Archive for November 14, 2015

Kemal Melbourne’e gitti. Sirket onu 5 günlüğüne bir eğitim icin gönderdi. Defne hıçkıra hıçkıra ağlamaya basladi uyumadan hemen once, ben babamın gitmesini istemiyorum, diye. bir de fırtına basladi ki anlatamam, tam filmlerdeki gibi gökyüzü şimşeklerle aydınlanıyor. Zar zor uyuttum kızları. benim de Yarin fremantle Arts center da Ebru kursum var. kızları bir arkadaşıma bırakıp Butun gun kursta Olacağım. okulun 6. haftasına giriyoruz. 9. hafta Perşembe günü bu yılki eğitim ögretim yılının son günü. bu gunlerde Cok çalışıyorum, bazen boş boş oturup Öylece durmayı özlüyorum. sadece nefes almayı, aklımdaki tüm Düşünceleri silmeyi …

ipek artık kemanda iyice ilerlemeye basladi. her gun Yarim saat practice yapması gerekiyor ve bazen Rüşvet bazen de kendiliğinden der demez Bayağı bir sey öğrendi. Defne 15’er dakikalık piyano dersine gidiyor her hafta. o da notaları öğrendi. seneye dersi Yarim saate çıkaracağız. Kemal omuriliğinde olan bir rahatsızlık Yüzünden Çarşamba akşamları hydroterapi’ye basladi. gecen hayatimıza sporu daha cok dahil etmek ile ilgili konuştuk insallah biraz daha artıracağız fiziksel aktiviteyi. yine Çarşamba kızları drama kursuna yazdırdık ama ikisi de hiç sevmediler , gitmek istemiyorlar. her gun acaba bir şeyi unuttum mu diye aniden telaslaniyorum. okulda performans Görüşmeleri yapıldı, önümüzdeki yıl icin sozlesme imzaladım .kizlara da sorsam bu aralar nasıl bir anneyim diye herhalde karneme Zayıf verirler. çünkü onlarla kaliteli zaman geçirmek mümkün olmuyor. dün aksam onların cok sevdiği bir restoranda yemek yedik, sonra nehir kenarındaki parkta ve yeşil alanda arabayı park edip Yürüyüş yapalım dedik. hava iyice kararmıştı. kızlar başta tedirgin oldular ama sonradan ebelemece oynamaya başladık ,yaz gecesinin, serin Havanın, nehiri yansıyan ışıkların  eşliğinde 10-15 dk. olsa bile ailecek bir seyler yaptık . KEske daha cok yapsak bnu. full time çalışan bir anne temizlik ve yemek yaptıktan sonra kaç saat artırabiliyor cok merak ediyorum. ben sadece aksam 9 ile 10 buçuk arası oturuyorum, kızları uyuttuktan sonra o arada da hem e maillere cevap yazıyorum hem Kemal ile konuşuyorum hem dizi izliyorum hem de internette araştırmak istediğim birkac şeye bakiniyorum. bir de çocuklarım ile yine pek bir sey yapmadım diye hayiflaniyorum o arada. 

insan bazen hayatın yükünü paylaşacak birilerinin yanında Olmayı istiyor. bizimkilere ne zaman buraya gelmekten bahsetsem bir bahane bir engel buluyorlar artık ben de vazgeçtim onları Israrla cagirmaktan .

neyse Butun planları okulun kapanışına erteliyorum. 13 Aralık pazar günü Green Card’imizi aktive etmek icin Hawai’ye gidiyoruz. 19’una Kadar Waikiki Beach’in keyfini çıkaracağız Allah bir aksilik vermezse. sonrasinda kızların en sevdiği aktivitemizi yapacağız her hafta . sabahın en erken saatinde Cottesloe Beach’e gidip plajda kahvaltı yapacağız ve 9:30’a kadar yuzecegiz:)

Orhan Kemal’in Murteza’sini bitirecegim, arka bahçedeki sebZe bahçesinielden geçireceğim ve arkadaşları Yemeğe çağıracağım. tatil bir gelsin, gerisi kolay…

sorulara cevap: 

burada 5 Yasin Altında çocukla yeni bir başlangıç yapmak biraz çetrefilli. çocuk 5 yasına geldiğinde full time okula gidiyor.(pre primary. ) o zaman is ararsın, çalışırsın ama çocuk 4 yaşındaYsa ancak kindy’e gider o da haftanın 2-3 günü ancak. diğer günler Daycare e göndermek zorunda kalirsin, o da eğer PR değilsen günlük 70 dolar civarı .eger PR isen devlet yarısına kadar ödüyorsanirim ama emin Değilim çünkü benimkiler o yası gectiler .

buraya geleyim vatandaşlığımı alayım sonra TR ye dönerim düşüncesinin hem avantajları hem dezavantajları var. mesela benim emekli olup 6 ay orası 6 ayburasi yapayım filan diye planım var ama TR ye geri doneyim düşüncem hiç yok. 

buraya gelmeye nasıl mi cesaret ettik? düşüncelerimiz:

İstanbul, deprem, AKP, çocuklarımızın üniversite giriş sınavı, KPSS yi gecmeleri, is bulmaları, ileride istedikleri zaman başka ülkeye gidecek maddi ve manevi birikimlerinin ve imkanlarının olmasi, yeşil alan, bahçeli ev özlemi, saygılı Sabırlı hoşgörülü insan hayali, sakin, Güvenli trafik, afedersiniz bok yoluna gitmemek arzusu, sosyal güvence, adalet , dürüst insanlarla olma arzusu. 

bunları düşününce motive olup geldik iste. yorgunluga ve her şeye rağmen memnunum. 

eksi sozlukten alintidir:) coarse language!!

tam olarak 1 sene 3 ay once turkiye’den siktir olup gitmis bir insan olarak burda ahkam kesen sozluk ergenlerine laflar hazirladim.
1) bu eylemi yapan ya da yapmayi dusunenlere “kolay olani secen, kolayci yavsaklardir” diye bok atan mal. ya valla cok kolay butun hayatini, aileni, arkadaslarini, malini mulkunu, aliskanliklarini birakip dunyanin bir ucuna yerlesmek. her allahin gunu, 7 gun 24 saat ikinci dilde konusmak, kendini ana dilinde ifade edememek, arkadaslarinin yaptigi kulturel esprileri anlamamak, hep bi disarda hissetmek kendini, cok sahane. ananin babanin basina bi sey gelse 20 saatten once yanlarinda olamayacak olmak, hayvan gibi finansal riskler almak falan, cocuk oyuncagi. ama siktigimin ulkesinde statukonu koruyup, comfort zone’unda gotunu buyutmek, eksi sozluk’te aglasmaya devam edip hicbir zaman yapmayacagini bildigin halde “orgutlenip savasacagiz” tarzi fantazilere kendin calip kendin oynamak cok zor is. gidenler, gitmeyi dusunenler kolayci yavsaklar ama sen bir halk kahramanisin ya. bravo.
2) “buraya gelip yaziyolar ama bi turlu gidemiyolar, gitseniz de burasi daha guzel bi yer olsa” diyen sikkafali. gittik biz gerizekali. surekli gidiyoruz. ne biliyosun kimin nerde oldugunu? gidiyoruz surekli, daha guzel bi yer oldu mu oralar? insan hayati degerlendi mi? yasam kaliten, satin alma gucun artti mi? etrafindaki insanlar sebepsiz yere birbirinden nefret etmeyi, kendi cikarini her turlu insani normun, kuralin kaidenin uzerine koymayi birakti mi? komsun, akraban, yakalanma korkusu oldugu icin degil, dogru olan bu oldugu icin kurallara uymaya basladi mi? egitim kalitesi artti mi ulkede? her boku yurtdisindan satin almak yerine insaat betonu disinda bir seyler uretmeye basladik mi? kizini, kiz kardesini hava karardiktan sonra gonul rahatligiyla arkadaslariyla cikmaya gonderebiliyor musun? 
3) “iste bunlar hep imkan meselesi” diyip boynunu bukup oturan cemaat. liseyi, universiteyi ortanin biraz uzeri kalitede devlet okullarinda okudum. ednan bey’in koskunde fransiz dadilar buyutmedi beni, 23 yasima kadar yurtdisina hic cikmadim. anam babam (artik emekli) devlet memuru. bilmem nerenin ceo’su amcam, aile buyugum hic olmadi. kendi imkanimi kendim yarattim. oturup birilerinin sizi altin kasikla beslemesini beklemekten vazgecin artik. adam gelmis buraya “2002’den beri yapmak istedigim eylem ama yabanci dil bilmedigim icin yapamadim” yazmis. ulan 13 sene gecmis 2002’den bu yana. sen bunu 2002’de aklina koysaydin 13 senede japonca ogrenip kitap yazacak seviyeye gelirdin. hicbir zaman hicbir sey icin cok gec degil! evet, zaman gectikce daha cok kok saliyor insan, daha zor oluyor gitmek ama gercekten gitmek isteyen insan bir zahmet elini biraz tasin altina sokacak. gotunu kaldirip risk alacak, kendini gelistirecek. giden herkes icin “onun imkani vardi tabii” diye varsaymak ogrenilmis caresizligin otesinde o insanlarin verdigi emegi, aldigi riskleri de kucumsemek oluyor. yapmayin sunu.
4) “gidince de bi bok olmuyo, ay medeniyet sikar adami bay gelir vallaha” diyen dar vizyonlu kardesim. seni de unutmadim. tabii ki gidince sinirlerini aldirmis, turkiye ile butun bagini koparmis pamuk sekerine donmuyorsun. cunku neden, butun ailen arkadaslarin hala orda ve onlar icin endiseleniyorsun. ama turkiye’de yasayan bir insan kadar da sallamiyorsun artik acik konusayim. cunku artik televizyonu actiginda baska politikacilar, baska skandallar var. hicbir hukumet, hicbir devlet, hicbir ulus masum degil. ama kendi yazik ulkenle arana bir mesafe koydun artik, baskasinin dertlerine misafir olarak bakiyorsun. ne oralisin, ne burali artik. iki ulkenin de politik derdi seni direkt olarak germiyor. geride biraktigin gudubet ulkede iyi bir sey olsa (ki ne olacak allah askina, milli takim portekiz’e 3 atacak en fazla) sevincin kisitli, kotu bir sey olsa (yani her gun, her dakika) artik uzuntun kisitli. araf’ta olmak gibi sanki. diger yandan gunluk hayatin devam ediyor iste, trafikte insanlarin “insan gibi” hareket etmesine alisiyorsun -cunku guzel seylere cok kolay alisiyor insan-, yolda yururken tanimadigin amcalarin teyzelerin gulumseyerek “merhaba” demesine alisiyorsun, restoranlarin cafelerin %90’inda guleryuzlu hizmet almaya alisiyorsun. adil kullanim kotasi olmayan 75 mbit internet baglantinla hd dizi / film izlerken stream ettigini unutuyorsun. turkiye’deyken hayalini kurup ruyalara daldigin arabayi uzerinde %350 vergi olmadigi icin artik alabilir haldesin, 30 dolara buyuk araba deposu doldurmaya alisiyorsun. euro ya da dolar kazaniyorsan, bu seneden onumuzdeki seneye satin alma gucunun sekteye ugrayamayacagini biliyorsun. kafan rahat. 
dini inancin ne olursa olsun, dunyevi hayat kisa.
eger benim gibi “bu ulkede nefes alamiyorum artik, duramiyorum” seviyesindeysen calis, cabala, kendi imkanini yarat. bir kere geldin bu dunyaya, olup gideceksin. nasil yasamak istiyorsan oyle yasa. kimsenin seni caresiz hissettirmesine de izin verme. 
yok eger “ulkemin su anda icinde bulundugu ahval ve serait beni cok mutlu ediyor, seviyorum” diyorsan otur icinde, mutlu mesut yasa. kimse sana bir sey demiyor.

ama bu ahval ve seraitin yasam alani birakmadigi insanlar gidiyor ya da gitmek istiyor diye kinini, pisligini saga sola sacma.
hadi al hayrini gor memleketinin.

seçim 

Birazdan uyuyacağız, sabah uyandığımızda ise Türkiye uyuyacak. Umarım ülke battığı çukurdan çıkacak bir umut ve ışık yakalar. Kalbimiz sizinle…

Ben yanlışlıkla Facebook’ta bana gelen bir mesajı sildim. Simdi o kişiye ordan cevap yazamıyorum diye burdan iki satır yazayım dedim. -Evet, tabi ki! Yardımcı olabilecegim ne varsa yapmaya çalışırım. Ben kendimce buraya gelmek isteyenlerin bilmesinde fayda gördüğüm her şeyi paylaşmaya çalışıyorum ama değinmedim bir konu varsa ona da deginirim – eğer biliyorsam:)