Wisconsin Ehliyet

Arkadaslar gecen gun DMV denilen Wisconsin ehliyet subesine gittim. 3-4 saat surse de sonunda ehliyetimi alabildim. Pasaport, greencard, adres gosteren belge ve Avustralya ehliyetimi gostermem gerekti. 15+50 soruluk bilgisayar testine orada, o anda girdim. Bunun icin bir ucret odemedim. Sinavi gecince benim fotografimi cektiler ve yeniden beklemeye koyuldum. Goz testimi yaptirdim ve masadaki yasli teyzeye road test icin gun almak istedigimi soyledim. Doluyuz ancak bir ay sonraya verebiliriz, filan dedi. Sonra bana sinavi gecemezsem driver permit ile araba surecegimi filan soyledi bu bolumu agzinin icinde geveledi acikasi ne demek istedigini cok iyi anlamadim). Oyle olunca panik oldum, bir dakika dedim, simdi yol testinden kalirsam tek basima araba suremeyecek miyim, driver permit mi gerekecek filan diye biraz sitem ettim. Hem Turkiye hem de Avustralya ehliyetim oldugunu, kabul edip edemeyeceklerini sordum.  Ondan sonra kadin mute oldu, bilgisayara dalip gitti. 10 dakika sonra basini kaldirip kusura bakma beklettigim icin, Avustralya ehliyetin varsa belki road testine ihtiyacin yoktur, onun icin sitedeki bilgileri iyice okuyorum dedi. Madem ona bakiyorsun, take your time, sonsuza kadar bekleyebilirim, sorun yok dedim. Sonra kadin 10 dakika daha inceledi, sonra kalkip bir arkadasina sordu. Cenevre sozlesmesi falan filan dediler. Velhasil nasil oldu cok da anlamadim ama sonunda bana Wisconsin ehliyetimi verdiler. 28 dolar odedim. Hepsi bu. Hala, bir yanlislik yaptik gel ve direksiyon testine gir diyecekler diye odum patliyor. Kadin bana kagit uzerinde ehliyetimi verdi, gercek kart da posta ile 5 -10 gune gelecek dedi.  Direksiyon testine girmeyi Avustralya’daki tecrubelerim yuzunden hic istemiyordum. Dorduncu denememde ancak gecebilmistim, her test icin gun almak olum gibiydi. Gun yok, bekle bekle zaman geciyor. Ayrica her giriste ucret odemek gerekiyordu filan ; pek hos degildi yani.  Neyse sonunda ehliyetimi aldim, mutlu oldum. Darisi tum isteyenlerin basina:)

One comment

  1. Fatih Öztürk says:

    Vesile hanım youtube da videosu olan konuların altına video linkini de koyarsanız bence güzel olur. Nacizane tavsiyem. Kazasız belasız sürüşler inşallah. Esen kalın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Rizk

Benim basvurdugum islerden simdilik ses seda yok.

Durust olmak gerekirse ne ozgecmis duzenlemeye ne de is basvurularinda bulunmaya o kadar da zaman ayirmiyorum.

Kemal ile konustuk, simdi 4 kisilik tek gelirli bir aile kosullari altinda degerlendirilip ona gore vergi oduyoruz. Ben calisip yillik 30-40 bin dolarlik bir ise girsem toplam aile gelirine bakip vergi dilimimizi artiracaklar ve nerdeyse tum kazandigim vergiye gidecek. O yuzden saatlik 10-15 dolarlik bir ise girmenin maddi acidan getirisi pek yok. Ote yandan kizlarin okulu, evin sorumluluklari vs. aksayacak. Bir de benim tam zamanli calisitigim zamanlarda evde teror estirdigim dogrudur. Sitenin taikpcileri ne kadar stresli, yorgun ve bitkin oldugumu bilirler.  Bu sartlara bakinca simdilik boyle devam etmenin daha dogru olduguna karar verdik.

Simdilerde kafayi zihni projelerimi gerceklestirmeye taktim.

Cocuk kitaplari yaziyorum

Ingilizce cocuk kitaplarini Turkce’ye cevirmek icin arastirmalar yapiyorum

Youtube’da gocmenlikle ilgili tecrubelerimi paylasiyorum

Montessori ders icerigi materyalleri hazirlamayi dusunuyorum

@ingilizcecocukkitaplari adiyla Instagram’da bir hesap olusturdum Ingilizce cocuk kitaplarinin tanitimini yapiyorum. Eger ilgilenen olursa burdan ikinci el kitaplar bulup memleketim cocuklarina bu kitaplari more affordable bir sekilde gondermekle ilgili dusuncelerim vardi. Bir gece uykularim kacmisti, buradan Turkiye’ye indirimli kitap satisi filan yapabilir miyim diye. Malesef ulkemizdeki cocuklar Turkce kitap bile zar zor okuyorlar, degil Ingilizce kitaplar okuyacaklar.  Bu yuzden henuz ticari bir plan olmaktan cok cok uzak bu dusunce ama yine de kitap tanitmaya devam ediyorum. Cunku bunu yapmayi cok seviyorum. Ileride cocuk kitaplari ve cocuklara Ingilizce ogretmek uzerine Youtube videolari da cekmeyi istiyorum.

Son olarak Ebrulu urunleri buranin sanat butiklerinde satmayi dusunuyorum.

Bu planlardan hangilerinin basarili olacagini hangilerinin suya dusecegini zaman gosterecek.

Boyle durumlarda Semsi Yastiman’i dinleyip guluyorum.

 

Yere dustum hiz ile…

 

 

Allah her kula bir zenaat vermiş
Meğer ki bol nasip kısmet yazıla
Kimine hoş geçim kanaat vermiş
Kimine hırs vermiş doymaz az ile

Terk-i sıla ettim on beş yaşımda
Dolaştım bir hayli kendi başımda
Her ne iş tuttuysam felek karşımda
Nâçar kaldım paylaşılmaz koz ile

Garip kaldım kimse yardım etmedi
Küçük memur oldum maaş yetmedi
Ev geçimi hiç de düzgün gitmedi
Ceryanı kestiler kaldık gaz ile

Tuhafiyeciliği seçtim olmadı
Terzi oldum kestim biçtim olmadı
Kumaş mağazası açtım olmadı
Hep malları güve yedi haz ile

Marangozduk el kaptırdık hızara
Tellal oldum kıtlık geldi pazara
Fırıncı oldum yangın çıktı kazara
Malım mülküm harap oldu köz ile

Kasap oldum bereketin adı yok
Kimi et yağsız der kimi budu yok
Aşçı oldum yemeklerin tadı yok
El âlemi suya yaktım tuz ile

Manav oldum hep çürüdü yemişler
Kunduracı oldum bilmez demişler
Reçber oldum bütün ters gitti işler
Aylar yıllar geçti kurak yaz ile

Dabbak oldum hep çürüdü deriler
Celep oldum ölüp gitti sürüler
Bakkal oldum kaçtı hep müşteriler
Başka bir iş yapsam hangi yüz ile

Demirci oldum herkes beni haşladı
Gürültüden şikayete başladı
Çöpçü oldum mahalleli taşladı
Süpürürken evler doldu toz ile

Nalbur oldum kimse kapım çalmadı
Saatçi oldum sağlam saat kalmadı
Takımları sattım kimse almadı
Mezatçıya verdim yüz bin naz ile

Eczacılık yaptım arttı ölümler
Mühendis oldum ağır geldi ilimler
Fotoğrafçı oldum yandı filimler
Müşteriye karşı döndük rezile

Çiçekçi oldum hep goncalar buruştu
Nakliyeci oldum kamyonlarım vuruştu
Telefoncu oldum hatlar karıştı
Tamirat bitmedi hemen tez ile

Karaborsa bilet sattıramadım
Sahte makbuz kestim yutturamadım
Spor toto oynadım tutturamadım
Haftalıklar bir bir gitti vız ile

Hakim oldum cezayı çok gördüler
Trafikçi oldum fazla yordular
Polis oldum çok vazife verdiler
Kaçırdım mahkumu yorgun göz ile

Maliyecilik de değil pek kolay
Gümrükçülük yaptım duydum çok kolay
Bankacı oldum bir ay sonra bir olay
Açık verdim vızıla da vızıla

Halıcı oldum bonolarım çatıştı
Çünki işim taksit ile satıştı
Yorgancı oldum hep pamuklar tutuştu
Kaldım bir tek iğne bir top bez ile

İşportacı oldum malım basıldı
Şoför kahyası oldum sesim kısıldı
Sütçü oldum bütün sular kesildi
Çoğaltma çaresin bulduk buz ile

Elektrikçi oldum çektim telleri
Karıştırdım odaları holleri
Hep cereyan çarptı tutan elleri
Tesisatı söktürdüler tez ile

Asker oldum anam yollara baktı
İzin istemekten amirler bıktı
Subay oldum sık sık tayinim çıktı
Turist gibi şarkı garbi gez ile

Boksör olsam kuvvetli kol istiyor
Sarraf olsam parayı bol istiyor
Öğretmenlik ince bir yol istiyor
Atatürk’ün gösterdiği iz ile

Şekerci oldum şekerlere zam geldi
Kabzımal oldum hep meyvalar ham geldi
Camcı oldum bütün kırık cam geldi
İşin yoksa hem ağla hem sızıla

Matbaacı oldum karıştı harflar
Tersinden okundu kağıtlar zarflar
Müşteriden duyduk çok ağır laflar
Bedduayla dedi işin bozula

Emlakçi oldum çok söyledim yalanı
Göremedim benden bir ev alanı
Mimar oldum çözemedim planı
Geçti ömrüm yanlış formül çiz ile

Tapucu oldum hep karıştı sınırlar
Sahipleri garez etti sanırlar
Kadastrocu olsam gaddar tanırlar
İnkisarla uğrattılar nüzule

Berber oldum belediye kapattı
Kahvecilik yaptım sermayem battı
Meyhaneci oldum dükkan top attı
İçen kaçtı hepsi ayrı poz ile

Şoför oldum arabayı devirdim
Pilot oldum tayyareyi savurdum
Vatman kaptan oldum dümen çevirdim
Hiçbir gün gitmedi rotam düz ile

Doktor oldum tedaviye geldiler
İlaç verdim zehirlenip öldüler
Dişçi oldum suçu benden bildiler
Zayıf gelen çıktı şişman yüz ile

Müteahhit oldum tez iflas ettim
Avukat oldum hep boş dava güttüm
Gazeteci oldum çok fazla öttüm
Tıktılar hapise birkaç söz ile

Üfürükçü oldum kendim çıldırdım
Müezzin oldum cemaati yıldırdım
İmam oldum yanlış namaz kıldırdım
Müftü el çektirdi işten vaz ile

Baktım hayırsızım ortada kaldım
Vazgeçtim sanattan başka iş buldum
İnşaata girdim amele oldum
Ta üst kattan yere düştüm hız ile

Velhasılı hiçbir işte gülmedim
Meğer kader böyle imiş bilmedim
Bir de hovardalık yapayım dedim
Yedik malı mülkü karı kız ile

Şemsi der münasip bir iş bulamadım
Gidip bir baltaya sap olamadım
Bağlamadan başka saz çalamadım
Akıbet ırızkım çıktı saz ile

Şemsi Yastıman

 

Memleketinin guvenli limanlarindan, bildik kiyilarindan uzakta el yordami ile her meslegi deneyen beyni isil isil, yuregi korkusuz arkadaslarim… Biz bu isi yapariz, yere dussek de hiz ile, kalkar dikiliriz yine ayaklarimizin uzerinde.

Her sey cok guzel olacak…

 

One comment

  1. Mesut Dinçer says:

    Vesile sizin için de her şey çok güzel olacak.
    Bol şanslar diliyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Is guvenligi

Avustralya beni hayatta en cok korkutugum seylerle yuzyuze getirdi.

Anne-babamdan o kadar uzakta nasil yasarim? Kardeslerimi gormeden, akrabalarimizin dugunlerine, sunnetlere gitmeden, teyzemin lezzetli Urfa yemeklerini yemeden, anneannemin beyaz sabun kokulu nevresimlerinde uyumadan ne kadar uzun sure dayanabilirim? 17 saat sadece ucus mesafesi. Urfa – Istanbul ucusunu saymiyorum bile.  Nasili yok, gidiliyormus ve yasaniyormus.

Iki cocugumuz var, ya is bulamazsak, para kazanamazsak ne yapariz? Birikimlerimizi yiyip bitirince ne olacak? Gittik 4 ay is aradik. Onlarca red aldik. Gururumuz kirildi. Birikimlerimiz hizla suyunu cekti. Sonra bir gun once ben, sonra Kemal is buldu.

Erkek evin diregidir, calismasi cok onemli. Ya isini kaybederse ne yapariz? Hoop Kemal’i redundant ettiler. 4 ay is aradi. Biz o arada Turkiye’de idik. Geri dondugumuz gun bizi havaalanindan almaya sirket arabasi ile geldi. Yeni bir is bulmustu.

Urfa’da ”sıkıntı getirmek” derler depresyona. Kolun kirilmasi veya ayagin incinmesi gibi bir sey degil. Ne zaman basladigini, yuregini, zihnini ne zaman kapladigini farketmezsin bile o kara bulutlarin. Birden kendini dibin en dibinde bulursun. Ne agzinin tadi, ne gozunun isiltisi kalmistir. Hayalet gibi dolasirsin. Gulmek zorlama, uyanmak zahmetli, yasamak agir gelir artik sana. Ona da girdim. Bilmeden. Sonra kendime cok acidim. Yasamimi bos yere harcadim, her sey anlamsiz diye uzulup, yakinip durdum. Sonra terapiye (Avustralya’da bedava) gidip bilmedigim yaralarimla yuzleserek kurtuldum o ruh halinden. 6 seans sonunda degismistim ve iyisiyle kotusuyle kendimle yasamayi ogrenmistim.

Kizlarim benim her seyim. Onlara bir sey olursa yasayamam. Benim dunyam, yasama sevincim, en degerli hazinem onlar derdim hep. Defne’nin boynunda bir ur cikti. Bir ay icinde ameliyat olmasi gerekti. Doktorlar bana kanser olabilecegini, o durumda kemoterapiye baslayacaklarini filan soylediler. Ayni gun, hic bir seyden haberi olmayan Defne bana bakip, ‘Anne, ben saclarimin kel olmasini hic istemem, boyle periler gibi upuzun olmasini cok seviyorum.’ dedi. Defne ameliyathanede iken kapinin onunde dunyamin neredeyse basima yikilacagindan korktugum ve durmaksizin dua ederek bekledigim o birkac saati hic unutamam. Cok sukur, tumor iyi huylu cikti. Ertesi gun taburcu ettiler, hayatimiza kaldigimiz yerden devam ettik.

Cok uzaklardayiz, Kemal olmadan iki cocukla tek basima asla yasayamam. Kemal’siz hic bir sey yapamam, zaten beceremem. Kemal is aramak icin Amerika’ya gitti. 7 ay boyunca Avustralya’da tek basima, iki kizimla, ayni zamanda her gun ise gidip calisarak yasadim. Dunya yikilmadi.

Simdi Amerika’dayiz. Kemal sozlesmeli calisiyor. Yilin sonunda proje bittiginde isi de bitiyor. Gelecegi goremiyoruz. Bazen gecenin bir yarisi aciyorum gozlerimi. Bir ucurumun kenarindayim. Kalbim hizli hizli carpiyor. Dunya korkunc, deli, manyak bir yer gibi geliyor bana. Donen etege binmis cilginca donuyorum sanki, nerede oldugumu bilmeden, gozumu hic bir yere odaklayamadan savrulup duruyorum. Ya Kemal isini kaybederse diyorum. Ben de calismiyorum, ne yapariz diye dusunuyorum. Kaygilaniyorum, korkuyorum. Sonra Avustralya’yi hatirliyorum. Butun korkularimla tek tek goz goze geldigim, bicak sirtinda gecirdigim gunleri hatirliyorum. Sonra anliyorum. Hayatta hic bir seyin garantisi yok. Ne is guvenligi, ne can guvenligi, ne mal guvenligi. Hepsi bir yanilgi. Beklentilerin ne kadar yuksek olursa uzuntun ve kaygin o kadar buyuk olur. Sadece inanc lazim bize. Is gelip gecer, paran bir anda pul olur, en sevdiklerini bir anda kaybedebilirsin. Insan ne is guvencesi aramali, ne de baska bir guvence. Cunku her an her sey olabilir. Insan kendine guvenmeli. Yeniden ayaga kalkacagina, gunesin ertesi gun yeniden dogacagina guvenmeli. Uzuntu de sevinc de hemen surda koseyi donunce. Ama korkma, yuru. Hic bir sey olmayacak sana, soz veriyorum. Her sey gececek. Yollar hic bitmeyecek. Donusler, donemecler hep olacak, yeter ki sen durma.

 

5 comments

  1. Devrim says:

    Canım Vesile, ne güzel, içten bir günce olmuş bu… Sanırım tüm göçmenlerin yitirdiği şey aidiyet duygusu, kendi özelimde ben maalesef Avustralya’ya gelmeden evvel bu aidiyet duygusunu yitirdim. Halkımı çok sevmeme rağmen, onlara ait, onlar gibi hissedemiyordum kendimi. Çok yabancılaştırıcı, yıpratıcı bir süreçti. Sonra uzun uzun sustum, konuşacak şeylerim olmadığından değil bilakis çok vardı; konuşursam anlaşılmayacağımdan. Her gün daha yabancı, daha uzak uyanıyordum doğup büyüdüğüm memlekete. Zamanla köksüz, bağsız hissetmeye ve bunu isimlendirebilecek duygusal olgunluğa eriştim. Ardından evlatlarımı düşündüm, kızım için ayrı endişelendim, oğlum için ayrı. Kızım farkında bile olmadan nasıl yaşamak istediğini, nelere muktedir olduğunu bilemeden edilgen bir ruh haliyle büyüyecek, oğlum ise gereğinden fazla önemli hissederek olduğundan çok daha güçlü ve cesur görünmeye çalışarak duygusal gelişimini tamamlayamayacaktı. Bu minikleri kendilerine biçilen rollerinden kurtarmak istedim. Buraya geldik vesselam, öyle çok beklenti ile değil aslında. Biliyorum ki, bir iş bulabilsek ben ya da eşim farketmez, bu minikler bambaşka bir hayat yaşayacak. Daha az ağırlığı olan, daha az çelişkisi olan huzurlu bir hayat. Bunun tarifi mümkün değil, bıdıkların sorumluluğu öyle bir yük ki omuzlarımda beni durduğum yere sabitliyor ve bu yükten başka hiç bir şey düşünemiyorum, duygusal anlamda bir iğdiş gibi. Böyle zamanlarda yani tüm umutlarım somut olarak bir iş bulmak biçimine dönüşmüşken birey olduğunu ya fazla unutuyor (ya da fazla mı anımsıyor demeliydim bilemedim) insan. Bununla baş etmek zor ve sanırım tüm imkanlarını zorlayıp, yapılabilecek her şeyi yapmaktan başka bir seçenek de bırakmıyor insana. İşte bu gibi süreçleri iyi yönetmek, sakin sakin düşünüp doğru adımları atmak yani böyle bir kafayla taş gibi bir irade ve telkin gerektiriyor. Senin bloğun benim için uzun zamandır değerli bir motivasyon kaynağı, bilerek veya bilmeyerek yaşamlara dokunuyorsun; bir aidiyet hissi yaratıyorsun, kalbini ve yaşantını açtığın için sana sonsuz teşekkürler, hayatımdaki nadir inceliklerden birisisin.

  2. Vesile says:

    Sen de benim can dostumsun. Ruhlarin anlastigi, kelimelerin otesinde bir dostluk bu. Eskisi yenisi yok. Seni hep taniyor gibiyim. Hepimiz ayni gemideyiz burada, aslina bakarsan insanoglu olarak ayni gemideyiz. Yuruyoruz uzun ince bir yolda. Ama hic olmazsa yalniz degiliz, yuregimiz birbirimizin elinde Devrim’cigim. Sevgilerimi yolluyorum sana…

  3. Devrim says:

    Canım Vesile, ben be şanslı bir insanım diye düşündürten incelikli can dostum benim. Sevgilerinle…

  4. Devrim says:

    Sevgilerimle diyecektim, ufff… Ne dumurum

  5. Didem TUFAN says:

    Çok iyi geldi satırlarınız bana. Tam da taşınmadan az önce. Karnımda yeni bir bebekle. ilaç gibi geldi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Cumartesi gunu St. Patrick’s Day kutlamasi varmis. Milwaukee’nin sehir merkezine farkli gruplarin yuruyusleri ve gosterileri yapilacakmis. Azicik da gunesi gorunce dayanamadik, attik kendimizi sokaga. (Videoyu yukledim)

Azicik insan gormek, canli, civiltili bir ortamda bulunmak iyi geldi.

Ordan ciktik, aksama Kemal haydi Hockey macina gidelim dedi. Ben basta pek istekli degildim. Hockey ne ki? Ne nasil oynandigini biliyorum ne de mac severim filan diye dusundum ama gidince hayatimin en eglenceli anlarindan birini yasadim. Adamlar her seyi o kadar guzel ve cazip hale getirmeyi biliyorlar ki sasirdim kaldim. Oyun cok hizli akiyor, oyuncular tak tak degisip duruyor, kim oynuyor, kim cikiyor belli degil. Surekli ara veriliyor, aralarda gosteriler, maskotlar, zeplin gibi ucan bir sey dolaniyor. Muzik cok guzel ve heyecanli. Insanlarin tepkileri, tek bir agizdan owwww, oooohh, woooo filan diye bagirmalari. Artik ben bir hockey fani oldum:) Hic bir maci kacirmayacagim! Insanlar cok terbiyeliydi. Coluk cocuk, yasli genc herkes gelmisti. Resmen sporu sevdirmek icin organize edilmis, muhtesem bir ortam. yiyecek, icecek bol ve cesitli. Guvenlik var. Stadyuma giris cikis kolay. Kendini guvende hissediyorsun ve en guzeli de cok guzel zaman geciriyorsun. Biletler 23 dolardi. Stadyumdan cikip 20 adim atinca arabamizi park ettigmiz yere geldik, o da kolay oldu, trafige yakalanmadik.

Stadyuma girerken herkesin elinde oyuncak ayi vardi. Biz de bu nedir filan diye dusunuyorduk. Ev sahibi takim bir sayi atinca birden herkes ellerindeki teddybear leri sahaya atmaya basladi. Yagmur gibi teddy bear yagdi, arkalardaki one dogru atiyor, eger sahaya ulasmazsa ondeki alip tekrar firlatiyor filan. Meger bir fundraising varmis, ihtiyac sahiplerine, bir insani yardim kurulusuna gidiyormus bu ayiciklar. O da cok eglenceliydi. Kemal sizi bir de basketbol macina gotureyim o zaman gorun eglenceyi diyor. Bakalim:)

Hockey videosu da yakinda youtube da:)

Avustralya’daki arkadaslarimi cok ozledim. Little Creatures’da birlikte oturdugumuz altin kalpli canim arkadasima selamlar…

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hafta sonu

Hafta sonunda bir cok sey yaptik. Cuma gunu 2 tane Turk arkadasla tanistim, bir kahve ictik birlikte. Kemal arabayi bana birakmisti, kizlar okuldan gelince onlari alip markete gittim. Birkac video cekip ekledim youtube a. Kemal de cuma aksami bir hokey macina gitti. Onun videosu da geliyor. Cumartesi ise araba saticilarina gittik. Bir Turk arkadasin esi calistigi yerde bize yardimci oldu. Sanirim lease yapacagiz. Yani uzun donem kiralayacagiz arabayi. 3 bin dolar pesin veriyorsunuz, her ay da 450 dolar odeyerek 3 yilligina 2018 Nissan Pathfinder lease edecegiz. Su anda haber bekliyoruz bankadan. Pazar gunu de The Wiz diye bir tiyatro gosterisine gittik kizlarla. Guzeldi, eglendiler. Ipek’e okuldaki orkestra ogretmeninden ozel keman dersi aldirmaya karar verdik. 14 Nisan’da Milwaukee Youth Symphony Orchestra’nin secmeleri var, ona girecek, insallah elemeleri gecer ve programa dahil olur. Avustralya’da devletin secilen ogrencilere bedava verdigi ozel keman egitimi burada yok. Okulda orkestra var ama hocalar ozel ders almanizi tavsiye ediyor. Yarim saati 22 dolar piyasada. Bakalim… Her sey para burda!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

What Do We Need To Be Happy?

Odev yaparken insanlarin temel ihtiyaclari ile ilgili birseyler ariyordum, bu yaziya rastladim. Pasylasmak istedim:)

Increasing research evidence has supported Aristotle’s argument that happiness is the whole aim of human existence.

Not only do people rank the pursuit of happiness as one of their most cherished goals in life but happiness appears to have various positive effects that benefit society at large.

Happy people succeed in making this world a better place through their optimism, energy, originality, and altruism.

Actively pursuing happiness is therefore not a selfish act but rather the means to make our own life meaningful and worthwhile as we make a positive difference in the lives of many.

So what do we need to be happy?

Much research has been conducted on the impact of money in our level of well-being.  It appears that having a higher income can make a substantial difference for people whose basic needs are not being met. However, for middle and upper-income people, studies have found that acquiring more wealth is not likely to significantly enhance happiness over the long-term.

It seems that our material desires increase with our incomes. In other words, the more we have the more we want.

If money is not the answer, what is it that we need then for sustainable happiness?

Research has found there are three fundamental building blocks (considered psychological needs) to attain happiness and well-being.

Autonomy

Believing that we are the cause of our own actions empowers us to live our lives in a way that we find meaningful and satisfying. Autonomy is the freedom and power that makes us feel alive knowing that we are the creators of our own destiny and that life is a canvas we can paint as we please.

In order to be happy, we need to be the authors of our own life story. If we base our decisions on what others think then we’ll be living their lives and not ours. Other people’s thinking is a projection of their own life, their own mistakes, their own fears. So don’t make them yours.

Our heart knows more than we give it credit for. It is all that knowledge outside our conscious awareness that makes us wise when it comes to ourselves. So have the courage to own your life and follow your heart. It will make you happier than you can imagine.

Competence

To be happy we need to feel capable and effective in our actions. Trusting our ability to accomplish whatever we set our mind to do is a powerful motivator. Feeling competent gives us the confidence we need to pursue the life of our dreams.

People’s level of motivation, emotions, and actions have been found to be based more on what they believe than on what is objectively true. So believe in yourself. Beliefs move mountains.

And remember that skills and abilities can be developed, so when faced with self-doubt, take action to improve whatever it is you feel you are lacking. Read a book, take a class, or practice until you get your confidence back. The more competent you feel, the happier you’ll be.

Relatedness

Human beings are social by nature and need intimate contact with others. As much as we need to be autonomous to be happy, we also need to feel connected. Feeling supported and loved by the people close to us makes us feel we are cared for in an otherwise lonely world.

Although never in detriment of our own genuine individuality, we need to nurture our social bonds and feel we are part of something bigger than ourselves (our relationships, our family, our community).

The need to belong does not make us weak but only human. So cherish emotionally deep relationships with others. In the words of William James, “We are like islands in the sea, separate on the surface but connected in the deep.”

 

Enjoyed this post? Please visit my website and like my Facebook page so you can keep up with my writing. Let’s thrive together!

 

References

Diener, E., & Biswas-Diener, R. (2002). Will money increase subjective well-being? Social Indicators Research, Vol. 57, pp. 119-169.

Lyubomirsky, S. (2001). Why are some people happier than others?: The role of cognitive and motivational processes in well-being. American Psychologist, 56, 239-249.

Sheldon,K.M., Elliot, A.J., & Kim, Y., Kasser, T. (2001). What Is Satisfying About Satisfying Events? Testing 10 Candidate Psychological Needs. Journal of Personality and Social Psychology, Vol. 80, No. 2.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

youtube

Perth’ten gunubirlik gezi dusunenler, mutlaka ama mutlaka  Honeymoon Pool ve Dwellingup’daki Island Pool’a gidin. Videolari youtube’a https://youtu.be/oLOoyuACnQQ yukledim. Yazin tadini cikarin arkadaslar burda nineler gibi kalin corap ve hirka ile dolasiyoruz surekli, ruhumuz da yaslandi. Giyin orda parmak arasi terlikleri cikin yuruyun,, yuzunuzu yaksin gunes, haydi haydiiiiiiiiiiiiiiiiiii:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Yurt Disina Cikarken Yanimda Ne Getireyim?

Selam arkadaslar,

Hayatin inisli cikisli yolculugunda sanirim yine tirmanmasi zor bir tepeye geldim. Okul bitip Istanbul’da calismaya baslayinca elimiz ekmek tuttu, ev aldik, araba aldik ve kendimizi guclu zannedip gozumuzu yurt disina diktik. 2012’de Avustralya’ya giderkenki motivasyonumu ve gozu karaligimi hic unutamiyorum. Ilk bir iki sene hayatin attigi tekmeleri sevdigimiz birisinin ensemize attigi sakayla karisik tokatla karistirmisiz anlasilan. Aradan zaman gecip de gorusumuz netlesince cok guzel bir yerde yasamamiza ragmen hayatin gulluk gulistanlik olmadigini farkettik. Zaman zaman kendi coplugumuzde otmeyi ozledik. Ozellikle is hayatinda sozlu becerilerin otesinde tamamen davranislar, beden dili ve bir iki imali sozcukle reklam yapmaya geldiginde uzayli gormus masum koylu misali donakalmak cok rahatsiz edici. Amerika’ya tasindik durum yine ayni. Sunu soylemeye calisiyorum. Ben Ingilizce ogretmeniyim. Tam 20 yildir bu dille hasir nesir oluyorum. Is yerinde veya baska sosyal ortamlarda oyle bir an oluyor ki iletisim becerileriniz size yetmiyor. Bu dile hakim olmadiginizdan kaynaklanmiyor. Aksine dili cok iyi konusuyor ve soylenen her seyi tamamiyla anliyor olabilirsiniz. Koptugunuz nokta iletisimin cok farkli katmanlarinin olmasindan kaynaklaniyor. Durus mesafesi, ses tonu, sesinizin ne kadar yuksek veya alcak oldugu, sozu karsidakinin agzindan alma adabi, veya iki kisinin konusmasina dahil olmaya calisma sekliniz, vs.

Ya bi dur, ben simdi bu konuyu destekliyor muyum yoksa karsi miyim, ona bir karar vereyim, ben su tensi, past participle’i yerine koyayim ondan sonra da soyle uzun 4 heceli bir sozcuk bulayim, onun pronunciation’i nasilsi, Amerikan aksani mi kullanayim, Ingiliz aksani mi, falandi filandi derken beyin zaten tam kapasite calisiyor. O arada beyinde yuze duruma uygun bir tebessum kondurmak veya basiniza konuya uygun dogal bir sallanma sekli vermek veya goze ilgi dolu bir bakis yerlestirmek icin hic bir tane bile hucre kalmiyor. Sonra da oyle kasinti bir sekilde kalmis oluyorsun diyalog akip dururken. Azicik icki icmek ise yariyor, gevsiyorsun konusurken ama bilinc acikken butun toplari boylesine havada dondurmek oldukca zor.

Oysa annen, baban veya kankanla konusurken durum boyle midir? Seni eglendiren, gulduren, rahatlatan mimiklerdir, laf aralarina sokusturulmus ani esprilerdir. Iste yurt disinda bu pek olmuyor. Buna dikkat edin. Hele de kendinizi surekli elestiren, mukemmeliyetci bir kisiliginiz varsa vay halinize. Toplanti biter, konusma gecer, evli evine koylu koyune gider; siz hala keske onu soyle soyleseydim, bu cumlem cok sacma oldu falandi filandi kendinizi kemirir durusunuz.

Uzun lafin kisasi yurt disinda yasamak demir gibi sinirler gerektiriyor. Gecen gunku youtube videomda aldiginiz ne kadar diploma, sertifika, dunya capinda basari belgesi varsa is gorusmelerinde bahsedin, onlari yaninizda getirin demistim ama aslinda yaniniza getirmeniz gereken cok daha baska seyler var.

Birincisi timsah gibi kalin bir deri getirin, oyle herseyden incinmesin, etkilenmesin. Edison’un ampulu bulma yolundaki kararliligini getirin, bin kere basarisiz olsaniz bile yine de pes etmeyin. Sonra bir de Eyup’un sabrini getirin, her sey cok yavas oluyor. Ghandi’nin affediciligini getirin, kalbinizi kiran cok insan olabiliyor. Bir cift at gozlugu getirin cunku artik kim ne yemis, ne giymis ile ilgilenmeye gerek yok, sadece kendine bakacaksin. Bir de bir ayna getirin cunku bu yolun sonunda cok degismis bir sen ile yuzleseceksin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Jump Rope for Heart

Merhaba arkadaslar, ben Ipek. Para bagislamak isterseniz link altda!

I’m joining millions of others to help save lives with the American Heart Association!

At my school, I’m learning how I can help make a difference by raising lifesaving donations to help kids with heart disease.  I’m also learning about my own heart, and how to keep it healthy. And I’m getting active!

I’m excited about raising money for other kids – kids with hearts that don’t exactly work right and to help fund new medicines and treatments to be discovered.

Please help me make a difference!  Thank you!

Amerikan Kalp Dernegi ile hayat kurtarmak icin milyonlarca insana katiliyorum!

Okulumda, kalp rahatsizligi olan cocuklara yardim etmek icin can kurtaranbagislar duzenleyerek nasil bi fark yaratabilecegimi ogreniyorum. Ayrica kendi kalbimi be bunun nasil saglikli kalacagimi ogreniyorum. Ve aktifleyisyorum! Diger cocuklar icin para toplama konusunda heyecanliyim – kalpleri tam olarak calismayan ve kesfedilek yeni ilac ve tedavilere fon saglayan cocuklar.

Lutfen fark yaratmamda bana yardim et! Tessekur ederim!

 

 

http://www2.heart.org/goto/IpekdenGunler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Is basvurulari

Cep telefonuma Monster, Indeed ve Ziprecruiter uygulamalari indirdim. Bos zamanlarimda (yani her zaman) meraktan ne isler var piyasada diye oylesine bakiniyorum. Bu uygulamalari nasil kullanacagimi bilmiyordum, tutorial ile de vakit kaybetmek istemedim. Actim sayfayi, onume is ilanlari cikti, parmagimla oylesine iste bir o yana bir bu yana salladim gitti ilanlari. Meger ben yillar once bir Monster profili yaratmisim, onlara anaokulu ogretmeni ozgecmisimi yuklemisim. Bu uygulama parmagimla saga attigim islere benim adima otomatik olarak basvurmus, sola attigim ilanlari da pas gecmis. Ben boylece Network Engineer, Executive Recruiter, Registered Nurse ve boylece hic ilgim alakam olmayan bolca ise CV gondermisim. Isin komik tarafi bana sirektlerden bazilari donus yapiyor, sanirim elimizde eski CV’in var,  is ile ilgineniyorsan lutfen guncel ozgecmisini gonderir misin filan diyorlar. Sigorta acentasindan birisi de beni bir gorusmeye cagirdi, kibarca tesekkur ettim. Volunteer olarak Milwaukee Public Library’e basvurmustum, orasi benim ebru siteme bakmis www.marblingart.com.au ve yaz okulu programina bir gunluk ebru dersi de eklemek istemisler. 21 Agustos’ta 2 ile 4 arasi kutuphanede cocuklar icin ebru yapacagim yani. Amerika’da para kazanacagim ilk etkinligim simdilik bu (merak edenler icin soyleyeyim bana 3 saat icin 150$ verecekler). Burada ortalama saatlik ucretler oldukca dusuk ama. Ogretmen asistanlari saatine  10 ile 15 dolar aliyorlar. Ogretmenlerin yillik geliri ise 40-60bin dolar arasinda. Ogretmen maaslari dusuk oldugu icin kimse ogretmenlik yapmak istemiyor. Sonucta kasiyerlik de yapsan veya herhangi siradan bir is yapsan da ayni parayi alabiliyorsun.

Ben bir ise basvurdum, ve onun olmasini cok istiyorum. Haftada 6 ila 12 saat bir kolejde anaokulu ogretmenligi okuyan ogrencilere ders vereceksin. Kolej demek buranin universite seviyesine denk geliyor ama bazi farkliliklari var. Yani yuksek okulda hocalik yapmak isi yani bu. Insallah olur. Ben de facebook’takiler gibi birer dua okuyun, okuyunca da asagiya bir nokta koyun filan dermisim.  Kendinizi yormayin, olacaksa olur zaten, olmazsa parmagimin ufak bir hareketi ile baska islere basvururum:)

Amerika’nin Avustralya’dan farki en cok is konusunda ortaya cikiyor. Burada her yerde eleman araniyor ilanlari var. Herkes eleman ariyor. Hic Ingilizce bilmesen bile sana uygun is var. Yeter ki araban olsun.

Ben gidiyorum simdilik. Youtube kanalimizi kontrol edin, Perth ile ilgili videolari buldukca yukluyoum bilgisayarimdan.

Sevgiler:)

One comment

  1. Sultan says:

    Allah gönlünüze gore versin. Amin. 😊

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *