Archive for June 27, 2016

Ödevler için 1 ay uzatma aldim, her gece 3 saat bilgisayar başında oturup ancak 2 paragraf yazabiliyorum çünkü o saate kadar beynim zaten jöleye dönmüş oluyor. Defne 2. Sınıfa gidiyor, öğretmeni çağırdı, “zeki ama tembel ” klişeleri ile bana durumu anlattı. Okuması süper ama spelling ‘de hataları çok. Matematik zekası da çok iyi ama kolay sıkılıyor, hemen pes ediyor, dikkati dağınık ve çok konuşuyor ders sırasında. İpek ile ilgilenmekten defneyi uzun zamandır ihmal ediyorduk bu durum aslında biraz da bizim suçumuz. Tabi yemekten sonraki Zaman şimdi otomatikman Defneye ayrıldı, odasına gidip çalişmalar yapıyoruz yarım saat kadar. İpek violin çalmamak için kırk dereden su getiriyor, defne piyanoda Mutlu hevesli kendi basına çalişiyor. Ben karne yazma döneminde çalişma odasındaki hücreme çekildim, sonunda onlar bitti. Kemal’in de ankilozan spindolit sirt ağırları başladı yine. 

Butun bunlar bir yana bu sene ilk defa kişin tamaminda Perth te kalacağız. Türkiye’ye gitme planlarını iptal ettik, kismet olursa Aralık ayında gidip uzun kalacağız. Kış burada harika, hava serin, sabahlar biraz soğuk ama asla Ankara’nin soğuğu gibi değil (henuz). Ağaçlar binbir renkte, okula giderken sanki bir galeriden geçiyorum, rengarenk , muhteşem ! 

Bizim aileyi grip vurdu, cocuklar ve ben hastayiz. Kemal is yerinde asi olmustu o yuzden onda bir sey yok. Zaten pazartesi WA gunu dolayisiyla yarim gun tatildi. Sali gunu okuldan oglen olunca ciktim, carsamba calistim , bugun hastayim diye gitmedim yarin ya karne yazacagimiz icin bir gun izin alma hakkimiz var ou kullaniyorum. Boyle yapinca hafta bana cok uzun geldi, anlasilan alismamisim dinlenmeye. Neyse karneleri yazdim sayilir sadece bir ogrenci kaldi. Bizim okulun sacma uygulamalarindan bir tanesi okul oncesi cocuga 8 sayfa uzunlugunda detayli bir karne veriyoruz oyle olunca da cok uzun zaman aliyor. Temmuzda turkiye`ye gelme fikrinden vazgectik. Agustos ayinda vatandasliga basvuracagimiz icin son 3 ay ulkeden cikmamis olmamiz gerekiyor. Eylul sonunda annemle babam gelecek aralikta okul tatil olunca da biz gidecegiz insallah.

Havalar sogumaya basladi, isitmayi acmamiz gerekiyor. Evde her turlu isitma cihazi var, cok komik. Evde ducted air condition denilen tavandan ufleyen hem sicak hem de soguk cihaz var, dogal gaz ile calisan katalitik tipi soba var, bir de nostalji yapayim dersen kuzine tipi soba var. Gectigimiz haftalarda sobayi yaktik, ustunde kestane bile kizarttik ama kestaneler kotu cikti, ilkel benligime dondum sobanin karsisinda gozumu kizil kora dikip dakikalarca alevleri izledim, cok eglenceliydi.

Diploma programimda bir uniteyi zamaninda bitiremeyecegim ogretmenden uzatma istedim, temmuz sonuna kadar uzatti. Gectigimiz haftalarda Defnenin dogum gununu kutladik, Bounce denilen trampolin merkezinde oldu dogumgunu. Simdi de ipekin ki geliyor, o da Roald Dahl`in Big friendly Giant filmine gidip sinemada parti paketi ile dogum gununu kutlamak istyior, bakalim artik…

Allaha sukurler olsun hayatimdan bugunlerde cok memnunum, sanirim sebebini biliyorum: mutfakta yemek hazirlarken, camasirlari katlarken, okula arabayla giderken hep sesli kitap dinliyorum. Beynim gereksiz dusuncelerle ugrasip durmuyor. Benim olan bir olayi tekrar tekrar dusunme giib kotu bir huyum var, Sislideki

Brahma Kumaris meditasyon merkezine giderken fark ettigim bir sey var. Beynime soz geciremiyorum, iradem cok guclu olmadigi icin dusuncelerimi kontrol altina alamiyorum ve gunun sonunda zihinsel olarak harap oluyorum. Cunku beynim ileride olacak bir konu ile ilgili veya hayatin anlami, mutluluk, mutsuzluk, yapilacak isler ivir zivir ile ilgili surekli sacma sapan seyler uretip duruyor. Ama artik State library of WA sayesinde internet uzerinden telefonumdaki bit uygulama ile kolayca odunc aldigim elektronik sesli kitaplar sayesinde hem cok sevdigim kitap okuma hobime zaman ayirmis oluyorum hem de islerimi yaparken kitap dinledigim icin beynim sacmalamiyor.

Son iki haftada toplami 26 saat olan iki kitap bitirdim, yani o kadar is guc ile bosa giden zamani muhtesem kitaplar dinleyerek doldurdum.

Ingilizce kitap okumaya olan hevesim universitede bir saticiya kanip aldigim klasikler yuzunden baslamadan son bulmustu. Butun ingilizce kitaplari anlasilmasi zor bir bulmaca zannederdim, aslinda hic de  oyle degilmis, dili kolay akici ve her kelimesini anladigim ingilizce kitaplar da varmis meger dunyada.

Suriyeli arkadasar ile dostlugumuzu ilerletiyoruz, artik kapisini calip iki patates ya da bir limon isteyecegimiz bir komsumuzun oldugunu bilmek cok guzel. Onlar da bizim icin oyle hissediyorlar.

Gecmise bakip hayatimin degisik zamanlarina karsima cikan boylesi guzel dostluklari dusunuyorum hep. Eskiden boyle biriyle tanisir tanismaz uzulmeye baslardim, cunku bir gun ayrilmak zorunda kalirsak yerlerinde cok buyuk bir bosluk hissederim gibime geliyordu. Simdi olaylara daha farkli bir gozle bakiyorum, onlari cok sevmekten korkmuyorum, hepsine hayatimda oynadigi rol icin minnettarlik duyuyorum ve savasmadan direnmeden olgunlukla kabulleniyorum kopuslari. Yaslanmanin getirdigi bir bilgelik herhalde bu, arkadasligi kibirle sadece seninmis gibi gormekten, sahiplenmekten vazgecmis..

Kemal mutfakta kendini asti, gecen hafta sonu hakiki su boregini geleneksel yontemlerle yapti simdi de makaron yapiyor. Ben de firsattan istifade iki satir yazdim, hepinize uzaklardan kucak dolusu sevgiler…