Archive for Vesile

Yasamak

ÇOK GÜZEL ŞEY

Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dunyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.




Melih Cevdet ANDAY

Yolculuk

Sevgili arkadaslar,

Dun gece iyi uyuyamadim. Cocuklari okula gonderdikten sonra tekrar bir fasil uyuyayim diye yataga gittim. Gozlerimi kapar kapamaz firfir gibi dusunceler hucum etti beynime. Baktim oyle olmayacak, kalkmak en hayirlisi deyip kalktim ve ise giristim. Ortada dort tane bavul, yerde adim atacak yer yok. Sevdiklerimize alinmis hediyeler, giysiler, oyuncaklar… Yaptigim findikli kahve aromasi evi doldurmus, radyoda Nihat’la Sivrisinek, icimde bir heyecan, umut, nese… Turkiye’ye gidecegim diye degil sevincim, yanlis anlamayin. Hayatta icinde bulundugum andan ve yerden cok memnunum su anda.

Cumartesi butun gun Grace Hospice’de gonullu egitimine gittim. Orada, bana hayatta 6 ay veya daha az zamani kalmis insanlara nasil destek olabilecegimi anlattilar butun gun. Ayrintiya girmeyeyim. Egitimin bazi yerlerinde goz yaslarina bogulduk, kimi yerlerinde kalbimiz merhamet duygusuyla doldu tasti. Hayatini kaybeden her kisi icin ofisteki dekoratif agaca beyaz bir guvercin asiyorlarmis, agac yeni yildan bu yana oylesine dolmus ki daha yeni bosaltmislar. Turkiye’den donuste hasta ziyaretlerine baslayacagim. Ayda 2 evi veya bakimevini ziyaret edecegim, her birinde yaklasik yarim saat kalip hasta ile sohbet edecegim. Hayat bir yolculuk, nasil baslangici varsa bir de sonu olacak. Iste bu hospice’lerin amaci bu yolculugun son demlerinde hastalarin hayat kalitesini yukseltmek. Hastalarin, guzellik, zerafet ve onurlu bir sekilde bu dunyaya veda etmelerine olanak saglamak. Onurlarini ve kendilerine saygilarini yitirmeden hayatta son gunlerini gecirmelerine destek olmak.

Gittigim bu egitim bana cok iyi geldi. Orada reiki ile ilgili birseyler de ogrendim. Simdi bu konuya egiliyorum, yasam enerjimi canli tutmaya, kendime ve baskalarina huzur vermeye ozen gosteriyorum. Bugun hava 14 derece. Havanin sicak oldugu gunler, sitenin havuzuna gidiyorum. Kus sesleri, agaclar, icimi isitan gunes, temiz hava, anlatilmaz guzel geliyor bana. Allah’a yolumuzu buraya cevirdigi icin tesekkur ediyorum. Bu gune kadar her konuda hakkimizda her seyin hayirlisini verdigi icin evrene ve yaraticiya minnet duyuyorum.

Cocuklarin okulunun son haftasi. Diploma denklik raporum gelmis, herseyi Amerika standartlarina uygun ve denk saymislar.  Hacettepe Lisans diplomami 1-8. sinif cocuklara Ingilizce ogretebilir ve master diplomami da yabanci dil olarak Turkce ogretebilir diye saymislar. Avustralya derecesini de “Bitirirse Montessori ogretmeni olabilir”, diye yazmislar.

Kemal de patronundan uzaktan calisma izni aldi ve 2 haftaligina Turkiye’ye gelebilecek. Henuz zamani belli degil ama o da bize katilacak insallah. Siteyi ihmal ettigimi biliyorum. Ne olur kusura bakmayin. Simdilik bana musade, sevgilerimle.

 

 

Arkadaslar,

Hayat son hiz akip gidiyor. Memorial Day icin 3 gunlugune bir road trip yaptik. Madison, Devil’s Lake ve Wisconsin Dells’e gittik. Donuste Ipek’in 5. sinif mezuniyet komitesinde gorevli oldum ve bu son iki hafta icin bayagi bir is verdiler bana. 12’sinde ben ve kizlar Turkiye’ye gidiyoruz. Bir yandan onun hazirliklarini yapiyoruz, ufak tefek herkese bir hediye goturebilmek icin durmadan disarilari geziyorum, cunku hic belli olmuyor, bir bakiyorsunuz bir indirim olmus 25 dolarlik bir seyi 5 dolara alabiliyorsunuz, adami alisveris manyagi yapiyor boylesi bir beklenti ve umut. Bir yandan burada tanistigim oldukca aktif ve hareketli Turk arkadaslar ile her gun bir plan, etkinlik pesindeyiz. Etkinlik dedigim gun gezmesi, durmadan pasta pogaca yapiyoruz. Defne’nin dogumgunu geldi gecti. Ipek’in yil sonu konderi ve gosterisi filan var. Basvuruda bulundugum Netflix tercumanlik isinden red geldi, deneme icin gonderdikleri cevirimi begenmemisler. Cok uzuldum cunku bu gercekten istedigim bir seydi ama 6 ay sonra yeniden basvuruda bulunabilirim. Imla ve gramerimi zayif bulmuslar. Hakli olabilirler, kismet, naaasip:)

Diploma degerlendirmem geldi, lisans ve master amerikada gecerli sayilmis simdi ogretmenlik lisansi almak icin basvuru asamasina gecebilirim, oyle iste heyecanli ve gumbur gumbur geciyor gunler.

Gectigimiz haftalarda 2 tane altin gibi insanin hic beklenmedik bir sekilde hayata gozlerini yumdugunu ogrendim. Ben eglence planlari yaparken insanligimdan utandim. Hayatin acimasizligina, belki de bizi kor eden acgozlulugumuze kizdim. Her sabah uyandigimda aklima ilk onlar geldi, bogazimda yumru ile hazirladim kahvaltiyi. Uzuntumun sebebi neydi tam olarak bilemedim. Cunku hayatini kaybeden bu iki kisi ile de hayatimda hic tanismamis ve konusmamistim. Birisi cok sevdigim bir arkadasimin esi digeri yine cok sevdigim bir arkadasimin kardesiydi. Olenler gencti, hayatlarinin baharinda, gorecek daha cok gunleri vardi. Her ikisinin de kucuk cocuklari vardi. Sanirim beni en cok bu etkiledi. Sonra yine utandim, belki de onlarin basina gelenlerden cok, ya bu bizim de basimiza gelirse diye korkuyor ve uzuluyordum. Olumun yanibasimizda oldugunun isaretiydi bu, bugun ona yarin sana, kimbilir ne zaman hangimize…

Cocuklarin okullarinda hikaye anlatmak icin gonullu oldum, gecen cuma gunu okula gittim. Yuzlerce cocuk, veli ve ogretmen var orada dogal olarak, grup grup. Bazi cocuklar teklerlekli sandalyede, yanlarinda onlarin bakicilari. Icinde benim de bulundugum o insan yiginina bakarken aklimdan bir sey gecti. Omur-metre olsa keske, ne kadar omrumuz kaldigina bakarak rengimiz degisse. Kirmiziya donenler gidicilerden, yesillerin daha cok zamani var. Bilsek de ayilsak, bilsek de farkinda olsak. Yoksa unutuyor insan, sonsuza kadar yasayacagini zannedip menemenin icindeki yumurtanin beyazinin az pistigine hayiflaniyor, bu cay demini almamis diyor, yagmurdan fonum bozuldu diye uzuluyor. Oysa ne sac kalacak, ne de icecek bir yudum cay. Zaman varken, gun isikken, hala nefes alabiliyorken ve olum gozlerini uzerinize henuz dikmemisken huzurla yasamak lazim, keyifle yasamak…

Cok korkuyorum yakinlarimi kaybetmekten ama bu korkunun bugunumu zehir etmesine izin vermemem gerekiyor. Tavsiyesi olan?

MOTHERS
People take them for granted,
But really, a mother is enchanted.

Who looks after you through strife?
Who chops veggies with a knife?
Who will love you throughout life?

With the gift of love, merriment and joy,
They will buy you lots of toys,
Teach you how to be uncoy,
They’ll make sure you get employed,
Bullies will swiftly get destroyed,
Candy, rapidly deployed,
Moms give everyone,
A reason for life to be enjoyed.

They’ll always rid your face of pouts,
And turn all that into a smile.
Because moms are always worth your while.

People take them for granted,
But really, a mother is enchanted.

-Ipek Yilmaz

Sendik’s Poetry Competition

Burada Migros gibi buyuk bir marketler zinciri var. Adi Sendik’s Fine Foods. Bu magaza anneler gunu icin bir siir yarismasi duzenledi. Ipek de yazdigi siir ile katildi bu yarismaya. 9-12 yas kategorisinde birinci gelmis. Bize mail attilar. Cok sevindik. Odul bir madalya, siirinin cercevelenmis hali, 55 dolar degerinde anneler gunu cicek aranjmani ve 25 dolarlik hediye ceki. Yarin gidip hediyemizi alacagiz.

Anne-baba olmanin guzelligini cocuklar kucukken opucuk, sarilma ve gidiklama gibi anlarda hissediyoruz. Cocuklar biraz buyudukten sonra ise bu fiziksel aktiviteler yavas yavas azaliyor. Beni en mutlu eden anlar, Ipek’in veya Defne’nin zor karar anlarinda dogru seyleri yaptiklarini gormek. Iste o zamanlarda emeklerimizin karsiligini aldigimizi farkediyorum. Onlara iyi geceler dilerken yataklarinin basinda yaptigimiz sohbetlerin ne kadar onemli oldugunu goruyorum. Birlikte kitap okumanin, veya her gece en az yarim saat suren hikaye anlatma rutininin gorunmez baglarla bizi birbirimize bagladigini, cocuklarimizin gelisiminde boylesi basit rutinlerin nasil buyuk farklar yaratabilecegine sahit oluyorum. Buyuk gurur duydum; cok mutlu oldum. Odulden ziyade Ipek’in “stand out of crowd” dedikleri seyi basardigi icin cok sevindim. Ust uste gelen 2. siir basarisi bu. Iste bu onun uzerine basacagi basamagi; onu cesaretlendirecek, kendini iyi hissetmesine yardimci olacak ve daha iyisi icin ugrasmasini saglayacak. Hepimizin hayatimizda boylesi elevation lara ihtiyacimiz var.  Dilerim hepimizin yoluna boylesi kendisi ufak ama motivasyon verici gucu yuksek guzellikler cikar.

Aferin benim canim kizim, seni cok seviyorum. Bana en guzel anneler gunu hediyesini verdin.

Hidirellez 2018

Yeni bir hafta basliyor. Kimbilir kimler ne guzel haberler alacak; kimbilir hangimizin umutlari tazlenecek ve coskuyla uyanacagiz yeni gune.

Hidirellez geldi, gecti. Gul agaci bulamadim bu sene. Evimdeki minik pembe cicekler acan saksinin dibine gomdum dileklerimi. Oteki yillardan biraz daha farkli olarak somut degil soyut seyler istedim daha cok. Bazen dileklerimin gerceklesmesinden korkuyorum. Cunku arkasindan ne dileyecegimi; ne isteyecegimi bilmiyorum. Bir arkadasimin dedigi gibi: “Hic bir sey istedigini elde etmek kadar hayal kirici degildir.”

Bu yuzden dilekdiklerim, sahip oldugumuz seylerin degerini fark etmek uzerineydi. Kiymet bilirlik, sukur duygusu icinde yasamak ve yasama sevinci diledim bu sene.

Kucukken anneannemin anlattigi bir masal vardi. Ayse ile Fatma adinda iki kiz kardes varmis: Ayse mizmiz; agzinda sinekler ucan, tembel, huysuz, cirkin… Fatma ise guzeller guzeli, caliskan, hop hop deyip dagi dagi uzerine koyan cinsten, gulec, iyi kalpli … Sonra bunlarin kaderini merak eden birisi uzun bir yolculuktan sonra bir magara agzina gidiyor ve bunlarin kaderini disari cagiriyor. Uzun bir sure seslendikten sonra magaradan yine birbirine zit iki karakter cikiyor. Sonra da ogreniyoruz ki, Ayse’nin kaderi megerse cok guzlemis. Caliskan, iyi kalpli Fatma’nin kaderi ise cok kotuymus.

Ninem bana ne anlatmak istedi hala dusunurum. Neresinden baksan tutulacak yani olmayan, sut gibi saf beyinleri kisadevre yaptiracak cinsten bir masal. Ama gelin gorun ki bende yer etmis, bunca seneye ragmen unutamadigim bir “haket” olmus bu.

Ne kadar ugrasirsan ugras; alin yazini degisteremezsin mi diyor acaba? Cok iyi birisi olsan da kaderin kotu yazilmissa suruneceksin mi diyor? Beceriksiz, cirkin ve mizmiz kisiler bazen cok iyi hayatar yasarlar; bunu gorunce sasirma, kisakanma her sey kader, dusuncesini mi ekmeye calisti kafama? Valla hic anlamadim. Hatta bazen masaldaki kisi ile kendini ozdeslestirir ya kisi. Ben kendimi hangi karakterle ozdeslestirecegimi dahi bilemedim. Ancak bu masaldan soyle ya da boyle kendi capimda bir anlam cikardim. Ayse ile Fatma aslinda ayni kisi. Hayata hangi pencereden baktigima bagli olarak iki farkli kader goruyorum. Kendi kaderim de kendi hikayemi nasil anlattigima bagli.

 

Burdaki hayatin resmini iki sekilde boyayayabilirim. Buranin soguk havasindan sikayet edip geride biraktigim meslegimi, evimi ve arkadaslarimi ozleyerek hayiflanabilirim. Kontrat bitince sap gibi ortada kalacagiz diye karamsarliga kapilip, “azicik asim, agrisiz basim” gunlerimize yazik ettik diye yana yakila dolasabilirim. Karsilastigim her guzellige, Avustralya’da bu daha guzeldi diye b.k atabilirim.

Veya sesimi kesip, yeni dunya, yeni hayat diyebilirim. Uyanan baharin, koyu yesil cimenlerin, cesit cesit kus seslerinin keyfini cikarabilirim. Bu gokyuzu ayni gokyuzu deyip; kendimi evimde hissetmem icin 5 yilin gecmesini beklemeyebilirim. Kemal’in icinde uyanan ogrenme, kesfetme, ilerleme ve calisma azmini hayranlikla izleyip ondan ornek alabilirim. Hep ozlemini cektigim bos zamanimi anlamli, kaliteli aktiviteler ile doldurabilirim.

Hani dedim ya, “Hic bir sey istedigini elde etmek kadar hayal kirici degildir.” Hayatim boyunca en cok istedigim sey kendimle basbasa kalacagim zamanimin olmasiydi. Oldu, simdi oyle kalakaldim. Ne yapacagimi pek bilemiyorum, o odadan o odaya gidiyorum. Bir ise girisiyorum, iki dakika sonra o isi yarim birakip baska bir sey yapmaya basliyorum. Alakasiz zamanda alakasiz miktarda yemek yapiyorum. Bir kitaptan iki satir okuyorum, ama okurken gozum bilgisayarda, kalkip internete giriyorum ama internette dolasirken bir fincan kahve ile balkonda oturmanin hasretini yasiyorum filan. Karmancorman oldum.

Ama biliyorum ki bu da gececek. Bir nehire dustugun zaman don’t fight with the water; float with the water. Birazcik zaman…

O yuzden Hidirellez dilegim, ona da buna da sahip olmak degil, huzur. Kafa rahatligi, dinginlik, sakinlik, guzellikleri gorecek goz, yediginin keyfine varacak agiz tadi, can sagligi. Maymun aklimin  azicik efendi olmasi!!!

Hepinizin dilekleri kabul olsun.

Nereye giderseniz gidin, huzurla, bereketle ve sihattle gidin.

Churchill basariyi soyle tanimlamis: “Success is the ability to go from one failure to another with no loss of enthusiasm.”
“Başarı hezeyandan hezeyana istekte bir azalma olmaksizin gidebilme gucudur.”

Dun izledigimiz bir filmden aklimda kalan sozlerdi bunlar.

Umarim her sey yolundadir! Gocmenlik planlariniz tikirinda gidiyordur.

Okulda yapilan bir oylamada Ipek’in siiri en guzel siirler arasina girdi ve Arbor Day’de Ipek siirini Mayor’in onunde okudu.  Bugun bu yuzden kizlarin okuluna gidip Arbor Day kutlamalari torenlerine katildim. Arkasindan eve gelip Ebru yaptim. 10 dakika sonra cikip ebru malzemeleri ile kizlarin okuluna gidecegim, orada 5th grade hangout aktivitesine ogrencilere gonullu olarak ebru yaptiracagim.

Ipek yorum yazmis siteye, demek ki siteyi takip ediyor. O zaman burdan da soyleyeyim. Seninle gurur duyuyorum kizim. Okunmasi keyifli, anlamli ve kulaga cok hos gelen seyler yaziyorsun. Senin yazdiklarini okumak harika!

The Story Of A Splendid Seed

 

On a breezy summer morning, a tiny seed drops.

It falls down, with a plop,

Like a raindrop.

 

It stays that way for a while,

The sun warms it with an enchanting smile,

 

Then a dog looks for its’ junk pile.

The baby tree stays immobile.

The dog races toward the seed,

It increases it’s velocious speed

It rushes and races, knocking down weeds,

It digs to look for the bone it buried,

Spattering dirt all over the weeds

That shelter the helpless, little seed.

 

The weeds are wrecked, the seed is smothered,

Then slowly, one after another,

Raindrops send the dog running for cover.

 

They moisten the dirt and turn it to soil,

They embroil the seed,

Up from the ground,

With soil to surround it,

Trees abound it,

With nothing to down it,

The seed works past mounds.

 

When it grows into a tree,

What a lovely one it’ll be!

I can imagine hives and bees,

On that wondrous beauty.

Maybe I’ll build a house in that tree,

And up there, I might have afternoon tea!

 

-İpek Yılmaz

Nisan 2018

 

Nature Center

Bugun Defne’nin sinifi Nature Center’e geziye gitti. Ben de gonullu anne olarak katildim onlara. Buraya has kus turlerini bize anlatan cok eglenceli bir amca esliginde 40 dakika filan karli bir ormanda yuruduk. Kipkirmizi olan kardinal kusunu ogrendik. Gogsu kirmizili Robin’i  ve kucuk ama tam bir bas belasi olan bluejay kusunu gorduk. Amca bana organik tavuk ve hindi yumurtasi hediye etti. Kendime kulaklari ve agzi da yapatan kurklu bir baslik ve extreme havalar icin dayanikli bir eldiven almistim bu yuzden hic usumedim disarida. Eglencli guzel bir gundu. Eve geldigimde migrenim kalkmisti ama (sanirim karin beyaz parlakligindan). Oglen 2 saate yakin uyumusum, cok iyi geldi. Sonra kizlari okuldan ben aldim ve Ipek’i keman dersine goturdum. Gectigimiz hafta sonu secmelere girdi, bilmiyorum anne bence kotu caldim, herhalde secilemem. Birkac kere yanlis yaptim ve tekrar tekrar basladim calmaya filan dedi. sonucta bilmiyoruz ne olacagini. Haziran’da sonuclar aciklanacakmis. Binlerce cocuk girmis secmelere. Sonra Ruby Tuesday’da aksam yemegi yedik (Hint: Sali gunleri kids eat free) ve eve geldik. Linkedin profilimi duzenlemekle ugrastim biraz. Sonra da sizleri cok ihmal ettigimi dusunup biraz yazmak istedim.

Hayat nasil gidiyor diye soracak olursaniz, EKG gibi bir gun dipte bir gun tavandayim. Burayi bir gun seviyor, bir gun nefret ediyorum. Duygularim biraz durulsun diye de aklimdan gecen her seyi yazmiyorum. Biliyorum cunku, gocmenlik psikolojisi, hersey zamanla iyi olacak, buraya da alisacagim…

Youtube

Arkadaslar Youtube’a video koymaya devam ediyorum. Son olarak Madison’a ogrenci olarak gelecek bir arkadasin sorularini cevaplamaya calistim. Link burada: https://www.youtube.com/edit?o=U&video_id=s6Pwb_R6cf8

Bir de tavsiyeler uzerine kanalda Amerika ismi gecsin diye bir degisiklik yaptim. Yeni adimiz Amerika’da yasam.

 

Mum, sometimes when I watch a show or something on TV and someone gets angry. I get to think that it is my fault. But I know it is not.

Defne soyledi bunlari. Az once. Bir bicak gibi saplandi sozleri yuregime.

Onu cok iyi anliyorum. Oldukca yaygaraci ve ufak tefek kavgalarda cadi gibi olusundan ama is ciddiye binip de gercekten onemsenecek birseyler oldgunda bir anda pisiriklasip sessizce kosesine cekildiginden…

Ben de aynen onun gibiyim. Herseyin benim sucum oldugunu dusunurum.

Soylediklerime ve yaptiklarima cok dikkat etmem lazim. Bu berbat duygu yuva yapmadan kizimin icine ondan kurtulmamiz lazim.