorsun 8-  final inspection: taşınmadan önce son bir kez evi geziyorsun, bozuk kırık bir sey varsa ev sahiplerinin yapmaları icin not ediliyor, vs. 9- devlet 3 bin dolar teşvik veriyor, first home Owner grant’a başvuruyorsun onun çıkmasını bekliyorsun 10- settlement Yapılıyor : evin devir teslimi. 11- Taşınma, haydi Hayirli olsun. 

bazı ipuçları: devlet 3 bin dolar veriyor ama 21 bin dolar stamp duty (pul, harç, masraf vs. ) alıyor. eğer evin %20’sini peşinat vermezSen ayrıca bir de mortgage insurance diye 20 bin dolar civarı bir havaya masrafın daha oluyor. burda mortgage fazileri yıllık 3.4

ödeme 30 yıl, erken ödemenin cezası yok, eğer fazla fazla ödersen ödediğin miktar azalmıyor ama ödediğin sure azalıyor. 

ev kredinizi sürekli refinance yapabiliyorsunuz. değişken, sabit vs değiştirebilirsiniz. 

bugün kızları paten kaymaya götürdüm, yoruldum valla. haydi iyi geceler:) 

Güneş Doğdu

Defne’nin patoloji sonucunda kistin iyi huylu olduğu yazıyor. Doktorlar her ne kadar kistin ne kisti oldugunu hala anlamamış olsalar da sonuç bizi rahatlattı. Şimdi dikişler de eridi, bahar kuzusu gibi zıplayıp duruyor Defne:) Çok şükür! Mesaj atıp soran, gecmiş olsun diyen herkese cok tesekkuler. Meğer sitenin takipçileri ne çokmuş :)) ve ne kadar iyi insanlarmış! 

Madem zaman ayırıp okuyorsunuz, yazmaya devam. Buralardan haberler: 

1. Biz bu hastalık işiyle meşgulken meğer ülkede büyük değişiklikler  olmus. Başbakan değişmiş. Zaten ikide bir değişiyor. İsin ilginç tarafı ortada hiç bir somut gösterge (seçim vs.) olmamasina rağmen partidaslari, başbakan Tony Abbott’u “sen partinin oylarını düşürüyorsun” diyerek oylama ile koltuğundan indirdiler ve yerine partiden başka bir adami Malcolm Turnball’i  getirdiler.

2. Okullar 3. Donemi de bitirdi ve 15 günlük ara tatile girdi. Bahar’ın gelmesi ile Sıcaklıklar 25-30 dereceye kadar cikti. 

3. Kraliçe’nin dogum günü sebebi ile bu pazartesi resmi tatil idi. Tabi ki Royal Show da başladı. 400 bin ziyaretçi bekleniyormuş bu sene. 

Biz ise Pazar günü yeni evimize taşındık. Paketlemeyi biz bastansavma yaptığımız icin adamlar kolileri üstüste yigamadilar bu yüzden kamyonla iki sefer yapmak zorunda kaldilar. Allahtan yeni ev sadece birkac sokak yukarida oldugu icin tasima o kadar da zor olmadi. Bir kamyon ve iki adam geldi. Adamlar Yeni Zelanda’li idi. Zaten nerde guc ile ilgili bir is olsa Yeni Zelanda’lilar orda! Piyano tasimacilari da Yeni Zelanda’li idi. Havasindan mi suyundan mi ama koca cift kisilik yatagi yastik tasir gibi tasiyor adamlar. Neyse, burda tasimacilar saatlik Ücret alıyor. Depot to Depot dedikleri bir tarife söz konusu. Sabah kamyonu Alıp yola çıkmalarından itibaren taksimetre gibi saymaya başlıyorlar. Istersen Butun paketlemeyi de onlar yapıyor. Is ne olursa olsun, ister paketleme ister tasıma ( 2 Kışı birlikte )Saati 145 dolara çalışıyorlar. Evlerin önüne kamyon geliyor, adamlar demirden bir rampa kuruyor. Direk evin içinden kamyona eşyaları tekerlekli bir trolley ile taşıyorlar. Guzel paketlenmesi yapılmamış eşyaları taşımıyorlar. Mesela çim biçme makinesi, ağzı acık bir kutuda benim Ebru malzemelerim vs. filan bunlari biz taşıdık arabayla. 

Pazar gününden beri durmaksızın ev yerleştirmeye çalışıyoruz. Uç yıl içinde yine karınca misali eşya biriktirmişiz. İlk önce shed dediğimiz bahçedeki depoya bir raf aldık. Ona Ebru malzemerimi dizdim. Kemal’in motor kıyafetlerinin ve kasklarinin içinde olduğu 3 bavula bir yer bulduk. Bu güne kadar hiç gidemediğimiz ama bir gün gideriz umuduyla biriktirdiğimiz tam teşkilatlı kamp malzemeri, Gazebo, Çadır, Ocak, kamp Masası,sandalyeler,  uyku tulumları vs. yine raflara kaldırıldı. Plaj malzemeleri, çocukların Surf boardlari, şişme deniz yataklari, yoga Mati vs. her şey elden geçti. Görünüşe bakarsanız cok hareketli ve eğlenceli bir Hayatımız var ama gercekte 3 Yıldır dışarı çıkarken yanımıza bunlardan birini asla almadık. cok komik:) ama şimdi en azından bunlar daha kolay ulaşılabilir biryerde ve görünürde. eski evdeki gibi kat kat kolilerin Altında değil. 

Bu evimiz daha büyük, bahçesi Easy Maintenance dedikleri bakımı kolay bir bahçe. eski ev sahibi bir Sürü bostan ekmiş, her Türlü yeşillik var, maydanoz , Fesleğen, kekik, nane, chives ( Frenk soğanı), marul sırık fasulyesi, sus biberi ve Kiraz domates ve limon da var bahçede. en Sevdiğim ise komşudan gelip bizim verandanin üzerine tırmanan mor Salkım. ayrıca frangipani Ağaçları ve birçok manolya ağacı var. evin arazisi 400-500 m2 arası bir sey.oturum alanı 125m2 Artı içeri alinan bir kapalı garaj. insallah eşyaları yerleştirdikten sonra oturup derin bir nefes alacağız. şimdilik her taraf Dağınık ve Karmaşık. 

Bu arada eski evi temizletip Anahtarı emlakçıya verdik. emlakçı teftişe geldi, her şeyi beğenmişler, evin on tarafındaki çimenleri biçip Butun çöpleri aldığınızda ( cop kutularının boşaltılması ) depozitonuzu vereceğiz dedi. işlerin bu kadar kolay gitmesini beklemiyorduk, maşallah umduğunuzdan pürüzsüz oldu eski evden çıkmak isi. normalde nisanda bitecek kira sözleşmemiz icin bir ceza filan ödemeyeceğiz çünkü ev sahibi bizden sonra evi satmaya karar vermis. böylece 23 Hawkesbury drive sayfası da hayırlıysa kapanmış oldu:) 

şimdi yatacağım, Minicik ekrana bakmaktan Gözlerim sas oldu. internet 2 hafta sonra bağlanacak.servis sağlayıcı ile olan maceramızı ileride anlatırım:)

Allah sizi ve tüm sevdiklerinizi korusun, evlatlariniza hep sağlık versin 🙂

tesekkuler