Archive for Vesile

Arkadaslar

Yunan bir arkadasim Trades of Hope sirketi icin calisiyor. Fakir ulkelerdeki ihtiyac sahibi kadinlari resmen evlat edinir gibi sirketlerinin bunyesine aliyorlar, onlarin urettigi el emegi goz nuru urunleri getirip burada satiyorlar. Charity’den ziyade kadinlarin guclendirilmesi, kendi ayaklari uzerinde durmalari icin kurulmus, oldukca kapsamli calisan profesyonel bir sirket Trades of Hope. Arkadasim da daha fazla insana sesini duyurabilmek icin benim evimde bir tanitim partisi yapmak istedi. Seve seve kabul ettim, tanidigim veya cok az tanidigim butun arkadaslarimi 28 Subatta evimde agirlayacagim. Davetli listesi olustururken bir sey farkettim. Wisconsin’de yaklasik 100 tane birlikte zaman gecirmekten hoslanacagim kadin var hayatimda. Bu beni acayip mutlu etti!

Cevrenin ve dostlarin insanin ruhsal sagligi uzerindeki etkisi her firsatta vurgulaniyor. Zaman zaman zor gunler gecirsek de sanirim dostlarimizla birlikteyken bunlarin ustesinden gelmek daha kolay oluyor. Bu tanitim partisi aslinda bir bahane, sadece bir gercegi daha net gormeme, arkadaslar yonunden ne kadar sansli oldugumu hatirlamama vesile oldu.

Avustralya’daki dostlarimizla bazen bir bardak cay ve kisir, bazen bir fincan Turk kahvesi bazense bira ve patates kizartmasi esliginde hasbihâl ettigimiz gunleri hep minnet ve mutlulukla aniyorum. Sanirim hayatimda biriktirdigim en degerli hazinem dostluklarim.

Uzaktaki-yakindaki butun dostlarima selam ediyorum…

Hastalik sezonu

Butun dunyada oldugu gibi, Coronavirus burada da endise yaratiyor. Wisconsin’de Cin’den gelen 6 universite ogrencisi supheli bulunup saglik taramasindan gecirilmis. Haberlerde uyarilar yapiliyor, kimseyi dislamayin, Cinlilerden kacmayin diye. Bizim okulda calisan bir arkadas da gecen gun bu konudan bahsederken, su Ciniler ne pis millet, her sey onlardan cikiyor, dedi. Bir azinlik ve gocmen olarak bu soyledigi soze cok icerledim. Kalabalik nufusu oldugu icin boyle dedim ama cok da bozuldum. Neyse iste, ayak ustu iki dedikodu yapalim boyle.

Gelelim vergilere. Vergi iadesi donemi acildi, kazandigim paranin ne kadar az oldugunu vergi iadesi formunda bir kere daha gordum, iyice sinirim bozuldu. Bir yilda GROSS Earnings’im $14.500. Gunde 5.5 saat calisiyorum. Saati $16 dolardan boyle bir seye denk geliyor yani. Isin kotusu okullar kapali oldugu zamanlarda asistanlar da calismiyor dolayisiyla yaz tatilinde para kazanmiyoruz. Butun hayatim bir film seridi gibi gozumun onunden geciyor. Aldigim egitimler, kendimi parcaladigim ogretmenlik gunler, vs vs. Ister orta yas bunalimi deyin, isterseniz var olus krizi, bu aralar hayatimin anlami konusunda kafam cok karisik. Kendimi ise yaramaz hissediyorum. Ote yandan ise yarar olmak icin para kazanmak gerekmedigini de biliyorum ama ne bileyim herseyin para ile olculdugu cokca kapitalist bir ulkede az maasli bir iste calismak gercekten sinir bozucu.

Deprem

Elazig’da deprem olmus. Teyzem orada bir arkadasini ziyaret ediyordu, kaldiklari binada catlak var, bu gece arabada yatacaklar. Urfa’da da kotu hissedilmis, kardesimin hastanesinde koroner yogun bakim odasinda catlak var. Kuzenimin evindeki esyalar raflardan dokulmus. Cekmeceler acilmis. Insanlarin odleri patlamis, sokaklara dokulmusler.

Bir bakarsin roket dusmus, bir bakarsin deprem olmus, bir bakarsin domuz gribi, sokaga cikarsin bomba patlar, evde kalirsin dogazgaz zehirler, arabaya binsen trafik kazasi, kalabaliga karissan uyuz salgini, maganda kursunu, mahalle baskisi, taciz, tecavuz…

Burasi iyi. Uzak, soguk, bazen yalniz ama kelle koltukta degil

Yine de Allah buyuktur, kim bilir kim ne zaman gidecek, yazdiklarima alinmayin. Sadece uzuluyorum ulkemin haline…

Anadolu

Bu akşam Ahmet Arif dinlemeye daldım. Google Home’dan yükselen tanıdık sesi sanki çok uzaklardan gelen bir misafir gibi doldurdu mutfağımı. Amerika’da 2. yılımızı daha yeni doldurduk. Facebook bir yandan anıları hatırlatıyor, Avustralya’daki fotoğraflarımızı olur olmaz önümüze çıkartıyor. Dostluklarımız, farklı coğrafyalardaki evlerimiz, yaşadıklarımız, yaşayamadıklarımız… Ne mutluyum ne de mutsuz, tarifi zor bir duygu bu. Sadece çok renkliyim!

ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu’yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri…
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda…
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

Okuldan

Bizim okulda calisan toplam 8 learning assistant vardi. 3’u ayrildi ve simdi yerlerine birilerini bulmak bayagi zaman aliyor. Kalanlarin is yuku cok artti ve gunlerimiz cok dolu dolu ve yogun geciyor. Ikinci ebru kursum (Facebook’taki grubumu -Marbling Art, Ebru-takip edenler ilki ile ilgili detaylari bilir) Subatin ilk haftasinda baslayacakti ama mudur, su anda eleman yetersizligi oldugu icin kursu ertelememi istedi. Ben de Nisan ayina aldim.

Kemal’in de bankasinda birkac ay once buyuk bir isten cikarma oldu.Faiz artirimi olmadigi icin bankanin karliligi dusmus ve onlem olsun diye cok sayida calisani isten cikartmislar. Cok sukur piyango bize vurmadi, Kemal hala calisiyor ama onun da isleri cok artti. Adamin gecesi gunduzu kalmadi calismaktan.

Bugun islerin guclerin arasinda kamyon tuttu gidip masalari ve su snow plower’i alacak. Is bu aleti almakla bitmeyecek, bir de bunun temizlemesi var ve yarin yeniden kar yagacak! Turk’un karla imtihani! Ne bitmez cileymis bu arkadas. Karli memlekete tasinmadan once iki kez dusunun…

En yakin arkadaslarimdan birisi NJ’ye tasiniyor. Esi orada is bulmus. Biz de Kemal ile konustuk. Bu kalalim mi gidelim mi mevzusu artik yilan hikayesine dondu. Cocuklar kalmak istiyor. Kemal gitmek istiyor. Ben korkak, ne dusunecegimi bile bilmiyorum. Kendimi yatistirmaya calisiyorum. Kafamin icinde ucusan kuslarin sakinlesip dallarina tunemesi icin dusuncelerimi yavaslatmaya calisiyorum. Birkac yontem buldum, sizinle paylasacagim. 🙂

Snow Plower

Dun okuldan cikinca hastaneye arkadasi ziyarete gittim. Sonra Kemal aradi. Home Depot’dayim, kar kureme makinasi aliyorum benim arabaya sigmadi, sen gelir misin dedi. Benim arabanin koltuklari yatiyor ve bagaji daha genis. Gittim ama benim arabaya da sigmadi. Home Depot calisanlari buradan bir kamyon kiralayin dediler, 75 dakikasi $20. Tam Kemal iceriye gidip kiralayacakti ki ben dur bi dakika dedim. Biz gecen hafta Government Surplus Auction’a girmistik. Benim okul genis masa satiyordu, ben de onlari ebru derlserimde kullanmak icin almak istedim. Teklif verip kazanmistik acik artirmayi. 10 is gunu icinde o masalari (8 tane filan) School District Office’den almamiz gerekiyordu. Zaten masalar kocaman, madem kamyon kiralayacagiz bu makinayi goturmek icin , yarin kiralayalim, hic olmazsa o masalari da tasiriz dedim. Kemal istemeye istemeye razi oldu. Eve geldik, Kemal’in arabasi kara saplandi. Adamin canina tak ettigi noktaydi artik o an. Eline kuregi alip giristi. O hirsla yaklasik 2 saat boyunca -8 derecede garajin onundeki karlari kurekle temizledi. Sabah fena bir sirt agrisi ile kalkti. Omuzu ve kolu tutulmus, cok kotu.

Kar yuzunden

Bazen cizgi filmlerde olur ya oyle bir doverler bir zavalliyi. Tokatin biri bir taraftan gelir digeri diger taraftan. Dayaktan gozunu acamasin. Ne oldugunu anlayamazsin bile. Minesotta’dan geldigimizden beri oyle bir haldeyiz. Hayat son birkac gundur cok fena dovdu bizi. 

Anlatayim:

Gecen sene 21 Ocak’ta biz evimize tasindik. Yilin en karli gunu idi ve 10 santime yaklasan kar vardi. Esyalari eve tasiyan kamyon, driveway’a giremedi kardan. Apar topar bir kar kureyici bulduk, universite ogrencileri, gencten birileri bir kamyonlari var filan, gelip kari temizlemeleri icin anlastik. Bunlar her kar yagdiginda geldiler, toplam 11 kere filan geldiler 1 yil icinde. Her temizlik $40. Biz bekliyoruz bekliyoruz fatura gelmiyor. Normalde email ile veya posta ile faturayi gonderiyorlar. Bunlardan ses seda cikmiyor. Neyse aradan bir yil gecti. Bir aksam saat 9’da kapimiz calindi. Genc bir cocuk dedi ki biz bu evin kar temizligini yapiyoruz ama faturayi odemediniz. Biz de dedik bize herhangi bir fatura gelmedi. Neyse email adresini kontrol ettiler, yeniden gonderdiler faturayi ve biz de ceklerini gonderdik.Sonra bu kisa gezimize ciktik. Bir geldik ki ne gorelim, ev resmen kara gomulmus! Sokaklari temizleyen kamyon da gelmis, yolu temizlemis  ve bizim evin giris cikisi iyice karla kaplanmis. Diz boyu kar var. Eve zar zor girdik. Kemal bayagi sinirlendi. Kar kureyicilerinin telefonu yok. Onlara mail atti, cevap yok. Yoldan geldik, yorgunuz, Defne’nin orkestra pratigi var, esyalari bosalttik arabadan sonra onu alip calismasina goturduk. Araba kara saplana saplana girip cikiyor garaja. Bu arada sokaklar tertemiz, sadece insanlarin bahceleri ve garajlarinin onu karla kapli. Bizim de sokaktan garaja dolanan ve temizlenmesi gereken yol toplamda 200 metre filan. Kemal Defne’yi calismasindan almaya gitti. Bekle bekle gelmiyor! Biraz sonra telefon acti. Meger bir arkadasin evine gitmis, kar kureme makinasini odunc almak icin. Makina da bizim arabaya sigmamis. Arkadas kendi arabasina yuklemis ve gidelim birlikte temizleyelim iki dakikada demis. Adamcagiz tam bagajin kapisini kapatirken ayagi kaymis ve ayak bilegi iki yerden kirilmis. Arkadasi acile goturuyorum dedi telefonda. Dun ameliyat ettiler arkadasi. Kendisi de anestezi doktoru, calistigi hastanede ameliyata alindi. Dun gittim ziyaret ettim hastanede. Her ne kadar gorunmez kaza bu sizin kabahatiniz degil deseler de biz cok mahcup olduk ve cok uzulduk.Kafamizda gri bir bulut ile gezip duruyoruz. Hayatin attigi diger tokatlar daha hafif cok sukur, onlari da zaman bulunca anlatacagim

Minessota

3 gunluk Minessota gezimizden dun aksam donduk. Hem otel hem de Big ticket denilen bir etkinlik kuponunu birlikte paket halinde almistik. 4 kisinin 3 gece kahvalti dahil otel konaklamasi ve etkinlik bileti 660 dolar civari tuttu. Bu etkinlik biletinde 6 yere giris hakki var.

1- Nickelodeon Universe : Amerika’daki en buyuk indoor eglence parki. Sizi havaya atip savuran onlarca cesit ride, luna park gibi bir yer iste. Cocuklar eglendi, Kemal ile ben birkac ride’dan sonra iyice afalladik. Yas ilerleyince o kadar sarsinti iyi gelmiyor kafaya anlasilan. Big ticket alirsan all day unlimited rides wristband veriyorlar.

2- Game works: Dev bir atari salonu ve restoran dusunun. Cesit cesit video oyunlari, jetonlu oyunlar, air hockey masalari, VR , falan filan dolu. Big ticket ile 3 saatlik kart veriyorlar, hangi oyunu oynamak istersen gidip oynuyorsun. Yine bolca gurultu, isik, hareket!

3- Fly Over America: Daha once planetarium a gideniniz olmussa bilir, ordaki gibi kure seklinde dev bir ekran var. Sizi bir koltuga oturtuyorlar. Sonra her yer karariyor ve ekranda Amerika’nin havadan cekilmis goruntuleri esliginde koltugunuz ucmaya basliyor. Sanki motorsuz ucakla Amerika’nin uzerinden ucuyormussunuz gibi bir his veriyor bu ucus. Benim en cok begendigim yer burasi oldu. Ortami daha gercekci kilmak icin ruzgar, su, koku, hareket filan da kullaniyorlar. Yani tarlanin uzerinden gecerken ortam cimen kokuyor, deniz uzerinde gecerken uzerinize su puskurtuyorlar filan.

4- Minessota Zoo: Hava bayagi bir soguktu, o yuzden hayvanat bahcesinin kapali ve yari kapali bolumunu gezdik. Butun hayvanlar mutsuz, depresif ve zavalli gorunuyorlardi, icim sizladi.

5- Sea Life: Mall of America’nin icindeki bir akvaryum. Hayatimda ilk defa sea anemone’lerine dokundum.

6- Crayola Experience: Crayola boyalari tarafindan duzenlenmis muzeye benzeyen eglence mekani. Boya kalemi ve pastel boya ile ilgili onlarca interaktif istasyon var. Boya eritme, animasyon, oyuncak yapma, duvar boyama, kendi crayola etiketini basma, kendi boyama sayfanin kahramani olma vs. Ipek ile Defne begendiler ama seneye gelseydik buyuk ihtimalle cok cocuksu bulurlardi.

Bir de big ticket ile Mall of America icin bir coupon book var, onu veriyorlar. Alisveris merkezindeki magazlarin bazilari kampanyalar yapmis, bir alana ikinci yuzde elli indirimli gibi, kupon kitabini 10 dolara satiyorlar. Big ticket alirsan icinde 4 tane de kupon kitabi geliyor.

Yol 5 saat surdu. Tam otele girdik, arkasindan bir kar firtinasi basladi. Sabah arabanin camlari buz donmustu, yarim saat calistirdik arabayi, hala cozulmedi. En sonunda mecburen sicak su dokmek zorunda kaldik on cama. Bizim zamanimizin yuzde doksani Mall of America’da gecti. Zaten her dukkanda 10 dakika harcasan toplam 87 saat suruyormus orayi gezmesi. Yani gorecek cok sey vardi. 3 gun iyi oldu. Bazi indirimler yakaladik, birkac parca seyler aldik ama magazalar genelde her yerde olan magazalar. Biz kizlarla zaman gecirdigimize sevindik. Otelde de havuz ve whirlpool vardi, oraya gittik. Arada bir iyi oluyor boyle kacislar. Biraz yorulduk, bugun ise baslamak bana cok zor geldi ama hayat gecip gidiyor. Sen ona renk katmazsan her gun birbirinin aynisi.

Weiz diye bir uygulama var, yolda onu kullandik. Polismis, yoldaki cukurmus, trafik kazasiymis, hepsini bildiriyor.

Mall of America’yi gezerken kendimi cok rahat hissettim. Demek ki yabancilik duygum yavas yavas siliniyor, ne aksanimi anlamayan ne de nerelisin diye soran oldu. Ne de ben millet ne dusunur, acaba yaptigimiz bir sey goze batiyor mu su anda diye tedirgin oldum. Kisacasi birazcik reflection yaptim ve fark ettim ki ya ben gocmenlige alisiyorum ya da Amerika Avustralya gibi degil. Kim kime dum duma bir ulke! Neysen osun, kimseyi takmak zorunda degilsin. Gorunmeyen ama hissedilen bir toplumsal baski, beklenti yok. Bunun kotu yanlari da var tabi ki ama ben simdilik bu duygunun keyfini surmeye karar verdim.

  
Size bu satırları 4O yaşımdan yaziyorum. Gecen gun girdim, o kadar istekli değildim ama fena da degilmis. Bir sayfanın kapanıp diğerinin açılması gibi cok belirgin bir fark olmasa da 40’li yaslarda olmak guzel bir sey sanki. Hep aklinda olan seyleri yapmak icin zamaninin , gucunun ve imkanlarinin ucunun birden olabildigi nadir bir donem sanirim.  Bakalim ben nasil geçireceğim bu yaslari. 


Wisconsin’e kis geldi. Bugun hissedilen -18 derece. Yasadigim her yerde ve her anda guzel bir seyler bulmaya calismak benim 2020 hedefim. Avustralya’dan buraya geldigimizde cocuklarin okyanustan, parklardan, o guzelim plajlardan uzak kalmalarina cok icerlenmistim. Aradan iki yil gecti, gecen gun arabada Ipek bana dedi ki anne kayak yapmaya bayiliyorum. Hayatimda yaptigim en eglenceli sey! Simdi kulaginiza havali filan gelmesin, aciklayayim. Ipek’in okulunda Ski and Snowboarding club diye bir kulup var. Ogrencileri yilda 5 kere filan toplayip okul otobusu ile bir kayak merkezine goturuyorlar. Kayak yapmayi bilmeyenler ders aliyor, bilenler de seviyelerine uygun parkurlarda kayak yapiyorlar. Gece 10:30’a kadar suren bu etkinlikte cocuklar sinif arkadaslari ile birlikte egleniyor. Ipek de bu yil ilk defa bu kulube yazildi. Iyi ki de yazilmis. Biz anne-babasi olarak kar ve soguktan pek hoslanmasak da Ipek pek takmiyor. Sabah erkenden disari cikip buz gibi havada otobusu beklemeyi seviyor. Sanirim cocuklar doga ile baglanti kurmanin kendilerine has yollarini buluyorlar, hangi cografyada yasarlarsa yasasinlar. Uzun lafin kisasi, artik uzulmuyorum, geride kalan yillara tesekkur edip – Ipek’in bana hatirlattigi gibi-  icinde bulundugumuz yerin olanaklarina odaklanma zamani! Ben kayak yapmiyorum ama kizlarimi eglenirken gormek guzel.
Tubing denen bir sey varmis, onu cok merak ediyorum ama. Bildiginiz kamyon tekeri gibi buyuk birseye oturup tepeden asagi kaymak, tubing. Eger tubing’e gidersem size resimlerini gosteririm. Eglenceli bir seye benziyor.
Siteyi yeniden ayaga kaldirmak biraz zaman alacak. Biliyorum okuyanlarin cogu Avustralya’ya gocmeyi dusunenler… Ama farkettim ki yazmak benim terapim. Ne goc hikayesi, ne baska sehirde bir hayat kurmaya ilişkin ipuçları, ben hayatimi yazarak rahatliyorum.Paylastiklarimdan belki faydasi dokunacak bir seyler cikar ama temel amacim artik sanki faydali olmaya calismak degil, kendi ruhumu sakinlestirmek, dinginlestirmek ve aklimdan ve kalbimden deli gibi gecen dusunceleri yatistirmak.  

Yaz geldi

Sonunda gunesle uyanip uzerimize ceket almadan ciktigimiz gunler geldi. Ama simdi onceki aylara bir flashback yapayim.

Mayis ayinda Defnosumun dogum gununu kutladik. Eve 6 arkadasini cagirdi, gece yatili parti yaptiktan sonra sabah onlari bir trampolin parkina goturdum.

Haziran’da da Iposumun dogum gununu kutladik. Yine ayni sekilde yatili arkadas cagirdi ve seramik boyama atolyesine gidip seramik boyama aktivitesi yaptilar.

Cocuklara dogum gunu hediyesi bisiklet aldik. Bu arada kizlarin ikisi de MYSO’ya (Milwaukee Youth Symphony Orchestra) secildi. Cok mutlu olduk.

Mayis ayinda Fox-Brook parkta buyuk bir Turk piknigi duzenlendi. Bir cok insanla tanistik. Cocuklar da kaynastilar, oynadilar. Yine Mayis ayinda Skokie diye bir yerde kultur festivalinde halk oyunlari oynadik. Yagmur yagdi, izleyiciler kacisti. Iyi de oldu cunku ben adimlarin cogunu sasirdim:)

Haziran ayinda okuldaki ogretmenlerimize ve bir kutuphanede ebru kursu verdim. MIAD diye buradaki buyuk bir sanat okulu ile gorustum, orgun egitim programi icin ebru kursu acacagiz. Ekim sonu baslayip 6 hafta surecek kurs her cumartesi olacak. Alice’s Garden diye bir community Garden’da dun bir ebru gosterisi yaptim. Burada bir ilkokulda misafir sanatci olmak icin basvuruda bulundum, eger kabul ederlerse bir hafta boyunca okuldaki butun ogrencilere ebru yaptiracagim.

10 gun sonra Turkiye’ye gidiyoruz. Hazirliklara basladik. Bavullar, hediyeler vs. Kemal bize bayramda katilacak. Sonra Kemal’in kardesi ve ailesi ile birlikte Mersin Gulnar civarinda bir otelde 1 hafta tatil yapacagiz.

Burada 4 Temmuz’u ilk defa kutladik. 4 gunluk uzun bir hafta sonu oldu. Onbinlerce kisinin geldigi bir havai fisek gosterisi oldu, biz yer bulamadik o yuzden Milwaukee limaninin oldugu yere gidelim, azicik karsidan izleriz havai fisekleri dedik. Sans o ki, gittigimiz yere oyle bir sis coktu ki burnumuzun dibini bile goremedik. Buruk bir sekilde eve geri donduk. Neyse ki ertesi gun yine havai fisek gosterisi vardi. Bu defa da bizim evin yakinlarindaki bir parkta idi. Sandalyelerimizi alip piknige gittik parka. Sivrisinek disinda bir sikayetimiz olmadi. Bir de havai fisek artiklari uzerimize yagdi, gozumuze barut kalintilari filan kacti ama bunlar hep tecrube, seneye gosteriyi daha uzaktan izlememiz gerektigini anladik hic olmazsa.

Sonraki gun 1 saat uzaklikta Lake Geneva diye bir yere gittik. Cennetin yer yuzundeki adi olsa gerek. Golun tam kiyisinda 20 mil suren incecik bir patika var. Milletin evinin bahcesinden geciyor ama sehrin kuraliymis diye kimse bu patikada yuruyenlere bir sey demiyor. Nasil evlerin onunden gectik, anlatamam. Resmen malikhane, sato ve saray gibi evler ve bahceler , cicekler, peyzaj,her evin kendilne ozel iskelelesi, park edilmis botlari….. hayranlikla izledim her seyi , agzim acik kaldi. Benim zengin olmakta, parada pulda gozum yok ama o evleri gorunce vay be dedim, hayatimda ilk defa cok zengin olmak istedim. Cocuklar golde yuzduler, bisikletlerine bindiler.

Urban Ecology Center’dan 6 kisilik cadir, uyku tulumu, sirt cantasi , kamp tencere takimi vs odunc alip kampa gittik cumartesi gunu. Her isi planlamak, organize etmek bana kaliyor diye biraz gicik oldum ve evdeki herkese cattim. Sonra da bastansavma bir hazirlik yaptim. Yumurta hasladim, peanut butter biskuvi filan alip yola koyulduk. 2 saat gittik. State parklara girebilmek icin 28 dolarlik (yillik) bir araba stickeri aliyorsunuz. Sonra da kamplar icin gecelik 16 ila 20 dolar arasinda odeme yapiyorsunuz. Ilk gittigimiz kamp, Governer Dodge State Park doluydu, oraya yakin Tower Hill kampina gidip cadiri kurduk. Kamp yerimiz bir dut agacinin alti idi. Bunu iyi bir isaret olarak algiladim, mutlu oldum. Cadiri ailecek kurduk. Defne, “Mom I am pretty proud of us that we set up that tent! ” diye iyi is cikardigimizi soyledi. Sonra diger parka gidip selale, kanyon, gol gezdik. Harika bir tecrube idi. Kizlar yuzduler, biz de etrafa baktik. Ati ile gelenler icin ozel bir kamp alani bile varmis. At yuruyus alanlari, bisiklet parkurlari, tirmanis parkuru , yuruyus patikasi vs. herkes icin bir yer var. state park konusuna daha cok egilmeye, daha cok arastirma yapip daha hazirlikli gitmeye karar verdik. Gece yataken dallar belimize, oramiza buramiza batti ve biraz da creepy hiseettik ama yine de guzeldi. En erken yatip en gec kalkan Defne gozunu acar acmaz MOM WE MADE IT diye sevincle bagirdi. Kemal iyi uyuyamadigi icin ertesi gun basi agridi butun gun. Spring Green diye bir kasabaya gidip sirin bir cafede kahvalti yapip Smokey Hollow diye ozel bir kamp alanina giris yaptik. Orada da kizlar yuzduler, sisme su oyuncaklari ile oynadilar, Kayik gibi bir sey verdim Defne’ye; yavrum inmeye calisirken kayik ters donup kafasina gum diye vurdu. Defne bir yandan derin yerden sig yere ulasmak icin yuzmeye calisiyor, bir yandan da salya sumuk agliyor. Ipek -ergenlikten olsa gerek- biraz kapris yapti. 12 dolarlik dize kadar uzanan kalin bir corap gordu, biz almayinca da soyledip durdu. Siz hic para harcamayi sevmiyorsunuz, hep sizin istediginiz yerlere biiz goturuyorsunuz, biz su parkina gitmek istiyoruz, yuruyus yapinca cok yoruluyoruz falan filan. Sonra suya girince sustu. Golde kurbaga yavrusu topladilar.

Cocuklari ve arkadaslarini dun sinemaya goturdum , spiderman izledik. (Sali gunleri butun biletler $5), yatak gibi olabilen dev ve son derece rahat koltuklar cok keyifliydi. Yarin da komsu cagirdi, kitap kulubu icin 15-20 kitap onerdim, onunla ilgili konusacagiz.

Simdilik hayat boyle, iyi kotu akip gidiyor. Wisconsin guzel bir yermis. arastirdikca, yasadikca insan guzelliklerin farkinda oluyor. Soguk kis gunleri gelmeden elimizden geldigince ani degerlendirmeye calisiyoruz.

Kendinize iyi bakin, sevgiler