Avustralya’da çocuk eğitimi

Herkese selam, yeni bir başlık ile yine karşınızdayım. Tam yazacak şeyler bitti diye düşünürken Defne’nin okulunda velilere yönelik bir eğitim verildi, bana da malzeme çıktı. Biliyorsunuz Defne Pazartesi günü Kindy’e (Anaokuluna) başlayacak ve haftada 3 gün okula gidecek. Gittiği okul 1-2-3 Magic and Emotional Coaching denen bir davranış kontrol yöntemi uyguluyor ve okula açılmadan önceki hafta ve sonraki ilk 2 haftası olmak üzere toplam 3 hafta Çarşamba akşamları iki saat süren eğitim veriyor. Çarşamba akşamı da ben eğitime gittim, Kemal evde kızlarla kaldı, haftaya da tersini yapacağız. Eğitim öncesi veliler için çok güzel ikramlar hazırlanmıştı, okul müdürü ve iki müdür yardımcısı sırf hoşgeldiniz ve güle güle demek için akşam saat 9’a kadar orada kaldılar. Bu davranışlarını takdir ettim. Eğtimi veren kişi 10 yıldır bu işi yapan bir psikologdu, hem velilere hem de öğretmenlere bu yöntem ile ilgili eğitim veriliyormuş. 1-2-3 Magic and Emotional Coaching yöntemi Açı okullarında bizim kullandığımız davranış kontrol yöntemine çok benziyor bu nedenle o yöntemi açıklamaktan çok dikkatimi çeken yönleri üzerinde duracağım.
Anne-babalık düzenli olarak çocukların sinirini bozmaktır. Bunu düzenli olarak yapacaksın. Nasıl? Onlara sınırlar koyarak. Çocuklar ilkel benliklerini geliştirip olgunlaşmaya başlarken, sürekli gel-gitler yaşarlar. Yasaklara karşı tepki gösterirler ama makul olanı yapmayı da anne babaları onlara sınırlar koyduğunda öğrenirler. Mesela telefonunuzu bir koltuğun üzerine koyun ve 4 yaşındaki çocuğunuza ona dokunmamasını söyleyin. Arkanızı döndüğünüzde çocuğunuz ona sinsice yaklaşmaktadır, belki de eline almıştır bile. Ona bakıp uyarın. O anda çocuğun gözlerinde gördüğünüz gel-git, telefonu alsam mı almasam mı kararsızlığı aslında bir olgunlaşma alıştırmasıdır. Eğer çocuğunuz sözünüzü dinler de o telefonu yerine bırakırsa, aferin. Belki bunu yaparken bağırır, sitem eder, ayaklarını yere vurarak ve somurtarak yürür belki de arkanızdan size dil çıkartır ama yine de sözünüzü dinler. Çok abartılı olmadığı sürece yaptıklarını görmezden gelin, çünkü o daha dört yaşında. Önemli olan o anlık o isteğine gem vurup vuramadığı. Şu son derece sempatik videoyu izleyin, açıklamaya gerek yok, dilerseniz Türkçe altyazısı da var.

Gelelim ikinci meseleye. Günümüz anne babalarının en büyük yanılgıları çocukları minyatür yetişkinler olarak görmekmiş. Çocuklar son derece dengesiz, duygularını kontrol edemeyen ve mantık dışı insanlarmış. Duygu ve dürtülerini kontrol etmeyi doğal olarak tecrübelerle ve zamanla öğreneceklermiş. Bu nedenle çocuğunuzla bir sorun yaşadığınızda sakın ona uzun uzun açıklamalar yapıp onu ikna etmeye kalkışmayın. Çocuklarına şiddet uygulayan anne-babaların izledikleri şema genelde şu oluyormuş: Talk, Persuade, Argue, Yell, Hit! Konuşmak, ikna etmeye çalışmak,tartışmak, bağırmak ve vurmak! Yani uzun uzun açıklamalar işe yaramaz, o yine istediğini ister. 2 gerekçe verdikten sonra uzatmayın. En önemli prensip NO talking NO emotion! Çatışma anlarında boş boş uzun uzun konuşmayın, hislerinizi belli etmeyin. Sinirinizi, ofkenizi yutun, buz gibi davranın aksi takdirde çocuk sizin düğmenizin nerede olduğunu öğrenir (zaten çoğu çok iyi biliyor) ve sizi sinirlendirmek veya üzmek istediğinde direk o şekilde davranarak bunu kullanır. Bu görüşü daha ayrıntılı açıklayan şu konuşmayı da çok tavsiye ediyorum, mutlaka izleyin. Aynı yükleyicinin diğer videolarına bakmanızı da tavsiye ederim. Dr Thomas Phelan konuyu çok güzel açıklıyor.

Önümüzdeki haftaki oturumu merak ve heyecanla bekliyorum. Bakalım bu defa neler öğreceğiz. Bugün akşam üzeri Nuraylarla denize gittik, tek kelimeyle muhteşemdi. Allahıma şükürler olsun böylesi güzellikleri bize yaşatıyor. Allah herkesin muradını ve gönlündekini versin. Sevgiler!

Defnem plajda

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *