Archive for April 29, 2017

Perth ile yasadigim saf ask yerini supheye birakmaya basladi. ABD`yi arastirdikca dunyanin bu yalitilmis kentinde kendimi yavas yavas biraz kapana kisilmis hissetmeye basladim. Kafam cok karisik- her yazimda bunu soyluyorum sanirim- Pros Cons yapalim:

Perth`te yasamanin faydalari

1- Yazin 10-15 gun asiri sicak olsa da yil boyu harika bir iklimi var, gunesli, iliman ve kendini disari atmaya hep musait.

2- Trafik derdi yok, uzak mesafeler bile insani canindan bezdirmeyecek halde gidip gelinecek turden

3- Guvenli, cocuklar sokakta oynayabiliyor, kapkac korkusu yok, taciz korkusu yok. (Bu biraz da semte bagli)

4- Az insan oldugu icin kendini suruden cok bir birey gibi hissedebiliyorsun. Alisveriste insanlar kibar, ilgili ve yardimsever.

5-Plaja kolayca gidebiliyorsun, yasam kalitesi cok yuksek.

6-Dogal guzellikleri cok fazla olan bir yer ve cogu outdoor aktivite ucretsiz. Hiking, biking, trekking, etc.

 

Perth`te yasamanin kotu yanlari

1- Her ne kadar gocmenlerden olusan bir ulke olsa da, sana zaman zaman dolayli bir sekilde yabanci oldugunu hissettiriyorlar. Mesela 5 kisiyle tanissan/ konussan yaklasik  3 tanesi, nerelisin , nerden geldin diye soruyor. Bir sure sonra arsizliga vuruyoruz artik, takmiyoruz ama hafiften bir irkcilik soz konusu.

2- Is imkanlari cok kisitli. Ekonomisi kotuye gidiyor, B plani da yok. Ekmek aslanin agzinda.

3- Her yere uzak olmasi bende garip bir psikoloji yaratmaya basladi. Sanki bir seyleri kaciriyorum : I am missing out on something! sendromu !

4- Ev fiyatlari yuksek, yasam pahali. 29 sene sonra evimizin borcunu ancak bitirebilmis olacagiz. “Bu yazi internetten bir yorum. Perth ile ilgili : Cost of living in Perth is very high, what more is that there is not enough jobs. people are suffering quietly as there is no avenue to earn a living. Setting up a business is a hinder because of tedious regulations and set up cost. No one wants to to go into it knowing that the investment into this venture is not a sure thing. Prices for food either in restaurants, stalls or food court are just too high and the quality and quantity of food is just not acceptable. We need domestic stimulation for the economy but is the government doing? That is a big question! Everything is so expensive.“

5- Devlet issizlere  ve cocuklu ailelere yardim ediyor. Saglik sistemi (uzun bekleme siralarina cok da takmazsaniz) bedava.

 

Bu sitedeki bazi yorumlari okurken cok guldum. Bakin kararinizi kendiniz verin:)

https://www.numbeo.com/cost-of-living/in/Perth

 

 

Bu asagidaki bolum henuz DRAFT!

Amerika`da yasamanin iyi yanlari:

1- Turk toplumu daha organize ve cok saygideger bir konumda. Facebooktaki gruplardan bile cok aktif olduklarini, birbirlerini tutmalarini, kayirdiklarini anlayabiliyorsun. Buradaki Turkler icinden muhabbeti cok iyi, harika arkadaslarimiz var ama gel sana is konusunda yardimci olayim ,seni sununla tanistirayim, bunu yapmana onayak olayim diyen hic kimse cikmaz. Yazarken biraz uzuluyorum ama genelde aman bu da insallah yakama yapismaz, selam verdim borclu ciktim, en iyisi cok yuz vermeyeyim vs. diye dusunenler de var. Cogu insan kendi hayata tutunma hikayesini ornek gosterir, ben cok calistim cabaladim, sen de yap olur der. Sanirim bunun tek sebebi burada imkanlarin gercekten cok kisitli olmasi. Amerika`daki gibi firsatlar burada da olsaydi eminim her sey cok daha farkli olurdu.

2-  Dunyanin kalbi orada atiyor. Teknoloji, egitim, yeni cikan ne varsa orada. Eger guzel bir fikrin varsa en tepedeki insana kolayca ulasabiliyorsun.

3- Is imkanlari cok fazla. Montessori ogretmenligi diye aratinca Avustralya`da sadece 3 tane is cikti. Amerika`da yuzlerce! Ayrica Turkish jobs diye aratinca da Turkce bilmenin aslinda ayricalik oldugunu, seni aranilan bir eleman yaptigini hissedebilecek kadar cok is cikiyor karsina.

4- Ev fiyatlari daha uygun. Yasamin daha ucuz oldugu soyleniyor.

5- Cocuklarim (insallahhhhhh- bir gun universiteyi bitirdiklerinde) Amerikan universitelerinden mezun olacak. Genelde onlara her kapi acik oluyor. Nereye isterlerse gidebilecekler.

ABD`nin kotu yanlari

1- Eline silah alan okullari tariyor (onyargili da olabilirim- cok arastirmadan yazdim sadece izlenimlerim bu yonde)

2- Her turlu insan var, manyagi delisi sapigi

3-  Saglik hizmeti parali, emeklilik diye bir sey yok(mus diyorlar- oyle mi gercekten?)

 

Ben bu dusunceler kafamda yatabilirsem , yatmaya gidiyorum, iyi geceler:)

 

 

 

Bugun Cuma, kizlarin North Shore dershane egitimleri bugun bitiyor. Ilk gun Ipek gitmemek icin cok direndi ama sonraki gunler gercekten sevmeye basladi kursu. Okulda verilen egitimindeki akademik boslugu doldurmasi acisindan cok memnunum. Ogretmenler bilinen unlu kolejlerden filan geliyorlar ve cok iyiler. Yazmistim ama tekrar yazayim, ogrencilerin hepsi gocmen ailelerinden. Ders calismaya ve disipline onem veren Hintliler, Asyalilar cogunlukta. Orada kizlari almak icin beklerken gozlemledigim bir sey var, insanlar birbirleriyle selamlasmiyorlar. Nezaket free bir zone. Hani basit nezaket kurallari vardir ya, yol vermek, tebessum etmek, tesekkur etmek filan. Asyalilar tam bir robot gibi, ne guluyorlar, ne (burada cok dogal olan) ayakustu bir sohbete girisiyorlar. Yani iki farkli ucu gormek mumkun. Birincisi Avustralya kafasi: Kibar, neseli, yasami seven, dogadan keyif alan, yol veren, tesekkur eden, tebessumde comert, kendini pek zorlamayan, hirsli olmayan, isleri kestirmeden yapan, zaman zaman mini cakallik yapip arazi olmakta hic sakinca gormeyen. Ikincisi: Ders, odev, carpim tablosu, kagit kalem ve sinavla yasayan, sokaga cikmayan, spor yapmayan, sirtinda agir cantayi tasiya tasiya kamburu cikan, gozu kitap okumaktan veya bilgisayar ekraninda calismaktan bozulmus, ileri derecede gozluk takan hedefine kilitlenmis tipler. Ilk gun ogretmen sinifta Ipek`in yazdigi yaziyi cok begenip butun sinifa okuyunca cekik gozlu kizlar bizimkine cok dusman olmuslar. “Zaten her sinifta boyle her seyi cok guzel yapan kendini begenmis tipler vardir“ filan demisler. Ipek okulunda rekabet hakkinda pek bir sey bilmiyordu sanirsam, cunku okul hep herkesin kendi hizinda ilerlemesi uzerinde duruyor. Oysa burada oldukca rekabetci bir ortam var. Neyse, yogunlastirilmis tatil programi bitiyor. Kizlarimin ikisinin de bu kurstan faydalandigini gozlemiyorum, bu iyi bir sey. Cunku biraz pratik dusunme ve hizli calisma becerilerini gelistirmeleri gerekiyordu. Benim icin getir gotur biraz zor oldu ama sabah erkenden uyaninca Ipek ve Defne`yi odalarinda odevlerini yaparken bulmanin keyfi butun yorgunluklari silip atiyor. Okul cocuklara pek odev vermiyor ve bizimkiler duzenli calisma aliskanligini umarim bu kurs sayesinde kazanirlar.
Dun Amerikan baskonsolosluguna gittim. Sosyal sigorta karti cikaratacaktim. Guvenlikle ilgili boylesine paranoyak olmalari beni cok sinir ediyor. Avustralya`da aliskin olmadigimiz goruntuler bunlar. Defalarca kontrolden geciyorsun, kursun gecirmez camlarin arkasindaki memurlarla konusuyorsun. Soylememe gerek yok, yine firca yedim! You should be residing in the USA!!! diye yine bana kizdilar, basvurumu kabul etmediler. Sonra istersen Konsolos memuru ile gorus dediler. O adamla konusmaya baslarken bir oncekinden farkli olarak soze “Ben Avustralya vatandasiyim“ diye basladim. Bu bir fark yaratti mi bilmiyorum ama o adam beni daha iyi dinleyip yardimci olmaya calisti, basvurumu aldi. Aksam eve gelince yasadigim sinir bozucu anlarin gazina gelerek Kemal`e Amerika`ya gitme konusundaki olumsuz dusuncelerimi actim. Bu konuda cok farkli dusundugumuz ortada. Sanirim ben 5 yil sonra zar zor buraya ayak uydurduktan sonra bir daha evimi sirtima yukleyip bilinmeze gitmekten oldukca korkuyorum bu yuzden de Kemal`in onune surekli kotu gidebilecek seyleri seriyorum. O da dogal olarak bana hic yardimci olmuyorsun, ben bu konuda kafami netlestirmeye calisiyorum, en dogru karari almak icin ve harekete gecebilmek icin kendimi motive etmeye calisiyorum ama sen beni surekli engelleyip asagi cekiyorsun diyor. Tipki sizin Turkiye`den cikip Avustralya`ya gitsem mi gibi dusundugunuz gibi ben de Avustralya`dan cikip Amerika` ya gitsem mi diye dusunyorum. Iyi bir yerde yasamadiktan sonra cocuklarima iyi bir egitim veremeyecegimizden korkuyorum. Diploma denkligi, qualifications derken yine bir suru sinavdan gecmekten, sertifika almak icin oraya buraya basvurularda bulunmaktan, kapi kapi dolasmaktan cok korkuyorum. Tasinmak zaten basli basina bir masraf. Kemal ise bu emekli sehrinden, manikurlu bahcelerden, zengin, tuzu kuru Avustralya`lilarin onu kucuk goren tavirlarindan bikmis. Burada IT alaninda is bulmak kurumus bir dere yataginda balik tutmaya benziyor. Firsatlarin daha cok oldugu, bilgisine tecrubesine kiymet verilecek, islerin bol oldugu Amerika`da kariyerine yeniden donus yapmayi hedefliyor. Ancak nereden bakarsan her tarafi cok bilinmeyenli denklemle dolu bir problem bu. Isin ozu hani derler ya beni takip etme ben de kayboldum, iste aynen oyle. Siz bu yaziyi okuyorsunuz ama ben de bilinmezler icindeyim!

457 vizesi kalkiyor

https://www.border.gov.au/Trav/Work/457-abolition-replacement

sitesinden

Abolition and replacement of the 457 visa – Government reforms to employer sponsored skilled migration visas

On 18 April 2017, the Government announced that the Temporary Work (Skilled) visa (subclass 457 visa) will be abolished and replaced with the completely new Temporary Skill Shortage (TSS) visa in March 2018.

The TSS visa programme will be comprised of a Short-Term stream of up to two years and a Medium-Term stream of up to four years and will support businesses in addressing genuine skill shortages in their workforce and will contain a number of safeguards which prioritise Australian workers.

This new visa is part of the Government’s significant reform package to strengthen the integrity and quality of Australia’s temporary and permanent employer sponsored skilled migration programmes.

Key reforms include:

  • Introducing the temporary skill shortage visa with new requirements, including but not limited to:
    • new, more targeted occupation lists which better align with skill needs in the Australian labour market
    • a requirement for visa applicants to have at least two years’ work experience in their skilled occupation
    • a minimum market salary rate which ensures that overseas workers cannot be engaged to undercut Australian workers
    • mandatory labour market testing, unless an international obligation applies,
    • capacity for only one onshore visa renewal under the Short-Term stream
    • capacity for visa renewal onshore and a permanent residence pathway after three years under the Medium-Term stream
    • the permanent residence eligibility period will be extended from two to three years
    • a non-discriminatory workforce test to ensure employers are not actively discriminating against Australian workers
    • strengthened requirement for employers to contribute to training Australian workers
    • the Department of Immigration and Border Protection will collect Tax File Numbers and data will be matched with the Australian Tax Office’s records, and
    • mandatory penal clearance certificates to be provided.
  • Tightening eligibility requirements for employer sponsored permanent skilled visas, including but not limited to:
    • tightened English language requirements
    • a requirement for visa applicants to have at least three years’ work experience
    • applicants must be under the maximum age requirement of 45 at the time of application
    • strengthened requirement for employers to contribute to training Australian workers, and
    • employers must pay the Australian market salary rate and meet the Temporary Skilled Migration Income Threshold1.
  • Concessions for regional Australia will continue to be available:
    • Employers in regional Australia will continue to have access to occupations under the temporary and permanent visas, to reflect their skills needs.
    • Existing permanent visa concessions for regional Australia, such as waiving the nomination fee and providing age exemptions for certain occupations, will be retained. Consideration will be given to expanding the occupations in regional Australia that are exempt from the age requirement.
  • Significantly condensing the occupation lists used for skilled migration visas, including the subclass 457 visa, from 19 April 2017.

The implementation of these reforms will begin immediately and will be completed in March 2018.

Further information on reforms is available:

Further information on different aspects of the reforms will be published in due course.

1 Set at $53,900 as at 12 April 2016.

Referandum

Uzuntu ve korku icinde bekliyoruz bundan sonra olacaklari. Baski, otekilestirme ve haksizliklarin artacagi, ozgurluklerin yavas yavas yok olacagi vatanimizi boylesine uzaktan izlemek sanilanin aksine daha az aci vermiyor. Kabahat kimde? Muhalefetin acizliginde mi; AKP`nin arsizligi ve zorbaliginda mi; MHP`nin kaypakligi ve cahilliginde mi; bizim gibi batan gemiyi terk edenlerde mi; her seyi gorup gormemis gibi yapanlarda mi; korkudan sus pus olanlarda mi; bana dokunmayan yilan bin yasasin diyenlerde mi? Sanirim her seyin bu yere gelmesinde hepimizin payi var. Ulkem adina cok uzuluyorum, bogazimda bir dugumle gecti butun gun. Aklim hep uzaklarda is yaparken elimi yaktim, parmaklarim cok acidigindan daha fazla yazamiyorum. Kalbimdeki aci ise ne kadar surer bilmiyorum.

Paskalya

Paskalya tatili basladi. 4 gunluk resmi tatil ile sali gunune kadar butun ulke tatilde. Arkadaslarla son anda bir plan yapip guneye gitmeye karar verdik. Hava degisikligi hepimize iyi gelecek sanirim. Yarin sabah erkenden 3 araba yola cikiyoruz. Hic bir otelde yer kalmamisti son anda bir yer bulduk. Sehir simdiden bosalmis, herkes bir yerlere kacmis. 2 gece Busselton`da konaklayacagiz. Sigara boregi, rus salatasi, kek yaptim. Sabah da yumurta haslayacagim:)  Harvey`deki Kaptan Stirling`in kulubesini kokutacagiz Turk usulu kahvaltimizla. Yazin son gununu ugurlamak icin gectgimiz Sali gunu Pointwalter`a gittik. Verdalarin kanosuna bindim, omrumde ilk defa kano ile acildim. Swan nehrinin derinliklerine bakmaya her ne kadar korksam da suyun ortasinda, uzaktan gecen teknelerin yarattigi dalga ile hafiften sallanan kano uzerinde omrumun en mesut anlarindan birini daha yasadim. Sanki dev bir balinanin sirtindaymis gibi dogaya emanet etmek kendimi, sessiz ve berrak sularda kaybolmak anlatilamayacak kadar keyif verdi bana. 37`den sonra bir seyleri ilk defa tecrube etmek ayni zamanda umutlandirdi beni. Okul tatilinde hep arkadaslarla bulustuk, havuza, suraya buraya gezip durduk. Pazartesi gunu kizlarin dershanesi (North Shore) basliyor. Ben bir hafta soforluk yapacagim, geriye kalan zamanimda ise belki yine yazarim, belki odev yaparim.

Bu arada youtube`a bir kac video yukledim. ( Vesile Yilmaz hesabimdan) Belki izlemek istersiniz. Sevgiler:)

Tatile 2 gun kaldi. Anzac Day torenleri okulun son gunu yapiliyor. Cok buyuk bir toren. Ozel cocuk kitaplari basiliyor, herkes yakasina kirmizi bir gelincik takiyor. Torenlerde konusmalar yapiliyor, last post caliniyor ve celenk koyuluyor. Bir de Easter, paskalya gelecegi icin ortaligi bir cikolatadan yumurta seli kaplamis. Herkes herkese cikolatadan yumurta veya tavsan veriyor. Bir ogrencim kendi bahcelerindeki kovandan bir kavanoz bal getirdi bana paskalya hediyesi olarak.

Ilk haftalar iyiydi ama sona dogru iyice simarmaya basladi cocuklar. Cok yoruldum! Tatilin ilk haftasi bosuz, ikinci haftasi cocuklar etude gidiyorlar. Buraya yazdim mi yazmadim mi unuttum ama meger burada cok buyuk bir dershane (coaching) furyasi varmis, Bizde jeton daha yeni dusuyor. Pazar gunu kizlari almaya gittim bir de ne goreyim, okul Hintli, SriLankali, cekik gozlulerin her turlusu ile dolu. Iclerinde hic bir tane Avustralya`li cocuk yok. Biz kuzu kuzu uyurken, buranin egitimi cocugu bunaltmiyor, oyuna ve guzel karakter gelistirmeye odakli laylaylom diye kendimizi avuturken millet cocugunun basarili olmasini sansa birakmiyor, isi en basindan cok SIKI tutuyormus. Boylece cocuklar extension programlarina seciliyorlar, ders calismayi odev yapmayi gorev olarak goruyorlar ve guzel calisma aliskanliklari ediniyorlar. Basta cok sikayet ettiler. Hatta Defne tenefuste bayagi bir aglamis, Ipek yanina gidip onu teselli etmis filan ama simdi verilen ev odevlerini oturup merak ve heyecanla yapiyorlar. Henuz bunalmadilar zaten sadece bir ders katildilar kursa ama Ipek in ogretmeni `ben ev odevine inanmiyorum` derken yilin basinda kizin olan motivasyonu da buharlasip gitmisti. Simdi hic olmazsa okuldan geldiginde birlikte odasina gidip persuasive text yazarken onun yaninda oturuyorum, o da yazmayi cok seviyor zaten. Ne kadar cok caba gosterirse kendini o kadar huzurlu hissediyor. Ramazan ayinda oruc tutmak gibi bir sey yani, zor ama kendinle gurur duyuyorsun sonunda. Simdilik gidisat boyle bakalim sonra ne olacak. Allah isimizi rast getirsin:)

Sevgili Sema,

Insanin cocugu olunca onun gelecegi icin karar vermesi daha kolay oluyor. Mesela bizim Turkiyeden Avustralyaya gelme kararimizda cocuklarimizin olmasinin payi buyuk. Burada dogan cocuklar anne baba daha vatandasligini alamamis olsa da otomatikman vatandas oluyor. Ilk 4 yil cocugu okul oncesi programina gondermek cok masrafli. Her ne kadar devlet ucretin yarisini karsilasa da ilk 4-5 yil (zorunlu olmayan) egitim cok pahali. Cogu kisi aldigim parayi daycare e vermektense kendim evde oturur cocuguma bakarim diyor ve isinden ayriliyor. Cocugunuz pre-primary yasina gelince isiniz kolay zira okul 5 gun zorunlu.  4 yasinda cocuk kindergarten a gidiyor haftada 2 bucuk gun. genelde bir hafta 2 gun bir hafta 3 gun yapiyorlar. Yer kalmama ihtimali var o yuzden kindergartenlerde waiting list var.

Cocuk buraya 3-5 yaslari arasinda gelirse dil acisindan hic bir endiseniz olmasin. 10 yasindan sonra biraz sorun oluyor ama dil ogrenmek. Daha dogrusu dili ogreniyor ama o arada diger yapmasi gereken derslerin uzerinde o kadar da iyi duramiyor.

 

Kimileri burada cocuk yapariz diye geliyor ama sonra hayata tutunma telasindan bir turlu cesaret edemiyor. 3-5 sene sonra da biraz gec olmus oluyor. Yani tek bir dogru yok, cocuk sahibi olma konusunda. Cocugun olursa ve issizsen cuzii de olsa devletten biraz yardim alabiliyorsun. Cocugun yoksa hic bir odeme yok. Daycareler cok pahali gunlugu 100 dolar filan. Sabah 6 aksam 6 arasi calisanlar bile var, ama cok aci . Cocugun yuzunu goremiyorsun  🙁 Bu 100 dolarin bir kismini devlet karsiliyor sanirim yarisina kadarini karsilayabiliyor.

Bir de uzun zamandir bir sey yazacagim, unutuyorum. 5 yildan sonra insan ozleme alisiyor. Artik eskisi kadar burnumun diregi sizlamiyor uzaktakileri duslerken. Gonul istiyor tabi ki onlarla olmak, konusmak, bir fincan kahveyi paylasmak ama ne bileyim artik daha cok benimser oldum evimi, mahallemi, sokagimi, isimi, buradaki hayatimi.

 

Ilk defa kendim icin devlet hastanesinde uzman bir doktora gidecektim. Sabah uyandim, biraz gergin , kizlari okula gonderdim. Erkenden cikip Fiona Stanley hastanesine gittim. 9:30 `da olan randevum icin saat 9`da ordaydim. Normalde uzman doktora aile hekimi sevk ediyor ve haftalarca bekliyorsun. Benim doktor birazcik baski yapmis, telefon acmis, acil falan filan diye bana 3 hafta icinde bir randevu almis. Sistemde telefon numaram eksik gorundugu icin beni arayip haber verememisler. Cuma gunu aile hekimim onlari arayip bana ne zaman gun vereceklerini sordugunda, zaten randevu verildigini, pazartesi sabahi beni beklediklerini soylediler. Gittim, renkli, yepyeni, piril piril bir hastane. Park yeri var, her yerde cafeler var. Danisma bilgisayardan bakip nereye gitmem gerektigini bana soyledi. Day procedures bolumune gittim. Pek kimse yoktu. Beni bekledigimden erken aldilar. Afrikali siyahi bir doktor, gayet sevecen bir sekilde test sonuclarima, ultrason sonuclarima filan bakti. Adamin aksani cok garipti, soylediklerini anlamak benim icin cok zordu. Cogu kez sorularini tekrar etmesini istedim. (Arkasindan kardesim ve kuzenlerime mesaj atip burada doktor olmak icin muhtesem ingilizceye ihtiyac yok anlasilan haydi buraya gelin dedim) Muayene vs. cabucak kolayca bitti. Sonucta hic bir seyim yokmus, doktorun seni neden sevketti ki her sey normal gorunuyor filan dedi. Ciktim eve geldim. Okula da gitmedim. Odev yazdim, hindistan cevizi sutlu pilav yaptim. Cocuklari okuldan aldim.

Bu isi iyi bilen birisine bir blog entry yazdirmayi istiyorum ama buranin saglik sistemi bana cok karisik geliyor. Ozel saglik sigortamiz var ama uzman doktora gittigimiz her defasinda yaklasik 200 dolar civari fark odemesi yapiyoruz. Bugun devletin uzman doktoruna gittim hic odeme yapmadim. Saglik sigortamiz her turlu ameliyati tamamen karsiliyor, hastanede verilen ilaclarin faturasi bir sure sonra bize geliyor, agric kesicileri odemeniz lazim deniliyor. Bir de anestezi doktoruna ayri para oduyorsun, o kapsamda degil. Neyse bugun ogrendigim sey bir daha ozel saglik sigortam var diye onlarin anlasmali oldugu uzman doktora gitmeyecegim. Efendi gibi bekleyince devletin uzman doktoruna da gorunebiliyor musuz, hem hastane gayet modern hem de hic fark odemiyrsun. Allah lazim etmesin bir daha ama her gun yeni bir sey ogreniyoruz iste boyle.

Kizlari North Shore coaching centre a yolladik. Su anda oradalar. Ben de Graduate Diploma programimin 1500 kelimelik mini odevini bitirmeye calisiyorum. Her sey yolunda sayilir. Yarin Specialist doktora gidcegim. 3 hafta sonunda acil yazdiktan sonra nihayet devletten randevu alabildim. Buranin saglik sistemi ile ilgili soyleyecek cok sey var. Partisyen doktorlar her yerde, her kose basinda ve ulasilmasi cok kolay, sira filan o kadar beklemiyorsun ama uzman doktora gitmek cok uzun bir beklemeden geciyor. Yarin izlenimlerimi yazarim

sevgiler