PARLAMENTODA IFTAR

Dün gece Kültürlerarası Uyum Derneği’nin Batı Avustralya meclisinde verdirdiği iftara davetliydik. Milletvekillerinin ev sahipliğinde bu yıl 7.si düzenlenen bu iftara dini liderler, büyükelçiler, gazeteciler ve tabi ki millet vekilleri gibi toplumun ileri gelenleri davetliydi. Batı Avustralya’daki tek Ebru sanatçısı ben olduğum için ve Ebru da İslami sanatlardan en güzellerinden biri sayıldığı için, geceyi organize eden dernek yöneticileri sağolsunlar beni bu gecede canlı bir gösteri yapmak için davet etmişlerdi. Ebru teknesinde oluşturduğum desenler, kamera ile kaydedilip anında büyük ekrana yansıtıldı. Dolayısıyla salondaki 100 kişi yaptığım 3 Ebru çalışmasını canlı izleme imkanı buldu. Birincide lale buketi, ikincide kuşlar, deniz ve güneş, üçüncüde buket ebrusu üzerine Osmanlı figürü içinde kalp yaptım. Heyecandan biraz elim titredi ama pek farkedilmedi çok şükür. İlk sanatsal gösterim Allah’a şükürler olsun çok güzel geçti ve beğenildi. Gelelim geceden aklımda kalanlara.
Meclis binası şehrin merkezi bir yerinde, deniz ve şehir manzaralı tarihi bir bina. 1904 yılında yapılmış bu binanın çevresinde ne güvenlik var ne de olağanüstü herhangi başka bir şey. Bina tam bir meclis. Koyu kahverengi ahşap kapıları ve büyük pencereleri, halı kaplı yer, duvarlarda önemli kişilerin sıra sıra resimleri ile oldukça sıradan, alçakgönüllü bir çalışma ofisine benziyor. İçeriye girerken güvenlik kapısından geçilmiyor – bu arada burada hiç bir yerde o dedektörlü arama yapan güvenlik kapıları yok- masada oturan iki görevli var, bir ziyaretçi kartı alıp içeri giriyorsun. Milletvekillerinin konustuğu o salona giriş kapısında ve diğer özel kapılarda giriş sınırlaması var. Oralara girmek için özel kartınızın olması gerekiyor ama yemek yenilen salonlar ve diğer her yere giriş mümkün. Öğlen babysitter’ımız geldikten sonra Kemal ile ben Ebru malzemelerini arabaya yükleyip yola çıktık. Saat 4 gibi arabayı meclisin kapısına park edip bir eskort eşliğinde içeri girdik. Millet vekillerinin yemek yediği salon 100 kişilik. Resmi burada.  Oraya masamı kurup boyalarımı dizdim, kamera ayarlandı. Saat 5 buçukta konuklar geldi. Herkesin hangi masada oturacağı önceden belirlenmiş. Her masaya birkaç milletvekili serpiştirilmiş. Bizim masada Sue Ellery diye 2001’den beri milletvekilliği yapan bir bayan vardı. Gösteri esnasında resmimi çekip @sueellery twitter hesabından “Watching beautiful Ebru art create embroidery on water at WA Parliamentary iftar dinner- art by Vesile” diye twit atmış. Bir de eğitim sendikası başkanı ve yardımcısı vardı. Bir de Budist lideri çok şeker Asyalı bir bayan vardı. Iftar açıldı, herkesle tanışıp konuştuk, espriler yapılyor, yemeklerden, geleneklerden konuşuluyor filan. Sendika başkanı komedyen gibi bir adamdı zaten, kulağında küpesi ile oldukça kafa birisine benziyordu. Türkiye’yi ziyaret etmişler, tecrübelerini paylaştılar. Yemekler oranın mutfağında pişirilmiş. Dana rosto, garnitur, bulgur pilavı, hurmalı yahni gibi bir şey, balık fileto kızartma, salata filan vardı menüde. Kalabalık olmasın diye her masa garsonların talimatıyla sırayla büfeye gidip yemek aldı. 100 kişilk salona 7 garson filan hizmet ediyordu. Hizmet dediysem masaya su getirme, tabakları almak filan. Otellerdeki açık büfe gibi insanlar sıraya girip kendi yemeklerini kendileri alıyorlar. Normalde de siz böyle mi yemek alıyorsunuz diye sordum, “Evet” dedi milletvekili. Açıkçası yemekler bana oldukça sıradan gelmişti ama Sue’nun yorumundan sonra, buradaki milletvekillerinin haline acıdım. “Hey bu gece harika yemekler yapılmış, normalde bu kadar çeşit çıkmaz, demek ki mutfağımızın böylesi davetler verme kapasitesi varmış” dedi Sue. Kısacası her şey gayet sıradan ve mütevazi idi. Bina gösterişten uzak ama asil, insanlar kibirden uzak ve gayet alçak gönüllü idiler. Öyle ki iftardan sonra “Ya burada nasıl milletvekili olunuyor acaba ki? ” filan diye konuşmaya başladık Kemal ile. Öyle ulaşılabilir, öyle yakın bulduk oradaki her insanı kendimize. Yaptığım Ebruları yine milletvekili oldukları söylenen birkaç kişiye hediye ettim. Ayrıca ebruladığım ipek mendiller de benim gösteriden sonra her davetliye dağıtıldı. İnsanların kimisi uzaktan el kol işaretleri ile “Harika yaptın, ellerine sağlık” mesajları verdi; kimisi de yanıma gelip beni tebrik etti. Çok yetenekli olduğumu filan söylediler. Bana gore ise boyaların açılma oranlarını ayarlayamamıştım, laleyi 4 lü yerine 3 lü yapmıştım, renkler pek uyumlu filan değildi, vs. ama o gece orada olan herkes Ebru’nun yapılış şeklinden, beraberinde dinledikleri Sufi müziğinden ve ortamdaki hoşgörü , dayanışma ve anlayıştan çok etkilenmiş, adeta mest olmuştu. Kısacası dün geceyi de böylesi güzel bir şekilde geçirdik. Sendika başkanı bir dergi çıkardıklarını, orada reklamımı yapabileceklerini filan söyleyip bana kartını verdi. Budist lider de derneğimin filan olup olmadığını, destek, hibe filan ihtiyacımın olup olmadığını sordu. Ne cevap vereceğimi şaşırdım. “Para lazım mı?” diyordu yani  Acayip hazırlıksız yakalandım bu soruya, devreler yandı bende o anda… Ne dedim tam hatırlamıyorum zaten, “e-mail ile yazışırız” filan dedim herhalde. Kısacası Ebru sanatçısı olarak tanınmak adına çok verimli bir gece oldu. Sonraki adım, daha güzel bir site yapmak ve Janey Whitehorn’a rakip olarak ortaya çıkmak
Bir sonraki post: 10 Ağustos bayramlaşma aktiviteleri ve İpek fular ebrulama kursu.

Hand marbled

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *