Archive for November 30, 2017

A fork in the road

Hic unutmuyorum, Turkiye`de bir ogleden sonra Ipek`i alip sitemizdeki bir cocuk parkina gitmistim. O zamanlar Avustralya isi daha yeni yeni belli oluyordu. Bir komsumuz ile konusurken tasinmayi planladigimizdan bahsettim. Ilk soyledigi sey, `Cok radikal bir karar!`oldu. Sonraki gunlerde is arkadaslarim ve cevremizdeki butun insanlara haber yavas yavas yayildi. Beni goren herkes sanki sozlesmis gibi icinde `radikal` kelimesi gecen bir cumle ile yorum yapti. Radikal adim, radikal karar, cok radikal, vs. vs. O yuzden aradan 5 yil gecmis olmasina ragmen bu sozu hic unutmuyorum. Simdiyse soranlara Amerika`ya tasinacagimizi soylemeye basladim. Yine okuldaki arkadaslar, komsular, cocuklarin arkadaslarinin velileri, esyalari satarken tanistigim insanlar filan derken nerdeyse her gun yeni birisi ile Amerika muhabbetine girisiyoruz. Yabancilardan duydugum ilk soz, `How exciting!!!!`. Hepsi olaya son derece pozitif bir acidan bakiyor ve what an adventure, kimbilir bu cocuklara ne guzel tecrube olur, diye konuya yaklasiyorlar. Turk, Lubnan, Suriye kokenli (yani bizim oralarla ayni kulturu paylasan) arkadaslarim ise konuya farkli bir bakis acisi ile bakiyorlar. Kimisi evime daha alisamadan yeniden gocmek zorunda kaldigimdan bana aciyor; kimisi esas memleketi hic terketmeyecektik; hata yaptik diyor; kimisi daha agzini acmadan goz yaslarina boguluyor.

Ben ise cok empatik bir dinleyici oldugum icin karsimdaki ne turlu bir ruh haline girerse olaya o pencereden bakiyorum. How exciting dediklerinde , evet gercekten cok guzel, harika olacak diye gozlerimin ici gulerek, enerjik bir sekilde cevap veriyorum. Dudaklarini bukerek, yuzunu eksiterek, ne isin var oralarda gitme diyene de omuzlarim dusmus bezgin ve caresiz bir sekilde, ne yapayim is nerede biz oraya diyerek sanki zorla surukleniyormusum gibi cevap veriyorum. Bazen bir gun icinde bir saat icinde bu iki ayri tepkiyi sergiledigim anlar oluyor. Cok komik. O zaman kendime donup soruyorum. Acaba ben gercekten ne istiyorum. Memnun muyum yoksa zorunluluktan mi gidiyorum, diye dusunup duruyorum.

Lise gunluklerini bilirsiniz. Icine siirler, ozlu sozler, sizi etkileyen filmlerden replikleri yazdiginiz o ergen defteri… Olu Ozanlar Dernegi`ni izledikten sonra,  ‘Ormanın içinde kesişen iki yol vardı ve ben en az ayak izi olan yolu seçtim.` diye yazmisim ben. Sanirim bu soz beni hep etkiledi. Herkesin korktugu, cekindigi seylerin uzerine gitmeye merakliyim. Odum patlamasina patliyor, korkudan bacaklarim titriyor ama neden bilmem, inadina belki de hep o en az ayak izi olan yolu seciyorum. Comfort zone`dan hoppada diye disari atlamayi seciyorum. Psychology says – Always go with the choice that scares you the most, because that’s the one that is going to help you grow. Gerci itiraf edeyim, bu sefer Amerika`ya tasinma kararini Kemal`in is bulmasi sartina baglamistik. Yani Avustralya` ya geldigimiz gibi iki cocuk ve 4 bavulla tatile gelir gibi gidemeyecegimizin farkindaydim. O yuzden Kemal` i oncu gonderdik. Simdi sozlesmeli olsa da o calisiyor. Umuyoruz ve diliyoruz ki bu kararimiz bizi ruhen zenginlestirir.

Bir de arkadas, yavas yavas anlamaya basladim. Zaten hayatta yanlis veya dogru secim diye bir sey yok. Sen nasil bakarsan oyle. Neresinden gorursen asil gercegin o oluyor. Ben de karsimdaki insanlari kirmamak icin onlar halime aciyorlarsa ben de onlarla birlikte kendime aciyorum. Macera yasamanin heyecanini hissediyorlarsa ben de oyle hissediyorum. Kafamda bir tek dusunce yok yani. Zaten kim bilebilir ki ne olacagini? Zekirdek`e baglandim; Ayten abla gitme dedi; Zeki git dedi ama yolun nereye varacagini hicbirimiz bilmiyoruz. Pinterest`te bir resim cikti karsima. Bir yol ayrimi var. Solu isaret eden tabelada: `Same old shit`yaziyor, sagi isaret eden tabelada ise `Crazy new shit` yaziyor. Yani her iki tarafta da malum pisliklerle karsilasacagiz, mutlu, tasasiz hayati kim kaybetmis biz bulalim. Kendimi de alip gidiyorum. Tebdil-i mekanda ferahlik vardir demisler. Tren geldi, atladik vagona. Nereye gidecegiz, neler olacak bilinmez ama bildigimiz tek sey var `Life happens!!!` .

Kirmizi ve Mor

Jacaranda agaclari

Avustralya`ya ilk geldigimizde kipkirmizi ciceklerle dolu Coral Tree dedikleri agaclar beni buyulemisti. Agaclarin burundugu bu rengin bu kadar canli, bu kadar parlak olusuna sasirip kalmistim. Beni kirmizi karsilamisti yani. Simdiyse mor cicekler acan Jacaranda agaclarinin narin yapraklari ugurluyacak bizi. Aklimda Perth`ten kalan bu iki renk olacak sanirim.

Bildiginiz uzere, Milwaukee biletleri alindi. 24 Aralik`ta ucuyoruz. Simdi evdeki butun esyalari doktum sactim. Neleri gotureyim, neleri satayim, neleri arkadaslara vereyim diye gece gunduz duzenleme, ayiklama yapip duruyorum. Tasinma vesilesi ile evde kenara koseye terkedilmis ne varsa ortaya dokuluyor. Burada `Esky` denilen buyuk bir piknik cantasi buldum mesela dolaplarindan birinin uzerinde. Icine ozenle yerlestirdigim kuruyemisler bayatlamis, biskuvilerin tarihi gecmis. Kampa gideriz diye alip paketinden bile cikarmadigimiz depoya terkettigimiz cadir, uyku tulumlarinin uzerinde orumcek aglari… Kahve makinasi, kac kere ictik sanki o kapsul kahvelerden? Dondurma makinasini indirmeye usendim, toplasan 3 kere kullanmisizdir. Evi ilk olarak gormeye geldigimizde, `Vay, bahcede pizza firini da var biz burda harika tandir yapariz` diye nasil da sevinmistik. Yaptik mi? Hayir! Projektor almistik, arkadaslari cagiririz arka bahcede coluk cocuk Kemal Sunal filmleri izleriz diye planlar yapmistik. O da olmadi. Kisacasi elimi attigim her esya bu yorgun ve karisik kafa ile felsefik sorgulamalar yapmama sebep oldu. Sonunda da isin icinden cikamadim, her zamanki gibi buraya yazayim belki de rahatlarim diye dusundum.

Aldigimiz veya sahip oldugumuz seylerin yarisindan fazlasi raflarda atil duruyor. Insanoglu, onu da alayim, haydi bak bunu da yapariz, bir gun ihtiyacimiz olursa elimizin altinda bulunsun, diye durmadan esya yigiyor, herseyi biriktiriyor. Ancak sadece bir omrumuz var ve bir omure her sey sigmiyor. Konfordan cok rahatsizlik veriyor sonra bu esyalar. Her baktigimda sanki eksik kalmis, bir turlu zaman bulup tamamlayamadigim bir isi hatirlatir gibi kaygi veriyor bana bu esyalar. E peki neden aldiniz diye soracaksiniz. Bu esyalarin bazilari baska ulkelere giden arkadaslardan gelmisti bize. Simdi benim de yapacagim gibi giden arkadas elinden cikaramadigi ne varsa geride kalan arkadaslarina birakiyor. Perth` teki (bizim gruptaki) dostluklar, yardimlasma ve dayanisma o kadar guclu ki, birisi tasinmaya karar versin herkes elbirlik olup yardima gidiyor, isleri bolusuyorlar, normalde gunlerce surecek bir sey bir gunde halloluyor. Gelenler icin de boyle gidenler icin de. Gelenleri herkes bagrina basiyor, onlara yardimci oluyor, gidenleri de herkes ugurluyor. Her neyse, 3 arkadas tasindi burdan 2`si Amerika`ya birisi Endonezya`ya gitti. Onlardan gelen esyalar oldu. Sonra bir de ikinci el piyasasi burada cok hareketli, Facebook marketplace`den almayi aklindan gecirdigin ne varsa yari fiyatina bir saat icinde evinde olabiliyor. Iste boyle boyle, biraz o, biraz bu biriktirip durmusuz.

En cok icimi acitan da plaj semsiyesi, cadir ve minik masa oldu. Pazar gunu yaptigim Garage Sale`e gelen genc bir cifte verdim gitti onlari. Biz plajlara doyamadik, umarim siz keyfini cikarirsiniz diye gecirdim aklimdan.

Ustun Dokmen, dunyada sadece iki tip insan vardir demis. Birisi sandalyenin ucunda tedirgin, emanet oturanlar; digeri de soyle rahat rahat, yayila yayila oturup sirtini da guvenle arkaya yaslayanlar. Ben, su her an kalkacakmis gibi oturanlardanim. Oyle ucta oturuyorum ki nerdeyse sandalye altimdan kayip dusecek. Kalkip Turkiye`den buralara geldik, belki burda rahatlariz dedik. Nereye gidersem gideyim kendimi goturuyorum aslinda, beni degistirecek ulke degil, sadece kendimim. 5 yil sonra Avustralya`yi birakip Amerika`ya dogru yola cikarken, yasanmamisliklarin sucunu ne trafikte, ne kargasada, ne de pahalilikta bulamiyorum. Burada her turlu imkan vardi ama ben bu imkanlarin hakkini veremedim. Gelecek kaygisi ve yeni ulkede tutunma telasi yuzunden universiteye yazildim, full time zaten calisiyordum, iki de cocuk olunca ve cocuklari yabanci usulu kendi hallerine birakmak yerine Turk usulu yakin takibe alinca geriye ancak yemek yeyip uyumalik bir zaman kaldi.

Allah`tan en buyuk dilegim Amerika`da bana yasami iskalamayacak sakinligi ve bilgeligi vermesi. Insallah bir sure is arama derdine dusmeyip kosturmaca ile gecen son 16 yilin acisini cikarabilirim.

Siz de nerde olursaniz olun, ne aldiginiz bisiklet, ne raflara dizdiginiz kitaplar, ne de son model fotograf makinaniz hayatinizi daha anlamli hale getirecek. Onlari agiz tadi ile kullanacak, anin keyfine varmanizi saglayacak bilincli farkindalik (mindfullness) yoksa sizin de benim gibi kafaniz karisik olacak. Ha Avustralya, ha Turkiye, ha Amerika sandalye ayni sandalye. Onemli olan oturmasini bilmek. Bosvermek; kaygidan, korkudan, telastan, sinirden arinmak ve her seyi akisina birakmak.

Iyi seyler hep yolunuza gelsin, sevgiler…

Vesile

 

Coral Tree – Mercan agaci

Happy Thanksgiving (Şükran günü)

Yarın Amerika’da Thanksgiving ve resmi tatil.

Türkiye’deyken ve hatta Avustralya’da da yaşarken, şükran gününü dini bir gün zannederdim. Avustralya’da bu gün kutlanmıyor. Amerika’da, Kanada’da ve Amerika’ya bağlı (karayipler vb. ülkelerde) kutlanıyormuş sadece.

Bunun yanında, daha bu yıl (Amerika’ya geldikten sonra) öğrendim ki, aslında bu günün din ile hiç ilgisi yokmuş ve sadece bir önceki yıl elde edilen hasat için şükretmek için kutlanıyormuş. Bu yüzden Amerika’da Kasım ayının 4.Perşembe günü ve diğer ülkelerde farklı aylardaki farklı günlerde kutlanan şükran gününde bol bol yemek yapılıyor, tüm aile bir araya geliyor ve yemekler bolca paylaşılıyormuş.

Nereden ve nasıl çıktığına dair çeşitli rivayetler söz konusu. Türkçe kaynak için şuraya bakabilirsiniz.

Aynen Türkiye’deki dini bayramlar gibi, insanlar şükran gününün önündeki veya sonundaki günleri izin alıp tatillere çıkıyor veya (çoğunlukla) aile ziyaretlerine gidiyorlar.

Bu yazıyı size (Amerika’da) Çarşamba günü yani aslında lükran gününün arifesinde yazıyorum. İş yerinde bugün o kadar az çalışan var ki anlatamam. Hele şükran gününün sonrasında Cuma günü bina neredeyse bomboş olacak. Tam bir bayram havası var, herkes bir birine “Happy Thanksgiving” diyerek kutluyor bu günü! Avustralya’da alışık olduğum ama Amerika’da gördüğümde ilk anda yadırgadığım bir tablo 🙂

Herkes birbirine “Şükran gününde ne yapıyorsun, planın nedir?” diye soruyor. Ve mutlaka bir plan yapmış olduğunuzu varsayıyorlar.

Bugün öğle arasında asansörde karşılaştığım iş arkadaşımın üzerinde buranın yerel futbol (Amerikan futbolu) takımı olan Green Bay Packers forması vardı. Arife günü olduğu için epey bir rehavet var havada 🙂

Tatillerden bahsetmişken, Avustralya’daki tatil sürelerinin ne kadar çok olduğundan, iş ve yaşam dengesinden (Work-Life Balance) ve uzun süreli çalışma izni (Long Service Leave)’den bahsettiğimde buradaki iş arkadaşlarımın ağzı açık kalıyor. İlk söylediğimde inanmamışlardı ve Google’dan teyit ettikten sonra inandılar ancak. Ama bugünlerde Avustralya’daki koşulları anlattığımda artık bana “tamam, ama orası Avustralya” diyorlar 🙂 Çünkü burada işverenin eklediği en küçük bir ekstra hak (imtiyaz) sanki çok büyük bir farkmış gibi sunuluyor.

Yarın tatil, Cuma günü çalışıyorum. Sanırım Cuma günü evden (uzaktan) bağlanarak çalışacağım. Happy Thanksgiving 🙂

Yeniden taşınma

Merhaba,

Vesile’nin bir önceki yazdıklarından sonra ben de benim tarafta olan biteni sizlere biraz özetleyeyim istedim.

Başlamadan önce, bir önceki Vesile’nin postuna gelen yorum & soru üzerinde kısa birkaç kelime etmek istiyorum.

Avustralya ve Amerika kıyaslamasına burada okuduklarınız üzerinden girmeyin lütfen. Çünkü Vesile daha önceki yazılarından birisinde bahsetmişti, aslında biz Batı Avustralya Perth’ten Wisconsin Milwaukee’ye taşınıyoruz. Taşınma nedenimiz ise aslında durup dururken bir şekilde Amerika Green Card çıkmış olması. Avustralya’ya taşınmadan önce  Türkiye’deki bir aracı şirkete çok komik bir para ve Green Card başvurusu için birkaç bilgi bırakmıştık. (Bu başvuru bilgilerimizi bırakırken Avustralya aklımızdan henüz geçmiyordu) Yıllar sonra biz artık Perth’te hayatımızı kurarken Green Card çıktığı bilgisini verdiler ve ondan sonrası malum.

Burada (Milwaukee’deki) iş arkadaşlarıma da, yeni tanıştığımız Türk arkadaşlara da hep bahsettiğim Perth sakinliği, doğal güzellikleri, sahilleri ve hayat standartları ile yaşanabilecek bir şehir. Ama tahmin edersiniz bunların en başında iyi bir işiniz olması gerekiyor. Ben Perth’te çalıştığım yerlerden iş tatmini alamadım, kazandığım para yeterli geliyor olmasına rağmen (ortalama bir maaşa çalışıyordum) beni mutlu ettiğini pek söyleyemem. Bu gibi kişisel ve dolayısıyla aileyi etkileyecek sebepleri bir araya getirdik ve beraberce “hadi bir gidip deneyelim” kararımızı verdik. Biliyorum, takip edenlerin aklına ilk gelen soru;

-Türkiye’yi tamamen bırakıp gitmişken, neden Avustralya’yı da bırakıyorlar. Acaba bir problem mi var ?

oluyor.

Avustralya sosyal bir devlet. PR (kalıcı oturum) aldıktan sonra işsiz kalırsanız veya geliriniz yetersiz olursa, zengin etmese de yardımı dokunabilecek kadar bir destek bile veriyor. Sağlık konusuna girmeyeceğim herkesin görüşü farklı bu konuda ama kişisel olarak çok şikayetçi olmadığımı söyleyebilirim. Neyse, Avustralya hakkında burada zaten epey bir yazı okuduğunuzu varsayıyorum.

Amerika ile bu türde kıyaslamaları sadece “taşınalım mı?”, “gitmeye değer mi?”, “doğru mu yapıyoruz?” sorularını sorarken yaptık.

Sonuç olarak kısa süreli bile olsa, (henüz kısa süreli olacağını bilmiyoruz ama öyle varsayarak) “Hadi deneyelim” dedik.

Amerika’da sağlık sistemi hakkındaki genel algı; berbat, çok pahalı, elini verince kolunu kaptırıyorsun, vs. vs. Henüz deneme şansımız olmadı, umarım olmaz da. Ama şikayet edenler olduğu gibi memnun olanlar da var olduğunu söyleyeyim sizlere. Tüm olay, özel sağlık sigortası yaptırmanız gerekiyor! Eeee… bunu zaten Avustralya’da da yaptırmanız gerekiyor (devlet sizi bunu yaptırmaya zorluyor, aksi halde ileriki dönemlerde daha pahalıya malolabilir) Türkiye’de de durum aynı değil mi? Belki devlet zorlamıyor ama özel sağlık sigortası ile daha iyi hastanelerde muayene olabiliyorsunuz, öyle değil mi? (gerçekten unuttuğum için soruyorum)

Amerika’da maaşlar iyi değil! Doğru. Çünkü yaşadığınız şehirdeki hayat standartları ve daha da önemlisi çalıştığınız sektördeki oranda maaşlar almanız sözkonusu. Ama şunu da söylemek lazım; eğer belli başlı şehirleri seçerseniz (San Francisco ve California’da bir yer, New York, Seattle, Hawaii…) buralarda hayat oldukça pahalı hatta o kadar pahalı ki dünya pahalı şehirler listesinde en yukarıdalar diyebilirim.

Suç oranları Avustralya’dan daha yüksek olan şehirler olduğu gibi daha düşük olan yerler de var. Polisin yetkileri çok fazla, mümkün oldukça polislerden ve polislik işlerden uzak durmak en iyisi. Ama Avustralya polisinden farkı, ihbar olması durumunda çok kısa sürede polisler etrafınızda bitiyorlar! Avustralya polisinin yanıt verme süresi biraz daha uzun. Yine de nerede olursanız olun, polise düşecek işiniz olmasın.

Amerika’ya (Florida/Jacksonville’e) Haziran ayında gelmiştim. Birkaç ay süren iş arayışından sonra Milwaukee, Wisconsin’deki bir recruitment şirketi buradaki banka için aradı ve contractor (sözleşmeli) olarak başladım. İlk başlangıçta projenin 6 ay sürmesi öngörülüyordu ve sonraki 6 ay opsiyonel idi. Proje başladıktan bir süre sonra (3-4 hafta içerisinde) yeni ve daha büyük bir proje nedeniyle ertelendi. Kalkıp buralara kadar geldim, şimdi ne olacak? diye düşünürken, bankadaki yöneticim büyük projede önemli bir rol verdi ve kalmamı istedi. Önceki (esas geldiğim) proje ise yeniden planlanacak ama süresi daha da uzatılacak gibi görünüyor. Uzun lafın kısası 2019 yılı ortalarına kadar benim contract devam ediyor gibi görünüyor şu anda. Bir yandan da benim Amerika’daki vize durumumu ve permanent (kalıcı olarak) rol düşünüp düşünmeyeceğimi vs. konuşuyoruz. Bakarsınız burada kalıcı olurum. Aslında fena olmayan bir ortamda çalışıyorum, mutluyum diyebilirim.

Eh iş konusunda adım attıktan sonra ev bulup, yerleşmemiz gerekiyor doğal olarak. Perth’teki eşyaları getirmemeye karar verdik, zaten aşağıda okumuşsunuzdur.Bu kararı verirken, birden fazla kez kararımızda gidip gidip geldik. Sosyal medyanın gücü diyelim, bu tecrübeyi yaşamış insanların yorumlarını ve görüşlerini aldıktan sonra Avustralya’dan Amerika’ya eşya getirmenin hiç mantıklı olmadığını gördük. Biz de şimdilerde Vesile’nin orada halletmeye çalıştığı gibi, birkaç parça şahsi eşya haricinde herşeyi odaya kapatıp evi o oda olmadan kiraya vermeye karar verdik.

Vesile aşağıda listelediği işleri bir yandan Perth’te yetiştirmeye çalışırken, ben de burada çocukların okulları ve kiralayacağımız evler hakkında bir yandan bilgi almaya çalışıyorum bir yandan da ev görmeye gidiyorum. Sanırım ilk başlarda apartman (Türkiye’dekinden biraz farklı) veya condo denilen bir apartman kompleksinde yer kiralayacağız. Condo ile başlangıç yapmak bizim için daha kolay olacak gibi. Condo’nun ne demek olduğunu daha sonra ayrıca (ev kiraladıktan sonra) anlatırız sanırım.

Bir yandan da online devam ettiğim kurs başladı ve vaktimi oldukça dolduruyor. Hatta şu anda bile bu yazıyı epey uzattım, aslında ders çalışmam lazım 🙂

Uzun lafın kısası arkadaşlar, Avustralya veya Amerika veya Avrupa/Kanada her nereye gidiyorsanız veya niyetlendiyseniz sizin için koşulları en iyi olanını seçin derim. Hakkınızda en doğru kararı ancak siz verebilirsiniz.

Mudure onumuzdeki sene burda olmayacagimi soyledim. Cuma gunu de velilerime duyuru yapacagim. Kafam, dusuncelerim bin parca. 24 Aralik tarihine kadar yapmam gereken isler:

Butun esyalari elden gecirip turmak istediklerimizi tutmak, satilacaklari satmak.

Tuttugumuz esylari guzel bir sekilde garajdan bozma odamiza istiflemek.

2 tane arabayi satmak. Okuldaki bir arkadasim bu isi benim icin yapacak.

Karneleri ve montessori study modulunun son kalan odevlerini bitirmek.

Garage sale duzenlemek.

Evin kiraya verilmesi icin evin guzel fotograflarinin cekilmesi icin evi derlemek toplamak market ready hale getirmek

Home open yapmak

Evi bosaltiktan sonra temizletmek

KEdiyi adoption evente goturmek

On ve arka bahceyi elden gecirmek mulch ve compost ile guzellestirmek (mulch compost siparis ver bahcivan tut)

Outdoor takimi Harvey Norman ile konusup bozulan parcayi degistirmek. (Koltugumuz egrilmis, bacagi kisalmis)

Kizlarin okullari ile ilisiklerini kesmek ordaki okullari ile iletisime gecmek

Amerikaya goturmemiz gereken onemli belgeler ve esyalari duzenlemek

Ipek Rossmoyne girl guides grubuna goturmek

Kizlarin okul assemblylerine katilmak

Itiraf edeyim, baktim olacak gibi degil, delirmek uzereyim actim bir sise sarap ikinci kadehi bitirir bitirmez dunya firil firil donmeye basladi. Insallah yataga ulasabilirim. Sanirim bu gece cok iyi uyuyacagim…

 

 

Ipek ile Defne karsi komsular ile fishing`e gittiler. Hemen karsimizdaki evde, hanimi okul muduru olan, beyi de FIFO calisan bir aile var. Onlarin iki kizi bizim kizlarla yasit. Hem de bitisik siniflardalar. Ilk tasindigimizda mudire hanim bize pek sicak davranmamisti ama kizlar gele gide cok yakinlastilar. Dun butun gun bizim kizlar onlarin havuzundaydi. Aksam da onlarin kizlari bize uyumaya geldi. Sabah uyandiktan sonra bizim kizlarla birlikte tekrar onlarin havuzuna yuzmeye gittiler ve simdi de tekneleri ile balik avlamaya gideceklermis, bizimkileri de goturmeyi teklif ettiler. Ilk basta olmaz diye dusundum ama sonradan Ipek `Mum, it is a once in a life-time experience` deyince tamam, gidin dedim.

Onlar adina cok mutluyum, bu yasadiklari seyler gercekten de unutulmaz anilar olacak buyuduklerinde.

Ben ise evde kedi fotografcisini bekliyorum:) Perth Rescue Angels, bakimimiza aldigimiz kedi icin profesyonel fotografci gonderiyor ki guzel resimleri yayinlaninca bir an once evlat edinilebilsin Scribbles. Onun hayrina evi toparladim, temizledim.

Esyalarimizi satisa koymaya basladim. Gumtree`de duran bir cok ilan vardi ama pek arayan soran yoktu. Bir de Facebook`un Market Place`ini deneyeyim dedim. Sanki daha cok ise yariyor gibi orasi. Birkac sey gitti bile.

Dune kadar gitme mi kalma mi dusunceleri ile ilgili cok degisik duygular icindeydim. Psikologun bana anlattiklarina gore beynimiz olaylara 3 sekilde tepki veriyormus Fight / Flight / Freeze. Ben de tam isik tutulmus tavsan gibi oylece kalakalmistim. Resmen kocaman bir dugumun icinde baglanip kalmis gibi zihnimde bir sonraki adimi goremiyordum, sanki kepenkleri tamamen kapatmis, cumaya gittim donecem diyordu beynim. Kemal bana atmamiz gereken adimlari ve bu adimlarla ilgili masraflari listeleyen bir excel dosyasi gonderdi. Dosyaya gore onumuzde birkac alternatif vardi. Benim zannettigim/hissettigim gibi yuzlerce degildi yani secenekler. Bu beni biraz rahatlatti. Arkasindan Facebook`ta Gocmen Anneler grubuna yazdim. Kisacik da olsa hissettiklerimi ve icinde bulundugum ikilemi yazmak beni biraz rahatlatti. Arkasindan yazdigimi sanki baskasi yazmis gibi okudum ve disaridan bakan birinin gozuyle kendi durumumu degerlendirdim. Sonra da ordaki arkadaslarin yorumlari aslinda bu durumun o kadar da icinden cikilamayacak bir sey olmadigini bana animsatti. Yavas yavas kordugum icinde hareket etmeye, elimi kolumu oynatmaya baslamistim. Saatler gectikce zihnim netlesti, hafiften onumu gorur gibi oldum. Umarim odagim yeniden bozulmaz.

Simdi buna gore, esyalardan satabildiklerimi satacagim ama daha gecen sene aldigimiz koltuk takimlari ve yataklari satmayacagim. Geriye kalanlari garajdan bozma odamiza istifleyip bu odanin kapisini kilitleyecegim. Pazartesi bir emlakci geliyor ve evi kiraya kac liraya ve nasil verebilriiz, onu bize anlatacak.

Bir yandan da Trulia uzerinden Amerika`daki evlere bakmaya basladik. Orasi tamamen ayri hikaye. Niyetim o konu ile ilgili Defne Yilmaz sitesinde bir video yayinlamak ama ben kamera karsisinda kendimi garip ve komik hissediyorum, o yuzden utangacligimi atinca birseyler cekmeye calisacagim.

Okul kapaninca, 15-20 gun icinde herseyleri derleyip toplayip Kemal`in yanina gitmeyi hedefliyorum kisacasi:)

 

 

Kardeş sitemiz yayında

Herkese merhaba,

Birkaç zamandır üzerinde çalıştığım kardeş sitemiz www.defneyilmaz.com web sitesi artık yayında.

Yeni sitemizde yazılardan daha çok videolar yayınlamayı hedefliyoruz. Hatta ilk amatör videomu yayınladım 🙂 Yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum. Beklentilerinizi iletirseniz, bize ışık tutmuş olursunuz.

YouTube kanalına da şu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.