Bir onceki yaziyi yazdiktan sonra iyicene dusundum.

Aslinda hayatin zorlu bir doneminden gectigimiz icin gelecek korkusu benim kendimi cok kotu hissetmeme sebep oluyor.

Ozellikle de bu adimi atma konusunda benim cok hevesli olmamam, Kemal`in onculugunde yeni bir yasam kurma plani disaridan izleyen biri olarak benim icin bilinmezlerle dolu bir denklem. Bu kadar soru isaretinin icinde kendimi boyle hissetmem bence normal.

Kemal gecen haftalarda Amerika`da yasamak isteyip istemedigimi sordu. Bu karari tek basina vermek istemedigini, butun ailenin sorumlulugunu tasimanin cok agir oldugunu belirtti. Ben zaten 2 yildir ayak diriyordum, gitmek istemiyordum ama senin soylediklerin beni ikna etti, sen nerde mutlu olursan biz de orada mutlu oluruz git ve sansini dene dedim.

Kemal verdigi sozleri yerine getirip guzel kosullara sahip bir is bulmak icin gercekten cok cabaliyor. Bir yandan PMP sinavina hazirlaniyor, bir yandan study seceneklerini arasitiryor, bir yandan is basvurularinda bulunuyor ve profesyonel organizasyonlarin toplantilarina katilip tanidik cevresini genisletmeye calisiyor. 2 aydir gece gunduz ugrasiyor. Gecen benim dindar komsu da geldiginde Allah’a : Let Kemal grow, diye dua etti. Bu tecrube ona kendini daha iyi tanimasi ve hayattan ne istedigini dogru olarak gorebilmesi icin isik tutuyor; onu zorluyor; ona meydan okuyor. Tabi isin bir de kismet tarafi var. Olur da kismeti varsa, yiyecek ekmegimiz varsa o taraflara gideriz ama bu kadar cabaya ragmen birsey cikmazsa dilerim Kemal Avustralya’ya geri gelir ve biraktigimiz yerden devam ederiz. Hayatta verdigimiz kararlarin, yaptigimiz secimlerin odulunu de biz aliriz, bedelini de biz oderiz; asla baskalari degil. Biz de aile olarak Allah kismet ederse gideriz etmezse burada kalmaktan mutluluk duyarim. Insallah Kemal emeklerinin, calismalarinin karsiligini alir ve gonlunce bir is bulur. Bulmazsa da geriye donup aslinda sahip oldugu seylerin ve bu gune kadar basardigi seylerin onemi ve degerinin bilincine varip huzurlu bir yasam surer.

Geldigimiz yerlere bakinca, mahalle ilkokulu, 3 bazen de 4 arkadasla paylastigimiz siralar, kucucuk bir sehir, gayet mutevazi bir yasam… Ne anneden babadan ne dayidan amcadan torpilliydik. Kendi cabamiz, alnimizin teri ile Hacettepe ve ITU`yu kazandik. Hem Kemal hem de ben dershanede burslu okumusuz, ailelerimize yuk olmamisiz. Su anda yine disimiz tirnagimiz ile cabalayip, yurt disina tasinip cocuklarimiza belki daha iyi bir gelecegin kapisini araladik. Hayata basladigimiz yere bakinca oldukca buyuk bir sicrama gibi gorunuyor. Bu yuzden benim daha yukseklerde gozum yok. Amerikan vatandasi olsak ne olur olmasak ne olur? Ben Avustralya`nin havasini, suyunu, dogasini, guvenligini, nezih ortamini seviyorum. Buradakilerin dunya yikilsa kimsenin umrunda olmayacak rahat tavirlarini seviyorum. Sahip oldugumuz iki tane pirlanta gibi cocugumuzun huzurlu, mutlu buyumeleri icin onlara saglikli ve stabil bir ev ortami sunmanin onemli olduguna inaniyorum. Insanoglu dileklerinin kolesi, sahip olduklarinin ise nankoru; kafami cevirip yola ciktigim yerden geldigim noktaya baktigimda kendimle ve Kemal’le gurur duyuyorum. Eger cocuklarimiz ileride cok isterlerse onlar da bizim gibi calisip baska ulkelerde baska mecralarda sanslarini denerler. Agzinda gumus kasikla dogmak deyimi vardir ya; biz teneke kasikla dogduk, calisip didine didine kasigi bakira donusturduk. Bu yastan sonra hayat ne kadar farkli olabilir ki? Avustralya`da olmayip Amerika`da olan ne var ki? – Nasil, beyniniz ambale oldu degil mi? Ne diyor bu kiz, bir oyle bir boyle????!!??  –

Neyse bu gunlerde boyle iste!

Bir de su videoyu izleyin:

”Almost everything is ultimately rather survivable !”

 

Saglicakla kalin…

 

 

 

 

3 comments

  1. Esat says:

    Abla merhaba,
    Karışmayayım diyordum ama dayanamayacağım. Ben de bir mühendis olarak Kemal beyi çok iyi anlıyorum o sebeplerini sıralarken perth’teki işlerinde yaşadığı sıkıntıları anlatırken ne kadar içinin bunaldığını hissedebiliyorum ama hep umarım gitmez diyordum. Gitti.
    Neden ülke değiştirmek yerine şehir veya eyalet değiştirmeyi düşünmüyorlar, Sydney’de istediği işi muhakkak bulurdu diyorum.
    29 yaşındayım, yakında ielts puanını alıp au’ya gelmeyi planlıyoruz eşim ve kızımla. Sevdiklerin huzurlu oldukça, çocuklar güvende oldukça, Türkiye’ye nazaran çok kaliteli bir eğitim aldıkları sürece, daha iyi bir iş için ülke değiştirmek fikri gerçekten çok radikal geliyor bana (kusura bakma Kemal abi 🙂 )

  2. Emre says:

    Merhabalar Vesile Hanım,

    Dindar yan komşunuz gibi ben de misafir olup birkaç kelime söylemek istedim, işte buradayım 🙂 Tespitlerinize bayılıyorum. Benzetmelerinize özellikle. “Agzinda gumus kasikla dogmak deyimi vardir ya; biz teneke kasikla dogduk, calisip didine didine kasigi bakira donusturduk.” 🙂 Ne güzel yazmışsınız. Kaşıkların emekle değişebildiğini fark etmiş olmak sizi buralara kadar getirdi. Koca bir ömrü ağzında teneke kaşıkla geçirip 50’li 60’lı yaşlarda keşke’li cümleler kuranlardan olmayacaksınız en azından. Bardağın dolu tarafını görmek de olayları dramatize etmek de bizim elimizde. Dünya üzerinde binlerce gurbetçi var. Binlerce kişi eşinden, ailesinden uzak. Bunlar hayatın gerçekleri. Anı yaşamak lazım, evet. Şikayeti azaltmak lazım belki de en azından. Şükretmek. Elimizde ne varsa ona. Keşke dememe adına atılan her adıma derin saygı duyuyorum. Kemal Bey’i canı gönülden destekliyorum. En kısa zamanda gönlüne göre gelişmeler olmasını diliyorum.

    Kemal Bey,
    1 yıl ABD’de yaşadığımdan bahsetmiştim. Sizin gözünüzden ABD’yi merak ediyorum. Müsait olduğunuzda gözlemlerinizi yazsanız keşke. 🙂

    Selamlar…

  3. Kemal says:

    Güzel yorumlarını için teşekkür ediyorum.
    Yorumları okumayı çok seviyorum, çünkü yazdıklarımızı okuyanlarla iletişim halinde hissettiriyor. Lütfen yorum yapmaya devam edin.

    Amerika’ya gidişimle ilgili bir yazı daha yazsam iyi olur sanırım. Aslında biraz daha zaman geçirip, tecrübe biriktirip öyle yazmayı düşünüyordum, ama sanırım bu durumda şu anda yaşadıklarımı ve hissettiklerimi ifade etmemiş olacağım.

    Bu hafta sonuna kadar yeni bir yazı yazmış olurum herhalde. Selamlar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *