Archive for May 29, 2017

Geçmişe saygı ve ¨Anma¨ üzerine …

Malumunuz, bir süredir Amerika ile ilgili araştırmalar yapıyoruz. Yaşam koşulları, iş olanakları ve benzeri konularla uzunca bir süredir meşgulüz. Hangi eyalet? Neresi bizim için iyidir? Okulları nasıldır? İş bulmak kolay olur mu? Acaba uzaktan iş bulabilir miyiz? Hangi kapıyı çalmalıyız? gibi, aslında bu blogu takip eden ve Avustralya’ya gelmek için araştıranların aklından geçen soruları biz Amerika için soruyoruz.

Ekonomisi ve toprakları daha büyük olunca, hem olası yanıtlar artıyor, bununla beraber kafa karışıklığı da …

Toprakları büyük demişken, aslında yüzölçümü açısından Avustralya’dan sadece birazcık daha büyük o kadar. Ancak nüfus ve üzerinde yaşayan insan sayısı bakımından Avustralya’nın 13 – 14 katı, Türkiye’nin de 3-4 katı kadar insan yaşıyor. Ne kadarı insani koşullarda yaşıyor orasını hiç sormayın 🙂 Zaten bunu da daha önce hiç düşünmemiştim, bir de ona kafa yoramam şu anda açıkçası.

 

Tüm bu sorular ve yanıtlar, olasılıklar ve değerlendirmeler arasında iş fırsatları vb. konuları araştırırken, ¨public holiday¨ denilen resmi tatil tarihlerinden de haberdar oluyorsunuz. Mesela bugün 29 Mayıs, Amerika’da Memorial Day diye geçiyor ve resmi tatil. Henüz bu yıl bundan haberdar oldum ve sosyal medyada iletişimde olduğum Amerika’da yaşayanlardan gördüğüm kadarı ile oldukça önem verilen bir gün! Amerika’dakiler kendi silahlı kuvvetlerinde ölenleri anıyorlar ve kendi ülkelerinin bağımsızlığı için öldüklerini belirtip bugünü 3 günlük uzun haftasonu havasından çıkartıp daha çok anma gününe dönüştürüyorlar. Hissiyatlarına %100 katılıyorum, ülkelerinin bağımsızlığı için hayatlarını feda eden insanların anılması ne kadar güzel.

 

Geçen ay 25 Nisan’da burada Anzac Day vardı. Hemen hemen aynı hissiyat ve anma törenleri buradaki birçok yerde de yapıldı. Avustralya’da Anzac gününde özellikle ¨Şafak Ayini¨ oldukça önemli. Hatırladığım kadarı ile sadece Perth’te 17 ayrı yerde şafak ayini ve anma töreni yapıldı. Hani ilkokulda bizim ayakta durmaktan bunaldığımız, aramızda bayılanların sıkça olduğu ve aslında çocukken hiçbir şey anlamadığımız törenler var ya, hah! işte onlardan bahsediyorum. Burada da aynısını yapıyorlar. Tek farkla, çocukların ailelerine gönderdikleri yazıyla katılmayı isteğe bırakıyorlar. İsteyen aileler katılıyor, istemeyen gelmiyor/gitmiyor. Perth’te en büyük Anzac anma şafak ayini (dawn service), Kings Park’ta oluyor ve binlerce insan gidiyor. Aynı şafak ayinleri, Türkiye’de Gelibolu’da Anzak koyunda ve Fransa’da Villers-Bretonneux’da yapılıyor. Her iki ülkede de bildiğiniz gibi, yerel saat ile tam da şafak sökerken başlanıyor.

Perth’te irili ufaklı bir çok havaalanı var. Ancak bunlardan sadece 1 tanesi uluslararası uçuşlara açık ve büyük yolcu taşıyan firmalar da bu havaalanını kullanıyor. Diğerleri daha çok WA-Batı Avustralya içindeki uçuşlar ve küçük özel uçaklar için açık. Uluslararası havaalanına doğru olan veya bu havaalanından kalkan uçakların rotasını Anzak günü için değiştirdiler. Nedeni ise, Perth’te en büyük törenlerin yapıldığı Kings Park katılımcılarının uçak sesinden rahatsız olmaması idi! Bunu bu yıl ilk defa gittiğimiz, bizim belediyenin anma törenlerindeki görevliler konuşmaları sırasında söyledi!

Bu sabah uyandığımda uçak sesini duyunca aklıma nedense Anzak günü öğrendiğim bu bilgi geliverdi, sanırım bu Memorial gününde Amerika’lıların kendi silahlı kuvvetlerine verdiği önemden de etkilenmiş olmalıyım.

Biliyorum, siz de aynı soruyu soruyorsunuz değil mi? Peki bizim topraklarımızı savunurken hayatını feda eden ve gözünü kırpmadan kanını kendi topraklarına döken şehitlerimizi biz nasıl anıyoruz acaba? (çok üzülüyorum, çook!…)

İşler güçler

Bir süredir yazdığım yorumlarda iş bulmak ve Avustralya’da iş tecrübesi üzerine yeniden yazacağımı söylüyordum. Bu yazıda birşeyler dile getirmeye çalışacağım, ancak bugün yeni öğrendiğim ve dikkatimi oldukça çeken bir noktayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Biliyorsunuz, (bilmiyorsanız da benden duymuş olun) 1 aydan biraz fazlaca bir zaman önce Avustralya hükümeti göçmenlik bakanlığı aldığı bir kararla çalışma vizesi anlamına gelen 457 numaralı vizeyi yeni 2 tip vizeyle değiştirdiğini açıkladı ve kararın hemen (aynı gün) yürürlüğe girdiğini belirtti. Avustralya’da ve Avustralya’da çalışmakla ilgilenen bazı ülkelerde bu durum ‘457-Çalışma vizesi iptal edildi’ diye yorumlansa da, özetle artık çalışma vizesi almanın eskisi kadar kolay olmayacağı belli oldu. Eskiden ‘kuaförlük’ gibi bir meslek için bile çalışma vizesi alıp Avustralya’da birkaç yıl geçirdikten sonra kalıcı vize (Permanent Residency) için başvuran oldukça büyük bir kitle vardı. Artık çalışmak için gelecekler de yine nitelikli göçmen (Skilled Migrant) kriterlerinden bazılarına uymaları ve İngilizce sınavı (IELTS. vb) sınavdan belli bir puanı almaları gerekecek. Bu karar bazılarını kızdırsa da bana göre doğru ve yerinde! Bu karara doğal olarak 2 farklı bakış açısı var; destekleyenler ve itiraz edenler.

Tahmin edeceğiniz gibi, itiraz edenlerin başında Hindistan kökenliler geliyor. Hatta geçenlerde bizim mahallenin yerel bir gazetesinde, bizim mahallede oluşturulmuş bir Hintli topluluğu (varlıklarından bile bu haber ile bilgim oldu) lideri vermiş veriştirmiş! ‘Avustralya vatandaşları işe başvurmayacak kadar tembellermiş, Hintlilerin gelişinin böylece engellenmesi ile Avustralya’da ciddi bir yetenekli insan kaybı olacakmış, vs. vs.’

Okuduktan sonra, Vesile de ben de aynı şeyi içimizden geçirdik; gazeteye tek yanlı haber yaptıkları için şöyle okkalı bir email göndermek! Sonra 1 Türk kahvesi yapıp içtikten sonra, tüm hepsi geçti 🙂

Neyse, ilk paragrafta bahsettiğim bugün öğrendiğim yöntem ise aslında Avustralya’da değil de daha çok Amerika’da yapıldığını öğrendim. Durum şu arkadaşlar; Avustralya’da 457 olarak geçen çalışma vizesi aşağı yukarı benzer şartlarla Amerika’da H-1B olarak geçiyor. (Yanılıyorsam, lütfen yorumlarda düzeltin beni)

Bu aralar malumunuz, Amerika’da iş arayışlarımı ciddi oranda arttırdım. İş ararken, bu vize türleri ve ne anlama geldiklerini de az çok görmeye başladım. Hintliler, Amerika’da (Avustralya’da da aynı yöntemi yaptıklarını düşünüyorum) kurdukları bir İK (HR) şirketi ile Hindistan’dan getirdikleri çalışanlara sponsor oluyorlar. Çalışma vizelerini de bu İK şirketi üzerinden alıyorlar, böylelikle bu eleman Amerika’da (veya Avustralya’da) kaldığı ve çalıştığı sürece bu şirkete bağlı kalmak zorunda! Aksi halde vizesi iptal oluyor. Şirket bu elemanı ihtiyaç duyulan diğer Amerikan şirketlerine dış kaynak (outsource) olarak gönderiyor ve belirli süreli kontrat imzalıyor. Bu eleman çalıştığı diğer şirketten kazandığı parayı henüz göremeden, bu İK şirketi belirli bir yüzdeyi komisyon olarak alıyor ve vergilerin tamamını da zaten zavallı çalışan ödüyor. Toplamda yerel bir kaynaktan çok çok daha az paraya çalıştığı için, yerel şirketler bu tür kontratlı çalışanı tercih ediyor. Çünkü İK, vergi vs. gibi zahmetlere hiç girmeden süresi bittiğinde, ihtiyacı yoksa defteri kolaylıkla kapatmış oluyor.

Yerel şirket mutlu; daha ucuza eleman çalıştırıp, İK vb. dertlerle uğraşmamış oluyor

Gelen eleman mutlu; çünkü Amerika (Avustralya) göçmenlik vizesini alamayacak olmasına rağmen, ilerideki birkaç yılda belki kapı aralanır diye bekliyor.

İK (HR) şirketi mutlu; çünkü çalıştırdığı elemanlardan parasını kazanıyor.

Eeee… herkes mutluysa, problem nerede? Göçmen olarak kendi başına gelen bizler gibi insanlara iş kapıları yavaş yavaş kapanıyor. Bu denklemin kaybedeni de bizler oluyoruz bu durumda!

 

 

 

Avustralya Göçmenlik Bakanlığı bu kararı aslında Trump’un ‘Executive Order’ kararlarından sonra aldı! Trump ‘Make America Great again’ derken Amerika’lılara daha çok iş ve imkan sağlamaktan bahsediyordu. Sanırım olumlu sonuçlarını bugünlerde Amerika’dakiler görmeye başladılar.

 

Avustralya?

Hani filmleştirilen eski bir kitabın ismi gibi (All Quiet on the Western Front) ‘batı cephesinde değişen bir şey yok’ henüz. Batı Avustralya son 5 yılına bizim şahit olduğumuz hali ile aynı ve (kişisel görüşüm) daha da kötüye gidiyor.

Week 4

Okulun bu dorduncu haftasi cok olayli gecti

Pazartesi- veli egitimi verdik

Sali- Ipek hastalandi okula gidemedim

Carsamba- Sinifimin tiyatro gosterisi vardi

Persembe – Simdilik cok iyi mi oldu yoksa cok kotu mu oldugunu bilemedigim ama 1- 2 yil sonra anlayacagim cok buyuk bir sey oldu ve Defne`min dogum gunuydu

Cuma- Amerika`dan bir sirketle ile gorusme yaptik, CV yazmada bize yardimci olacak

Cumartesi- Defne`nin dogum gunu partisi vardi , Laser Blaze e gittik

Pazar- Northshore`a gitti kizlar, bahcede buyuk bir fare gordum, evde kalip kendimi standby konumuna aldim aksam kizlarin cocukluk videolarini izledik, simdi de odev yapamay oturdum.

Ipek`in bademcikleri sismisti. Bugun okula gitmedim. Evde kalip temizlik yaptim ve Iposuma corba, cay vs icirdim. Dun Defne`nin ogretmeni bizi toplantiya cagirdi. Defne`nin sinifin tam orta seviyesinde oldugunu, aslinda cok akilli ve yetenekli oldugunu ama bir ust gruba gecmek icin en ufak bir gayretinin olmadigini soyledi. Ogretmen oldukca yasli ve tecrubeli, gozlemleri iyi, onerileri mantikli, makinali gibi bir baslayinca hic susmadi. Toplantidan ciktigimizda cok doldurusa gelmistim eger direk eve gitseydik Defne`ye guzel bir ayar cekecektim. Okula gidince yatistim. Aksam aile toplantisi (!) yaptik ve konustuk. Elinden gelenin en iyisini yapmasini, isini bitirmek icin acele etmemesi gerektigini ve mutlaka geri donup cevaplarini kontrol etmesini vs. soyledik. Ogretmen don`t be sympathethic dedi bize dun. Siz onu fazla simartmissiniz, birazcik sert olun, her dedigini yapmayin , sinirlar koyun ve yanlis davranislarin mutlaka sonucu olsun dedi. En degerli tavsiye ise odevleri ile ilgiliydi. Defne icin “She just can`t be bothered to put effort in her work!” dedi. Boyle durumlarda onun yanina gidip yardimci olmaktansa “I only wanna see it when 10 of (answers) them  are right, only then I will come and we will look at the most difficult 5 together.” dememiz gerekiyormus. Bu tavsiyeye atladim tabi ki son derece guzel bir fikir. Once cocuk kendi kendine ugrasacak, emek ve zaman harcayacak yapamadigi olursa birlikte bakacagiz. Bizim Defne hemen mizmizlanmaya basliyor o zaman da biz gidip yaninda oturuyoruz, gevezelik etmeye basliyor, ite kaka odevi bitirtiyoruz. Biraz disiplin lazimmis yani! Haydi bakalim…!

“Nereden anladınız?” ya da “Nereden çıkardınız ki?”

Haftasonunda İpek’in okuldan arkadaşı ‘playdate’ (beraber oynamak için) geldi. Arkadaşının annesi de Vesile ile biraz konuştular. Günün sonunda Vesile, bizim Avustralya’ya gelişimizle ilgili detayları bahsetmiş ve bizim bu komşudan (bana tespit gibi görünen) bir soru gelmiş; “Perth’te iş olanakları olduğu izlenimine nasıl kapıldınız ki?”

Aslında bu soruyu duyduğumda, ilk anda çok birşey çağrıştırmamıştı. Ancak geçmişi 5 yıllık süreçte yaşadıklarımızı düşündüğümde arkasından kendi kendimi gözden geçirirken buldum.

-“Neden Batı Avustralya? Neden Perth?”

– “Henüz Türkiye’den göç etmemişken, aradıklarımı/beklediklerimi bulabildim mi?”

-“Şimdiye kadar yaptıklarım hem kendi adıma hem de (henüz hayat akışlarına karar veremeyen) çocuklarımız adına, doğru mu?”

vb. deli sorular gelmeye başladı aklıma.

İlk soruya yanıt vereyim hemen; çünkü, Batı Avustralya eyaletinden sponsorluk aldığımız için buradaki hayatımızın ilk 2 yılında bu eyalette kalmamız ve çalışmamız gerekiyordu.

Aynı vizeyle gelen birçok arkadaşımız oldu (burada tanıştığımız arkadaşlar). 2 yıllık süre biter bitmez hemen doğu yakasına (Melbourne veya Sydney’e) gidenler de oldu, bizim gibi burada hayatına devam edenler de.

Türkiye’den gelmeden öncesinde kendi kendime; Avustralya’dan ne bekliyorum diye sormuştum. Aslında geldikten sonra aradığım birçok şeyi bulabildiğimi söylemem gerekir. Bulamadıklarımız veya bizim düşündüğümüz gibi olmayanların da varolduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Tam da bu noktada Perth’te iş imkanları olduğunu “nereden çıkarttınız ki”? diye sorsam ya da bize böyle sorulduğunu hatırlatsam, tam yeridir herhalde.

Hani bazen bu farkındalığı tam bir uyanış gibi yaşarsınız ya… İşte bana olan tam da buydu sanırım. Biz buraya gelmeden önce iş ilanı sitelerindeki ve sağdan-soldan duyduklarımıza güvenerek iş bolluğu varsayımı ile çıkıp geldik. Ancak yıllar sürecinde gördük ki, beklediklerimizle bulduklarımız birbirini tam karşılamıyor.

Avustralya’ya göçmen olarak gelecek herkese tavsiyem; lütfen yapmak istediklerinizi çok ama çok iyi araştırın. Çünkü aklınızda (varsayımlarınızdaki) Avustralya ile gerçekteki Avustralya tam olarak örtüşmeyebilir.

Bunları hem iş konusundaki hayal kırıklığım hem de bize “Master öğrencisi olarak gelmeyi düşünüyoruz, en azından vize alalım da…” diye soranlara ışık tutması için anlatmak istedim. Çünkü öğrencilik ve master/yüksek öğrenim Türkiye’dekinden biraz farklı ve oldukça pahalı! Burada gece-gündüz çalışıp tek başıan yaşayan ve sırf (öğrenci) vizeyi devam ettirmek için kazandığını okula yatıran birkaç insanla da tanıştım yıllar içerisinde. Evliyken ve hele çocuğunuz varsa hem parasal açıdan hem de zaman açısından çok zorlanabilirsiniz.

Size bunları yazarken bir de küçük Google araması yaptım, “Neden Perth?” sorusuna yanıt bulmak için ve 2015 yılında yazılmış şu makale ile karşılaştım. Yazı özetle, “Perth neden dünyanın en kötü şehridir?” diye soruyor ve ironi yapıyor. İngilizce bilmiyorsanız bile, ara başlıklara bakın ve fotoğrafları hızlıca inceleyin.

Why Perth is The Worst City in the World

 

Umarım daha fazla kafa karışıklığı yaratmamışımdır.

 

 

Graduate diploma programi icin 3 hafta baska bir okulda staj yapmam lazim. Bunlarin bir haftasi herhangi bir ilkokulda digeri de daycare centre`da (kreste) olacak. Benim salak kole zihniyetim kres stajini okul tatilinde yaparim diye dusunuyordu. Yani Cuma gunu karneleri verecegim Pazartesi 0-5 yas cocuklarla dolu bir krese gidip 2 hafta boyunca kimbilir kac saat gonullu calisacgim. Cuma gunu de kresten cikip Pazartesi okula geri donecegim. Tabi benim kizlar okul tatilinde Camp Australia denilen tatil programina mecburen yazilacaklar, oraya da cok guzel bir meblag odeyecegim falan filan. Gecen gun kafamda bir isik yandi. Benim bu diploma programini tamamlamam okulun sart kostugu bir sey. Oyle olunca da mudur yardimcisiyla konustum. Benim uc hafta stajim var, gitmem lazim ne yapalim acaba filan dedim. Tabi git, dedi Study leave alacaksin, sorun yok dedi. Okul muduru gencliginde parasutculuk yaparken gozlerine ciddi bir zarar vermis ameliyat oldu Eylulden beri yok, idari mudur bilinmeyen sebeplerden dolayi neredeyse 18 aydir 1 gun geliyor 3 gun yok. Bir asistan dandik bir kurs icin staja gidiyor carsambalari gelmiyor. Ben kendimi cok salak hissettim acaba staji ne yapacagim diye endiselenirken. Iyi ki konusmusum mudur yardimcisiyla. Dun Steve Jobs ASK videosunu izledim. Ihtiyacim olan her seyi aslinda hic cekinmeden soylemem gerektigini farkettim. Keske bu zamana kadar da boyle yapsaydim.

America vs. Australia

www.luckyoz.com sitesinden alintidir

Adem Smith yazmis

 

While on the surface, living in Australia and the US appears similar, there are plenty of differences. On the plus side for Australia; Australia got rid of guns, America loves guns. This makes Australia far safer than America. Australia has a far higher minimum wage, never ending welfare and less poverty. This also contributes to Australia being far safer Australia has universal healthcare. Being sick does not bankrupt people in Australia, while every American is an illness with insurance decline away from bankruptcy. Australian university system is very strong, and entrance is merit based. Australian universities will fail students out, so a degree has some merit. Average American universities won’t fire their customers, and wealth can beget intelligence in gaining entry. Australia has much warmer weather. It has never snowed in Sydney. The US has varied weather depending on region. Most of the population lives in regions that get some snow in winter. Australians have more of a global outlook on life than Americans. Australians are aware that Australia is not no 1 in the world in many areas. Americans are taught America is no 1 in every facet of life, and are generally unaware when other countries may be stronger than they are. This makes politically improving the country in areas of need far more difficult. Australian cities on average have better public transit than average American cities. New York, Chicago, and San Francisco are exceptions and have good public transit. Australian government run functions are for the most part reasonably run. Education, healthcare, to getting drivers licenses, the government can be frustrating, but functions. US government run functions tend to degenerate into incompetent corrupt entities almost impossible to deal with. Try to renew a drivers license in Australia, it is pleasant and can take 10 minutes. Good luck doing the same at an American DMV. Domestic flying is far cheaper in Australia than America. This is mostly due to foreigners being unable to own airlines in the US, and the unionization of American Airlines. The Australian market deregulated in the 90s. Foreigners can own airlines, Australia let an Australian run airline go out of business. Flying is nicer and cheaper than American equivalents. On the plus side for the USA; An average wage earner in most of America can afford to own a home (with mortgage), and drive a newish car. In most of Australia, an average wage earner today will never own a home. Average home prices in Australia are 8x average income. In America, they are 4x average income. Most Americans have far more consumer spending power than they would in Australia in the same job. Australians often earn more than Americans in the same profession, but cost of living in Australia means that Americans can buy more with that income. Almost everything in America costs less than the same product/service in Australia. It is far easier to start a successful business in America. This is why most of the world’s largest companies are American. Australia does not produce world class companies (the largest are banks, telcos, and mining firms). The Australian culture is more interested in subsidizing sports than supporting entrepreneurs. American unemployment benefits are a proportion of your income before unemployment. This can be enough to pay the bills in unemployment. In Australia, the dole is minimal, and not of much use to a middle income earner. The dole lasts forever, US unemployment benefits last a fixed period of time. America has more opportunity in most professions due to the population being so large. America has very large very affordable cities with significant career opportunities. Metropolitan areas like Dallas, Chicago, Houston, and Atlanta are larger than Sydney, Australia’s largest city, have similar income levels to Sydney, yet have cost of living approx. 30% of Sydney. Australia has very limited big cities, and no similarly affordable cities with global career opportunities. 114.8k Views ·

İş bulmak üzerine tecrübelerim

Bir süredir yazmak istediğim iş konusunda artık yazabilirim.
Baştan söylemem gerekiyor ki, ne umduğunuzu bilmiyorum ama şu anda okumakta olduklarınız benim 2012-2017 yılları arasında Batı Avustralya’da iş arayışım, bulduklarım ve bulamadıklarımla ilgili öznel (kişisel) görüşlerimdir. Doğal olarak bu görüşler, benim yaptığım hatalarımı da içeriyor. Aynı yetenek ve özelliklere sahip farklı yapıda (karakterde) birisi belki de benden çok daha farklı sonuçlar alabilirdi veya zaten almıştır bile (aynı şehirde yaşıyor bile olsak).

Artık lafı daha fazla uzatmadan, burada nasıl iş aranır? hep yaptığım hatalarım neler? 5 yıl sonunda neleri hatalı yaptığımı öğrendim? bunlara yanıt vermeye çalışırken bir yandan da

Nerede bu işler ?

özeleştiri yapmak istiyorum. Belki buraya yazdıklarımdan sonra kendime söz geçirip, yanlışlarımı düzeltmeye başlarım.

Ilk soruya yanıt vermeden önce, Türkiye’de yaşarken “ya işsiz kalırsam, ne yaparım?” sorusu zaman zaman aklımızdan geçse de sığınacak bir kapınız olduğu düşüncesi insanı biraz olsun rahatlatıyor. “En azından annem/babamın evine giderim.”, “hiç olmadı, çocukları ve eşimi geçici olarak (iş bulana kadar) annesinin yanına bırakırım” rahatlığını Türkiye dışında yaşıyorken hissedemiyorsunuz. “Uçağa atla gel” yaklaşımı da işe yaramıyor maalesef, çünkü geride 1 ev dolusu eşya ve imzaladığınız kontratlarınız ve sorumluluklarınızı da üstlenmeniz gerekiyor. Tüm bunları nereye bağlamaya çalışıyorum? İşsiz kalmak Türkiye’de hissettiğinizden daha ağır geliyor. Yani; işsiz kalmamanız gerkeiyor veya geldikten sonra hızlıca para kazanmaya başlamanız gerekiyor. Söylemek bile ağır geliyor bana ama “ekmek parasını” çıkartmanız gerekiyor.

Tamamdır şimdi başlayabiliriz; “Avustralya’da özellikle Batı Avustralya’da nasıl iş aranır?”. Avustralya’ya gelmek isteyen, niyetlenen, ilgilenen hemen herkesin duyduğu www.seek.com.au web sitesi iş ilanlarının olduğu bir site. İş arama konusunda Seek.com.au her ne kadar tekel olsa da, iş ilanları Türkiye’nin aksine hemen her platformda karşınıza çıkıyor. Eski usül gazetede iş ilanları bile halen popüler ve iş ilanlarını oradan da görebilirsiniz. İnternet teknolojilerindeki gelişmeden iş ilanları da nasibini almış durumda ve iş ilanları için de iş ilanlarını arayan web siteleri ve “iş ilanı arama motoru” diyebileceğimiz web siteleri uzunca bir süredir mevcut. Bunların arasında Avustralya’da indeed.com’u ilk sırada gelen olarak sayabiliriz. Malumunuz, bir süredir Amerika için araştırma yaptığımızdan dolayı, farklı sitelerle de karşılaştım ancak bir çoğu Avustralya’da mevcut değil henüz. Size www.seek.com.au web sitesini işaret edip, “buradan iş arayabilirsiniz” diyecek değilim. Çünkü oradaki iş ilanları gerçek ihtiyaçların çok küçük bir yüzdesini oluşturduğuna inanıyorum (inanmaktan daha çok okuduklarımdan ve öğrendiklerimden derlediğim bir bilgi bu). Peki gerçek işler nerede? İşlerin/posizyonların/fırsatların bir çoğu burada “hidden job market” denilen ve aslında daha ilana bile çıkmadan iş dünyasının kendi içerisinde eleman bulduğu bir alanda dönüyor. Büyük çoğunluğu da arkadaşlarının veya tanıdıklarının gösterdiği referansla eleman alıyor/buluyor. Bu alana girmek son derece önemli. Tam bu noktada kendi ülkenizde olmamanın verdiği dezavantajla 2 adım geriden başlıyorsunuz. İlk adım, konuşulan dil ana diliniz değil bu yüzden varlığınızı göstermek için İngilizceyi en azından yapılan esprilere katılabilecek derecede konuşmanız gerekiyor. İkinci adım ise, belli bir yaştan sonra göçmen olarak geldiğiniz için (skilled migrant – nitelikli göçmen olarak bile gelseniz durum aynı, kaçak göçmen olarak gelseniz de aynı) bildiğiniz, tanıdığınız tüm iş dünyası Türkiye’de kalmış oluyor! Bu noktada aklınıza hemen şu soru gelecektir; “Eee boşuna mı Skill Assessment-Yetenek Değerlendirmesi yapıp göçmenliğe izin veriyorlar?”. Hayır boşuna değil, ancak göçmenlik için yapılan bu değerlendirmenin iş dünyasındaki aranan pozisyonlara bireysel anlamda bir faydası olmuyor maalesef.
Peki 2 adım gerideysek ne yapabiliriz? Yapılacaklar listesi bir hayli uzun aslında. Ancak size son dönemde dinlediğim bir sesli kitaptan alıntılayacağım kısmı özetleyeyim, umarım size de faydası olur. Bu özet bilgi sadece Avustralya’ya özel değil bilakis hemen her alanda uygulayabilirsiniz. Dikkat!!! Çok çaba gerektiriyor 🙂 Hemen aklıma gelen ilk düşünce şu olmuştu; “öyleyse business network-iş bağlantılarımı arttırayım ve bu dünyaya bir an önce dahil olayım, networkümü çoğaltayım”. Hah! kitapta işte tam da bunu söylüyor, diyor ki; “Business network sizin kaç kişiyi tanıdığınız değil, sizi kaç kişinin tandığıdır”. Bence şimdi bir önceki cümleyi yeniden okuyun. “Eee.. nasıl tanıtacağız?” burada da az önce söylediğim, çok çaba gerektiren kısım başlıyor. Business network aslında sırf iş konuşulan ortamlarda geçmiyor, bilakis oradaki insanların da bir hayatı var ve hemen heryerde karşılaşabilirsiniz. Hangi alanda çalışıyorsanız, o alandaki profesyonel insanların nerelerde vakit geçirdiğine bakın, ortak bir hobiniz var mı onu bulun veya yeni hobiler edinin, benim yaptığım gibi akşalmarı sadece evde oturarak vakit geçirmeyin. Mutlaka sizin alanınızda bir profesyonel ile bir zaman geçireceksiniz ve yolunuzun kesiştiği o kişi size bazı kapıları seek.com.au iş arama sitesinden çok daha hızlı açacak.
Bununla birlikte kendinizi yiyip bitirmeden önce, bulunduğunuz şehrin ve eyaletin ekonomisi, işsizlik oranları/durumları ve çalıştığınız alanın bulunduğunuz şehirde/yerde olup olmaması gibi bir çok farklı etkeni de aklınızdan çıkarmayın.
Tüm iş arama, CV hazırlama ve iş görüşmesi hazırlıkları web sitelerinden ve derslerinden gördüğüm ve duyduğum ortak cümle; “yeteneklerinizde, bilginizde ve becerilerinizde bir problem yok!” doğru zamanda değilsiniz, doğru yerde değilsiniz veya her ikisi de doğru bile olsa bireysel olarak kendinizi henüz hazırlamamışsınız demektir. Buradan kendi hatalarıma bağlantı yapayım ve yazımın başında kendime sorduğum ikinci soruya yanıt vereyim.

“Hep yaptığım hatalar nelerdir?”
Son derece profesyonelce hazırlanmış bir özgeçmişim olduğunu düşünüyorum. Amerika’da bu işi profesyonelce yapan ve hatta bu konuda dersler vermekte olan birisi ile bireysel olarak çalışıp yüzlerce dolar ödeyip özgeçmişimi güncellettim. Aslında özgeçmiş yazma derslerine de katıldım ve nasıl yazılacağını nelere dikkat edileceğini vs. tamamen öğrendim. Son 5 yılda özgeçmiş hazırlama ile ilgili kaç tane kitap okdum ve kaç kursa katıldım, sayısını bile unuttum artık, o kadar çok ki … Neyse konuyu dağıtmayayım!
Özgeçmişimi hazırlarken, son konuşmalarımızın birisinde “her işe ayrı bir özgeçmiş hazırlamam gerekir mi?” diye sormuştum. “Kişisel görüşüm olmakla birlikte, özgeçmiş senin tecrübelerini ve neler yaptığını anlatır bu yüzden bence çok büyük kısmı aynı kalmalı ve 1 tek özgeçmişin olmalı, farklı işlere başvururken küçük değişiklikler yapabilirsin” demişti. Ben de yepisyeni özgeçmişim hazırlandıktan bu yana bu özgeçmiş ile işlere başvuruyorum.
Dün gece, Perth’te Türkiye tecrübemle, bildiklerimle ve yaptığım iş ile doğrudan örtüşen 2 tane pozisyona başvuru yaptım. Sabah iş saati başladıktan sadece birkaç saat sonra, 2 tane email geldi. Tahmin edebileceğiniz gibi, “beni reddettikleri için üzgünlermiş ama daha uygun aday bulmuşlar”.
Benim buradaki hatam ise, bu emailleri 12 saattir halen silmemiş olmam ve isimleri her gördüğümde kişisel algılayıp kendi kendime gurur yapıyor olmam! Yapmıyorum diyen varsa beri gelsin 🙂 Doğru hareket ise o emailleri anında silip bir sonraki işe bakmak. Bunun yanında, Batı Avustralya’da şu anda tüm Avustralya’nın en yüksek işsizlik oranı var : %6.5 ! 2017 yılının ilk 2-3 ayında bu oran biraz aşağı inse de pek faydası olmadı! Batı Avustralya ekonomisi ile ilgili herhangi bir yazıda, madencilikteki iş patlamasının 5-6 yıldır sonuna gelindiğini ve eyaletteki tüm ekonomik verilerin bunu işaret ettiği cümlerini sürekli görürsünüz. Bununla birlikte zaten kısıtlı olan IT (bilgi işlem) işlerinin çoğu ucuz işçilik olduğu için ya outsource (dış kaynak kullanılıyor, yani uzaktan bağlanıp çalışılıyor) veya çalışma vizesi ile ucuz işçiler (çoğunlukla Hindistan veya Çin kaynaklı) buraya getiriliyor. Sanırım bu “ucuz işçi” sıkıntısı tüm Avustralya çapında mevcut olacak ki, 457 (çalışma) vizesi iptal edildi ve yetenekli göçmen (skilled migrant) vizesi üzerinden değerlendirme yapılıyor artık (Nisan ayı ortasından itibaren).
İkinci yaptığım hata ise, yıllardır sıkıntılı olan bu ekonomik gerçekleri gözardı etmiş olmak!

Tüm bu olumlu ve olumsuz iş arama deneyimlerimden sonra diyebilirim ki herşeye (gerçek anlamı ile herşeye) yeniden başlıyor olacaksınız. Amerika, yeni ülke, yeni hayat, yeni iş vs. düşünmeye başladığımda gözden kaçırdığım birşey var mı diye dönüp dönüp soruyorum kendime. Zorlukları en azından azaltmak için uzaktan iş bulayım, az da olsa 1 teklif alıp öyle gideyim, masraflarımı/cebimden yapacağım harcamayı minimumda tutayım diyorum ama sanırım buraya gelmek isteyenlere verdiğim tavsiyelerimi kendim unutuyorum gibi! …

İş konusunda yazacaklarım henüz bitmedi, ancak yeterince uzun yazdım bu defa sanırım. Kısa tecrübelerimi paylaşmaya çalıştım.

23 Nisan – Ulusal Egemenlik ve Cocuk Bayramimiz Kutlu Olsun !….

 

=Vesile asagidaki post’u 30 Nisan gunu yazmis, ancak sayfa olarak paylasinca gorulebilir olmamis. Sizlerle yeniden paylasiyorum, Kemal=

Dun yazdiklarimdan sonra kendimi nankor hissettim. Bugun 23 Nisan bayramini kutlamak icin TACH (Turkish Australian Culture House) bir organizasyon yapmisti. South Perth`te butun Turkler bir bulusma yaptik. Herkes paylasmak icin bir tabak yemek getirdi. Cocuklara oyunlar, hediyeler ayarlanmisti. Saz ve darbuka esliginde harika bir gun gecirdik. Arkasindan basimi kaldirdim. Isildayan deniz, masmavi gokyuzu, halidan bile yumusak cimenlerin uzerinde yalinayak kosup kovalamaca oynayan cocuklarim, martilari besleyen arkadaslari, ilerideki cocuk parkindan gelen gulusmeler… Arkadas desen arkadas, manzara desen manzara, guzellik , kolaylik, rahatlik, keyif, her sey bir arada. Perth`e hayran kaldim bir kere daha. Boyle guzel bir sehir bir daha bulabilir miyim hic bilmiyorum.

Harika bir gun gecirdik.

Benim aklimda ellibin tane soru ucusurken, tekeri patlamis araba misali gonlum bir ABD bir Perth diye yalpa yaparken, kahve fallarindan medet umarken, is sitelerini didik didik ederken Kemal iceride bir film izliyor. Eskiden kopurur, kizardim ama simdi onu cok daha iyi tanidigim icin bunu anliyorum. Benim aceleci, delidolu, telasli, heyecanli yanim onun sakin, dingin, dusunen, gozlemleyen, hic bir isi aceleye getirmeyen bakis acisiyla bir cesit denge buluyor.

Hayatta ogrenemedigimiz seyler bir sinav misali karsimiza tekrar tekrar cikarmis. Ta ki yasadigimiz seyde ogrenmemiz gereken gizi cozunceye kadar, bu boyle gidermis. Sabir benim en zorlandigim konu. Her seyin bir an once olmasindan yanayim, bekleyisleri hic sevmiyorum. Icimden bir ses Haydi Kemal madem gidecegiz, o zaman is ara, kontak kur, oku, bir seyler yap diye cirpinip duruyor. Bosa harcanan her an bana izdirap veriyor. Ote yandan biliyorum, her sey olacagina variyor, su akip yatagini buluyor, burada da kalsam son derece mutlu olacagim gitsem de uc bilemedin bes sene sonra herseyi yoluna oturtmus, aynen simdiki kadar mutlu veya mutsuz olacagim. School of Life `daki STOICS videosunun da anlattigi gibi: No matter what everything will be OK, I will survive!

 

Oyle iste..

Belki siz de benim bu gune kadar gormediginiz bir yuzumu goreceksiniz. Belki bilincaltim gitmeye kendini hazirlasin diye Avustralya`yi kotulemeye baslayacak. Gitme girisimlerimiz sonucsuz kalinca veya buna cesaret edemeyince, ABD zaten soyle soyleydi biz iyi ki gitmedik filan diyecegim. Sozun ozu, zor bir donemden geciyorum ve calkantili ruh halleri yasiyorum. Bu nedenle burada yazdiklarimin gazina gelip bir seyi yapma veya yapmamamaya karar vermeyin:) Okuyun gecin, anlam veya tutarlilik aramayin!

Sevgiler:)

Fremantle

Vesile’nin YouTube uzerinde paylastigi videolari zaman zaman sizlerle paylasip, Perth hakkinda biraz da gorsel icerik saglamayi dusundum. 

Sanirim yazmaktan daha kolay olacak 🙂

Cocuklari bir arkadasa yatiili biraktigimiz bir gun, uzun yillar sonrasinda beraberce gezmeye cikabilmistik.

 

O gun oldukca macerali gecti, oldukca uzun ve bir  o kadar da eglenceli bir gun oldu bizim icin. Hem uzun zamandir yapamadiklarimizi ve hatta daha once hic yapmaya firsat bulamadiklarimizi bile o gune sigdirabildik 🙂

En azindan gunun baslangicini sizinle paylasalim