Archive for February 22, 2018

Is basvurulari

Cep telefonuma Monster, Indeed ve Ziprecruiter uygulamalari indirdim. Bos zamanlarimda (yani her zaman) meraktan ne isler var piyasada diye oylesine bakiniyorum. Bu uygulamalari nasil kullanacagimi bilmiyordum, tutorial ile de vakit kaybetmek istemedim. Actim sayfayi, onume is ilanlari cikti, parmagimla oylesine iste bir o yana bir bu yana salladim gitti ilanlari. Meger ben yillar once bir Monster profili yaratmisim, onlara anaokulu ogretmeni ozgecmisimi yuklemisim. Bu uygulama parmagimla saga attigim islere benim adima otomatik olarak basvurmus, sola attigim ilanlari da pas gecmis. Ben boylece Network Engineer, Executive Recruiter, Registered Nurse ve boylece hic ilgim alakam olmayan bolca ise CV gondermisim. Isin komik tarafi bana sirektlerden bazilari donus yapiyor, sanirim elimizde eski CV’in var,  is ile ilgineniyorsan lutfen guncel ozgecmisini gonderir misin filan diyorlar. Sigorta acentasindan birisi de beni bir gorusmeye cagirdi, kibarca tesekkur ettim. Volunteer olarak Milwaukee Public Library’e basvurmustum, orasi benim ebru siteme bakmis www.marblingart.com.au ve yaz okulu programina bir gunluk ebru dersi de eklemek istemisler. 21 Agustos’ta 2 ile 4 arasi kutuphanede cocuklar icin ebru yapacagim yani. Amerika’da para kazanacagim ilk etkinligim simdilik bu (merak edenler icin soyleyeyim bana 3 saat icin 150$ verecekler). Burada ortalama saatlik ucretler oldukca dusuk ama. Ogretmen asistanlari saatine  10 ile 15 dolar aliyorlar. Ogretmenlerin yillik geliri ise 40-60bin dolar arasinda. Ogretmen maaslari dusuk oldugu icin kimse ogretmenlik yapmak istemiyor. Sonucta kasiyerlik de yapsan veya herhangi siradan bir is yapsan da ayni parayi alabiliyorsun.

Ben bir ise basvurdum, ve onun olmasini cok istiyorum. Haftada 6 ila 12 saat bir kolejde anaokulu ogretmenligi okuyan ogrencilere ders vereceksin. Kolej demek buranin universite seviyesine denk geliyor ama bazi farkliliklari var. Yani yuksek okulda hocalik yapmak isi yani bu. Insallah olur. Ben de facebook’takiler gibi birer dua okuyun, okuyunca da asagiya bir nokta koyun filan dermisim.  Kendinizi yormayin, olacaksa olur zaten, olmazsa parmagimin ufak bir hareketi ile baska islere basvururum:)

Amerika’nin Avustralya’dan farki en cok is konusunda ortaya cikiyor. Burada her yerde eleman araniyor ilanlari var. Herkes eleman ariyor. Hic Ingilizce bilmesen bile sana uygun is var. Yeter ki araban olsun.

Ben gidiyorum simdilik. Youtube kanalimizi kontrol edin, Perth ile ilgili videolari buldukca yukluyoum bilgisayarimdan.

Sevgiler:)

Amerika gunleri

Gecen haafta Defne cok hasta oldu. Kotu bir grip yuzunden kas agrisi, mide agrisi, bas agrisi ve yuksek ates ile birkac gun okula gitmedi. Tam o iyilesti diye sevinirken bu sefer de Ipek hastalandi. Ipek atese defne kadar iyi dayanamadi ve cok fenalasti. Onu arkadaslarimizin tavsiye ettigi bir Turk doktora goturduk. Walk-in Clinic’de calisan buraya uzun uzun yillar once gelmis olan bir yaslica bir bayan doktor Ipek’e bakti. Saglik sigortamiz muayene ucretinin ilk 80 dolarini karsiliyor. Cikista fark odemeyi beklerken hic bir sey odememize gerek olmadigini ogrendik. Biraz sasirdik. Doktor recetemizi dogrudan evimizin yanindaki eczaneye gonderdi. Onlar da ilaclari hazirladilar, gittik aldik. Ogrendik ki ilac konusunda da ilaclarin ilk 20 dolarini siz oduyorsunuz, geri kalanini sigortaniz oduyor. Belki bunun bizim deductible ile bir iliskisi vardir, bilemiyorum. Avustralya’da ilac konusunda ozel sigorta hic bir sey odemiyor. O tamamen kapsam disi. Doktorun yazdigi ilan ilk 36 dolari size ait.Ilac eger 36 dolardan pahaliysa ilacin ustunu Medicare oduyor.

Bir de bir Turk muhasebeci arkadas geldi Cumartesi gunu, vergi iadesini yaptik. Bizim isler bayagi karisik hem Avustralya’da hem de Amerika’da bulundugumuz icin. Adamcagiz bayagi ugrasti. Avustralya’dakinden daha fazla vergi iadesi alacagiz sanirim. Bana araba alma surecinde elimize gececek bu para pesinat icin oldukca ise yarayabilir.

Pazar gunu beni bir arkadas toplantisina cagirdilar. Orada yeni Turkler ile tanistim. Arkasindan Ipek’in okulundan 5. siniflarin mezuniyet komitesi icin calisan anneler ile bir bulusma vardi. Kemal beni oraya birakti, dev gibi bir malikhanenin onunde durduk. Kemal bir kac kere, burasi mi evleri? Burda mi oturuyorlar filan dedi. Iceri girdim, 5-6 anne zaten gelmis masanin etrafinda oturuyorlardi. Onlara ebruyu anlattim, Swanson Festival’de bir ebru etkinligi de duzenleyip cocuklara ebru yaptiracagiz. Toplanan para da yearbook ve mezuniyet balosu icin harcanacak. Bir yandan ebruyu anlatirken bir yandan da caktirmadan etrafima bakinip evin ici ile ilgili fikir edinmeye calisiyordum. Sonucta boyle malikhanelerin icini gorme sansimiz pek SIK olmuyor. Sanirim bu evler uzun yillar once yapildigi icin kullanilan malzemelerden dolayi evin ici cok eski moda kaliyor. Eger tadilat yaptirip mutfaga ve eve yeni bir gorunum vermezseniz evin ici cok karanlik ve sikici.  Mutfak siradan bir kare mutfak. Duvarlarda hani o eski Banu Alkan filmlerinde vardi ya yari yere kadar ahsap kaplama, onlardan. Bir televizyon odasi var, cocuklar hep orada oturuyorlardi, karanlik ve basik hic penceresi yok. Zaten televizyon odalarini hic sevmiyorum hep boyle penceresiz ve karanlik oluyor (haliyle) ama insan da en cok zamani o odada geciriyor. Uzun lafin kisasi disaridan OMG dedirten evin ici o kadar da `seeeey deeelmis! `. Gorduk, merakimiz gecti.

Dun o yorgunlugun uzerine Perth’te semt secimi ile ilgili bir video cektim, mal gibi cikmisim ama mazur gorun artik. Bugun Ipek evde, dinleniyor. Ben de kaciyorum simdi, sevgiler…

Hafta Sonu

Cuma gunu okullar tatildi, uzun zaman sonra kar tatili yasadik. Cumartesi araba bakmaya gittik, burada sahibinden araba bulmak cok zor, kimse kimseye guvenmiyor. Bu yuzden de dealership dealership dolasip deneme surusune ciktik. Yine bir sey almadik ama hic olmazsa karar vermeye daha yakiniz. Pazar gunu ise zamanin cogunu evde gecirip aksama dogru ‘Wonder’ filmini izlemeye gittik. Ben film boyunca agladim. Defne filmin ortasinda dev patlamis misir kovasini yere dusurdu ve tangir tungir yuvarlanan bidon sesi beni kendime getirdi, guldum! O filmi izlerken ben cocuklarimin korkularini dusundum. Yeni bir okula uyum saglama surecine yasadiklari duygulari, arkadas edinme ile ilgili kaygilarini, tek baslarina kaldiklarinda zorbaliklara karsi alacaklari tavirda hangi ic sesi dinleyeceklerini, karsilarina cikacak cesit cesit, tip tip insanlari, hayatin bu zorlu yolculugunda olabilecekleri en iyi insan olma yolunda ne kadar kararli ve guclu olabileceklerini falan filan. Belki, taze gocmen olmasam bu kadar etkilemezdi film beni ama ne bileyim, cok duygulandim iste.

Son birkac yilda, bu siteye yazarken, gormus, gecirmis, yasamis, pismis bir halim vardi. Simdi ise senin gibi hissediyorum, urkek, merakli, bilgiye ac, ogreneyim de cevremde olan biteni bir an once anlamlandirayim diye dusunen ama bir yandan da huzunlu ve yarinin ne getirecegine dair en ufak bir fikri olmayan bir haldeyim.

Bence burada insanlar Avustralya’daki gibi mutlu degiller. Yuzlerinde o mutluluk, huzur, memnuniyet yok. Herkes yaptigi iste robotlasmis, yorgun ve bezgin gorunuyor. Daha da onemlisi bir cesit kabuk var sanki gorunmeyen. Cok bakimli, makyajli, guzel giyimli ama yine de kirilgan ve kendinden razi degilmis gibi gorunuyor alisveris merkezinde karsilastigim tipler. Insanlar sanki cok defensive, her an bir tehditle karsilasacaklarmis gibi, guven yok kimseye…. Anlatmasi zor. Elbette disariya bakis acimi benim icinde bulundugum ruh hali cok etkiliyor ama ne bileyim, boyle hissediyorum iste.

Burada kimse kimseye tam adresini vermiyor. Marketplace, craigslist vs uzerinden bir alisveris yapilacaksa polis merkezinin onunde veya halka acik, kalabalik, kamerlarin oldugu bir yerde bulusup alisverisi tamamliyorlar. Buraya ilk geldigimde Kemal bana bunu anlatmisti ama ben o kadar da inanmamistim. Simdi kendi gozunle goruyorum. Mesela Next Door diye bir App var. Komsuluk bilinci gelistirip ayni mahallede yasayan insanlarin birbirine daha da yakinlasmasini kolaylastirmak icin yaratilmis bir uygulama. Haberlesme, alim-satim, organizasyon, tavsiyede bulunma vs. yapiliyor. Elimdeki tiyatro biletini satmak icin oraya ilan verdim. Bir kadin almak istedi ama Starbucks cafe’de bulusalim dedi. Ben de arabam yok, evime gelme ama sitenin sosyal tesisinde bulusalim dedim. I don’t feel comfortable, I will come there on the weekend with my husband, dedi. Sonucta bileti satmadik, baska bir oyuna degisim yaptirdik ama boylesi ufak bir bilet alimsatim isinde bile bana katilmisim gibi muamele yapilmasi hic hosuma gitmedi. Bir de bileti satmaya calistigim ortam zaten komsuluk App’i. Cok ilginc vallahi! Iste ben bu guvensizligi sevmiyorum. Her an tetikte olmayi. Ote yandan Whitefish Bay’de kaldigimiz evin sokak kapisini kilitlemiyorlardi! Orda da oyle bir guven soz konusu idi. Anlamadim arkadas, kafam karisiyor iste, disorient oluyorum boyle celiskili inputlar alinca.

Ne olur, azicik Ingilizce azicik Turkce konusuyorsun bu ne bicim istir, biraz adam ol filan demeyin. Bari yazarken dusunmeden, rahat, aklima estigi gibi takilabileyim. Siz anliyorsunuz ne demek istedigimi. Ozentiden degil, tembellikten boyle yapiyorum. Terimlerin Turkceleri aklima oyle kolayca gelmiyor. Yurt disinda 5 yili devirin bakin size de aynisi oluyor mu olmuyor mu?

Gidiyorum simdi, annemi arayacagim:)

Kar tatili

Bugun sabah 5’te cocuklarin okulundan mail geldi. Kar tatili olmus! Ogretmenken gobek attigim bu sevincli gun ev hanimi olunca beni o kadar sevindirmedi. Cocuklar evde, onlarla bir plan yaptik. Az sonra sitenin spor salonuna gidecegiz. Aksama da Avustralya’da school disco’ya denk gelen Blizzard Ball var, orda gonullu oldum biraz erkenden gidip art room setup’ina yardimci olmam gerekiyor. Evde marblingart.com sitesini duzeltmekle ugrasiyorum, biraz temizlik, biraz yemek, biraz internet derken gunler gelip geciyor. Hala 2. arabayi almadik. Gecen hafta sonu GMC denemeye gittik. Bu hafta sonu da Ford ‘un birkac modelini deneyecegiz. Saglik sigortasi belli oldu. 4 kisiye aylik 1460 dolar oduyoruz. Deductible 6000 dolar. Eger Kemal banka kadrosuna gecerse bu miktarin bir cok kismini banka odeyecek.

Gecen cocuklar oyun oynayalim filan dediler bir de baktik ki hakikaten evde anlamli zaman gecirebilecegimiz hic bir aktivite/oyun filan yok. Bir kitapciya baktim, bir tek oyun (board game) 25 dolardi. Sonra Avustralya’nin Salvos’u buranin GoodWill’i olan bir magazaya gittim. Yaklasik 10 tane oyunu 23 dolara aldim. Hepsini birden eve cikarmadim, Kemal’in arabasinin bagajinda biraktim. Tek tek cikartip zamana yaya yaya oynayacagiz kizlarla. Bi satranc seti aldim 3 dolara. Taslari el boyamasi rus matruskalara benziyor, resmen gorunce gozum yerinden firladi, o kadar orjinal bir sey! Cok sevindim. Bir de Mad Gab diye bir oyun aldim , biraz renklendi hayatimiz.

Kemal’in partonu bize yemege geldi gecen hafta sonu. Sarma, yuvalama corbasi, borek, icli kofte, kagitta orman kebabi, sekerpare yaptim. Bu yemek isine iyi alistim ben. Kendimi bile sasirtacak derecede guzel seyler cikiyor ortaya. Sanirim Kitchenaid makinasinin bundaki payi buyuk, cunku iclikofteyi ona yogurttum, cok pratik.

Avustralya’daki evi kiraya verdik biliyorsunuz. Kiracimiz simdi de klima bozuldu, yaptirilmasini istiyoruz filan demis. Bu aileden cekecegimiz var gibi gorunuyor. Touch lamp leri de begenmemisler, degistirttik. Girdiklerinden beri durmadan taleplerde bulunuyorlar. Insallah ilerleyen zamanlarda daha fazla basimiz agrimaz.

Gecen bir kuafore gittim. En son 8 ay once boyattigim saclarimi yeniden boyatmak icin. Phoneix suites denilen bir yer, kapiyi bir actim, iste normal bi kuafore girdigimi dusunuyorum bir de baktim ki iceride 4 metrekarelik minik minik odalar, her oda ayri bir kuafor veya cilt bakim yeri, o kadar garip geldi ki, hani turk hamaminda localar vardir ya iste oyle minik minik bir suru ofis, her biri bagimsiz. Sadece 1 musterilik yer var iceride. Herkes randevu ile calisiyor. Buldum benim kuaforu, yaptirdim sacimi. Boyle bir yer oldugunu da gordum, bir sey daha ogrendim boylece.  Ilginc!

Kemal’in Harvard HBX kursu onumuzdeki ay bitecek insallah, ondan sonra belki karlar da erir ve gezinip izlenimlerimi aktarma firsatimiz olur.

Hepinize selamlar:)

Avustralya mı Kanada mı?

Göçmen olarak kendinizi hayal ettiğinizde eminim sizin de aklınızdan bu ikilem çok geçmiştir. En azından biz de Avustralya’ya gitme kararımızı vermeden önce bu ikilemi yaşamıştık ve en ağır basan (en ayırt edici) özellik olarak Avustralya’nın sıcak iklimini tercih etmiştik. (Şimdiki bulunduğumuz yerle kıyaslama yapmazsanız sevinirim 🙂 )
» Read more..