Archive for August 21, 2016

Kis biraz uzun surdu bu sene, bu ay neredeyse her hafta sonu saganak yagisli ve hava sicakliklari 15 derece filan civarinda idi. Dun sabah Brezilyadan gelmis genc bir ogrenciye evde Ebru dersi verdim, o gidince gunesi firsat bilip Bells Rapid denilen bir yere gittik. Yaklasik 44 dakika kuzeye dogru gidince daglarin arasindan deli gibi akan kopuk kopuk bir irmak gorduk. Araba icin park yeri var, yerler camur olsa da vicik vicik icine saplanacagin cinsten degil, kirmizi topraktan yapilmis medeni camur:)) Internet sitesinde yuruyus parkulari ile ilgili bilgi veriyorlar iki yol var birisi river walk, zorluk derecesi 1. yol cogunlukla duz ve 2.5 km. digeri goat walk, zorluk derecesi biraz daha yuksek yokus yukari ve daha uzun bir yol. 

Biz kisa yolu tercih ettik. Cok kolay geldi sonra kendimize macera yaratalim diye dimdik bir tepeye daracik bir patikadan cikmaya basladik. yamac kaygan ve kayalik, yere dusunce de eline diken batiyor. yerdek yaklasik 100 metre yukari tirmandik. Benim odum patliyor, bir yandan da insallah bu dagin arkasinda duz yol vardir diye dua ediyorum. Sonra Kemali oncu gonderdik, gitti bakti yol mol yok! O zaman tepeden birkac resim cekip inis yoluna koyulduk. Genelde Ipek ile Defne hep birbirleri ile rekabet halindeler, birbirlerinin sinirine dokunacak hareketler veya sozler soylerler. Bu tirmanis suresince butun aile Gezi Ruhu icinde birbirine kenetlendi. Ipek Defnenin elini tutuyor ona ablalik yapiyor, Defne ona akil veriyor, herkes birbirini kolluyor filan:)

Yagmurlarla birlikte su daha da bir cosmus, gurul gurul akiyor. Gozlerimiz yemyesil tepelere ve ufka daldi, suyun sesi ve taze bahar gunesi ile harika bir ogleden sonra gecirdik. Kemal`i evden zor cikarabilmistim ama o da cok keyif aldi. En onemlisi de ailece kayda deger guzel birsey yapmak ve birlikte zaman gecirmek oldu tabi ki.

Bugunse yine yagmurlu idi. Annem geldigi zaman 1 haftaligina guneye kacacagiz, onun icin yer baktik, tatil plani yaptik. Ogleden sonra Mehmet Hoca kahve icmeye geldi, biraz muhabbet ettik sonra o gidince de kutuphaneye kitaplari goturduk. Kemal bize patates oturtma yapti. Yemek konusunda bu aralar cizgiyi astik, cektigimiz resimlere bakiyorum da dun aynen spor ayakkabi giyip sabah yuruyusune cikan tombul ev hanimi teyzeler gibi gorunuyormusum. Dusuncem ameliyattan sonra duzenli spor yaparak eski formuma (!) kavusmak. Son olarak yurt disina gitmek isteyen ama orda kunefe yok, ben nasil kunefesiz yasarim diye merak edenler. Dun Turk bakkalindan dondurulmus Kunefe aldik, (kucuk 6`li paket) firinda pisirip uzerine serbetini dokunce tadi ayni kunefe! Boylece ozlenen lezzetlerden birisini daha yerel kaynaklardan temin etmis olmanin huzuru ve mutlulugu icindeyiz! Bir de Hellim peyniri yaptim, harika oldu! Kilo vermem lazim!

 

 

Agustos Ayi

Annem gelecek diye sevincten icim icime sigmiyor. Nerede guzel cicek acmis bir agac gorsem hemen hesapliyorum acaba annem gelmeden cicieklerini doker mi diye. Gectigimiz haftalar cok yogun gecti her hafta gibi. Bir ara artik midemdeki kramplarla, bir yudum su icememekten gelen yorgunlukla ve kafami mesgul eden okul ile ilgili meseleler yuzunden uykusuzlukla gecti. Buraya pek yazamiyorum ama is yerinde hic adil olmayan, insanin kanina dokunan seyler oluyor. Hepsini icime atip isimi elimden geldigince en iyi sekilde yapmaya calisiyorum. Herkes benden cok memnun ama ben yasananlardan, gordugum haksizliklardan, ici bos, agzi laf salatasi ile dolu insanlardan biktim. Kimse benim gibi canini disine takarak calismiyor, herkes firsatini bulunca arazi oluyor. Bir ben miyim buralarin delisi diye soruyorum kendi kendime. Sonra hatirliyorum aslinda kimse bana gece yarilarina kadar evden okul bilgisayarina baglanip calismami istemiyor. Ayni sekilde millet sinifta ogrenciler etraftayken gunde 5 bardak cay icecek zaman buluyorken neden ben bir yudum su bile icemiyorum? Cunku her zaman her yerde olmaya, her an her ogrenciye yardimci olma telasindayim. Madalya mi verecekler? Hayir. Ne kadar devam eder bilmiyorum ama bu hafta cok yoruldugumu hissettigim zamanlarda kendimin pause tusuna basip biraz dinlendirdim. Eve geldigimde azicik enerjim kalsin diye daha cok farkindalik etkinligi yapmaya basladim. Derin bir nefes alip kendimi o anda, o yerde o konusmanin icinde goruyorum, yuz kaslarimi yavaslatip cocugun gozune bakiyorum. Cok sacma ve uzun bir sey soylese bile sabirla onu dinlerken, o ani bilincle yasamaya calisiyorum.

Facebook`ta paylastim. Suriyeli arkadasin bana ogrettigi tarifi takip edip peynir yaptim. Urfa peyniri gibi oldu. Cok gurur verici.

Bana gelen bırkac soru var onlara cevap vermeye calısayım bır de unutmadan. Coklu Gıda Allerjisi meselesi avustralya’da çok ciddiye alinan bir olay. Okullardaki tüm çalişanlar bu konu ile ilgili eğitim aliyor ve ilk yardım kutularında gerekli adrenalin pompası vs. bulunması gerekiyor anaphlaxy ihtimaline karşı. Her öğrenciye health care plan yapılıyor ve adım adım acil durumlarda ne yapılması gerektiğine dair herkes bilgilendiriliyor. Yani içiniz rahat etsin, burada allerji son dercece cok rastlanan bir durum.

Betul Hanım göçmenlik meselesi için oldukça güvenilir bir isim. 4 yıl önce bize yardımcı olduğunda birkaç bin TL. ödemiştik ama net rakamı gerçekten hiç hatırlamıyorum. Burada ortalama yaşam gideri 4 kişilk bir aile için (en az ) yaklaşık 40bin dolar bu yüzden gelmeden önce bir miktar para biriktirmekte fayda var. Göçmenlik başvuruları için Ebru hanımdan başka Avustralya hükümetine de çeşitli ödemeler yapılıyor yani biraz masraflı olabiliyor.

Buraya gelmeyi düşünen isteyen her arkadaş en önce İngilizceyi geliştirmeye önem versin. Bunun için IELTS hazırlık kaynakları araştırın. Kitap okumak isteyerek geliştirmek isteyenler için ise önerim Bestseller2leri araştırmaları. Çünkü genelde bestseller kitaplar okuması kolay insanı fazla yormayan kitaplar oluyor. Ben buranın kütüphanelerinden genelde MEvlana veya Ömer Hayyam veya Hafız2in şiir kitaplarını alıyorum. Bir de Joyful Strains diye Avustralya ya gelen göçmenlerin hikayesini anlatan bir kitap vardı onu çok beğenmiştim. en son da hello from gillespies diye bir kitap   dinledim e-library nin bir hizmeti olarak. O da güzeldi ama bu tamamen kişisel bir mesele, sonuçta sizin zevkinize kalmiş.

Bugun Pazar. 4 kişilik bir aile ebru kursu almak için eve geldi. Allahtan misafir odasındaki mobilyaları değiştirmek için satmıştık ve oda boştu, masayı ekipmanlar oraya kurdum çünkü dışarıda çok fena yağmur yağıyordu. 3 Saatlik kısa bir Ebru kursu verdim ama sanirim yorgunluktan ve önemli bir iş yapacak olmanın verdiği gerginlikten dolayı bütün gün kendime gelemedim. Hafta sonunu yaşamış gibi değilim yani. Böylesi durumlarda 8 bucukta yataga gidip sabah 6 da gün doğarken uyanıyorum, iyi geliyor.

Kaç zamandır söyleyeceğim fırsat bulamıyorum. Mevsimlerin değişmesi bu şehirde o kadar güzel gözlemleniyor ki zamanın akışını hissedebiliyor insan. yollardaki ağaçlar ve bitkiler hangi mevsimde olduğumuza bağlı olarak belirgin bir şekilde değişiyor. Her gün geçtiğim yoldaki bir çinarin yapraklarının sararıp dökülmesini birkaç ay sonra da yeniden yavaş yavaş yeşermesini gözlemleyebiiyorum. İstanbul’da Başak Konutlarında oturuyorduk, orasıda nispeten yeşillikti ama hep aynı çam ağaçları vardı Şile veya benzeri bir yere gitmedikçe insan doğadaki değişimi gözlemleyemiyordu. Burada şu anda Coral tree dedikleri kıpkırmızı çiçekleri olan ağacın açma zamanı.

Bu siteyi okuyan güzel insanlar, dilerim istediğiniz gibi başka bir ülkede başka bir yaşamı çok da zorluk çekmeden veya çok şey kaybetmek zorunda kalmadan kısa zamanda kurabilirsiniz ama eğer olmazsa da, imkanınız yoksa ve yollar kapalıysa aldığınız nefesin, yaşadığınız günün kıymetini bilin. Orada üzülerek, sıkılarak günlerinizi cehenneme çevirmeyin. Taşların arasında yetişen yeşilliğe bakın, hayatın içinde gizli sürprizleri farkedin.  Her zaman söylediğim gibi buraya gelince bütün sıkıntılar, sorunlar sona ermiyor ama biçim değiştiriyor. Zaman zaman düşünüyorum, acaba insan her yerde aynı derecede mutlu, mutsuz, dertli veya dertsiz mi?

NTV Radyo’nun ”Masal Bu Ya” programı benim ilacım. Konuklar, konular, masallar hayata başka bir pecereden bakmayı ve yaşamın değerini farketmemi sağlıyor her seferinde. Böylesi bilinçle yaşanan anlar hariç geri kalan bütün zaman iş, güç, yemek,temizlik, işe gitme, işten dönme, çocuklara neler yapmaları gerektiğini söyleme, vs. ile geçip gidiyor. Umarım hepimiz hayatımıza daha çok renk katmanın yollarını buluruz, veya siyah beyaz hayatlarımızla mutlu olmayı başarırız