Plan

Selamlar herkese,

Son zamanlarda karanlik golgesi ile yurek sikintisi gelip dolasiyordu etrafimda. Her seyin anlamsiz geldigi, en ufak bir isin bile sanki cok caba gerektirdigi hissi beni bunaltiyordu. Her seyim var ama mutsuzum havalarinda, kaygili, urkek biraz da umutsuz dolanip duruyordum.

Dusuncelerimi anneme actigimda gozlerinde alev alev yanan isilti ile, her hucresi ile bana hayatin -benim dusundugumun aksine- aslinda nasil da anlam ile dolu oldugunu aciklamaya koyuldu. Dunyanin benim etrafimda dondugu dusuncesini nasil sahiplenirim, onu anlatti. Herkesin bir gorevi oldugunu, aslinda benim bir cok insan icin ne kadar onemli ve ozel oldugumdan bahsetti. Burada cocuklarimin gelecegi icin oldugumu, onlara guvenli ve guzel bir gelecek hazirlamak icin fedakarlikta bulundugumu soyledi. Bunlari konustugumuzda arabada gidiyorduk. 36 yasinda ama tembel hayvan gibi donuk, ruhsuz ben bir tarafta otururken benim 50+ annem yasamin aslinda ne kadar guzel, essiz ve yasanmaya deger oldugunu bana anlatiyordu. Insanin hep hayallerinin olmasi gerektiginden bahsetti. Kendi hayallerinden, yasadigi nice gucluge ragmen gelecege nasil umutla baktigindan soz etti. Bana gelecege dair planlarindan bahsetti. – Belki de evladini koruma icgudusu ile boyle soyluyordur, bilmiyorum- ama o konusmadan sonra belki ona acildigimdan, belki de onun pozitif enerjisinden etrafimda dolanan golgelerin kicina tekmeyi bastim. Daha cok gulmeye, sahip olduklarim icin mutesekkir olmaya basladim.

Bu aralar ameliyatim nedeniyle bir cok arkadasim arayip sordu, ziyarette bulundu. Facebook`tan uzun zamandir tanidigim ama sahsen tanisma imkanimin olmadigi bir arkadas da calismamami firsat bilip beni bir bulusmaya davet etti. Ben zaten biraz usengec bir insanim, ustume basima cok bakmam. Annemin israri ile suslenip puslenip bulusmaya gittim. Bulusmak icin sozlestigimiz cafe Scarborough diye denize nazir, muhtesem manzarasi ve havasi olan bir semtte idi. Yolda, sahil yolundan gider iken yuruse cikmis insanlari, cocugunu gezdiren anneleri, baharin gelisi ile her yerden fiskirmis rengarenk cicekleri, kuslari, bulutlari izledim. O sirada da Radyo Akdeniz`de Ahmet Arif`in bir siiri caliyordu: “Disarida gurul gurul akan bir dunya…“

Bulusmaya biraz erken gittim. Gunesin sirtimi isittigi, onumde maviliklerin uzandigi beyaz verandada oturup manzarayi izledim. Uzun zamandir boyle tek basima, bir yere yetisme derdi olmadan veya icimde cocuklari veya Kemal`i bir baslarina birakmis olmanin verdigi huzursuzluk ve sucluluk duygusu olmadan kahvemi yudumladim. Az sonra arkadaslar geldiler. 3 Turk bayan ile tanistim. Ben 3 yasindayken buraya tasinmislar, cocuklari burada buyuyup universite bitirmis, torun sahibi olmuslar. Laf lafi acti, guzel bir sohbet basladi aramizda. Arkadaslardan bir tanesi, Perth artik canima tak etti, bana yetti, 25 yildir buradayim, calisip durduk simdi de evde oturup duruyoruz, omur gecip gidiyor, diye buradan duydugu rahatsizligi dile getirdi. Turkiye`ye geri donmeyi planladigindan bahsetti. Perth`te hayata anlam katmanin zorlugunu onun gozlerinde de okudum. Anlatmasi cok garip! Neden biz boylesi guzel bir yerden zevk almiyoruz, neden kendimizi hep bir misafirin tedirginligi icinde hissediyoruz, neden Perth evimizin rahatligini bize bir turlu vermiyor, hic bilemiyorum! Neyse, bu bambaska bir konu ama bu konusmadan sonra kendi kendime dusundum. Benim bir plana ihtiyacim var! Gelecekte ne yapmak istiyorum, ne zamanda nerede neleri yasamis olmayi diliyorum? Gelecege umutla bakmak icin, onu iple cekmek icin bir sebebe ihtiyacim var. Emeklerimin bosa gitmeyecegi, yasadigim her gunun hayallerimin insaatina bir tugla ekledigi buyuk ve guzel bir vizyona ihtiyacim var. Aksi taktirde ben bugunlerde kendimi icinde hissettigim bosluga daha pek cok kez duserim gibime geliyor.

Hayal kurmaya baslamam gerek! Bayagi zorladim kendimi. Onume cikan, bu sacma, bu olmaz, bu olamaz, bunu gercekten istiyor muyum acaba, peki ya olmazsa, vs. turunden engelleri asarak hayalimsi birseyler kurdum kafamda.

Bundan 10-15 yil sonra emekli olacagiz. Kemal ile birlikte bir sahil kasabasinda buyuk bir ev alip 6 ay orda, 6 ay burda yasayacagiz. Turkiye`de butun arkadas ve sevdigimiz akrabalarimizi agirlayacagimiz bu ev bizim bu gune kadar erteledigimiz butun hobilerimiz uzerinde calisabilecegimiz bir yer olacak ayni zamanda. Zamanimin cogunu yuruyus yaparak, kitap okuyarak, Ebru yaparak, gunluk yazarak gecirecegim. Kesin bir kedim veya kopegim olacak! Ana hatlariyla planim bu! Boylece gelecekte bir zamanda kafami kaldirip etrafima bakip kendimi kayip veya zamanda suruklenmis gibi hissetmeyecegim (insallah!).

Eve gelip bu dusuncelerimi Kemal`e anlattim heyecanla. Bu yolla gelecegi daha anlamli kildigimi, simdi bir amac icin yasadigimi ve gelecek guzel ve rahat gunleri iple cektigimi soyledim. Bana tek bir cumle soyledi:

“Don`t count the days, make the days count!`

Dannkkk!!!!

Dön başa!

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *