Kemal Amerika`da is ararken ben de cocuklarla buradaki hayatima devam etmeye calisiyorum. Cocuklar sanki iyiler gibi. Yani cok dert etmiyor gibi gorunuyorlar. Ipek`in derdi bilgisayarda School of Dragons oynamak; Defne ise biraz o biraz bu derken zaten bitiriyor gunu. Malesef bilgisayar oyunlarinin hayatimiza girmesiyle kitaplara ayrilan zaman yavas yavas kisaldi. Bu beni cok rahatsiz ediyor. Sabah okula giderken kizlari erkenden okularina birakiyordum. Ogretmenler uyarmislar okula 8:30 dan once gelmeyin filan demisler. Oyle olunca ben herseylerini hazirlayip oturtuyorum onlari. Saati kuruyor Ipek ve alarm calinca Ipek ile Defne okula dogru yuruyerek yola cikiyorlar. Karsi komsu bazen birakiyor arabasiyla. Her haluklarda Ipek’e beni okula varinca aramasini soyluyorum. Dun aramadi! Saat 11’e kadar icim icimi yedi. Ben aradigimda da telefonu kapaliydi. Ev ile okul arasi yaklasik 500-600 metre ve sabah saatlerinde okula giden cok kisi oldugu icin Allah’e emanet ediyorum cocuklarimi ve cok da endiselenmemeye calisiyorum. Nedense okula giderken yari yolda beynimde bir simsek cakti. Ya bugun Ipek beni aramazsa diye dusundum. Sonra bu olumsuz dusunceyi kiskisladim kafamdan. Okula vardim, bekle bekle haber yok. Ben aradim, telefonu kapali. Tahmin edeceginiz gibi zor getirdim saati. Oglen arasinda yemek molamda okullarina gider gelir kontrol ederim diye dusunmeye basladim. Sonra Kemal`e mesaj atip durumu anlattim. Okullarini ara dedi bana numarayi verdi. Neden bilmiyorum ama aklima hic gelmemisti bu secenek ! Sanirim mantikli dusunemiyor insan panik oldugu anlarda. Ogretmenlerini aradim. Ipek’in sinifi bir yere gitmis, sinifta degimis. Defne’nin ogretmeni sabah geldiler, sorun yok dedi. Sonra Ipek’in ogretmeni de beni aradi. Kizlar varmislar.

Meger Ipek’in telefonunun kredisi bitmis.

Canim spor yapmak filan istemiyor. Gitmedim gecen hafta hic bir aktiviteye.

Alerji testimin ikinci asamasini da yaptirdim. 80 tane kimyasali ve benim goturdugum bir canta kozmetik esyasini sirtimda kucuk bolgelere uygulayarak uzerini banta kapattilar. 2 gunun sonunda bandi kaldirip ciltte olusan etkiye baktilar. Cok ciddi bir sey cikmadi sadece Amerika`dan aldigim ve son 6 aydir kullandigim nemlendirici biraz kizarikliga sebep olmus. Doktor emin olmamakla birlikte kullandigim nemlendiriciden kaynaklaniyor olabilir dedi.

Bana cok yagli lanolin bazli bir krem verdi, aksamlari yatarken o kremi suruyorum. Baska hic bir sey kullanmiyorum. En az 3 ay daha hic makyaj filan yapma cildine bir sey surme dedi. Cildin alt tabakasi kendi kendini onarmaya calisiyormus. Advantan krem kullanarak cildin tabakalarini cok inceltmisim ve ne surersem hemen tepki verir hale gelmis cildim. Her neyse su anda cok iyiyiyim ve halimden memnunum.

Ben baskalarinin kac para kazandiklari ile pek ilgilenmem ama bu alerji uzmaninin is yerine gidegele ve odenen miktarlari gorunce iyi para kazanmak isteyen herkese bu meslegi onermeye karar verdim. 10 dakikalik konsultasyon 155 dolar, testler ayrica para. Avustralya`da alerji zaten patlamis halde. Cocuklu buyuk kimi ararsan klinik tiklim tiklim dolu.Ozel klinik olmasina ragmen randevular en yakin 3 hafta sonraya veriliyor.

Haftaya Sali gunu okula mufettisler geliyor. Butun dokumanlar, dosyalar, prosedurleri gozden gecirmemiz gerekiyor. Bir de ustune veli toplantilari donemi basladigindan bayagi yogun geciyor okul tarafi. Gecen gun bir veli geldi. Cocugun gozunde problem var ciddi bir goz tembelligi. Doktor gecen sene gozluk verdi, cocuk sabah sinifa girerken takiyor gozlugunu aksam cikarken cikartiyor. Anne dedi ki evde hic taktiramiyorum, firlatip atiyor filan. Kiza dedim ki bak evde de gozluklerini takman gerekiyor. Bundan sonra hep tak, bak annene soracagim, dedim. Kiz aglamaya basladi. Kiz aglamaya baslayinca anne de aglamaya basladi. Birbirlerine sarildilar. Anne, gecti tamam, tamam gecti hepsi filan diyor oksayarak kizini. Ben afalladim! Bu annenin cocugu okula kayit icin mulakata gelince bizim dev gibi cussesi olan beyaz sacli mudurun masasina cikip butun kagitlari tekmelemis ve gozunun onunde parca parca yirtmis. Anne baba ayri ve anne malesef cocuk egitimi konusunda hic bir sey bilmiyor. 2 yildir bu kiz sinifta ugrasa ugrasa cok duzgun bir hale geldi. Soz dinliyor, mantikli, guzel davraniyor. Anne ile toplantimizin 15 dakika surmesi gerekirken 1 saat sonunda zorla bitirebildim toplantiyi. Kadincagiz bana evde kizina doktorun sag beyin ve sol beyini konusturmak icin bazi egzersizler verdigini ama bunlarin hic birini yapmadigini filan soyledi. Kizimi nasil motive edebilirim, dedi. Ben de odul yontemini kullanmasini soyledim ama bu Montessori degil ki dedi. Icimden dedim ki senin yaptigin hic bir sey Montessori degil zaten. Evde patron cocuk, anne malesef hic bir role sahip degil. Cocuk onu ne dinliyor ne hesaba aliyor. Her cocuk farklidir bazi davranislari aliskanlik haline getirebilmek icin degisik yontemler deneyip hangisinin ise yaradigini gormeniz gerekiyor, soyle yapin boyle yapin filan diye anlattim. Neyse bunu yazmamin sebebi toplantida anne kiz aglamaya basladiklarinda ne hissedecegimi bilemeden oylece kalakaldigim halimi kendime not dusmek istemem. Garip bir durumdu.

 

Ben bu donem Cuma gunleri calismiyorum. Burada yeni acilan super luks bir krese gidiyor 0-2 yas bolumunde stajimi yapiyorum. bu 2. gunumdu ama sahit olduklarim iyi ki cocuklarimi burada krese gondermemisim dememe yetti. Ozellikle Turk annelerinin cocuk yetistirme anlayisina son derece ters seyler oluyor. Yere yemek dusuyor, emzik dusuyor, cocuk alip yiyor, emiyor. Herkes herkesin su sisesinden iciyor (tabi ki kasit yok ama kontrol edemiyorlar, cocuk sepetten kaptigi gibi iciyor iste suyu). Oglen uykusundan kalkip incecik bir atletle kisin sogugunda bahceye cikiyorlar. Orada yerde biriken su birikintisinden su ictigine sahit oldum cocugun. Bunlar henuz konusmayi bilmeyen 12-24 ay arasi cocuklar. Hatta merkezin yoneticisinin kizi da bu sinifta ve annesi herseyi goruyor biliyor. Sadece takmiyorlar. Cocuklar ustlerine su dokuyorlar, islatiyorlar ama gunde 2 kere kiyafet degisiyor, o kadar ekstradan degistirmiyorlar. Aktivite yapmislar, sabun kopuklerini cocuklar hopur hopur iciyorlar, kimse dikkat etmiyor. Simdi sen niye bir sey yapmiyorsun diyeceksiniz. Ben yapabildigimi yapiyorum ama daha fazla da pimpiriklensem bana gicik olup varligimdan rahatsiz olmaya baslayabilirler. Staj yapan bir ogrenci olarak da boyle bir izlenim yaratmak istemem. Lise mezunu kizlarla calisiyorum. Hic biri universite okumamis. Cocuklarin yaninda kullandiklari dile hic dikkat etmiyorlar, argo kullaniyorlar. Bugun gecen haftaya gore daha sakindi, birkac bebek ile cok guzel zaman gecirdik. Aksama eve geldigimde omuzumda muhtemelen uzerime mutlulukla tirmanan Blake veya Jayden’in agzindan cikan eksimis sut kokusu vardi. Ozlemisim o kokuyu. Bebekler insana yasama sevinci veriyor. Sebepsiz mutluluklari, gulunce ortaya cikan iki tane disleri, yalpalaya yalpalaya yuruyusleri… Cocuklarin onune yemekleri koyuyorlar, yogurdu parmaklarindan yalayarak yiyor 1 yasindaki cocuk. Cocuklar icin hazirlanan yemekler cok guzel, saglikli ve onlarin kolay yiyecekleri sekilde servis ediliyor. Uykusu gelip surekli aglayan cocugu uyuma odasina bebek yatagina koydular, telsizden aglama sesi geliyordu 10-15 dakika boyunca. En sonunda bu susmayacak deyip cikardilar. Kreste calismak ogretmenlik ile ilgili degil. Kreste calismak cocuk bakimi sadece. Alt degistirme, oyuncaklari, raflari silmek, vs. Oda sorumlusu yaptiklari aktiviteleri kitabina uydurmak icin bayagi ugrasip uzun uzun etkinlik tanimi yaziyor programa ama bu yasta cocugun gelisimine mudahale etmek bence cok da mumkun degil. 0-2,5 yas arasi cocuk annesiyle kalsa herseyden daha iyi. Resin icinde deniz hayvanlari, ahtapot, yengec, balik filan getirdiler ama cocuklar direk her seyi agizlarina koyuyor, yere atip kiriyor resini. Bu asamada deniz hayvanlarini ogrenmiyorlar o kaliplarin icine bakip. En sevdikleri seyler acma ve kapama aktiviteleri, esyalari bir yerden bir yere aktarma veya dokup yeniden kutusuna koyma turunden seyler. Tirmanmayi da seviyorlar ama dusup kas goz yara yara.

Soyle boyle biraz ondan biraz bundan diye diye hafta sonunu getirdik. Pazar gunu karsi komsunun kizlarinin dogum gunu, bizimkileri oraya goturecegim. Dun Kurtulus Son Durak filmini izledim. Coks acma buldum ama Turkce konusma duymayi ozlemisim. Simdi de aksamdan beri Metin Altiok sarkilari dinliyorum Spotify` dan. Cesit cesit duygulara battim ciktim. Ruh halim renkten renge girdi.

Gecen hafta eski evimin karsisinda oturan komsum bana geldi. Cok dindar birisi ve beni surekli ‘dogru yola’ yoneltmek icin cabaliyor. El ele tutup birlikte dua ettik Kemal icin.

Sonra bana sunu soyledi:

God is not interested in your comfort, he is interested in your character.

Karakterimin daha ne kadar testten gecmesi gerekiyor bilmiyorum ama God biraz da comfort verse cok memnun olurum. Sonra dusundum. Aradigim comfort ne parada ne pulda, sevdiklerimizi birakip uzaklarda geldik buralara. Omur geciyor. Harcanip gidiyor. Ani yasa ani yasa diyorlar da, o anlarin buyuk cogunlugu okula geciyor. Kemal gidince oyle konusacak kimse de kalmadi, iyice kalinlasti yalnizligim. Turkiye`yi ozlemeye basladim. Universite yillarimi, arkadaslarimi, genclik zamanlarimi ozlemeye basladim. Hayata umutla bakan, pesinde deli gibi kostugum ruyalarimin oldugu zamanlari ozledim. O zamanlarda da zorluklar vardi ama onlarin ustesinden gelmek icin yanip tutusuyordum. Finalleri vermek, ogretmenlige baslamak, kendi maasimi kazanmak, dugun masraflarimizi ve borclarimizi odeyerek kapatmak, daha iyi bir okula gidip meslegimi hakkiyla yerine getirmek, vs. vs. Simdiyse bedenimden cok yuregimin yaslandigini hissediyorum, icimde suyu kesilmis bir fiskiye…

Siir okuyasim var sabaha kadar belki duygularima tercuman olan satirlar bulabilirim.

 

 

Sarıl Bana

 

Bu yaşıma geldim içimde bir çocuk hala

Sevgiler bekliyor sürekli senden.

İnsanın bir yanı nedense hep eksik

Ve o eksiği tamamlayayım derken,

Var olan aşınıyor zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

 

Metin Altıok

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *