Amerika gunleri

Gecen haafta Defne cok hasta oldu. Kotu bir grip yuzunden kas agrisi, mide agrisi, bas agrisi ve yuksek ates ile birkac gun okula gitmedi. Tam o iyilesti diye sevinirken bu sefer de Ipek hastalandi. Ipek atese defne kadar iyi dayanamadi ve cok fenalasti. Onu arkadaslarimizin tavsiye ettigi bir Turk doktora goturduk. Walk-in Clinic’de calisan buraya uzun uzun yillar once gelmis olan bir yaslica bir bayan doktor Ipek’e bakti. Saglik sigortamiz muayene ucretinin ilk 80 dolarini karsiliyor. Cikista fark odemeyi beklerken hic bir sey odememize gerek olmadigini ogrendik. Biraz sasirdik. Doktor recetemizi dogrudan evimizin yanindaki eczaneye gonderdi. Onlar da ilaclari hazirladilar, gittik aldik. Ogrendik ki ilac konusunda da ilaclarin ilk 20 dolarini siz oduyorsunuz, geri kalanini sigortaniz oduyor. Belki bunun bizim deductible ile bir iliskisi vardir, bilemiyorum. Avustralya’da ilac konusunda ozel sigorta hic bir sey odemiyor. O tamamen kapsam disi. Doktorun yazdigi ilan ilk 36 dolari size ait.Ilac eger 36 dolardan pahaliysa ilacin ustunu Medicare oduyor.

Bir de bir Turk muhasebeci arkadas geldi Cumartesi gunu, vergi iadesini yaptik. Bizim isler bayagi karisik hem Avustralya’da hem de Amerika’da bulundugumuz icin. Adamcagiz bayagi ugrasti. Avustralya’dakinden daha fazla vergi iadesi alacagiz sanirim. Bana araba alma surecinde elimize gececek bu para pesinat icin oldukca ise yarayabilir.

Pazar gunu beni bir arkadas toplantisina cagirdilar. Orada yeni Turkler ile tanistim. Arkasindan Ipek’in okulundan 5. siniflarin mezuniyet komitesi icin calisan anneler ile bir bulusma vardi. Kemal beni oraya birakti, dev gibi bir malikhanenin onunde durduk. Kemal bir kac kere, burasi mi evleri? Burda mi oturuyorlar filan dedi. Iceri girdim, 5-6 anne zaten gelmis masanin etrafinda oturuyorlardi. Onlara ebruyu anlattim, Swanson Festival’de bir ebru etkinligi de duzenleyip cocuklara ebru yaptiracagiz. Toplanan para da yearbook ve mezuniyet balosu icin harcanacak. Bir yandan ebruyu anlatirken bir yandan da caktirmadan etrafima bakinip evin ici ile ilgili fikir edinmeye calisiyordum. Sonucta boyle malikhanelerin icini gorme sansimiz pek SIK olmuyor. Sanirim bu evler uzun yillar once yapildigi icin kullanilan malzemelerden dolayi evin ici cok eski moda kaliyor. Eger tadilat yaptirip mutfaga ve eve yeni bir gorunum vermezseniz evin ici cok karanlik ve sikici.  Mutfak siradan bir kare mutfak. Duvarlarda hani o eski Banu Alkan filmlerinde vardi ya yari yere kadar ahsap kaplama, onlardan. Bir televizyon odasi var, cocuklar hep orada oturuyorlardi, karanlik ve basik hic penceresi yok. Zaten televizyon odalarini hic sevmiyorum hep boyle penceresiz ve karanlik oluyor (haliyle) ama insan da en cok zamani o odada geciriyor. Uzun lafin kisasi disaridan OMG dedirten evin ici o kadar da `seeeey deeelmis! `. Gorduk, merakimiz gecti.

Dun o yorgunlugun uzerine Perth’te semt secimi ile ilgili bir video cektim, mal gibi cikmisim ama mazur gorun artik. Bugun Ipek evde, dinleniyor. Ben de kaciyorum simdi, sevgiler…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.