Archive for March 24, 2016

Nihayet bu hafta sonu güzelce dinleneceğiz, inşallah diyelim yine de:) bir de muhteşem bir gün Batımı vardı bu akşam!❤️

ben şimdi gidiyorum piyano dersinden geldik, Hintlilerin butter chicken tarifini yapıyorum:)

Easter tatili basladi. Devlet okullari 5 gun tatil bizim okul 4 gun. Havalar yavaş yavaş serinlemeye başladı. Çok şükür her şey yolunda. Geçtiğimiz iki hafta sonunda  Nature Play WA diye bir yerde gönüllü çalıştım. Deniz kenarında harmony day için oyun alanları kurmuşlardı ve çoçuklar için aktiviteler düzenlemişlerdi. Play worker olarak ben ve kizlarım da gittik. İpek ile defne odun parçaları ve bezler ile çocukların çadır kurmalarına yardımcı oldular. uçurtma yapma köşesi , örgü köşesi ve aborjin kampı vs de vardı. Ben de denizden yamaca su taşıdım ilkel bir su kaydırağında çocukların kayması için. Elimizde şu robot Eli gibi olan alet ile çöp topladık. Oraya gelen insanlar Aaaa, siz gönüllü olarak mı çalişiyorsunuz, çok tebrik ederiz, teşekkür ederiz Zamanınızı buna ayırmanız çok büyük incelik vs. Şeklinde bize olumlu geri dönütler verince kizlarim da ben de gururlandık. Yorulduk ama sanırım kizlarimin kalplerinde almadan vermenin güzelliği ile ilgili ufacık da olsa bir tohum filizlendi:) oradan çıkıp uwa’daki Perth Upmarket’e gittik. El yapımı ve çok havalı şeylerin satıldığı yilda bir bir gün düzenlenen sosyete pazarı gibi bir şey. Orada seramik standı açmış olan bir türk ile tanıştım. Okulun open morninginde görevliydim geçen cumartesi sabahı, yaklaşık 150 kişi geldi. 4 ayrı gruba sınıfımda 15er dk’lık sunum yaptım. Kendimde gözlediğim bir şey : artık yavaş yavaş kendimi eleştirmeyi birakoyorum, aksanım, gramer hatalarım ve devrik cümlelerim ile barişiyorum, çok utanmıyorum veya rahatsız olmuyorum. Çünkü yaptığın işi iyi bilmek ve öğrencilerinin okulu sevmelerini sağlamak her şeyi solluyor.

Instagram

Marblingartaustralia hesabı adı altinda Instagram’dayım. Takipçi sayımı artırmak için siteyi ziyaret eden arkadaşların bir zahmet beni takip listelerine eklemelerini rica ediyorum. Reklamcı bir arkadaşın tavsiyeleri doğrultusunda kurduğum Small Business’i büyütmeye çalişiyoruz:)

Bir bulut olsam, yüklenip yağsam
Dökülsem damla damla toprağıma
Bir deli nehir, bir asi rüzgar
Olup kavuşsam üzüm bağlarıma

Bir çiğ tanesi, bülbülün çilesi
Annemin sesiyle güne uyansam
Radyoda yanık içli bir keman
Ağlasa nihavend, acem aşîrân

Bir turna olsam, yollara vursam
Uçabilsem kendi semalarıma
Bir seher vakti sılaya varsam
Selam versem ah sıra dağlarıma

Komşunun kızı, çoban yıldızı
Yaz bahçeleri yeşil, mor, kırmızı
Ah şişede lâl, hem de ay hilâl
Bir daha da görmedim öyle yazı

Günlerden Cuma,

Üzerimden kamyon geçmiş gibi yorgundum. Kizlari after School care’den almadim, eve gelip kendime bir saat ayırdım. Çok iyi geldi. Kemal kizları okuldan alıp gelince yeni uyanmiş gibi dinç ve dinlenmiştim. Kemal arkadaşları ile buluşmaya gitti. Kizlar ve ben de yemekten sonra dişari çiktik. Hava karanlık olduğu için benim kizlar biraz tedirgin oldular ama benim telkinlerimle onlar da girls night out’tan keyif almaya başladılar. Çocuklarla kütüphaneye gittik, sonra bir tatliciya uğradık. Bence bir anne ve kadın olarak onların gözünde çizdiğim İmaj çok önemli. Gece tek başına dişari çikmaktan çekinmeyen, cesur, kendinden emin ve ne yaptığını bilen ,bilinçli ve kendine güvenen bir anne oldum bu gece onların gözünde:) ne bileyim basit bir şeymiş gibi görünüyor ama sık yapmadığımız bir şey olduğu için çocukların çekingen tedirgin tavırları çok gözüme battı ben de çekingenliklerini korkularını bir yana birakmaları için onlarla konuştum, yolda güldük eğlendik, çok güzel bir hilal gördük, yildiZları izledik. Eve gelince hemen uyudular 🙂

Yarın mullaloo beach’te Bir arkadaşın kizinin doğum günü var pazar günü ise natureplaywa’da gönüllü oldum. Çok kültürlülüğün kutlandığı harmony day’de çocuklar için akitiviteler yapılacak ben de rehberlik yapacağım. 

Şimdi uyuma Zamanı. 

Retreat 

Burada bazi işyerleri çalışanların verimliliğini ve  takım çalişmasini vs. Artırmak için Retreat denilen kamp benzeri programlar yapıyor. Ben de şimdi okulun Retreat indeyim. Fremantle’da bir otelde kaliyoruz, çocuklarımdan ayrı geçirdiğim ilk gece. Ortam çok güzel, aktiviteler Türkiye de çaliştiğim okullarınkinden çok daha amatörce. Terakki ve Açı’nın yillar önce geçtiği yollardan buradaki okulum daha acaba geçsek mi geçmesek mi diye tartışıyor.3 günlük retreat’te siteye birkaç yazı yazarım diye düşünmüştüm ama hiç firsat olmadı, gece yemekten geldiğimizde saat 11’di. 

Neyse,

Havalar yavaştan serinliyor. 

Sonbahar hüzün ve özlem mevsimi. 

Ben de sözümü tutup Avustralya’da olmanın duygusal ağırlığından bahsedeyim biraz.

İstanbul’da iken kendi kendime hep “zaten şu anda da gurbetçiyim, ailem Urfa’da ve onları zaten yılda bir iki defa görüyorum” dediğimi hatırlıyorum. İnsan kendini gitmeye hazırladığında ayrılık aslında çok da üzerinde düşünülecek bir konu olmuyor bir şekilde bir bahane buluyorsunuz. Planıma göre her sene türkiyeye gidip en az iki hafta ailemi ziyaret edecektim.Her sene türkiye’ye gidiyoruz ama dört kişi ile aldığımız uçak bileti yaklaşık 16bin tl tutuyor ve her sene bu birazcık daha zor oluyor. Bu sefer iki hafta yaşayacağın tatil gözüne çok az geliyor ve değip değmeyeceğini düşünmeye başlıyorsun. Daha doğrusu değeceğini  hep biliyorsun ama iki haftanın yetmeyeceğini düşünüp daha fazla Nasıl  izin alırım diyeçırpınıyorsun, bu çırpınmak kötü bir duygu. Ben şu anda bu süreçteyim.

Kardeşim gibi sevdiğim teyzemin oğlu evleniyor İstanbulda olsam hafta sonu uçağı binip düğünde olurdum ama Avustralya’da olunca bu mümkün olmuyor.

Avustralya geldiğim günden beri kalbimin bir yanı yok içimde kocaman bir boşluk sevdiklerimden ayrı olmak her zaman kendini hatırlatan açık bir yara gibi nasıl bir insan yakından sevdiği tanıdığı birisini Kaybettiğinde onu hiç unutmuyor, Ama yokluğunu da zamanla kabulleniyorsa burada yaşamak da öyle bir şey zamanla ilişkideki küçülen bir karakter oluyorsun, sevgi hep var Özlem hep var ama yanında olamayınca paylaştığın şeyler azalınca insanlar birbirlerinden uzaklaşıyorlar bu acı gerçek maalesef Avustralya’nın en çirkin yüzü. Buraya gelmek bu duygularla başa çıkabilmek için çok güçlü bir yürek gerek seni sen yapan seni bugüne kadar ilmek ilmek öğen ve karakterini oluşturan bütün ilişkileri geride bırakmak çok zor. Gitmek istediğin zaman 16 saat uçak yolculuğu çekiyorsun aynı şekilde oradan birisinin sana gelmesi demek bu yolculuğu yorgunluğu ve riskleri dahil göze alması demek .

Ne Skype yerini tutuyor fotoğraflar başka türlü iletişim bunların hiçbiri istediğin gibi gidip sevdiklerinin yanında olmak onların elini tutmak onların kokusunu içine çekmek gibi olmuyor çocuklarını okuldan alırken başkalarını ananelerine babaannelerine bakıp İçin için kıskanıyorsun, Çocuk hiçbir zaman teyzesinin evine gidip orada uyuyamıyor veya kuzeniyle birlikte bir şey yapamıyor anneannesini babaannesini göremiyor onların sevgisini nasıl bir şey olduğunu yaşayamıyor anlayamıyor. Bir yanda sen ailenden uzak olmanın ezikliğini yaşıyorsun Öte yandan çocuklarının bu duygudan etkilenmemeleri için daha da çok çaba sarf etmen gerekiyor. Kısacası bu cennet gibi şehirde yaşamanın en kötü tarafı türkiye’den bu kadar uzak olması.

Herkes bu özlemle başa çıkmak için farklı bir yol bulmak zorunda ben yavaş yavaş alışıyorum ve hayatındaki boşluğu yapıcı bir şekilde başka şeylerle uğraşarak doldurmaya çalışıyorum mesela çocuk kitapları yazıyorum, memleket hasreti çeken bir çocuğun gözüyle kitaplar yazıyorum eminim Avustralya’da bu kitabın hitap edeceği kitle çok geniştir. Durum bundan ibaret buraya gelirken her şeyi etraflıca düşünmek lazım çünki hayatının bir döneminde benim de acı ile tecrübe ettiğim depresyon ile yüzleşmek zorunda kalabilirsiniz. 10’dan dersler alarak çıkıp yoluna devam etmek ayrı bir başarı ama bunu bilin ki özellikle duygusal olarak hiç kimse size gül bahçesi vaad etmiyor. 🙁