Archive for May 30, 2018

Arkadaslar,

Hayat son hiz akip gidiyor. Memorial Day icin 3 gunlugune bir road trip yaptik. Madison, Devil’s Lake ve Wisconsin Dells’e gittik. Donuste Ipek’in 5. sinif mezuniyet komitesinde gorevli oldum ve bu son iki hafta icin bayagi bir is verdiler bana. 12’sinde ben ve kizlar Turkiye’ye gidiyoruz. Bir yandan onun hazirliklarini yapiyoruz, ufak tefek herkese bir hediye goturebilmek icin durmadan disarilari geziyorum, cunku hic belli olmuyor, bir bakiyorsunuz bir indirim olmus 25 dolarlik bir seyi 5 dolara alabiliyorsunuz, adami alisveris manyagi yapiyor boylesi bir beklenti ve umut. Bir yandan burada tanistigim oldukca aktif ve hareketli Turk arkadaslar ile her gun bir plan, etkinlik pesindeyiz. Etkinlik dedigim gun gezmesi, durmadan pasta pogaca yapiyoruz. Defne’nin dogumgunu geldi gecti. Ipek’in yil sonu konderi ve gosterisi filan var. Basvuruda bulundugum Netflix tercumanlik isinden red geldi, deneme icin gonderdikleri cevirimi begenmemisler. Cok uzuldum cunku bu gercekten istedigim bir seydi ama 6 ay sonra yeniden basvuruda bulunabilirim. Imla ve gramerimi zayif bulmuslar. Hakli olabilirler, kismet, naaasip:)

Diploma degerlendirmem geldi, lisans ve master amerikada gecerli sayilmis simdi ogretmenlik lisansi almak icin basvuru asamasina gecebilirim, oyle iste heyecanli ve gumbur gumbur geciyor gunler.

Gectigimiz haftalarda 2 tane altin gibi insanin hic beklenmedik bir sekilde hayata gozlerini yumdugunu ogrendim. Ben eglence planlari yaparken insanligimdan utandim. Hayatin acimasizligina, belki de bizi kor eden acgozlulugumuze kizdim. Her sabah uyandigimda aklima ilk onlar geldi, bogazimda yumru ile hazirladim kahvaltiyi. Uzuntumun sebebi neydi tam olarak bilemedim. Cunku hayatini kaybeden bu iki kisi ile de hayatimda hic tanismamis ve konusmamistim. Birisi cok sevdigim bir arkadasimin esi digeri yine cok sevdigim bir arkadasimin kardesiydi. Olenler gencti, hayatlarinin baharinda, gorecek daha cok gunleri vardi. Her ikisinin de kucuk cocuklari vardi. Sanirim beni en cok bu etkiledi. Sonra yine utandim, belki de onlarin basina gelenlerden cok, ya bu bizim de basimiza gelirse diye korkuyor ve uzuluyordum. Olumun yanibasimizda oldugunun isaretiydi bu, bugun ona yarin sana, kimbilir ne zaman hangimize…

Cocuklarin okullarinda hikaye anlatmak icin gonullu oldum, gecen cuma gunu okula gittim. Yuzlerce cocuk, veli ve ogretmen var orada dogal olarak, grup grup. Bazi cocuklar teklerlekli sandalyede, yanlarinda onlarin bakicilari. Icinde benim de bulundugum o insan yiginina bakarken aklimdan bir sey gecti. Omur-metre olsa keske, ne kadar omrumuz kaldigina bakarak rengimiz degisse. Kirmiziya donenler gidicilerden, yesillerin daha cok zamani var. Bilsek de ayilsak, bilsek de farkinda olsak. Yoksa unutuyor insan, sonsuza kadar yasayacagini zannedip menemenin icindeki yumurtanin beyazinin az pistigine hayiflaniyor, bu cay demini almamis diyor, yagmurdan fonum bozuldu diye uzuluyor. Oysa ne sac kalacak, ne de icecek bir yudum cay. Zaman varken, gun isikken, hala nefes alabiliyorken ve olum gozlerini uzerinize henuz dikmemisken huzurla yasamak lazim, keyifle yasamak…

Cok korkuyorum yakinlarimi kaybetmekten ama bu korkunun bugunumu zehir etmesine izin vermemem gerekiyor. Tavsiyesi olan?

MOTHERS
People take them for granted,
But really, a mother is enchanted.

Who looks after you through strife?
Who chops veggies with a knife?
Who will love you throughout life?

With the gift of love, merriment and joy,
They will buy you lots of toys,
Teach you how to be uncoy,
They’ll make sure you get employed,
Bullies will swiftly get destroyed,
Candy, rapidly deployed,
Moms give everyone,
A reason for life to be enjoyed.

They’ll always rid your face of pouts,
And turn all that into a smile.
Because moms are always worth your while.

People take them for granted,
But really, a mother is enchanted.

-Ipek Yilmaz

Sendik’s Poetry Competition

Burada Migros gibi buyuk bir marketler zinciri var. Adi Sendik’s Fine Foods. Bu magaza anneler gunu icin bir siir yarismasi duzenledi. Ipek de yazdigi siir ile katildi bu yarismaya. 9-12 yas kategorisinde birinci gelmis. Bize mail attilar. Cok sevindik. Odul bir madalya, siirinin cercevelenmis hali, 55 dolar degerinde anneler gunu cicek aranjmani ve 25 dolarlik hediye ceki. Yarin gidip hediyemizi alacagiz.

Anne-baba olmanin guzelligini cocuklar kucukken opucuk, sarilma ve gidiklama gibi anlarda hissediyoruz. Cocuklar biraz buyudukten sonra ise bu fiziksel aktiviteler yavas yavas azaliyor. Beni en mutlu eden anlar, Ipek’in veya Defne’nin zor karar anlarinda dogru seyleri yaptiklarini gormek. Iste o zamanlarda emeklerimizin karsiligini aldigimizi farkediyorum. Onlara iyi geceler dilerken yataklarinin basinda yaptigimiz sohbetlerin ne kadar onemli oldugunu goruyorum. Birlikte kitap okumanin, veya her gece en az yarim saat suren hikaye anlatma rutininin gorunmez baglarla bizi birbirimize bagladigini, cocuklarimizin gelisiminde boylesi basit rutinlerin nasil buyuk farklar yaratabilecegine sahit oluyorum. Buyuk gurur duydum; cok mutlu oldum. Odulden ziyade Ipek’in “stand out of crowd” dedikleri seyi basardigi icin cok sevindim. Ust uste gelen 2. siir basarisi bu. Iste bu onun uzerine basacagi basamagi; onu cesaretlendirecek, kendini iyi hissetmesine yardimci olacak ve daha iyisi icin ugrasmasini saglayacak. Hepimizin hayatimizda boylesi elevation lara ihtiyacimiz var.  Dilerim hepimizin yoluna boylesi kendisi ufak ama motivasyon verici gucu yuksek guzellikler cikar.

Aferin benim canim kizim, seni cok seviyorum. Bana en guzel anneler gunu hediyesini verdin.

Hidirellez 2018

Yeni bir hafta basliyor. Kimbilir kimler ne guzel haberler alacak; kimbilir hangimizin umutlari tazlenecek ve coskuyla uyanacagiz yeni gune.

Hidirellez geldi, gecti. Gul agaci bulamadim bu sene. Evimdeki minik pembe cicekler acan saksinin dibine gomdum dileklerimi. Oteki yillardan biraz daha farkli olarak somut degil soyut seyler istedim daha cok. Bazen dileklerimin gerceklesmesinden korkuyorum. Cunku arkasindan ne dileyecegimi; ne isteyecegimi bilmiyorum. Bir arkadasimin dedigi gibi: “Hic bir sey istedigini elde etmek kadar hayal kirici degildir.”

Bu yuzden dilekdiklerim, sahip oldugumuz seylerin degerini fark etmek uzerineydi. Kiymet bilirlik, sukur duygusu icinde yasamak ve yasama sevinci diledim bu sene.

Kucukken anneannemin anlattigi bir masal vardi. Ayse ile Fatma adinda iki kiz kardes varmis: Ayse mizmiz; agzinda sinekler ucan, tembel, huysuz, cirkin… Fatma ise guzeller guzeli, caliskan, hop hop deyip dagi dagi uzerine koyan cinsten, gulec, iyi kalpli … Sonra bunlarin kaderini merak eden birisi uzun bir yolculuktan sonra bir magara agzina gidiyor ve bunlarin kaderini disari cagiriyor. Uzun bir sure seslendikten sonra magaradan yine birbirine zit iki karakter cikiyor. Sonra da ogreniyoruz ki, Ayse’nin kaderi megerse cok guzlemis. Caliskan, iyi kalpli Fatma’nin kaderi ise cok kotuymus.

Ninem bana ne anlatmak istedi hala dusunurum. Neresinden baksan tutulacak yani olmayan, sut gibi saf beyinleri kisadevre yaptiracak cinsten bir masal. Ama gelin gorun ki bende yer etmis, bunca seneye ragmen unutamadigim bir “haket” olmus bu.

Ne kadar ugrasirsan ugras; alin yazini degisteremezsin mi diyor acaba? Cok iyi birisi olsan da kaderin kotu yazilmissa suruneceksin mi diyor? Beceriksiz, cirkin ve mizmiz kisiler bazen cok iyi hayatar yasarlar; bunu gorunce sasirma, kisakanma her sey kader, dusuncesini mi ekmeye calisti kafama? Valla hic anlamadim. Hatta bazen masaldaki kisi ile kendini ozdeslestirir ya kisi. Ben kendimi hangi karakterle ozdeslestirecegimi dahi bilemedim. Ancak bu masaldan soyle ya da boyle kendi capimda bir anlam cikardim. Ayse ile Fatma aslinda ayni kisi. Hayata hangi pencereden baktigima bagli olarak iki farkli kader goruyorum. Kendi kaderim de kendi hikayemi nasil anlattigima bagli.

 

Burdaki hayatin resmini iki sekilde boyayayabilirim. Buranin soguk havasindan sikayet edip geride biraktigim meslegimi, evimi ve arkadaslarimi ozleyerek hayiflanabilirim. Kontrat bitince sap gibi ortada kalacagiz diye karamsarliga kapilip, “azicik asim, agrisiz basim” gunlerimize yazik ettik diye yana yakila dolasabilirim. Karsilastigim her guzellige, Avustralya’da bu daha guzeldi diye b.k atabilirim.

Veya sesimi kesip, yeni dunya, yeni hayat diyebilirim. Uyanan baharin, koyu yesil cimenlerin, cesit cesit kus seslerinin keyfini cikarabilirim. Bu gokyuzu ayni gokyuzu deyip; kendimi evimde hissetmem icin 5 yilin gecmesini beklemeyebilirim. Kemal’in icinde uyanan ogrenme, kesfetme, ilerleme ve calisma azmini hayranlikla izleyip ondan ornek alabilirim. Hep ozlemini cektigim bos zamanimi anlamli, kaliteli aktiviteler ile doldurabilirim.

Hani dedim ya, “Hic bir sey istedigini elde etmek kadar hayal kirici degildir.” Hayatim boyunca en cok istedigim sey kendimle basbasa kalacagim zamanimin olmasiydi. Oldu, simdi oyle kalakaldim. Ne yapacagimi pek bilemiyorum, o odadan o odaya gidiyorum. Bir ise girisiyorum, iki dakika sonra o isi yarim birakip baska bir sey yapmaya basliyorum. Alakasiz zamanda alakasiz miktarda yemek yapiyorum. Bir kitaptan iki satir okuyorum, ama okurken gozum bilgisayarda, kalkip internete giriyorum ama internette dolasirken bir fincan kahve ile balkonda oturmanin hasretini yasiyorum filan. Karmancorman oldum.

Ama biliyorum ki bu da gececek. Bir nehire dustugun zaman don’t fight with the water; float with the water. Birazcik zaman…

O yuzden Hidirellez dilegim, ona da buna da sahip olmak degil, huzur. Kafa rahatligi, dinginlik, sakinlik, guzellikleri gorecek goz, yediginin keyfine varacak agiz tadi, can sagligi. Maymun aklimin  azicik efendi olmasi!!!

Hepinizin dilekleri kabul olsun.

Nereye giderseniz gidin, huzurla, bereketle ve sihattle gidin.