Almanlarin St. Nick diye bir gelenegi varmis. 5 Aralik’ta somineye corap asiyorlarmis. Sabah baktiklarinda St. Nick onlara bir suru hediye getirmis oluyormus. Bir de Advent Calendar denilen bir sey var. Kartondan yapilmis bir takvim dusunun kucuk cepleri var. Noel gunune kadar her cebi tek tek aciyor bir ay boyunca kucuk cikolatalar yiyorsun. Bir de Christmas gecesi agacin altina gelen hediye filan. Bizim kizlarin manipulasyonuna kurban gittim, nasil oldu anlamadim ama kendimi her gun kizlara bir hediye verirken buldum. Defne corabimiz yok, yastik kilifi asalim dedi, 7 Aralik’ta sominenin yanina kocaman bir yastik kilifi asti. Ben de Advent calendar misali her gun ufak bir seker yeter diye dusundum. Sabah uyaninca icinde kucuk bir kutu seker buldu. Ya anne bu ne, arkadaslarima proper hediyeler, kitap, oyuncak filan geliyor dedi. You are a cheapoo diyerek sizlandi. Bir de her aksam Santa’ya bir mektup yaziyorlar. Bu yazma olayini devam ettirmek icin diger gun biraz daha buyuk bir hediye koydum. Squishy oyuncak ve isikli yilbasi kolyesi. Ertesi gun bir kutu gofret, ertesi gun bir kutu buskuvi. Sonra zaten birkac parca kiyafete ihtiyaclari vardi ve pijama , sweatshirt filan cikmaya basladi yastik kilifindan. Derken bizimkiler sabah yataklarindan kalkip ilk is yastik kilifini kontrol etmeye basladilar. Yaklasik 10 gundur bu is boyle devam ediyor. Dun gece uyuyakalmisim hediye koyamadim, Ipek salya sumuk agladi. It is devastating !!! I have nothing to look forward to. I’d rather not be alive! (Bizim kediyi de dun evlatlik verdik, dolayisiyla o da duruma tuz biber ekti!) Sabah sabah bir feryat figan koptu evde. Kemal Ipek ile sagduyulu bir sekilde konusup mutlugun esyalara bagli olmadigini filan anlatiyor. Bense hic uzerime alinmiyorum, bu Santa ile Ipek arasinda olan bir sey, Santa niye bir sey getirmedi bilmiyorum, diyorum. Dun Ipek ile Defne arabada birbirleri ile dalastilar, belki de o yuzden Santa onlari naughty list’e almistir diyorum. bu hargure Defne kalkti, ilk is somineye asili yastik kilifini kontrol etmeye gitti. Anne Santa birsey getirmemis, dedi. Ben de omuz silktim, bilmiyorum dedim. Ipek niye agliyor dedi, Santa ona da bir sey getirmemis dedim. “O kadar da buyuk bir sey degil ki bir sey olmaz dedi, eline kitabini aldi, koltuga uzandi okumaya basladi.” Iki cocuk, ayni anneden, ayni babadan, ayni evde birlikte buyuduler. Ipek okulda cok basarili ama duygusal esneklik konusunda kat etmesi gereken cok yolu var. Defne ise okulda olsa da olur, olmasa da modunda; ote yandan ise dirayetli , tam hayat adami!

Hafta sonunda Turk halk oyunlari ekibinin bir kutlamasi vardi oraya gittim. Bizim hoca, Amerika’li yasli bir amca. Onun evinde toplandik. Adam yillardir Turkiye’ye gidiyor, geliyor. Turkiye asigi birisi. Evindeki her sey Turkiye’den. Kilim, porselen, halk oyunlari kostumlerinin basliklari, oyalar, yazmalar, dokumalar, ciniler! Hayretler icinde kaldim. Ordan cikip da bizim yeni eve gittik, birkac bavul esya goturduk oraya.

Simdi yeni bir hafta basliyor. Bazen ben de Ipek gibi dusunuyorum, I have nothing to look forward to. Eskiyi ozluyorum. Kendimi kafesteki kus gibi hissediyorum. Ote yandan biliyorum, beyine ne verirsen onu aliyor. Karamsar, moody dusuncelerin beni bir yere goturdugu yok. Zorlama da olsa, yalan da olsa az sonra giyinip, suslenip yuzume de bir gulumseme koyup okula gidecegim ve zaman boyle gececek, aksam olacak. Yasanan gune anlam katmak benim elimde. Yahut anlamsiz bile olsa akan zamandan keyif almak benim elimde. Diger turlu hic kimse benim icin dunyayi pembeye boyamayacak. “It is never too late to get your shit together!” diye bir soz okumustum. Komik geliyor, kendine ceki duzen ver diyor yani, bir sekilde!

Boyle iste, umarim siz bu haftaya benden daha iyi bir motivasyonla baslarsiniz.

Sevgiler

4 comments

  1. Sultan Atalay says:

    💗

  2. Emre says:

    Vesile Hanım, çocuklar Türkçe konuşmayı tamamen bıraktı mı? Bizimki 3,5 yaşında. Kaç yıl sonra unutacak acaba Türkçeyi? :l Evde sürekli Türkçe konuşma zorunluluğunuz falan olsa onlara yararlı mı zararlı mı olur acaba? Eğitimci gözüyle yorumlarınızı alayım. Biz Au’ya göçünce ne yapmalıyız 🙂

  3. Vesile says:

    Selam Emre Bey, okula basladiktan en gec 6 ay sonra evde Ingilizce konusulmaya baslaniyor. Hele de bir kardes varsa kendi aralarinda hep Ingilizce konusuyorlar. Sizin Turkce konusmaniz cok ise yarar ama anne baba olarak onlari Ingilizce konusurken duyunca cok gururlaniyoruz, biz de dayanamayip bazen onlarla Ingilizce diyaloglara giriyoruz. Onu yapmamaya dikkat edin:)

  4. Emre says:

    Yorumunuz için çok teşekkür ederim Vesile Hanım ) Yolun başındayız. Sizden ve sizin gibi deneyimli göçmenlerden öğrenecek çok şeyimiz var. Selamlar…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.