Tag Archive for amerikadaki turkler

Kar yuzunden

Bazen cizgi filmlerde olur ya oyle bir doverler bir zavalliyi. Tokatin biri bir taraftan gelir digeri diger taraftan. Dayaktan gozunu acamasin. Ne oldugunu anlayamazsin bile. Minesotta’dan geldigimizden beri oyle bir haldeyiz. Hayat son birkac gundur cok fena dovdu bizi. 

Anlatayim:

Gecen sene 21 Ocak’ta biz evimize tasindik. Yilin en karli gunu idi ve 10 santime yaklasan kar vardi. Esyalari eve tasiyan kamyon, driveway’a giremedi kardan. Apar topar bir kar kureyici bulduk, universite ogrencileri, gencten birileri bir kamyonlari var filan, gelip kari temizlemeleri icin anlastik. Bunlar her kar yagdiginda geldiler, toplam 11 kere filan geldiler 1 yil icinde. Her temizlik $40. Biz bekliyoruz bekliyoruz fatura gelmiyor. Normalde email ile veya posta ile faturayi gonderiyorlar. Bunlardan ses seda cikmiyor. Neyse aradan bir yil gecti. Bir aksam saat 9’da kapimiz calindi. Genc bir cocuk dedi ki biz bu evin kar temizligini yapiyoruz ama faturayi odemediniz. Biz de dedik bize herhangi bir fatura gelmedi. Neyse email adresini kontrol ettiler, yeniden gonderdiler faturayi ve biz de ceklerini gonderdik.Sonra bu kisa gezimize ciktik. Bir geldik ki ne gorelim, ev resmen kara gomulmus! Sokaklari temizleyen kamyon da gelmis, yolu temizlemis  ve bizim evin giris cikisi iyice karla kaplanmis. Diz boyu kar var. Eve zar zor girdik. Kemal bayagi sinirlendi. Kar kureyicilerinin telefonu yok. Onlara mail atti, cevap yok. Yoldan geldik, yorgunuz, Defne’nin orkestra pratigi var, esyalari bosalttik arabadan sonra onu alip calismasina goturduk. Araba kara saplana saplana girip cikiyor garaja. Bu arada sokaklar tertemiz, sadece insanlarin bahceleri ve garajlarinin onu karla kapli. Bizim de sokaktan garaja dolanan ve temizlenmesi gereken yol toplamda 200 metre filan. Kemal Defne’yi calismasindan almaya gitti. Bekle bekle gelmiyor! Biraz sonra telefon acti. Meger bir arkadasin evine gitmis, kar kureme makinasini odunc almak icin. Makina da bizim arabaya sigmamis. Arkadas kendi arabasina yuklemis ve gidelim birlikte temizleyelim iki dakikada demis. Adamcagiz tam bagajin kapisini kapatirken ayagi kaymis ve ayak bilegi iki yerden kirilmis. Arkadasi acile goturuyorum dedi telefonda. Dun ameliyat ettiler arkadasi. Kendisi de anestezi doktoru, calistigi hastanede ameliyata alindi. Dun gittim ziyaret ettim hastanede. Her ne kadar gorunmez kaza bu sizin kabahatiniz degil deseler de biz cok mahcup olduk ve cok uzulduk.Kafamizda gri bir bulut ile gezip duruyoruz. Hayatin attigi diger tokatlar daha hafif cok sukur, onlari da zaman bulunca anlatacagim

Minessota

3 gunluk Minessota gezimizden dun aksam donduk. Hem otel hem de Big ticket denilen bir etkinlik kuponunu birlikte paket halinde almistik. 4 kisinin 3 gece kahvalti dahil otel konaklamasi ve etkinlik bileti 660 dolar civari tuttu. Bu etkinlik biletinde 6 yere giris hakki var.

1- Nickelodeon Universe : Amerika’daki en buyuk indoor eglence parki. Sizi havaya atip savuran onlarca cesit ride, luna park gibi bir yer iste. Cocuklar eglendi, Kemal ile ben birkac ride’dan sonra iyice afalladik. Yas ilerleyince o kadar sarsinti iyi gelmiyor kafaya anlasilan. Big ticket alirsan all day unlimited rides wristband veriyorlar.

2- Game works: Dev bir atari salonu ve restoran dusunun. Cesit cesit video oyunlari, jetonlu oyunlar, air hockey masalari, VR , falan filan dolu. Big ticket ile 3 saatlik kart veriyorlar, hangi oyunu oynamak istersen gidip oynuyorsun. Yine bolca gurultu, isik, hareket!

3- Fly Over America: Daha once planetarium a gideniniz olmussa bilir, ordaki gibi kure seklinde dev bir ekran var. Sizi bir koltuga oturtuyorlar. Sonra her yer karariyor ve ekranda Amerika’nin havadan cekilmis goruntuleri esliginde koltugunuz ucmaya basliyor. Sanki motorsuz ucakla Amerika’nin uzerinden ucuyormussunuz gibi bir his veriyor bu ucus. Benim en cok begendigim yer burasi oldu. Ortami daha gercekci kilmak icin ruzgar, su, koku, hareket filan da kullaniyorlar. Yani tarlanin uzerinden gecerken ortam cimen kokuyor, deniz uzerinde gecerken uzerinize su puskurtuyorlar filan.

4- Minessota Zoo: Hava bayagi bir soguktu, o yuzden hayvanat bahcesinin kapali ve yari kapali bolumunu gezdik. Butun hayvanlar mutsuz, depresif ve zavalli gorunuyorlardi, icim sizladi.

5- Sea Life: Mall of America’nin icindeki bir akvaryum. Hayatimda ilk defa sea anemone’lerine dokundum.

6- Crayola Experience: Crayola boyalari tarafindan duzenlenmis muzeye benzeyen eglence mekani. Boya kalemi ve pastel boya ile ilgili onlarca interaktif istasyon var. Boya eritme, animasyon, oyuncak yapma, duvar boyama, kendi crayola etiketini basma, kendi boyama sayfanin kahramani olma vs. Ipek ile Defne begendiler ama seneye gelseydik buyuk ihtimalle cok cocuksu bulurlardi.

Bir de big ticket ile Mall of America icin bir coupon book var, onu veriyorlar. Alisveris merkezindeki magazlarin bazilari kampanyalar yapmis, bir alana ikinci yuzde elli indirimli gibi, kupon kitabini 10 dolara satiyorlar. Big ticket alirsan icinde 4 tane de kupon kitabi geliyor.

Yol 5 saat surdu. Tam otele girdik, arkasindan bir kar firtinasi basladi. Sabah arabanin camlari buz donmustu, yarim saat calistirdik arabayi, hala cozulmedi. En sonunda mecburen sicak su dokmek zorunda kaldik on cama. Bizim zamanimizin yuzde doksani Mall of America’da gecti. Zaten her dukkanda 10 dakika harcasan toplam 87 saat suruyormus orayi gezmesi. Yani gorecek cok sey vardi. 3 gun iyi oldu. Bazi indirimler yakaladik, birkac parca seyler aldik ama magazalar genelde her yerde olan magazalar. Biz kizlarla zaman gecirdigimize sevindik. Otelde de havuz ve whirlpool vardi, oraya gittik. Arada bir iyi oluyor boyle kacislar. Biraz yorulduk, bugun ise baslamak bana cok zor geldi ama hayat gecip gidiyor. Sen ona renk katmazsan her gun birbirinin aynisi.

Weiz diye bir uygulama var, yolda onu kullandik. Polismis, yoldaki cukurmus, trafik kazasiymis, hepsini bildiriyor.

Mall of America’yi gezerken kendimi cok rahat hissettim. Demek ki yabancilik duygum yavas yavas siliniyor, ne aksanimi anlamayan ne de nerelisin diye soran oldu. Ne de ben millet ne dusunur, acaba yaptigimiz bir sey goze batiyor mu su anda diye tedirgin oldum. Kisacasi birazcik reflection yaptim ve fark ettim ki ya ben gocmenlige alisiyorum ya da Amerika Avustralya gibi degil. Kim kime dum duma bir ulke! Neysen osun, kimseyi takmak zorunda degilsin. Gorunmeyen ama hissedilen bir toplumsal baski, beklenti yok. Bunun kotu yanlari da var tabi ki ama ben simdilik bu duygunun keyfini surmeye karar verdim.