Archive for Vesile

Haberler

Cocuklarimizin bagli bulundugu egitim mudurlugu bu COVID19 yuzunden her cocuga (hic bir sart aranmaksizin) bedava oglen yemegi hizmeti veriyor. Isteyenler sisteme giris yapiyor ve belirlenen 2 okuldan birisine gidip cocuklari icin paketlenmis lunch’lardan aliyor. Sanirim arabadan inmeye gerek kalmadan paketi size getiriyorlar.

Trump bir relief odemesinden bahsediyor. 4 kisilik bir aile icin $3000 a kadar cikabilen bir miktar soz konusu. Ailelere cek olarak gonderilecekmis bu miktar diyorlar ama dogru olamayacak kadar iyi geliyor kulaga. Ne kadar gercekci bilemiyorum. Bir de sadece vatandaslara mi yoksa herkese mi odeme yapacak orasini da bilmiyorum.

Avustralya’da evimizi satmak icin emlakciya bir miktar para gonderdik. Adam dun bizi aradi, home open’lar bile yasaklandi, bosuna paranizi harcamayin, evi simdi satiliga cikarmayin dedi. Merak edenler icin, yilda ortalama $10.000 AUD kiracinin verdiginin uzerine koyuyoruz ama evin fiyati 5 sene once aldigimiz noktadan bir kurus yukselmedi.

Burada iletisimde oldugumuz neredeyse her sirketten bir COVID emaili geliyor. Kimisi isleri durduruyoruz, odemelerinizi de donduruyoruz diyorlar. Mesela spor merkezi, cocuklarin etud merkezi, vs.

Benzinin Galonu 1 dolar 29 cente dustu. Bankalar Mortgage oranlarini dusurduler, biz de evimizi refinance edip 4.50 olan oranimizi dusurmeye calisiyoruz. Ancak asiri yogunluktan kimse bizimle ilgilenmiyor, surec cok uzun suruyor.

Bugun itibari ile onemli veya acil bir isi olmayan sokaga cikamayacak. Bazi supermarketler sabahin ilk saatlerinde yaslilara hizmet veriyor. Marketler evlere servis de yapiyorlar ama bazen 3-5 gun beklemek gerekiyor.

Simdilik boyle,

annem simdilik iyi. Cok sukur!

Mektup

Ipek ile 3 gundur konusmuyorum. Okul Virtual Learning’e gectiginde odevlerini yapmasi ile ilgili surekli ona hatirlatmalarda bulundum. Okulun cocuklarin Chromebook’una yukledigi Securly denilen bir uygulama ile internette nasil zaman harcadigini takip ettim ve dile getirdim. Buna cok bozulmus ve 3 gun once aksam oturup bana bir mektup yazmis. Ben de psikolojik olarak en tutarsiz, dokunsalar aglayacak durumdayim. Kafami dagitmak icin Netflix’te 6 ay sonra ilk defa bir film acmis izlemeye baslamisim. Filmin 10. dakikasinda bana bu mektubu verdi ve gitti.

Mektubun kiricilik tonu 10 uzerinden 15’ti. Uc sayfalik mektubun her satiri nefret, ofke, tiksinti ve bir insani daha cok nasil uzebilirim diye uzerinde uzunca bir vakit dusunulup cok basarili bir sekilde harmanlanmis ornekler ve ustaca benzetmeler ile doluydu. Sadece son sayfanin son cumlesinde “Bu mektupta yazdiklarimin hepsi 100% dogru olmayabilir, yazdikca sana olan kizginligim azaldi ama yine de bana hic guvenmedigin ve her adimimi takip ettigin icin sana cok kizginim.” diyordu.

Mektubu okumayi bitirir bitirmez gozlerimden yaslar akmaya basladi. Filmlerde oldugu gibi mideme aniden bir bulanti girdi ve ellerim titremeye basladi. Saat 7:45 olmasina ragmen, ben yatmaya gidiyorum, dedim ve yatak odasina gidip yastigima kapanip aglamaya basladim. O gece uykuya dalincaya kadar oldukca gergin, kimisi sacma, kimisi manyak, kimisi sakin binlerce senaryo oynayip durdu kafamda. Sabah kalkinca ben bu kizla nasil konusayim, ona nasil bir ders vereyim diye dusunup durdum.

Benim cocuklugum, kardeslerim, annem ile olan catismalarimiz geldi aklima. Annem oglen uykusuna yattiginda parmak uclarimizda dolasir, uyanmasin diye elimizden geleni yapardik. Derslerim kotu gittiginde bana karsi oldukca despot bir tavir sergilemekten cekinmezdi. Annemin bir bakisindan korkar cekinir, bilerek onu uzecek veya kizdiracak bir seyi asla yapmazdik. Simdiyse benim cocuklarima bakiyorum. Ipek malesef dunyaya baskasinin lensinden bakmayi pek beceremiyor. Kendisi uzuldugu zaman dunya yansin diyor, baska bir sey umrunda olmuyor. Kalp kirmaktan cekinmiyor. Gel gor ki benim de bosver, ergendir, normaldir, gelip gecer diyecek takatim , halim kalmadi. Annemin yaptigi , belki de cok saglikli olmayan bir sey yapmaya karar verdim. Onunla konusmuyorum. Kendi akil sagligimi korumak icin, beni bir daha bu kadar incitmeni engellemek icin seninle arama mesafe koyuyorum, dedim.

Bu virtual learning, internetten odev yapma, sudur budur, hepsinden sitkim siyrildi. Kemal bana uysa cocuklarin internetini oldugu gibi kapatirim. Haydi buraya kadar okudunuz, size bir sir vereyim. Bazen keske Istanbul’da kalsaydik da bu cocuklar boyle humanist bir egitim sistemiyle hic tanismamis olsalardi diyorum. Turkiye’deki mucadelenin cocuklari guzel bir sekilde hizaya getirecegini, onlari guzelce pisirip kizartacagini, ders calismaktan baska bir seye zaman bulamayacaklarini dusunuyorum. Cumle dusuk oldu ama anlayin iste, keske kalsaydik da bunlarin burnu cok guzel bir sekilde yere surseydi iste!

Ben gidiyorum, suratsiz bir sekilde evde dolasmaya, tatli birseyler yemeye gidiyorum.

Annem simdilik iyi. Aneannem de misafir kabul etmeye devam ediyor.

Evde

Annem inhaler kullanmaya ve antibiyotige baslamis, oksurugu hic iyilesmiyormus. Kardesim sadece yurt disi oykusu olanlarin test edildigini ve annemi bu asamada test edemeyeceklerini soyledi. Sesi kisik ve catalli, atesi yok ama oksuruk var. Diger butun semptomlarin ne oldugu ile ilgili hic bir bilgim yok. Cunku ne zaman sorsam , ben iyiyim , hic bir seyim yok, turp gibiyim, cocuklarinizin universite mezuniyetlerini gormeden olmem, falan filan diyor. Diger taraftan da, sakayla karisik, bu dunyada gorecegimi gordum, oteki tarafi cok merak ediyorum, acaba nasil bir hayat bizi bekliyor,gidip biraz da orayi goreyim diyor.

Kizlar ile evde olmak cok sinir bozucu. Okul’dan gelen odevleri birkac saat icinde yapip bitirebilecekken, ne oluyor bilmiyorum ama bizimkiler sabahtan aksama kadar ekran karisinda oturuyorlar. Benim de okul bilgisayarina baglanip birseyler yapmam gerekiyor, bir yandan da yemek ve temizlik yapiyorum. Daha 2. gun ama benim butun enerjim, motivasyonum, takatim, sabrim, sevincim , direncim bitti tukendi.

Salgın

Uzaktan seçiliyor karanlık gölgesi. Yaklaşıyor bize doğru yavaş ama emin adımlarla … Mahçup mu, üzgün mü, acımasız mı, bilmiyorum; siyahlar içindeki yüzü seçilmiyor.
Bildiğim tek şey giderken yalnız olmayacağı. Ciğerinden yaralı annemi ve bir yudum nefesle yaşayan astım hastası anneannemi kendisiyle götürecek ölüm. Ne doktor oğlu araya girebilir, ne de başka birisi. 

Kıtalarca uzaktayım! Onları en son gördüğüm anı bütün gücümle hatırlamaya çalışıyorum. Elimden gelse bütün hatıralarımı takas ederim. Ninemin elindeki çizgileri, annemin gözündeki ışıltıyı, beni son kez öperkenki kokusunu ömrümün sonuna kadar benimle tutmak için. Birisi hayattayken onun yasını tutmak ne garip şeymiş. Bir yandan ne olur bir şey olmasın diye yalvarırken buluyorum kendimi, öte yandan gümbür gümbür gelen sarsıntının yeri salladığını hissediyorum öylece donup kalıyorum

Ölümle pazarlık yapılsa , gel beni al derdim. Yer ayaklarımın altından kaydığında tekrar kalkacak gücüm hiç yok çünkü. 

Dilerim seneler sonra bu yazıyı okuduğumda kendime güler, ne kadar da korkmuşum, boşuna telaş etmişim, derim. Öteki türlüsünü düşünmekten ödüm kopuyor





Satilik Ev

Avustralya’daki evimizi satiyoruz. Uzaktan kiraci ile ugrasmak bizi cok yoruyor. Bir de evin masraflari ve Bati Avustralya ekonomisinde gittikce deger kaybeden emlak pazarini dusundugumuzde birakin kar etmeyi zararin neresinden donersek kardir diye dusunmeye basladik. Keske 2 sene once bu karari verseymisiz. Isin duygusal yani bazen bogazima bir dugum atmiyor degil. Bahcemizi, masmavi gokyuzunu ve taptaze ciceklerin kokusunu dusundukce gozlerim doluyor ama hayatta bazen bazi seyleri geride birakabilmeyi bilmek lazim.

Emlakci ile iletisime gectik ve hazirliklara basladik. Onumuzdeki 2-3 ay bizim icin calkantili bir ay olacak. Aslinda hayata bakarsak, hangi ay oyle degil ki. Hayatin tumu calkanti. Mesela gecen gun okulda uzerine ciktigim tabura calkalandi (!) tabureden dusup ayagimi burktum. Oyle bir burkulma ki , kirigi mumla aradim. Doktor 2 hafta boyunca surekli giymem icin bana walking boots verdi. Kaza okulda oldugu icin masraflari okul odeyecekmis, hayatimda ilk defa workers compensation’a basvurdum, bir suru kagit isi var.

Okula gidip gelmeye devam ediyorum. Kemal de calisiyor. Kizlar da okul ile ugrasiyorlar, kulupler falan filan derken gunlerimiz cok dolu geciyor. Umarim sizde de her sey yolundadir.

Sevgiler

Arkadaslar

Yunan bir arkadasim Trades of Hope sirketi icin calisiyor. Fakir ulkelerdeki ihtiyac sahibi kadinlari resmen evlat edinir gibi sirketlerinin bunyesine aliyorlar, onlarin urettigi el emegi goz nuru urunleri getirip burada satiyorlar. Charity’den ziyade kadinlarin guclendirilmesi, kendi ayaklari uzerinde durmalari icin kurulmus, oldukca kapsamli calisan profesyonel bir sirket Trades of Hope. Arkadasim da daha fazla insana sesini duyurabilmek icin benim evimde bir tanitim partisi yapmak istedi. Seve seve kabul ettim, tanidigim veya cok az tanidigim butun arkadaslarimi 28 Subatta evimde agirlayacagim. Davetli listesi olustururken bir sey farkettim. Wisconsin’de yaklasik 100 tane birlikte zaman gecirmekten hoslanacagim kadin var hayatimda. Bu beni acayip mutlu etti!

Cevrenin ve dostlarin insanin ruhsal sagligi uzerindeki etkisi her firsatta vurgulaniyor. Zaman zaman zor gunler gecirsek de sanirim dostlarimizla birlikteyken bunlarin ustesinden gelmek daha kolay oluyor. Bu tanitim partisi aslinda bir bahane, sadece bir gercegi daha net gormeme, arkadaslar yonunden ne kadar sansli oldugumu hatirlamama vesile oldu.

Avustralya’daki dostlarimizla bazen bir bardak cay ve kisir, bazen bir fincan Turk kahvesi bazense bira ve patates kizartmasi esliginde hasbihâl ettigimiz gunleri hep minnet ve mutlulukla aniyorum. Sanirim hayatimda biriktirdigim en degerli hazinem dostluklarim.

Uzaktaki-yakindaki butun dostlarima selam ediyorum…

Hastalik sezonu

Butun dunyada oldugu gibi, Coronavirus burada da endise yaratiyor. Wisconsin’de Cin’den gelen 6 universite ogrencisi supheli bulunup saglik taramasindan gecirilmis. Haberlerde uyarilar yapiliyor, kimseyi dislamayin, Cinlilerden kacmayin diye. Bizim okulda calisan bir arkadas da gecen gun bu konudan bahsederken, su Ciniler ne pis millet, her sey onlardan cikiyor, dedi. Bir azinlik ve gocmen olarak bu soyledigi soze cok icerledim. Kalabalik nufusu oldugu icin boyle dedim ama cok da bozuldum. Neyse iste, ayak ustu iki dedikodu yapalim boyle.

Gelelim vergilere. Vergi iadesi donemi acildi, kazandigim paranin ne kadar az oldugunu vergi iadesi formunda bir kere daha gordum, iyice sinirim bozuldu. Bir yilda GROSS Earnings’im $14.500. Gunde 5.5 saat calisiyorum. Saati $16 dolardan boyle bir seye denk geliyor yani. Isin kotusu okullar kapali oldugu zamanlarda asistanlar da calismiyor dolayisiyla yaz tatilinde para kazanmiyoruz. Butun hayatim bir film seridi gibi gozumun onunden geciyor. Aldigim egitimler, kendimi parcaladigim ogretmenlik gunler, vs vs. Ister orta yas bunalimi deyin, isterseniz var olus krizi, bu aralar hayatimin anlami konusunda kafam cok karisik. Kendimi ise yaramaz hissediyorum. Ote yandan ise yarar olmak icin para kazanmak gerekmedigini de biliyorum ama ne bileyim herseyin para ile olculdugu cokca kapitalist bir ulkede az maasli bir iste calismak gercekten sinir bozucu.

Deprem

Elazig’da deprem olmus. Teyzem orada bir arkadasini ziyaret ediyordu, kaldiklari binada catlak var, bu gece arabada yatacaklar. Urfa’da da kotu hissedilmis, kardesimin hastanesinde koroner yogun bakim odasinda catlak var. Kuzenimin evindeki esyalar raflardan dokulmus. Cekmeceler acilmis. Insanlarin odleri patlamis, sokaklara dokulmusler.

Bir bakarsin roket dusmus, bir bakarsin deprem olmus, bir bakarsin domuz gribi, sokaga cikarsin bomba patlar, evde kalirsin dogazgaz zehirler, arabaya binsen trafik kazasi, kalabaliga karissan uyuz salgini, maganda kursunu, mahalle baskisi, taciz, tecavuz…

Burasi iyi. Uzak, soguk, bazen yalniz ama kelle koltukta degil

Yine de Allah buyuktur, kim bilir kim ne zaman gidecek, yazdiklarima alinmayin. Sadece uzuluyorum ulkemin haline…

Anadolu

Bu akşam Ahmet Arif dinlemeye daldım. Google Home’dan yükselen tanıdık sesi sanki çok uzaklardan gelen bir misafir gibi doldurdu mutfağımı. Amerika’da 2. yılımızı daha yeni doldurduk. Facebook bir yandan anıları hatırlatıyor, Avustralya’daki fotoğraflarımızı olur olmaz önümüze çıkartıyor. Dostluklarımız, farklı coğrafyalardaki evlerimiz, yaşadıklarımız, yaşayamadıklarımız… Ne mutluyum ne de mutsuz, tarifi zor bir duygu bu. Sadece çok renkliyim!

ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu’yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri…
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda…
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

Okuldan

Bizim okulda calisan toplam 8 learning assistant vardi. 3’u ayrildi ve simdi yerlerine birilerini bulmak bayagi zaman aliyor. Kalanlarin is yuku cok artti ve gunlerimiz cok dolu dolu ve yogun geciyor. Ikinci ebru kursum (Facebook’taki grubumu -Marbling Art, Ebru-takip edenler ilki ile ilgili detaylari bilir) Subatin ilk haftasinda baslayacakti ama mudur, su anda eleman yetersizligi oldugu icin kursu ertelememi istedi. Ben de Nisan ayina aldim.

Kemal’in de bankasinda birkac ay once buyuk bir isten cikarma oldu.Faiz artirimi olmadigi icin bankanin karliligi dusmus ve onlem olsun diye cok sayida calisani isten cikartmislar. Cok sukur piyango bize vurmadi, Kemal hala calisiyor ama onun da isleri cok artti. Adamin gecesi gunduzu kalmadi calismaktan.

Bugun islerin guclerin arasinda kamyon tuttu gidip masalari ve su snow plower’i alacak. Is bu aleti almakla bitmeyecek, bir de bunun temizlemesi var ve yarin yeniden kar yagacak! Turk’un karla imtihani! Ne bitmez cileymis bu arkadas. Karli memlekete tasinmadan once iki kez dusunun…

En yakin arkadaslarimdan birisi NJ’ye tasiniyor. Esi orada is bulmus. Biz de Kemal ile konustuk. Bu kalalim mi gidelim mi mevzusu artik yilan hikayesine dondu. Cocuklar kalmak istiyor. Kemal gitmek istiyor. Ben korkak, ne dusunecegimi bile bilmiyorum. Kendimi yatistirmaya calisiyorum. Kafamin icinde ucusan kuslarin sakinlesip dallarina tunemesi icin dusuncelerimi yavaslatmaya calisiyorum. Birkac yontem buldum, sizinle paylasacagim. 🙂