Arkadaslar,

Hayat son hiz akip gidiyor. Memorial Day icin 3 gunlugune bir road trip yaptik. Madison, Devil’s Lake ve Wisconsin Dells’e gittik. Donuste Ipek’in 5. sinif mezuniyet komitesinde gorevli oldum ve bu son iki hafta icin bayagi bir is verdiler bana. 12’sinde ben ve kizlar Turkiye’ye gidiyoruz. Bir yandan onun hazirliklarini yapiyoruz, ufak tefek herkese bir hediye goturebilmek icin durmadan disarilari geziyorum, cunku hic belli olmuyor, bir bakiyorsunuz bir indirim olmus 25 dolarlik bir seyi 5 dolara alabiliyorsunuz, adami alisveris manyagi yapiyor boylesi bir beklenti ve umut. Bir yandan burada tanistigim oldukca aktif ve hareketli Turk arkadaslar ile her gun bir plan, etkinlik pesindeyiz. Etkinlik dedigim gun gezmesi, durmadan pasta pogaca yapiyoruz. Defne’nin dogumgunu geldi gecti. Ipek’in yil sonu konderi ve gosterisi filan var. Basvuruda bulundugum Netflix tercumanlik isinden red geldi, deneme icin gonderdikleri cevirimi begenmemisler. Cok uzuldum cunku bu gercekten istedigim bir seydi ama 6 ay sonra yeniden basvuruda bulunabilirim. Imla ve gramerimi zayif bulmuslar. Hakli olabilirler, kismet, naaasip:)

Diploma degerlendirmem geldi, lisans ve master amerikada gecerli sayilmis simdi ogretmenlik lisansi almak icin basvuru asamasina gecebilirim, oyle iste heyecanli ve gumbur gumbur geciyor gunler.

Gectigimiz haftalarda 2 tane altin gibi insanin hic beklenmedik bir sekilde hayata gozlerini yumdugunu ogrendim. Ben eglence planlari yaparken insanligimdan utandim. Hayatin acimasizligina, belki de bizi kor eden acgozlulugumuze kizdim. Her sabah uyandigimda aklima ilk onlar geldi, bogazimda yumru ile hazirladim kahvaltiyi. Uzuntumun sebebi neydi tam olarak bilemedim. Cunku hayatini kaybeden bu iki kisi ile de hayatimda hic tanismamis ve konusmamistim. Birisi cok sevdigim bir arkadasimin esi digeri yine cok sevdigim bir arkadasimin kardesiydi. Olenler gencti, hayatlarinin baharinda, gorecek daha cok gunleri vardi. Her ikisinin de kucuk cocuklari vardi. Sanirim beni en cok bu etkiledi. Sonra yine utandim, belki de onlarin basina gelenlerden cok, ya bu bizim de basimiza gelirse diye korkuyor ve uzuluyordum. Olumun yanibasimizda oldugunun isaretiydi bu, bugun ona yarin sana, kimbilir ne zaman hangimize…

Cocuklarin okullarinda hikaye anlatmak icin gonullu oldum, gecen cuma gunu okula gittim. Yuzlerce cocuk, veli ve ogretmen var orada dogal olarak, grup grup. Bazi cocuklar teklerlekli sandalyede, yanlarinda onlarin bakicilari. Icinde benim de bulundugum o insan yiginina bakarken aklimdan bir sey gecti. Omur-metre olsa keske, ne kadar omrumuz kaldigina bakarak rengimiz degisse. Kirmiziya donenler gidicilerden, yesillerin daha cok zamani var. Bilsek de ayilsak, bilsek de farkinda olsak. Yoksa unutuyor insan, sonsuza kadar yasayacagini zannedip menemenin icindeki yumurtanin beyazinin az pistigine hayiflaniyor, bu cay demini almamis diyor, yagmurdan fonum bozuldu diye uzuluyor. Oysa ne sac kalacak, ne de icecek bir yudum cay. Zaman varken, gun isikken, hala nefes alabiliyorken ve olum gozlerini uzerinize henuz dikmemisken huzurla yasamak lazim, keyifle yasamak…

Cok korkuyorum yakinlarimi kaybetmekten ama bu korkunun bugunumu zehir etmesine izin vermemem gerekiyor. Tavsiyesi olan?

2 comments

  1. Devrim says:

    Herkesin bir reçetesi var kendince, benimki; yürümek. Şimdilerde çok yürüyemiyorum çocuklara göre planlıyorum günlerimi, ama gençken Beşiktaş’tan Rumelihisarı’na kadar sahil şeridinden yürümüşlüğüm vardır. Eşimle de Kadıköy’den Moda çay bahçesine sahilden yürüyüp kahvelerimizi içer, ardından tekrar Kuzıltoprağa yürürdük. Yalnızsam mutlaka müzik dinlerim yürürken. Ne bileyim bana iyi geliyor 🙂

  2. Ela says:

    Sevdiklerimizler bol bol vakit gecirip hayatin aci gerceklerinin uzerinde cok kafa yormamak bana gore en yapilmasi gereken sey

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.