Archive for December 28, 2018

Bugunku yazima bir tavsiye ile baslayayim. Nuri Bilge Ceylan’in “Ahlat Agaci” adli filmini izlemediyseniz siddetle tavsiye ederim. Sizi yasadiginiz dunyadan koparip alacagina ve cok farkli dusuncelere daldiracagina soz verebilirim. Iki gune yayarak izledigimiz film Kemal ile beni nerelere aldi goturdu…

Gelelim bu dunyaya. Bildiginiz gibi Amerika su anda Noel ile Yeni Yil arasindaki o ilginc donemi yasiyor: Ne gunun, ne saatin, ne yapmamiz gerekenlerin, ne de kim oldugumuzun farkinda; hos bir kafadayiz! Defne, yavrum, bana gunde 3 kere “Bugun gunlerden ne?”, diye soruyor. Turkce soyluyorum, sonra bir de “Ingilizce hangi gun bu?”, diyor.  Yatma kalkma saatlerimiz hep birbirine girdi.

Nextdoor adli, mahallelileri birlestirmek icin icat edilmis bir App uzerinden bazi karton koliler bulduk. Zamanimiz oldukca, gereksiz esyalari kolileyip yeni eve birakiyoruz. Hali yikama sirketi ile konustuk, tasimacilari ayarladik, evi kimbilir kacinci kez gezdik, bakindik ve sonunda 21 Ocak Pazartesi gunu tasinmaya karar verdik. Biliyorsunuz Avustralya’dan buraya gelirken sadece bavullarla gelmistik ve fazla bir esyamiz yoktu. Sonra Urdunlu bir mobilya toptancisindan bir koltuk takimi (bir uclu bi ikili koltuk), 1 masa 6 sandalye ve 3 yatak almistik. Televizyon ve Tv sehpasi da son aldigimiz esyalar olmustu. Toplasan bu iki odali evden tasinmak bir-iki saatten fazla surmez gibime geliyor. Nasil olsa kaplumbaga gibi evimiz sirtimizda gezinmeye alistik bunca yildan sonra.

Yarin oglenden sonra Turk arkadaslarim geliyor. Aklima esti, Asure yaptim, dolapta yer yoktu diye balkona koydum. Malum disarisi 0 civari genelde. Bir kase alayim dedim, bir de ne goreyim, bugday, pirinc, fasulye ne kadar su varsa cekmis ve bir guzel sismis. Asure bicakla dilimlenecek kivama gelmis. Gecen de yine haslama ile yapilan icli kofteden yapmistim, hepsi parcalanip dagilmis, haslama suyu bildigin corba olmustu. Bazen misafirlerime guzel bir sey sunmak nasip olmuyor, ne yapayim. Impossible’in Turk versiyonunda dedikleri gibi : “imnasipible”. Nasip degilse olmaz yani!

Size Amerika ile ilgili faydali bilgiler vermek istiyorum ama biliyorum anlatacagim her sey sadece burasi (Brookfield, Wisconsin) icin gecerli olacagi icin belki pek de isinize yaramayacak. Bir de itiraf edeyim, neden bilmiyorum ama Amerika’yi anlatmaya Avustralya’yi anlattigim zamanlardaki gibi hevesli degilim. Icimden gelmiyor. Belki gocmenlik halim eskidi. Her gordugum seyi hayretle karsilamiyorum artik. Sanirim yavas yavas da kiyaslama yapmayi biraktim. Turkiye’ye dair bildigim seyler de eskiyor; karsilastirma yaparken saglam dayanaklarim yok yani.

Bir itiraf daha: hic haberleri izlemiyorum. Ne dunyada ne Turkiye’de neler olup bittigine dair hic bir fikrim yok! Bunu soylerken kendimden utaniyorum ama neredeyse bir yildir bu boyle. Bizim evde zaten televizyon kanali aboneligi yok. Amerikan haberlerini bazen bir yerin bekleme salonunda veya kizlarin sacini kestirdigim zaman kuaforde filan izliyorum. Turkiye’de ne olup bittigini filan bazen Kemal’den ogreniyorum, o da Twitter’dan takip edip bana soyluyor. Dunya yansa umrumda degil yani! Bu kadar izole olup sadece kendi dunyamla ilgilenmek o kadar da dogru degil ama belki bir cesit savunma mekanizmasi bu. Kendi hayat gailemin uzerine bir gram daha dert, keder, dusunce eklemek istemiyorum. Arada bir kitap okuyorum, Kemal Tahir, Yasar Kemal, Adnan Binyazar, Yuval Noah Harari filan. Sonra bir de Netflix’te Protector adli Turk dizisini izledik Kemal ile. Kizlarla arada belgesel izliyoruz. Babalari onlara Xbox aldi, onda oyunuyorlar. Bir de Yasmin Levi dinliyorum bos zamanlarimizda.  Hayatim boyle akip gidiyor.

Keske siz de bana yazabilseniz. Sizin basinizdan neler geciyor, nelere uzulup nelere seviniyorsunuz, bilebilsem. Basta canim dostlarima, sonra da bu satirlari okuyan herkese sevgiler. Saglicakla kalin…

Ipek’in okulu erken basladigi icin sabahin korunde kalkmayi huy edindim. 5:45 dedi mi yataktan zipliyorum. Bu sabah daha bir kosarak kactim yataktan cunku cok kotu ruyalar gordum. Sanirim gunumuzde herkesin kabusu bir seylere yetisememek. Ben de ruyamda cocuklari okula kaydettirmek icin son gunu kacirmistim. Hem okul, niye bize onceden haber vermiyorsunuz diye bana kiziyordu hem de depozito (!) icin yatirdigimiz para yaniyordu. – Ne paraymis arkadas her yerde karsima cikiyor. – Ruyamda stres icinde oraya buraya kostururken, karsi apartmanda bir ailenin sokaga bakan balkonlarinda neseyle kahvalti ettiklerini gordum. Pijamalarinin uzerine sicak, yumusak roptosambirlarini (hayatimda ilk defa bu kelimeyi yaziyorum) giymisler, evdeki anneannenin hazirladigi dumani tuten cayi keyifle iciyorlardi balkonda. Onlarin yerinde olabilmeyi o kadar istedim ki. Hani hayat bazen agir gelir ya, yorulursun. Bazen de tuy gibi hafifsindir, you whizz through things. Gecen gun, bir anda, dunyanin hava ile kapli olan kisminin sanki gorunmez bir jel oldugu hissine kapildim. Jole gibi seffaf ama yogun… Hareket etmek icin icine saplandigim siviyi yararak yurumem gereken bir yerdeymisim gibi hissettim.

Bugun okulun son gunu, umarim onumuzdeki 10 gunluk tatilde biraz daha kendime gelirim.

Almanlarin St. Nick diye bir gelenegi varmis. 5 Aralik’ta somineye corap asiyorlarmis. Sabah baktiklarinda St. Nick onlara bir suru hediye getirmis oluyormus. Bir de Advent Calendar denilen bir sey var. Kartondan yapilmis bir takvim dusunun kucuk cepleri var. Noel gunune kadar her cebi tek tek aciyor bir ay boyunca kucuk cikolatalar yiyorsun. Bir de Christmas gecesi agacin altina gelen hediye filan. Bizim kizlarin manipulasyonuna kurban gittim, nasil oldu anlamadim ama kendimi her gun kizlara bir hediye verirken buldum. Defne corabimiz yok, yastik kilifi asalim dedi, 7 Aralik’ta sominenin yanina kocaman bir yastik kilifi asti. Ben de Advent calendar misali her gun ufak bir seker yeter diye dusundum. Sabah uyaninca icinde kucuk bir kutu seker buldu. Ya anne bu ne, arkadaslarima proper hediyeler, kitap, oyuncak filan geliyor dedi. You are a cheapoo diyerek sizlandi. Bir de her aksam Santa’ya bir mektup yaziyorlar. Bu yazma olayini devam ettirmek icin diger gun biraz daha buyuk bir hediye koydum. Squishy oyuncak ve isikli yilbasi kolyesi. Ertesi gun bir kutu gofret, ertesi gun bir kutu buskuvi. Sonra zaten birkac parca kiyafete ihtiyaclari vardi ve pijama , sweatshirt filan cikmaya basladi yastik kilifindan. Derken bizimkiler sabah yataklarindan kalkip ilk is yastik kilifini kontrol etmeye basladilar. Yaklasik 10 gundur bu is boyle devam ediyor. Dun gece uyuyakalmisim hediye koyamadim, Ipek salya sumuk agladi. It is devastating !!! I have nothing to look forward to. I’d rather not be alive! (Bizim kediyi de dun evlatlik verdik, dolayisiyla o da duruma tuz biber ekti!) Sabah sabah bir feryat figan koptu evde. Kemal Ipek ile sagduyulu bir sekilde konusup mutlugun esyalara bagli olmadigini filan anlatiyor. Bense hic uzerime alinmiyorum, bu Santa ile Ipek arasinda olan bir sey, Santa niye bir sey getirmedi bilmiyorum, diyorum. Dun Ipek ile Defne arabada birbirleri ile dalastilar, belki de o yuzden Santa onlari naughty list’e almistir diyorum. bu hargure Defne kalkti, ilk is somineye asili yastik kilifini kontrol etmeye gitti. Anne Santa birsey getirmemis, dedi. Ben de omuz silktim, bilmiyorum dedim. Ipek niye agliyor dedi, Santa ona da bir sey getirmemis dedim. “O kadar da buyuk bir sey degil ki bir sey olmaz dedi, eline kitabini aldi, koltuga uzandi okumaya basladi.” Iki cocuk, ayni anneden, ayni babadan, ayni evde birlikte buyuduler. Ipek okulda cok basarili ama duygusal esneklik konusunda kat etmesi gereken cok yolu var. Defne ise okulda olsa da olur, olmasa da modunda; ote yandan ise dirayetli , tam hayat adami!

Hafta sonunda Turk halk oyunlari ekibinin bir kutlamasi vardi oraya gittim. Bizim hoca, Amerika’li yasli bir amca. Onun evinde toplandik. Adam yillardir Turkiye’ye gidiyor, geliyor. Turkiye asigi birisi. Evindeki her sey Turkiye’den. Kilim, porselen, halk oyunlari kostumlerinin basliklari, oyalar, yazmalar, dokumalar, ciniler! Hayretler icinde kaldim. Ordan cikip da bizim yeni eve gittik, birkac bavul esya goturduk oraya.

Simdi yeni bir hafta basliyor. Bazen ben de Ipek gibi dusunuyorum, I have nothing to look forward to. Eskiyi ozluyorum. Kendimi kafesteki kus gibi hissediyorum. Ote yandan biliyorum, beyine ne verirsen onu aliyor. Karamsar, moody dusuncelerin beni bir yere goturdugu yok. Zorlama da olsa, yalan da olsa az sonra giyinip, suslenip yuzume de bir gulumseme koyup okula gidecegim ve zaman boyle gececek, aksam olacak. Yasanan gune anlam katmak benim elimde. Yahut anlamsiz bile olsa akan zamandan keyif almak benim elimde. Diger turlu hic kimse benim icin dunyayi pembeye boyamayacak. “It is never too late to get your shit together!” diye bir soz okumustum. Komik geliyor, kendine ceki duzen ver diyor yani, bir sekilde!

Boyle iste, umarim siz bu haftaya benden daha iyi bir motivasyonla baslarsiniz.

Sevgiler

Selam arkadaslar,

Baska bir sizlanmayla karsinizdayim. Bu Amerika’ya gelecek herkes icin onemli bir mesele o yuzden elimden geldigince ayrintili paylasayim. Biz Turkiye’de check up yaptirmistik. Benim boynumda ve gogsumde bazi kistlere rastladilar. Rapor dogal olarak Turkce yazildi. Burada doktoruma gosterince, biz bunlari anlamiyoruz, anlasilan birseyler var, bir de burada mamografi cekelim dedi. Ben saglik sigortami aradim, mamografiyi tamamiyle karsiliyoruz dediler. Meger hastane bende suphelendikleri bir kist oldugu icin rutin mamografi degil diagnostic mamografi ustelik 3D mamografi cekmis, arkasindan ultrasona da aldilar beni. Bir de boynumda troidimdeki kistlere baktilar. Hic birinden ciddi bir sey cikmadi, suphelenmeye gerek yok dedi doktor ama birkac hafta sonra bana 1230 USD tutarinda bir fatura geldi. Sigortami aradim, biz rutin mamografiyi karsiliyoruz, diagnostic olani degil dediler. Hastaneyi aradim, billing code u degistirebilir misiniz dedim. Hayir dediler. Bana bu servisleri verirken ne istedigimi hic sormadiniz, beni ordan oraya gonderdiniz, ne fiyat bilgisi verdiniz ne de 3D mamografinin daha pahali olacagini anlatiniz, bu faturaya itiraz ediyorum dedim. Hic bir sey degismedi. Belki taksite bolecekler ama o parayi kurusu kurusuna alacaklar benden. simdi bu aci tecrube ile ne ogrendim.

1- Her goruntuleme merkezi farkli ucretler charge ediyor, iyice arastirip fiyat almak lazim.

2- Doktora gidince doktor seni bir yere sevk ederse, hangi hizmeti alacaksaniz o hizmetin billing code’unu alip saglik sigortaniza o kodu vererek karsilanip karsilanmadigini ogrenmelisiniz

3- Alacaginiz butun hizmetlerin kodunu, kac lira oldugunu ve kac lira out-of-pocket expense oldugunu yazili ve tarih atilmis bir sekilde eger yapabilirseniz bu bilgisi size veren kisinin ismini de yazarak el altinda tutmaniz gerekiyor

4- Hastaneye gidince ben sadece bu hizmetleri istiyorum, baska birsey odemeye hazirlikli degilim, ona gore islem yapin demeniz gerekiyor.

Su andaki benim durum aynen Taksim’e dusen yabanci turist misali. Hani filmlerde olur ya kazara girdigin bir barda bir bayan girer koluna, sana sormadan masaya ickiler siparis edilir.  Bir iki bardak birsey icer, amaan bosver ne kadar olabilir ki dersin sonra fahis bir fatura ile basbasa kalirsin.  Ben de hastaneye adim attigim andan itibaren, onu da yapalim, bunu da yapalim, ne kadar islem varsa uygulayalim dediler ve arkamdan faturayi gonderdiler. Simdi herkesi arayip derdimi anlatmaya calisiyorum ama olan oldu biten bitti birseyin degisecegini zannetmiyorum. Avustralya’nin saglik sisteminden sikayet ederdik; mumla arar olduk orayi…

 

Cuma gunu nihayet imzalar atildi. Evimizi aldik. Acayip stresli bir surec yasadik. Mortgage Lender’i Costco Finance’in web sitesinden sectik. Rankingleri yuksek olan bir mortgage lender ile calisalim dedik hem de dusuk kredi notumuza ragmen bize en uygun krediyi veren yer olsun istedik. Derken out of state bir mortgage lender sectik. Adam ilk basta closing’e pesinat dahil 33 bin dolar getireceksiniz dedi, sonra mesaj atti hayir 22 bin dolar getireceksin dedi. Bizim ilk basta paramiz cikismiyordu ve 33 bin dolar bulabilmek icin closing i ertelememiz lazim dedik. Bizim emlakci saticinin emlakcisina bunu soyleyince o kadin sinirlenmis, telefonu yuzune kapatmis falan filan. Sonra bu rakam 22 bine dusunce problem yok closing i 7 aralikta (daha onceden belirledigimiz tarihte ) yapalim madem dedik. Mortgage lender 4 Aralik Carsamba gunu aradi, rakamlari gozden gecirdik, closing’e 29 bin getirecksin dedi. Haydaaaa, son anda guzel bir gol yedik. O anda Kemal Green Bay’de bir yildir uzerinde calistigi proje artik aktive ediliyor ve 2 hafta boyunca gece gunduz calismasi lazim. Adam bir yandan projedeki islerle ilgileniyor bir yandan bankaci ile konusuyor. Bankaci dedi ki bize Title company ne derse biz onu yapiyoruz. Emlakcimizi aradik. O Title company ile konusmaya basladi. Meger 8 bin dolar civari bu evin yillik vergisi varmis. Satis oluncaya kadarki vergiden ev sahibi sorumlu yani yil sonunda oldugumuz icin bu verginin yuzde 90 ini ev sahibi odeyecek.  Title company bu vergiyi bizim odeyecegimizi dusunerek yanlis bir hesaplama yapmis, sonra ev sahibi zaten odemis o zaman da bizden bu krediyi cekmis. Siz nasil bu konudan hic bir sey anlamadiysaniz, valla ben de hic bir sey anlamadim. Sonucta arkadas, bir yanlislik olmus, rakamlar bu yuzden bir asagi bir yukari cikmis. Sozu edilen para da 300 -500 dolar olsa tamam hallederiz ama 8 bin dolar birden oynuyor. Gelin bizdeki telasi stresi dusunun. Neyse Allah’im hakkimizda hayirlisi olsun deyip elimizde avucumuzda ne varsa verdik. Cuma gunu imzalar atildi, anahtari aldik. Insan sevinir degil mi ev alinca? Bendeki duygu daha cok borc altina girdigimiz icin olusan korku, endise, panik, huzursuzluktu. Evin adresi 19310 Glenn Kerry Drive, Brookfield. 485 bin dolara aldik (borca imza attik diyelim). Emlakci masrafi, tapu masrafi, evin onarimini yapma masraflari dusulunce evin sahibinin cebine 440 bin dolar girdi. Ev sahibi 87 yasinda assisted living’de (luks bir huzurevi gibi bir yer) yasayan bir teyze. 6 cocugu varmis. Esi ile birlikte 37 yil bu evde yasamislar. Cocuklarini buyutmusler. Sonra esi vefat etmis o da Assisted Living’e  tasinmis. Ev cok kaliteli malzemeden yapilmis ama tahtalari dolaplari kapilari filan eski model. Ipek eve bakinca, Anne ben bu evi cok sevdim ama modernize etmemiz gerek, dedi. evet kizim aslinda hepimiz ayni seyleri dusunuyoruz, dedim. Gel gor ki su anda bizim hedefimiz bu evin odemelerine ayak uydurabilmek. Avustralya’da bize refinancing ile yardimci olacak adam ortadan kaybolmustu, hatirlarsaniz. Hala ne bir ses ne bir seda. Telefonlara cikmiyor, ona attigimiz mesajlari bile okumamis (whatsapp’dan oyle gorunuyor). Sonra da biz baska bir mortgage broker bulduk, isleri onunla yurutmeye karar verdik. Oradan haber bekliyoruz, para gelince pesinat icin aldigimiz borclari odeyecegiz.

Bu kadar buyuk olaylar benim bunyeye fazla geliyor. Ben azicik asim agrisiz basim misali; kucuk hayalleri olan bir insanim. Biraksalar ne uzanan ne kisalan insan modeli yani… Asiri duygusal, sogukkanliligini hemen yitiren biriyim. Gel gor ki Allah dagina gore kar veriyor. Kemal benim oteki yarim. Ondaki cesaret zaman zaman beni de harekete geciriyor. Neden olmasin, diyor. Hayata bir kere geliyorsun; sen bu adimi atmazsan kimse sana bu evi vermeyecek. Ilk baslarda biraz zor olacak ama zamanla kendimizi ayarlayacagiz, ayagimizi yorganimiza gore uzatip odemelerimizi oyle hesaplayacagiz diyor. Felaketler kutuphanesinde binlerce kaynagi olan ben ise, ya soyle olursa ya boyle olursa diye arada bir sizlansam da Kemal kisaca, dusunme boyle seyler diyor. Kaygi hic almadigin bir borcun faizini odemek gibidir, diyor. Bu senaryolarin hic biri henuz olmadi. Olursa bir yolu bulunur diyor.

Kisacasi arkadaslar artik burda bir evimiz var; eski model ve ninelerin evi gibi ama misafirimiz olursaniz kendinize ait bir yatak odaniz ve banyonuz olacak.

Cumartesi gunu once Turk arkadaslarla bulustuk. Aksamina da SriLanka’li bir arkadasin evinde organize ettigi bir Noel partisine davetliydik. Resimleri instagram’dan gorebilirsiniz. Degisik insanlarla tanistik, acayip muhabbet ettik. Yurt disinda ozlemini cok cektigim bir seye , hic ihtimal vermedigim topraklarda Amerika’da rastladim. Yabancilarin size kapilarini acmasi ve boylesi sicak bir karsilama. Bu grup cok international bir grup ama arkadasimin esi Amerika’li. Effortless dedikleri cok eglenceli bir aksam oldu. Eve cok mutlu geldim. Onlari tanidigim icin cok mutluyum.

Kemal Pazar gecesi yeniden Green Bay’e gitti. Bizde artik rutin haline gelen baba gidince hastlanan cocuk gelenegi gene bozulmadi. Defne ateslendi ve kendini iyi hissetmiyor. Onu bugun doktora goturmeyi dusunuyorum. Doktor demisken, hic ummadigim yerden 480 dolar saglik faturasi geldi. Sigorta Mamografiyi tamamen karsilayacagiz demisti ama kagit uzerinde oyle gorunmuyor. Fark cikmis. Bir de hiz cezasi yedik yaklasik 300 dolar da oraya gidecek. Bu yazi bol rakamli bir yazi oldu. Umarim sizi bunaltmamisimdir. Ne hava atma, ne de baska bir artniyetli dusuncem var. Kendime not dusuyorum, yazdikca rahatliyorum, dunyanin neresine giderseniz yasamin gailesi hic bitmiyor, belki de size bunu gostermeye calisiyorum. Bu da gelir, bu da gecer , soz ucar yazi kalir… Mutlu gunler!