Selamlar arkadaslar,

Yagmurlu gunleri geride biraktik. Okuldaki gosterileri alnimizin akiyla bitirdik. Bir hafta sonunda daha oturdum bilgisayarin basina yasadiklarimizi aktarmaya…

Bugun kedimizin adoption event`i vardi. Baktigimiz kedileri bir yere goturuyoruz, sabahtan oglene kadar orda kaliyorlar, kedi sahibi olmak isteyenler de gelip gorup adopt ediyorlar kedileri. Eve 30 km mesafede Ellenbrook diye bir semtteydi kediyi birakmamiz gereken yer. Oraya giderken de Swan Valley denilen harika bir bolgeden geciyorsunuz. Uzum baglari, meyve bahceleri, selaleleri ve tepeleri ile cok guzel bir bolge Swan Valley. Ayrica yol ustunde Caversham Wild Life Park da var. Kediyi birakip kizlarla oraya gittik. Kanguru besleyip inek sagdik. Pelikan ve penguenlerin komik hareketlerini izleyip ciftlik showunu izledik. Kuzu nasil kirpilir, coban kopekleri suruyu nasil bir iki komutla toparlayip agila sokar, hepsini gorduk. Sonra izleyicilerden birkac cocuk sahneye cagirip ellerine birer biberon verdiler sonra da minicik kuzucuklari saldilar. Bu kuzucuklar nasil saldirdilar biberonlara anlatamam. Defne de secilen cocuklardan oldu ve kuzucuklari besleme sansini elde etti. Hava sabah cok guzeldi, sonra yagmur yagmaya basladi biz de eve geldik. Kizlar komsu cocuklari ile evcilik oynarken ben de firsattan istifade iki satir yazayim size dedim.

Bahar geliyor yavas yavas. Bahcemde gecen seneden soganlarini ektigim daffodil ve nergis cicekleri acmaya basladi. Nane, yagan yagmurlar ile costu ve her tarafi kapladi. Cimenlerin yesili nasil taze ve bir canli renk! Her yapragin ustunde bir su damlasi isil isil parliyor. Turkler her baharda yeniden sasirlar, diye bir soz duymustum. 10 gun sonra kis resmen bitiyor ve bahara giriyoruz, daha cok disari cikmak lazim, daha cok temiz hava almak lazim.

Bu arada Kemal ile neredeyse her gun konusuyoruz. Aradigi andaki ruh halime gore kimi zaman cok umutlu, kimi zaman cok mutlu kimi zamansa sinirden tepem atmis, hayattan bezmis bir halde oluyorum. Kizlar, okul ve ev isleri uzerine bir de bitirmeyi hedefledigim egitimim ruh halimin borsa misali inisli cikisli olmasina sebep oluyor. Cok erken uyumaya basladim. Aksam 9`da uyuyup sabah 5:30 gibi kalkiyorum. Iyi geliyor. Kedi de ayak ucumuzda uyuyor. Onun miriltisini her duyusumda aklima cocuklugum geliyor. Cocuklugumun butun yazlarini gecirdigim Urfa`nin Tulmen koyunde, anneannemin evinin daminda taht dedigimiz sedir benzeri yatakta yildizlari izleyerek uykuya dalardik. Gecenin rahatlatan serinligi ve kapkaranlik gecede isildayan yildizlar oyle bir huzur verirdi ki uykuya dalmak pek kolay olurdu. Yine oyle bir gece, nasil derin bir uykudayim. Kardeslerimle paylastigimiz yorganin altinda kimbilir ne ruyalar goruyorum. Birden yanimda bir mirilti duydum. Tam burnumun dibinde bir kedi, mirildaya mirildaya uyuyor, sicakligi yastigimi isitmis, onun karnindan gelen ses kulagimda davul caliniyormus gibi yankilaniyor. Yatagin diger ucunda yatan anneanneme yari uyur yari uyanik seslendim, `Nene, bIrda bi pisik var!!!`. O da yine yari uyur yari uyanik cevap verdi: `At asagi!`. O gun, 6 yasindaki uykulu halim yataktan mi at, damdan mi at tam anlayamadan, gozleri kapali bir halde kediyi ensesinden yakaladi, damin kenarina goturup asagi birakti. Sabah uyandigimda yasadiklarimin ruya mi gercek mi oldugunu anlayamamistim. Kosarak kediyi damdan attigimi dusundugum yere gittim, etrafta olmus veya yarili bir kedi aradim. Hic bir sey yoktu! Aklim, vicdanim nerdeydi, neden o kediyi damdan attim, hayvana ne oldu, hemen asagidaki agaca tutunup daldan dala atlayarak uzaklasti mi mi yoksa damin cikintasina indi de ordan mi gitti diye hala dusunurum. Ote yandan anneanneme sordum o bir sey hatirlamiyor, acaba sadece bir ruya mi gordum, ne oldu bilemiyorum! Her neyse, Fluffy (kedimiz) her aksam ayak ucumuza kivrilip mirildamaya basladiginda damdan attigim bu kedi gelip patileriyle vicdanimin kapisina vuruyor. Gecmisi degistirmek mumkun degil ama donup baktigimda yapmis olmaktan cok rahatsizlik duydugum seyler var. Bugune kadar icimi kemiren, Fluffy’nin gelmesiyle de iyice artan suphelerimi gidermek icin birkac yazi okudum. Kediler yuksekten atildiklarinda veya dustuklerinde vucutlarini cevirip hep 4 ayak uzerine duserlermis. Denge ve kas/ kemik yapisi da darbeyi emmek uzere evrildiginden ciddi yaralanmalar ve olum neredeyse hic olmuyormus. Anneannemin evinin daminin en fazla 3 metre oldugunu dusunursek ve hic aci bir miyavlama ve ortalikta dolasan yarali bir kedi farketmememiz o gizemli kedinin benim zalimligimden yara almadan kurtuldugu ihtimali artiyor. Yine de bu beni aklamaz. Olayi Defne’ye anlattim ve bana sarilarak agladi o kedi icin. Buraya niye yazdim bilmiyorum??!??!! Bu satirlari okuyorsan ne olur beni affet kedicik, cok uzgunum…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *