Kuzey yarim kureden bildiriyorum

Perth`teki arkadaslarla son piknik…

Herkese merhaba,

Bugun Perth`ten Milwaukee`ye tasinali tam iki hafta oldu. Siteye yazmayali da bayagi bir zaman olmus. Bu gecen surecte sizi merakta biraktigim icin ozur diliyor, basimizdan gecenleri anlatmaya basliyorum.

Perth`te gecen zamanimiza bir nokta koymak cok ilginc bir sekilde hem cok kolay hem cok zor oldu. Biliyorsunuz okul kapandiktan sonra toparlanmak icin sadece 3 haftam kalmisti. Sanirim boyle stresli zamanlarda insan beyni ve vucudu hayatta kalma icgudusu ile cok verimli bir sekilde calismaya basliyor. Abonelikleri iptal ettirmek, esyalari satmak, bazi esyalari isine yarabilecegini dusundugum insanlara ulastirmak, satmak istemedigimiz esyalari demonte edip evdeki odaya istiflemek, tasima sirketleri ile konusup fiyat almak (son ana kadar esyalari nakliye edelim mi etmeyelim mi emin degildik), evi ve bahceyi kiracilara cazip gostermek icin elden gecirmek, bakim ve temizlik yaptirmak, cocuklarin ve benim buraya gelmeden once son saglik kontrollerini, kan tahlillerini yaptirmak, arabaya alici bulmaya calismak vs. derken her sabah yaklasik 5 gibi uyaniyordum. Normalde unutacagim seyleri cok iyi hatirliyor; isleri nasil birbiri ardina dizip bir gunde ne kadar cok is bitirdigime ben bile sasiyordum. Ote yandan da sanki evren bana yardimci olmak, islerimi kolaylastirmak icin seferber olmustu. Butun sinirim, sabirsizligim, kaygili halim gecmis, bitmis; O da hallolur tabi ki , diyen huzurlu bir ses yoldasim olmustu. Mesela agir bir televizyon dolabi satiyorum, disari cikarilmasi lazim, tam o anda hic beklemedigim birisi cikageliyor, hoop ucundan tutuyordu dolabin. Depo odamizdan cikan buyuk sunta raflarin atilmasi gerekiyordu. Kerb Side Collection zamanimiz da coktaan gecmisti. Cop ile atilmaz, evin kenarina koysam da cirkin gorunur ve tehlike arzederdi. Tam karsimizdaki ev tadilat yaptirmaya basladigi icin evden cikan insaat artiklarini atmak icin bir skip bin getirmisler, ev sahibi geldi benim raflari da alip onlarin icine ativerdi. Sonra artik son gunler, evdeki esyalar tek tek gitmis, arabayi supurmem lazim uzatma kablosu yok. Yan komsu bahcede calisiyor, gittim hemen odunc aldim. Normalde arasan hic kimseyi bulamazsin, ama sanki benim ihtiyacim oldugunda o insanlar hep karsima cikarildilar. Ayni sekilde birisi geldi bir esya alacak ama arabasina sigmadi, sokmesi gerekiyordu bende de tornavida kalmamis, bir de baktik, baska bir komsu yine o anda disarida agac ev yapiyor cocuklarina, elinde tam aradigimiz alet. Gidip odunc aldik. Biliyorsunuz tasinma surecinde bir yandan esyalari toplamak gerekiyor ama ote yandan da o evde hala son gune kadar yasayacaginiz icin temel esyalarin bulunmasi gereklidir. Daha Perth`e tasinmamis ama birkac ay sonra gelecek bir arkadas benden bazi esyalari onun icin saklamami istedi ve ne tesadufdur ki onun istedigi esyalar benim son gune kadar kullanmam gereken esyalardi. Sonra bir de araba vardi elimde son gune kadar kullanmam gereken. Hic kaygilanmadim satilmayacak diye, sanki hep biliyordum. Tam tasinmadan iki gun once araba da satildi. Kizlarla hep kosturmaca icindeydik ve o yuzden hic birlikte guzel vakit gecirmeye firsatimiz olmamisti. Arabayi teslim etmeye giderken yolumuz Perth`te cok sevdigimiz bir Iran restoraninin onunden gecti, hep bir kez daha gitmek istemistik ama bir turku elimize firsat gecmemisti. Ben evrenin isaretlerini fark etmeye basladigim icin hop direk gittim o restorana. Ipek ve Defne de o gun oyle guzel, oyle keyiflilerdi ki cok guzel unutulmaz bir yemek yedik. Cok ufak bir sey bize oyle komik geldi ki bir anda hepimiz gulme krizine girdik ve gozlerimizden yaslar akincaya kadar gulduk. Vedamizin boyle tatli olmasina cok sevindim.

Perth`teki arkadaslarim olmadan bu islerin hic birini yapamazdim. Birisi cocuklari aldi, 2 gun evinde agirladi, havuza goturdu, gezdirdi. Birisi geldi butun mobilyalari tek tek soktu, birisi geldi koca koca esyalari odaya tasidi, birisi geldi halilarimi naftalinledi, sardi, kaldirdi. Birisi geldi, elektronik islerin tumunu yapti, bilgisayari soktu, hard diskleri cikardi, kablo kanallarini duzenledi, birisi yemege, birisi kahvaltiya, birisi caya aldi bizi. Telefonuma surekli, bir seye ihtiyacin var mi?, mesajlari geliyordu. Bizi Avustralya`ya ilk gelisimizde havaalaninda karsilayan arkadas 6 tane koca bavulumuzu ve daha ne kadar ivir zivir esyamiz varsa yukledi pick-up`ina yazin sicaginda hic usenmeden. Yani arkadas , kitalar arasi tasinma, tereyagindan kil ceker gibi dostlarin sayesinde kolayliklar icinde halloldu.

Gelelim zor tarafina: yaz gelmis, evimin onundeki frangipani agaclari rengarenk ciceklere burunmus… Bahcemdeki asma hic vermedigi kadar meyve vermis, salkim salkim koruklar sulu ve lezzetli uzume ha dondu ha donecek… Disariya cik, masmavi berrak gokyuzu seni kucakliyor. Tertemiz hava, kuslarin civiltisi, sarki gibi… Her sabah kahvaltimi (bir kase corn flakes) bahcede, rengarenk ciceklere baka baka yerde (masa ve sandalyeler da gitti) bir ortunun uzerinde yiyordum ve evime veda edecegimi bilmek bogazimda bir dugum olusturuyordu. Cocuklar yalinayak, sokakta arkadaslari ile oynuyorlar; doga comert ve guzel, benim arkadaslarim bana veda piknikleri duzenliyorlar. Vazgecmesi zor olan cok sey vardi yani. Arkadaslar son birkac gunumuzu onlarda gecirmemiz icin bize cok israr ettiler ama ben evde kalmak istedim. Evim ile vedalasmak, Avustralya`daki hayatima kacamak degil gozunun icine baka baka tum farkindaligim ile hoscakal demek istedim.

 

One comment

  1. Vesileciğim sonunda beklenen yazı geldi 🙂 İyi olmanıza çok sevindim. Her şey gönlünüzce olsun. Sevgiler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *