Hangover

Bu aksam hic tanimadigim iki kisiden arka arkaya aldigim mailler sonucu duygulanip coook uzun zamandir ara verdigim yazilarima donus yapmaya karar verdim. Tamam yazmadim, yazmadim ama bir sorun: neden? Durum cok fena idi! Gectigimiz Mart ayindan itibaren yasadigim seyler yazsam film olur ama son derece SIKICI ve berbat bir film olur. Olayi ozetleyeyim, bizi Turkiye`den Avustralya`ya tasiyan onbin beygir gucundeki motivasyonumuz ve adrenalin ilk zamanlar bize oyle bir yasama tutunma gucu vermisti ki attigimiz adimin buyuklugunun farkinda degildik (aslinda ben kendi adima konusuyorum – Kemal benim gibi degil). Hangover filmindeki gibi attigimiz adimlarin ne kadar cilginca ve radikal oldugunu ayilinca anladik. Ote yandan da insan oglunun cig sut emmisligi yuzunden kose basindaki yuzme havuzuna, burnumuzun dibindeki cennetten koselere, ciceklere, guzellige hemencecik alisiverdik ve bir sure sonra farkindaligimizi yitirip her seye burun kivirmaya basladik – yine kendi adima konusuyorum ama cogul yazmak beni daha iyi hissettiriyor-

Sonucta okudum, arastirdim gocmenlerin uyum surecinde yasadiklari bir cesit cognitive dissonance(bilissel uyumsuzluk)`a bagli stres bozuklugu yasadigimi anladim. Aile doktoruna gittim, bir psikolog gormek istedigimi soyledim, o da beni psikologa sevk etti. Gittigim psikologu ozellikle tercih ettim cunku cok namini duymustum. Mental Health Plan cercevesinde 15 gunde bir, bir saat suren terapi seanslarina basladim. Bu seanslar sonucu 34 yildir yasadigim tirtil hayatimdan cikip nihayet bir kelebek olma yolunda ilerlemeye basladim.

Doktorun yontemi, konustugumuz seyler vs. buraya sigmaz ama olayin ozu bir zamanlar okyanusun dibinde hissederken simdi en buyuk dalgalarin tepesinde sorf yapiyor olusum. Hayatin inisli cikisli roller coaster`indan ben de payimi aldim ve kotu bir donemden gectim, icimden yazmak gelmedi. Simdi Allah`a bin kere sukurler olsun, kendimi cok iyi hissediyorum, hayata gulen gozlerle bakiyorum:)

Ailemin, sagligimin, elimde olan guzelliklerin farkina vardim…

Umarim o kotu gunler, karanlik hisler ve yuregime coreklenen karamsarlik bir daha asla geri gelmez. Hem de bu satirlari okuyan hic kimseye gelmez…

Normallesme surecinde her sey cok yolunda. Sadece hafiften bir yogunluk var: haftanin 5 gunu okulda, aksamlari Montessori graduate diploma odevlerini yazmakla ve hafta sonlari ya Montessori workshoplari ya da Ebru workshoplari ile gecip gidiyor. Turkiye`deki 5 haftalik muhtesem tatil bana oyle bir yetmis ki Agustos ayinda non-stop calistim, bana misin demedi!

Ulkemizde olan sacma sapan seyler yuzunden Avustralya`ya veya dunyanin her hangi bir yerine goc etme planlari yapan insanlarin sayisinda bir patlama var, gelmek isteyenlere yardimci olmak isterim ama acikcasi biz vize alip PR olduktan sonra “benden sonra tufan“ misali geri donup hic bir seye bakmaz olduk. Ne puan sistemini, ne barajin kac oldugunu ne de nitelikli meslekler listesindeki degisikliklerden haberdariz. immi.gov.au sitesi bu konuda size en yararli yer olur.

Lafi geveliyorum, uzatiyorum, baska ne yazayim bilmiyorum. Bu yazinin ana fikrini bir kez daha vurgulayayim: Avustralya veya dunyanin herhangi baska yeri farketmez, goc buyuk calkantilara sebep oluyor. Bir yandan gelecegi dusundugunuzde iyi yapmisim diyorsunuz, cennetten koslerde yasiyorsunuz ama ote yandan gogus germek zorunda kaldiginiz ve bu gune kadar varligindan bile haberdar olmadiginiz duygulariniz su yuzune cikiyor… It is a bit complicated:))

Candan Ercetin`in dedigi gibi:

daha guclu daha sakin

daha mutlu daha suskun

daha olgun daha kirgin

daha yalniz daha yorgun

ya da baba evinden ayrilan gelinlerimizin soyledigi gibi:

Hem aglarim hem giderim:)))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *