Archive for Izlenimler

Yaz geldi

Sonunda gunesle uyanip uzerimize ceket almadan ciktigimiz gunler geldi. Ama simdi onceki aylara bir flashback yapayim.

Mayis ayinda Defnosumun dogum gununu kutladik. Eve 6 arkadasini cagirdi, gece yatili parti yaptiktan sonra sabah onlari bir trampolin parkina goturdum.

Haziran’da da Iposumun dogum gununu kutladik. Yine ayni sekilde yatili arkadas cagirdi ve seramik boyama atolyesine gidip seramik boyama aktivitesi yaptilar.

Cocuklara dogum gunu hediyesi bisiklet aldik. Bu arada kizlarin ikisi de MYSO’ya (Milwaukee Youth Symphony Orchestra) secildi. Cok mutlu olduk.

Mayis ayinda Fox-Brook parkta buyuk bir Turk piknigi duzenlendi. Bir cok insanla tanistik. Cocuklar da kaynastilar, oynadilar. Yine Mayis ayinda Skokie diye bir yerde kultur festivalinde halk oyunlari oynadik. Yagmur yagdi, izleyiciler kacisti. Iyi de oldu cunku ben adimlarin cogunu sasirdim:)

Haziran ayinda okuldaki ogretmenlerimize ve bir kutuphanede ebru kursu verdim. MIAD diye buradaki buyuk bir sanat okulu ile gorustum, orgun egitim programi icin ebru kursu acacagiz. Ekim sonu baslayip 6 hafta surecek kurs her cumartesi olacak. Alice’s Garden diye bir community Garden’da dun bir ebru gosterisi yaptim. Burada bir ilkokulda misafir sanatci olmak icin basvuruda bulundum, eger kabul ederlerse bir hafta boyunca okuldaki butun ogrencilere ebru yaptiracagim.

10 gun sonra Turkiye’ye gidiyoruz. Hazirliklara basladik. Bavullar, hediyeler vs. Kemal bize bayramda katilacak. Sonra Kemal’in kardesi ve ailesi ile birlikte Mersin Gulnar civarinda bir otelde 1 hafta tatil yapacagiz.

Burada 4 Temmuz’u ilk defa kutladik. 4 gunluk uzun bir hafta sonu oldu. Onbinlerce kisinin geldigi bir havai fisek gosterisi oldu, biz yer bulamadik o yuzden Milwaukee limaninin oldugu yere gidelim, azicik karsidan izleriz havai fisekleri dedik. Sans o ki, gittigimiz yere oyle bir sis coktu ki burnumuzun dibini bile goremedik. Buruk bir sekilde eve geri donduk. Neyse ki ertesi gun yine havai fisek gosterisi vardi. Bu defa da bizim evin yakinlarindaki bir parkta idi. Sandalyelerimizi alip piknige gittik parka. Sivrisinek disinda bir sikayetimiz olmadi. Bir de havai fisek artiklari uzerimize yagdi, gozumuze barut kalintilari filan kacti ama bunlar hep tecrube, seneye gosteriyi daha uzaktan izlememiz gerektigini anladik hic olmazsa.

Sonraki gun 1 saat uzaklikta Lake Geneva diye bir yere gittik. Cennetin yer yuzundeki adi olsa gerek. Golun tam kiyisinda 20 mil suren incecik bir patika var. Milletin evinin bahcesinden geciyor ama sehrin kuraliymis diye kimse bu patikada yuruyenlere bir sey demiyor. Nasil evlerin onunden gectik, anlatamam. Resmen malikhane, sato ve saray gibi evler ve bahceler , cicekler, peyzaj,her evin kendilne ozel iskelelesi, park edilmis botlari….. hayranlikla izledim her seyi , agzim acik kaldi. Benim zengin olmakta, parada pulda gozum yok ama o evleri gorunce vay be dedim, hayatimda ilk defa cok zengin olmak istedim. Cocuklar golde yuzduler, bisikletlerine bindiler.

Urban Ecology Center’dan 6 kisilik cadir, uyku tulumu, sirt cantasi , kamp tencere takimi vs odunc alip kampa gittik cumartesi gunu. Her isi planlamak, organize etmek bana kaliyor diye biraz gicik oldum ve evdeki herkese cattim. Sonra da bastansavma bir hazirlik yaptim. Yumurta hasladim, peanut butter biskuvi filan alip yola koyulduk. 2 saat gittik. State parklara girebilmek icin 28 dolarlik (yillik) bir araba stickeri aliyorsunuz. Sonra da kamplar icin gecelik 16 ila 20 dolar arasinda odeme yapiyorsunuz. Ilk gittigimiz kamp, Governer Dodge State Park doluydu, oraya yakin Tower Hill kampina gidip cadiri kurduk. Kamp yerimiz bir dut agacinin alti idi. Bunu iyi bir isaret olarak algiladim, mutlu oldum. Cadiri ailecek kurduk. Defne, “Mom I am pretty proud of us that we set up that tent! ” diye iyi is cikardigimizi soyledi. Sonra diger parka gidip selale, kanyon, gol gezdik. Harika bir tecrube idi. Kizlar yuzduler, biz de etrafa baktik. Ati ile gelenler icin ozel bir kamp alani bile varmis. At yuruyus alanlari, bisiklet parkurlari, tirmanis parkuru , yuruyus patikasi vs. herkes icin bir yer var. state park konusuna daha cok egilmeye, daha cok arastirma yapip daha hazirlikli gitmeye karar verdik. Gece yataken dallar belimize, oramiza buramiza batti ve biraz da creepy hiseettik ama yine de guzeldi. En erken yatip en gec kalkan Defne gozunu acar acmaz MOM WE MADE IT diye sevincle bagirdi. Kemal iyi uyuyamadigi icin ertesi gun basi agridi butun gun. Spring Green diye bir kasabaya gidip sirin bir cafede kahvalti yapip Smokey Hollow diye ozel bir kamp alanina giris yaptik. Orada da kizlar yuzduler, sisme su oyuncaklari ile oynadilar, Kayik gibi bir sey verdim Defne’ye; yavrum inmeye calisirken kayik ters donup kafasina gum diye vurdu. Defne bir yandan derin yerden sig yere ulasmak icin yuzmeye calisiyor, bir yandan da salya sumuk agliyor. Ipek -ergenlikten olsa gerek- biraz kapris yapti. 12 dolarlik dize kadar uzanan kalin bir corap gordu, biz almayinca da soyledip durdu. Siz hic para harcamayi sevmiyorsunuz, hep sizin istediginiz yerlere biiz goturuyorsunuz, biz su parkina gitmek istiyoruz, yuruyus yapinca cok yoruluyoruz falan filan. Sonra suya girince sustu. Golde kurbaga yavrusu topladilar.

Cocuklari ve arkadaslarini dun sinemaya goturdum , spiderman izledik. (Sali gunleri butun biletler $5), yatak gibi olabilen dev ve son derece rahat koltuklar cok keyifliydi. Yarin da komsu cagirdi, kitap kulubu icin 15-20 kitap onerdim, onunla ilgili konusacagiz.

Simdilik hayat boyle, iyi kotu akip gidiyor. Wisconsin guzel bir yermis. arastirdikca, yasadikca insan guzelliklerin farkinda oluyor. Soguk kis gunleri gelmeden elimizden geldigince ani degerlendirmeye calisiyoruz.

Kendinize iyi bakin, sevgiler

Paskalya tatili sonrasi

Gectigimiz hafta Paskalya tatili idi. Okul 1 hafta Spring Break’e girdi. Kemal de isten izin aldi ve uzun zamandir aklimizda olan islere girismeye karar verdik.

Ilk projemiz yemek odasinin yerlerini yapmakti. Yerler eski bir parkeydi. Profesyonel bir parkeciden fiyat almistik, 700 dolara yaparim demisti. Rakam bize cok gorundu. Youtube videolari da izleyince , ne var canim, biz kendimiz yapariz(!!!) dedik. Home Depot’dan zimpara makinasi kiraladik. Bizim kiraladigimiz, uc tane doner basligi olan oradakilerin icinde kullanimi en kolay olan makinaydi. Boyle makinalar (zimpara, hali yikama, sprey boyama, cim bicme, vs) isterseniz gunluk veya saatlik kiralanabiliyor. Biz bir gunde bitiririz dedik, 1 gunluk kiraladik ($64). Sonra sealer, vernik ve polyurethen gibi birseyler de aldik. Neyin ne ise yaradigini hic bilmiyorum, sadece satici adamin tavsiyelerini dinleyerek ne alacagimiza karar verdik.

Eve gelip ise koyulduk, ilk once kalin kumlu kagitla eski parkeyi temizledik, yavas yavas kumlu kagidin derecesini yukselterek ince ayarla parkeleri temizlemeye calistik. Her taraf odun tozu oldu, kapilari naylonla kapatmistik ama yine de toz her yere uctu. Bayagi yorulduk mukemmel olmasa da biraz daha iyi oldu, sonra cila vernik filan koyduk, iki saatte kurur diyor kutuda ama bu 3 gun oldu hala kurumadi. Acaba birseyleri yanlis mi yaptik diye dusunuyoruz. Bu aksam da kurumamissa, elime bezi alip girecegim, yeri silip kurutacagim baska caresi yok.

Sonra yemek odasi sandalyelerinin yuzunu soktuk. Sungerler erimis bitmis, onlari degistirelim dedik, sandalye yuzlerini makinaya atinca hepsi sokuldu, yirtildi. Sonra gidip onlara yuz yapmak icin kumas aldik. Bu cumartesi misafirim gelecek, onlar gelmeden her seyi bitirmeye calisacagiz. Doseme isi ile Kemal ilgileniyor, bakalim nasil olacak. Bir de bahcedeki basket potasini yeniden boyadi Kemal. Adam guya izin almisti dinlenmek icin, yorgunluktan tatil nasil gecti anlamadi.

Bahce ile ugrastik, bolca yaprak topladik, zehirli ve invasive bir tur olan garlic mustard otlarini sokmeye calistik.

Bir gun New Glarus denilen Isvecli gocmenlerin kurdugu bir sehri ziyarete gittik. Bir gun doga merkezinin yuruyus parkurunda yuruyus yaptik, bir gun de Milwaukee ‘yi gezdik arabayla. Easter gunu Facebook Event bakarken bir etkinlik bulduk, helicopter candy drop, bir de oraya gittik. Bir kilisenin arkasindaki genis yesillik alana bir helikopter geliyor, seker dokuyor, isaret verilince de cocuklar o alana girip Easter cantalarina sekerleri toplayip koyuyorlar. Kizlar bize ev islerinde yardim ettiler bolca da bilgisayar oyunlari oynadilar. Oyle gecti iste bir haftalik tatil.

Ogretmenlerden birisi saymis, 33 is gunu kalmis okulun kapanmasina. Ben de bugun okula geldim iste, calistim. Herkes birbirine tatilde ne yaptin diye soruyor. Ogrenciler resmen birbirleri ile yaris halindeler. Ben Florida’ya gittim, ben Cruise’e gittim, vs. Bir yere gidemeyen ogrenciler mahzun mahzun dinliyor. Biz de ogretmenler olarak ortami yumusatip bir yere gidemeyen ogrencilerin de kendilerini iyi hissetmelerini saglayacak seyler soyluyoruz. Ben de evdeydim , dinlendim, yapmak istedigim seyleri yapmaya firsatim oldu, vs. vs.

Oyle iste, havalar nihayet guzellesti, keyfim yerinde! Siz de mutlu olun…

Spring Break

Hastalik ailemizde herkesi soyle bir yokladi. Gecen hafta 2 gun okula gidemedim. Kemal de neredeyse butun hafta evden calisti. 10 Nisan’da cok fena bir kar yagdi. Sicakliklarin artacagini umut ediyoruz. Bugun okulun son gunu, Spring Break basliyor. 1 hafta tatilden sonra son doneme girecegiz.

Tatil icin herhangi bir planimiz yok. Burada herkes birbirine “Do you have any plans for the break” diye soruyor. Biz evde takilacagiz.

Kedimiz midesini bozmustu, o yuzden 1 haftadir evde yoktu. Bugun geri geliyor. Pazar gunu de halk oyunlari calismalarina yeniden basliyoruz.

Ebru isi ile ilgili adimlar atiyorum. Birkac merkeze yazdim, workshop proposal’da bulunuyorum. Her ay bir kutuphanede bir workshop yapmayi planliyorum. Boyle boyle network’u genisletip daha cok insana ulasmayi hedefliyorum.

Cocuklar yaz okulu icin kuraya girmislerdi. Kura cikmis onlara, 16 Haziran – 19 Temmuz arasi yaz okulunda olacaklar. Insallah o tarihten sonra hemen Turkiye’ye gideriz. Kardesimin bugun nokahi oldu, dugunleri de Agustos’ta olacak. Ailecek onlara katiliriz insallah.

Belki yazmisimdir, artik her seyi unutuyorum. Babam spiral makinesi ile elini kesmisti, cok sukur yarasi iyilesiyor. Parmaklarini da hafiften oynatabiliyor. Fizik tedaviye baslamis.

Bir gun eve gelince kapinin onunde mahalleye hosgeldiniz diye bir paket gordum. Glen Kerry Homeowners Association yani mahalle yonetimi gibi bir sey, bize welcome pack gondermis. Block leader , Kim adli bir bayan bir cok brosur, bulten ve kitapcik getirmis. Birkac formu doldurdum, o formlari almak icin ugradiginda da onu  caya davet ettim. Mahallede bayagi aktivite duzenlendigini ogrendim. Book club yapiliyormus. Kutuphanede book club cantalari var, ayni kitaptan 30 ar tane filan bulunuyor bir cantanin icinde. Insanlar bu cantayi oldugu gibi alip kitap kulubu baslatiyorlar. Her ay birisinin evinde bulusulup okuduklari o kitap uzerine konusuyorlar. Ben de insanlarla tanismak icin iyi bir yontem olacagini dusunup bu gruba katildim. MAyis ortasi gibi bir komsunun evinde bulusacagiz, Seattle’da bir fuarda 1900 lu yillarin basinda acik artirma ile satilan 12 yasinda Cinli bir cocugun gercek hikayesinden esinlenilerek yazilmis bir romani tartisacagiz.

Oyle iste, bakalim gelen gunler neler getirecek…

Sevgiler

Flu

Pazartesi gununden beri bir bas agrisi ve halsizlik musallat oldu bana. Yataktan cikamiyorum. Sanki 10 kisi degenekle evire cevire dovmusler beni… Her gittigim yerin kendine ozel zalim virusleri ile ilk karsilasmamda hep boyle oluyorum. Eklem agrisi en fenasi. Bir saniye bile dinmiyor, kivranip duruyorum. Grip midir, soguk alginligi midir bilmiyorum ama fena bitkinim.

Iki haber:

Ogretmenlik basvurum onaylanmis, artik registered teacher’im burada.

Ikinci haber de ablamlar Hollanda’ya tasiniyor, oturum izinleri gelmis.

 

Destination Imagination

DI yani Destination Imagination daha once hayatimda hic duymadigim bir seydi. Okuldan gelen bir email ile ogrenciler icin yaraticilik, problem cozme ve esnek dusunme becerisini gelistirecek, takim calismasina dayali bir kulup kurulacagini onun icin de gonulluler arandigini okudum. Bir aksam toplantiya gittim. Okuldaki kutuphaneci de gonullu olmusu, bizi team manager yapip ayni takima koydular. Sonra egitimler filan basladi. Kasim ayindan baslayarak Mart ortasina kadar her persembe 2:45’ten 5’e kadar 7 kisilik ogrenci grubumuzla bulustuk, calismalar yapip DI turnuvasina hazirlandik. Eger siz de ilgileniyorsaniz Destination Imagination’i biraz arastirin. Meger bu dunya capinda duzenlenen cok buyuk bir organizasyonmus. Cocuklar bir kategori secip o alanda sunumlarini hazirliyorlar. Engineering, Fine arts, improvisation, service learning filan diye farkli kategoriler var. Biz service learning projesindeydik.  Hic bir yetiskin mudahalesi olmadan bir sunum hazirlamasi gerekiyor ogrencilerin. Yuruttukleri kampanyayi anlatan ama ayni zamanda suspense ve heyecan uyandiran 8 dakikalik bir tiyatral gosteri yapmalari gerekiyor. Bizim cocuklar bu sunumdan oldukca yuksek puan aldilar, ama sizin eyalet secmelerine gidebilmeniz icin bir de instant challenge denilen ,turnuva gunu orada o anda sunulan bir calismayi da basarili bir sekilde tamamlamaniz gerekiyor. Bizim cocuklar instant challenge de basarili olamadilar cunku kendilerinden ne istendigini tam olarak anlayamadilar. Zaten cok karisik bir etkinlikti, ben de bir sey anlamadim. Cocuklara hak vermemek elde degil. O yuzden biz elendik ve eyalet secmelerine gidemedik. Cok hayal kirikligi yasadik ama yine de kulup suresince cocuklar degisik oyunlar oynadilar, baskalari ile uyum icinda calismayi ogrendiler ve ellerinden gelen en iyi sekilde sunumlarini hazirladilar. O yuzden bir kayip olarak gormuyorum ama bir seyi biliyorum. Seneye gonullu olmayacagim. Son haftalarda neredeyse haftanin her gunu bulusur olmustuk, haydi ben bilmedim tongaya dustum de boyle her seye gonullu olan anneler nasil islerini bitirebiliyor, hayatlarini nasil surdurebiliyorlar vallahi hayret ediyorum.

Bizim ofis kutuphanenin icinde ve kutuphaneye gonullu gelen anneleri goruyorum, bazilari her gun burada. Vallahi takdir ediyorum onlari. Bu yasima geldim hala hayatimi bir rutine bir duzene oturtamadim. Ev temizligi desen misafirden misafire (Kemal cok gicik oluyor buna) yemek desen, cabuk, pratik olan bir tek cesit yemek, cocuklar desen her turlu sorumlulugu onlarin uzerine attim, bazen saclari baslari (Defne’nin sadece) darmadagin, odalarinda obek obek kiyafet yerde… Spor zaten yok, keyif dedigimiz sey bir fincan turk kahvesi, o da haftada bir iki kere. Hem de 10 dakikada bitiyor minicik fincanlar! Okulda yine biraz derli topluyum ve her seye yetisiyorum ama genel olarak hayatin islerine yetismek, gailesi ile ugrasmak konusunda cok basarili degilim. Degil gonullu olup baskalarinin islerine kosmak, ben kendi hayatimi bile bir hal yoluna koyamadim…

Bazen diyorum, ben yasamayi bilmiyorum. Yani hayati planlayarak duzenli degil de gelisine yasiyorum. Her gece basimi yastiga koydugumda omrun sonuna bir gun daha yaklastigimi, bir gunu daha tukettigimi ama cok da basarili bir eser ortaya cikarmadigimi dusunuyorum. Bir duvari insa eder gibi itina ile yerlestirmek yerine taslari; gelisiguzel yamuk yumuk insa ediyorum duvarimi. Bazi gunler gozume cok guzel gorunse de genelde dermecatma ve cok da saglam olmayan bir duvara benziyor benim hayatim yani.

Sonra bu videoyu izledim ve ogrendim, aslinda herkes boyle hissediyor…

Destination imagination yani, oyle bir hayat hic bir yerde yok…

Nerden nereye geldik ya?!!?

Baseball

Bugun burada buyuk bir kutlama var. Herkes Brewers takiminin formalarini giyiyor, meger bugun baseball sezonunun baslama gunuymus.

Burada tailgating denilen bir terim var. Mactan saatler oncesinde maca gitmek isteyenler arabalarini buyuk Millerpark stadyumunun otoparkina cekiyor, bagaji aciyor, bazen arabanin bagajina monte edilen buyuk bir cadir kuruyorlar, mangallarini cikarip tailgate party yapiyorlar. Bol icki ve sosili sandvic, cips, dips vs, turunden yemekler yeniliyor, iyice kafayi bulunca da stadyuma girip maci izliyorlar.

Eskiden maca gitmeyen de tailgate party e katilabiliyormus, ama artik kurali degistirmisler. Bileti olmayan o otoparktaki araba bagajindan yemek yeme keyfini (!) yasayamiyormus.

Birinci sinif ogretmenleri okuldaki butun calisanlar icin tailgate feast duzenlemisler bugun. Butun bunlari oradaki muhabbetten ogrendim.

Her ulkeye gidince yeni yeni terimler, adetler, rutinler ogreniyor insan. Dunyada ogrenecek ne kadar cok sey var …

Selamlar,

Mart’in sonuna geldik. Burada bir soz varmis: “March comes like a lion, leaves like a lamb!” diyorlarmis. Gece sicakliklar hala sifirin altina dusuyor bazen. Simdilik Mart’in kuzu halini gormedik valla. Buna da sukur diyoruz , cunku en azindan ruzgar parmaklarimizin ucunu dondurmuyor, beresiz, eldiven ve atkisiz disari cikabiliyoruz.

Baharin yavastan da olsa gelisi ile ilgili en cok sevindigim sey kus sesleri. Oyle guzel ki ! Sabahleyin Ipek’i otobuse ugurlarken her bir agactan baska bir nagme geliyor. Kirmizi ibikli kus (red cardinal bird) de ortalarda gorunmeye basladi yeniden. Birkac tane bird feeder alip bahceye koymayi dusunuyorum.

Maddi olarak pek parlak bir durumda degiliz. Aslina bakarsaniz cok kotuyuz ama artik eskisi gibi kafama takmamaya calisiyorum. Elektrik ve gaz faturasi aylik 500’e yakin geliyor. Bir de kisin bolca yagan kari kuremesi icin bize cok sik gelmek zorunda kalan universite ogrencilerine toplam 600 dolar filan vermemiz gerekiyor. Sonra bulasik makinasi aldik, bir de araba sigortasi 6 ay icin 750 dolar odememiz gerek,  falan filan derken bu kis bizi biraz zorladi. Dedemin hesap defteri gibi kalem kalem yaziyorum her seyi ama anlayacaginiz kendi evinizin sahibi olunca onunla birlikte bircok masraf da hic ummadiginiz anda geliyor kapiya dayaniyor.

Allah saglik versin, sabir versin, calisma gucu, azmi, imkani versin de geriye kalan her sey zamanla halloluyor, ne yapalim?

Bol bereketli , kismetli, kazancli gunler arkadaslar, para gelir gecer, sagliginiza bir sey olmasin.

Sevgiler

Vesile

Size hep yemek zamaninda yazdigim icin aklima hep yemek ile ilgili seyler geliyor.

Amerikan okullarindaki okul kafeteryalari cocuklara oglen yemeginde sicak yemek secenegi sunuyor. Isteyen yine evden beslenme cantasina koyup istedigini de getirebiliyor ama hemen hemen her okulda kafeterya var. Oglen yemekleri  2 bucuk veya 3 dolar yanilmiyorsam. Burada ozellikle bazi mahallelerde cocuklarin yedigi tek sicak ogun bazen bu kafeteryada yedikleri oglen yemegi oluyor. Mesela havalar cok soguk oldugunda birkac gun ustuste bizim okullar tatilken Milwaukee merkezdeki okullar tatil olmadi. Bizim odadaki ogretmenler, downtown’da yasayan yoksul kesimin cocuklari ac kalmasin diye okullari uzun sureli tatil etmediklerini soylediler. Kafeteryada sade veya cikolatali sut, sandvic, nugget, taco, salad bar, pizza, macaroni cheese filan boyle comfort food dedikleri turden yiyeckler cikiyor. Liste okulun web-sitesine konuluyor ve veliler hangi gun ne yemek cikacak gorebiliyorlar.

Bizim okulda bugun PTO (okul aile birligi) calisanlar icin yemek ismarlamisti. Oradan yedik, patates cipsi, kurabiye ve soguk sandvic….

Sizler de ne guzel lahmacunlari, baklavalari, cesit cesit peynirleri (en cok da tulumu ozledim) goturuyorsunuzdur simdi:)

Hepimize afiyet olsun:)

Hafta sonu cok hareketli gecti.  Cuma aksami bir arkadasa davetliydik. Cumartesi gunu Turk arkadaslar misafirlige geldi bize. Pazar gunu ise babamin elini spiral makinesi ile kestigini, kopmak uzere olan kolunu dikmek icin 3 saat suren bir ameliyata alindigini ogrendim. Tahmin edersiniz, moralim cok bozuktu. Allah’tan ameliyat iyi gecmis ve sans eseri orada bulunan bir mokrocerrahi uzmani sayesinde babam kolunu kaybetmekten kurtulmus.

Hayat hep tesdufler uzerine kurulu. Her an son derece yapici veya yikici bir supriz olabiliyor. Yapici ve sansli tesaduflere olan inancimi zaman zaman kaybediyor olsam da hayat bir sekilde hatirlatiyor bana. Babam icin cok mutlu oldum. Gata’da calisan, (malesef)askerlerin sarapnel parcalarini temizleyerek bolca tecrube kazanmis olan bu doktorun o anda orada bulunmasi ve kemigi dahi kesilmis olan o koldaki butun damarlari tek tek dikmesi buyuk sans.

Cuma aksami gittigimiz arkadas son derece pozitif. O da bana bir kac olaydan bahsetti. Zamaninda buraya ogrenci olarak gelmis bir amcalari varmis, yasli bir ciftin yaninda misafir ogrenci olarak kalmis. Yillar sonra bu cift olunce kimseleri olmadigi icin yasadiklari evi artik Turkiye’de yasayan bu amcalarina vasiyet etmisler. Vergi meseleleri yuzunden filan adam evi kabul etmemis ama dusunsenize yillar sonra bir mektup aliyorsunuz ve bir eviniz oluyor. Bana cok sasirtici geldi. Insallah hayat herkese guzel surprizler sunar.

Kutuphanedeki Ebru kursum bu cumartesi. Merak edenler icin anlatayim. Local library’imize mail attim, kendimi tanittim, yaptigim isten , Ebru sanatindan bahsettim. Tarihi kararlastirdik. Kutuphane reklami yapti. Onlarin aylik ucretsiz kurslari oluyor. Cok talep olmus, bekleme listesi acmislar. Cumartesi gunu 20 kisilik bir gruba Ebru sunumu yapacagim. Toplam 3 saat.

Ders saatim geldi, kactim!

Her gun oglen aramda yazacagim demistim ya, iste basliyorum.

Biliyorsunuz ben TURAM Folk Dance Ensemble diye bir halk oyunlari ekibine girmistim. Niyetim oylesine dans etmek, hem spor yapip hem de farkli insanlarla tanismakti.

Gectigimiz yilin sonunda bu ekip International Festival diye bir fuarda bir stand acti. Standimizda Turkiye’den getirdigimiz esyalari sattik, dans ettik filan. Simdi grup bu etkinliklerden elde ettigi geliri Turkiye’de bir okula bagislayacak. Bizim grup not-for profit oldugu icin hesabimizda herhangi bir miktarda para bulunmasi yasak. Alinan malzemelerin masrafindan sonra elde edilen parayi bagisladik. Kiz kardesim Diyarbakir’in Hazro ilcesine bagli bir koy okulunda ogretmenlik yapiyor. Okula atlama ipi, soba, oyun hamuru, kagit , kalem vs. vs. bolca malzeme aldik, gonderdik. Sinem ogrencilerin mutluluk dolu fotograflarini paylasinca oyle mutlu oldum ki anlatamam.

Bugun Sinem mesaj atmis, abla ogrencileri bugun geziye goturdum, diyor. Cocuklar hayatlarinda ilk defa sinemaya gitmisler. 14 lira sinema bileti 6 lira da pizza toplam 20 TL istemis velilerden. Bir ogrencinin sadece 6 lirasi varmis ve ben gelemiyorum ogretmenim demis. Hepimizin ici burkuldu bu ogrenci icin. Tabi ki onu da gruba katmislar ama cocuk cok mahcup hissetmis kendini.

Butun cocuklar en guzel kiyafetlerini giymisler, oyle bir heyecan okunuyor ki yuzlerinden… Gozleri isil isil… Bir sinema ve bir dilim pizza. Mutluluk arayanlara o cocuklarin bir fotografini gormek yeterli gelir. Dunyanin binbir turlu hali icinde, kimlerin basindan neler geciyor, nasil hayatlar yasaniyor, bizim gunluk hayatin bir parcasi sandigimiz seyler digerleri icin son derece buyuk ayricaliklar ve heyecanlar.

Amerika’da gonulluluk ve yardimlasma cok fazla. Veliler okullarda gonullu oluyor, surekli bir yerlerde yardim toplama etkinlikleri yapiliyor. Her kose basinda bir fundraising. Bizler de ortama ayak uydurup bu isin bir parcasi olmaya calisiyoruz. Daha once hic yasamadigim turden bir sevinc veriyor bana bu isler. Keske daha cok firsatim ve imkanim olsa ve butun koy okullari icin yardim toplasam… Tesekkurler TURAM Folk Dances Ensemble – bu arada grubun hic bir ideolojik ve dini grupla ilgisi yok, cogu zaten Amerikali. Sadece Turkiye’ye gitmisler, gormusler ve orayi cok seviyorlar, hepsi bu…