Avustralya’da hava!

Dün sıcaktan terliyorduk, bugün öyle bir fırtına var ki anlatamam! Türkiye’deki Haziran ayında gibiyiz ama sabahtan beri satte 40 km. hızla esen bir rüzgar ve bazen yağmur, her yeri inletiyor. Kemal arabayla dışarıya çıkmıştı, gelince okyanus çalkalanıyor dedi. Merak ettim, gittim baktım. Yaklaşık 15-20 metre genişliğinde olan kumsal neredeyse yok olmuştu, dalgalar tepeciklerin oraya kadar ulaşıyordu, deniz göz alabildiğine köpük köpük kaynıyordu. Yerden savrulan kumlar öyle bir yüzüme gözüme çarpıyordu ki acıtıyordu. Orada daha fazla kalamadım, hemen geri döndüm. Posta kutularının demirden kapakları korku filmlerindeki gibi açılıp kapanıyordu rüzgardan. Bugün Nuraylar kahveye geldi. Nuray deniz biyoloğu olduğu için okyanus hakkında çok şey biliyor. Fırtına bitince, rüzgar kesilince bir gidip sahile bakın, neler göreceksiniz, dedi. Okyanusun dibi temizleniyor, böyle havalardan sonra envai türlü deniz canlısı ve deniz kabuğu, vs. sahile vuruyormuş. Heyecanla yarını bekliyorum. Bakalım neler göreceğiz:)
Annem facebook sayfasında bir şey paylaşmıştı. Beni çok etkiledi! Öyle güzel kelimelerle öyle içten yazılmış ki, etkilenmemek elde değil. Herkes ile paylaşıyorum. Umarım hepimiz bazı dersler çıkarırırız.
Kanser Nedeniyle Ölen Erma Bombeck, Ölmeden Önce Yazmış

“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
… Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim.. Onlara daha çok “seni seviyorum”, ondan da daha çok “özür dilerim” derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin..

Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz..”

3 comments

  1. insan anne olduktan sonra yaşamı hakında kendisi degilde çoçukları karar veriyor olsun yinede sizin gibi dört evlada oglum gibi sevdigim iki damada sahip oldugum için çok mutluyum ha bu arada her ne kadar cok seyrek görsemde sevğili kocamıda çok seviyorum

  2. Damatların da seni cok seviyorlar, cocukların tabi ki seviyor, torunların bile seni sayıkliyor. Dunyanın en eğlenceli anneannesinin:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *