Jung

Jung’a göre, dünyadaki tüm kötülükler insanlar kendi hikayelerini anlatamadıkları için ortaya çikiyormuş. Herkes özgür olsa, yolculuğunu yargılanmaktan korkmadan, utanmadan, sıkılmadan anlatsa dünya daha huzurlu bir yer olurmuş. Ben psikologa gittiğimde de adam bana “test tube” den bahsetti. Agzı mantar tıpa ile kapalı bir test tüpü, içindeki maddeyi kaynatan da alttaki ısı kaynağı. Bu ısı kaynağı her şey olabilir, boşanma, ayrılık, taşınma, işsizlik, depresyon, anksiyete ve diğer tetikleyici şeyler. Hayatımızdaki zorluklar yavaş yavaş test tüpünün içindeki maddeyi ısıtıyor, kaynama noktasına getiriyor. Psikologun görevi, test tüpündeki musluğu arada sırada açıp içerideki basıncın güvenli bir şekilde dışarı çikmasını sağlamak. Anlatıp rahatlamak dediğimiz şey aslında bu. Yabancılar get it out of your chest diyorlar buna. Bazı insanlarda, özellikle bazı erkeklerde bu musluk yokmuş. Dertlerini üzüntülerini kendilerine saklar sonunda da madde bağımlığı veya başka başka şekillerde aşırı uçlara kayarak üzerlerindeki baskıdan kurtulmaya çalışırlarmış. – Erkek okuyucular alınmasın, ben psikologumun yalancısıyım-

Benim test tüpümde birden çok musluk var. Sürekli açarak içeride bir barometrelik bile basınç oluşmasına izin vermiyorum. Buraya yazmak bana en iyi gelen şey.

Dün Kemal’le konuştuk. Kontratlı çalışmanın nasıl bir şey olduğundan bahsetti. Her gün işe gidip geliyorsun, sen oraya aracı bir şirket tarafından gönderilmişsin, aslında onların çalışanısın. Kendini banka personeli olarak göremiyorsun Apex sistem çalışanısın. Bir proje var, onun üzerinde çalışıyorsun ve proje Mart’ta bitiyor. Mart’ta sana teşekkür edip veda edebilirler. Ne redundancy paket ne başka bir ödeme. Öküz öldü ortaklık bozuldu! Veya 6 ay daha devam edelim birkaç iş daha var tamamlanacak diyebilirler. Devam etsen bile 6 ay sonra kendini yine eşikte bulabilirsin. Bunun performansla, bilgiyle veya başka bir şey ile ilgisi yok. Her şey proje bazlı. Normal banka çalışanından daha yüksek ücret alıyorsun çünkü sen geçicisin dolayısıyla seni bu ücretle daha fazla tutmak onların işine gelmiyor. Eğer işler çok yoluna giderse ve şans rüzgarı senden taraf eserse abi biz bankaya zaten eleman alacağız, seninle de çalıştık, gördük, seni beğendik. Eğer istersen şu pozisona şu maaşla başlamak ister misin? diye sorabilirler. Bunların hepsi varsayım. Ve bildiğimiz tek şey var önümüzdeki 1 yıl tamamen belirsizliklerle dolu.

Bu durumda son kararımız, ben işimden istifa etmiyorum. Bizim okul Aralık 8 de kapanıyor. Subat 5 te yeniden açılıyor. Okul açıldıktan 1 ay sonra Kemal’in kontratının ikinci 6 ayı başlıyor veya başlamıyor. Eğer istifa edip tası tarağı toplayıp gidersem, bir ay sonra kendimizi işsiz güçsüz sigortasız güvencesiz Allahın Milwaukee’sinde kışın karın içinde bulabiliriz. Avustralya’da hiç olmazsa sağlık ve sosyal yardım var, en kötü ihtimalle hayatta kalma şansımız Amerika’dakinden daha yüksek:) Hiç olmazsa hava soğuk değil haha:)

Şimdi yine bize hasret düştü. Çocuklara anlattık. Biz Avustralya’da baba Amerika’da yaşamaya devam edecek. İşler netleşip de kalıcı bir iş oluncaya kadar biz Amerika’ya taşınmayacağız. Şimdilik en mantıklı olanı bu.

Sizin fikirleriniz nedir bu konuda?

 

 

5 comments

  1. Caner says:

    Epeydir okuyorum Amerika maceranızı. Başından beri tercihinizin Avustralya’dan yana olması gerektiğini düşünüyorum. Hele ki son dönemde karşılaştığınız belirsizlikleri görünce belirsizliklerden hoşlanmayan biri olarak daha da Avustralya taraftarı olduğumu söyleyebilirim. Allah yardımcınız olsun. Şans sizinle olsun 🙂

  2. esat says:

    Ah be Kemal abi ne gerek var yahu kapitalizmin başkentine gitmeye, mis gibi, vatan gibi vatan olan AU varken 🙂

    Abla bence çok mantıklı bir karar vermişsiniz, hiçbirşey kesinleşmemişken tüm ipleri salıvermek çok riskli, hele de ortada çocuklar varken. Ha allah yine aç bırakmaz belki ama riski de almamak lazım.

    Ümidim Kemal abi AU’da kurumsal, kafasına göre bir iş bulur da geri döner o sakin huzurlu ve yeşil hayatınıza devam edersiniz.

  3. Ayse S. says:

    Amerika bana nedense hic guven vermiyor. Huzursuz bir yer gibi biraz. En iyisini yaparak deneyerek tecrube ediyorsunuz. Bence de arkanizda siginacak bir limaniniz olmasi en azindan kendinizi daha guvende hissettirebilir. Ayrilik olumden zormus derler, ayriligin yaninda belirsizlik de insani cikmaza sokuyor ama ne kadar zor olursa olsun yasadigimiz hersey bizi biz yapiyor, guclendiriyor, cok seyler katiyor. Ben olsam birseyi yapmadigim icin pisman olmaktansa, olacaksam eger, yaptigim icin pisman olmayi secerdim. Yine de gonlum Kemal abinin de istedigi gibi bir is bulmasi ve AU’da kaldiginiz yerden devam etmeniz.

    Ayrilmak zorunda kalmayacaginiz musmutlu bir hayat dileklerimle..

    Sevgiyle kalin.

  4. Devrim says:

    Siz mi desem sen diye mi hitap etsem bilemedim. Sizinle tanışmıyoruz Vesile Hanım, ama bloğunuzu takip ediyorum. Esasen bir kaç ay önce rastladım ve roman okur gibi bir çırpıda tüm yazdıklarınızı okudum. Ne kadar samimisiniz, içtensiniz. Ben asla bu kadar dolaysız olmaya cesaret edemedim ve edebileceğimi de sanmıyorum. Sanki zihninize bir canlı yayın kamerası yerleştirilmiş ara ara yayın yapılıyor. O aralıklarda da bizler merakla bekliyoruz. Göçmenlik ortak paydamız, melankoliklik, yazmaya çizmeye düşkünlük, biraz da kendini hırpalaya hırpalaya bir şeyler başarma durumu ve belki de sizin kadar olmasa da kendi minik yarıçapım içinde hesapsız kitapsız dürüstlük durumu. Yalnız bizim göçmenlik çok yeni. Bu arada biraz bencilce ama bir süre daha Perth’de olacağınıza pek bi sevindim sizinle tanışmak çok isterim aslında, biz de Perth’deyiz. Her ne yaparsanız yapın, çok endişe ederek, çok çabalayarak ve hakkını vererek yapacağınızdan hiç şüphem yok. Sevgiler.

  5. Gizem says:

    Geçenlerde şöyle bir haber okudum https://www.thesouthafrican.com/australia-immigration-eight-industries-needing-workers/ . Eğitim çalışanları 1., IT 6. sırada. Belki
    AU içinde başka bir şehirde daha çok iş imkanı olamaz mı eşiniz Kemal için?
    Umarım her şey dilediğiniz gibi ve sizin için en hayırlısı olur. Ama sanki en hayırlısı Avusturalya gibi geliyor bana 😊
    PS:Bir önceki yazıdaki dua çok güzel, çok içten.

    Sevgiler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *