Yaşar Kemal’den

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana’ dan

Sanki Tülmen’i tarif ediyor:

”Vasili, denizin, tanyerleri ağarırken süt beyaz olmasını, arkasından da güneş ilk ışığını gönderdiğinde de bin bir renkte menevişlenmesini, seher yelleri eserken incecik, insanı esrikleştiren bir kokuyla kokmasını, baharın ucu göründüğünde ikiz tepelerin yamaçlarına gün vurduğunda da ilk açan sarı çiçeklerin dünyaya sarı, mis gibi kokularını yaymasını, pembe kiraz, şeftali, yabangülü çiçeklerinin buğulu buğulu açmasını, denize yansımasını, denizin pespembe dalgalanmasını ister.”

”…

Onlar, yaşadıkları sürece, bir kuytuda bitmiş som mavi bir çiçeğe dokunmaya kıyamadan, gözleriyle olsun bir kezcik hiç okşamışlar mıdır, iliklerine kadar sevinçten titreyip, iliklerine kadar bir mavi sevince kesmişler midir? Bir yağmur yeli sonrası, inen iri damlalar dünyayı toprak kokusuna boğmuşken, içleri pır pırr ederek, derin derin bu dünyanın güzel kokusunu ciğerlerine köküne kadar çekmiş, şu dünyaya, doğacak güne, toprağı yaran filize, açtı açacak tomurcuğa, bir çocuğun kapıp koyverdiği gülüşüne hayran kalmış, yaşama bir kez minnet duymuş, çok şükür dünyaya gelişimize, demişler midir? Şu deniz beyazken yaratılışın, ışığın, tanyerlerinin yeliyle birlikte esmesinin güzelliğinde, tadında eriyip, bu tansığa karışıp uçmuş gitmişler midir?”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *