Archive for February 13, 2018

Hafta Sonu

Cuma gunu okullar tatildi, uzun zaman sonra kar tatili yasadik. Cumartesi araba bakmaya gittik, burada sahibinden araba bulmak cok zor, kimse kimseye guvenmiyor. Bu yuzden de dealership dealership dolasip deneme surusune ciktik. Yine bir sey almadik ama hic olmazsa karar vermeye daha yakiniz. Pazar gunu ise zamanin cogunu evde gecirip aksama dogru ‘Wonder’ filmini izlemeye gittik. Ben film boyunca agladim. Defne filmin ortasinda dev patlamis misir kovasini yere dusurdu ve tangir tungir yuvarlanan bidon sesi beni kendime getirdi, guldum! O filmi izlerken ben cocuklarimin korkularini dusundum. Yeni bir okula uyum saglama surecine yasadiklari duygulari, arkadas edinme ile ilgili kaygilarini, tek baslarina kaldiklarinda zorbaliklara karsi alacaklari tavirda hangi ic sesi dinleyeceklerini, karsilarina cikacak cesit cesit, tip tip insanlari, hayatin bu zorlu yolculugunda olabilecekleri en iyi insan olma yolunda ne kadar kararli ve guclu olabileceklerini falan filan. Belki, taze gocmen olmasam bu kadar etkilemezdi film beni ama ne bileyim, cok duygulandim iste.

Son birkac yilda, bu siteye yazarken, gormus, gecirmis, yasamis, pismis bir halim vardi. Simdi ise senin gibi hissediyorum, urkek, merakli, bilgiye ac, ogreneyim de cevremde olan biteni bir an once anlamlandirayim diye dusunen ama bir yandan da huzunlu ve yarinin ne getirecegine dair en ufak bir fikri olmayan bir haldeyim.

Bence burada insanlar Avustralya’daki gibi mutlu degiller. Yuzlerinde o mutluluk, huzur, memnuniyet yok. Herkes yaptigi iste robotlasmis, yorgun ve bezgin gorunuyor. Daha da onemlisi bir cesit kabuk var sanki gorunmeyen. Cok bakimli, makyajli, guzel giyimli ama yine de kirilgan ve kendinden razi degilmis gibi gorunuyor alisveris merkezinde karsilastigim tipler. Insanlar sanki cok defensive, her an bir tehditle karsilasacaklarmis gibi, guven yok kimseye…. Anlatmasi zor. Elbette disariya bakis acimi benim icinde bulundugum ruh hali cok etkiliyor ama ne bileyim, boyle hissediyorum iste.

Burada kimse kimseye tam adresini vermiyor. Marketplace, craigslist vs uzerinden bir alisveris yapilacaksa polis merkezinin onunde veya halka acik, kalabalik, kamerlarin oldugu bir yerde bulusup alisverisi tamamliyorlar. Buraya ilk geldigimde Kemal bana bunu anlatmisti ama ben o kadar da inanmamistim. Simdi kendi gozunle goruyorum. Mesela Next Door diye bir App var. Komsuluk bilinci gelistirip ayni mahallede yasayan insanlarin birbirine daha da yakinlasmasini kolaylastirmak icin yaratilmis bir uygulama. Haberlesme, alim-satim, organizasyon, tavsiyede bulunma vs. yapiliyor. Elimdeki tiyatro biletini satmak icin oraya ilan verdim. Bir kadin almak istedi ama Starbucks cafe’de bulusalim dedi. Ben de arabam yok, evime gelme ama sitenin sosyal tesisinde bulusalim dedim. I don’t feel comfortable, I will come there on the weekend with my husband, dedi. Sonucta bileti satmadik, baska bir oyuna degisim yaptirdik ama boylesi ufak bir bilet alimsatim isinde bile bana katilmisim gibi muamele yapilmasi hic hosuma gitmedi. Bir de bileti satmaya calistigim ortam zaten komsuluk App’i. Cok ilginc vallahi! Iste ben bu guvensizligi sevmiyorum. Her an tetikte olmayi. Ote yandan Whitefish Bay’de kaldigimiz evin sokak kapisini kilitlemiyorlardi! Orda da oyle bir guven soz konusu idi. Anlamadim arkadas, kafam karisiyor iste, disorient oluyorum boyle celiskili inputlar alinca.

Ne olur, azicik Ingilizce azicik Turkce konusuyorsun bu ne bicim istir, biraz adam ol filan demeyin. Bari yazarken dusunmeden, rahat, aklima estigi gibi takilabileyim. Siz anliyorsunuz ne demek istedigimi. Ozentiden degil, tembellikten boyle yapiyorum. Terimlerin Turkceleri aklima oyle kolayca gelmiyor. Yurt disinda 5 yili devirin bakin size de aynisi oluyor mu olmuyor mu?

Gidiyorum simdi, annemi arayacagim:)