Tag Archive for goc

Minessota

3 gunluk Minessota gezimizden dun aksam donduk. Hem otel hem de Big ticket denilen bir etkinlik kuponunu birlikte paket halinde almistik. 4 kisinin 3 gece kahvalti dahil otel konaklamasi ve etkinlik bileti 660 dolar civari tuttu. Bu etkinlik biletinde 6 yere giris hakki var.

1- Nickelodeon Universe : Amerika’daki en buyuk indoor eglence parki. Sizi havaya atip savuran onlarca cesit ride, luna park gibi bir yer iste. Cocuklar eglendi, Kemal ile ben birkac ride’dan sonra iyice afalladik. Yas ilerleyince o kadar sarsinti iyi gelmiyor kafaya anlasilan. Big ticket alirsan all day unlimited rides wristband veriyorlar.

2- Game works: Dev bir atari salonu ve restoran dusunun. Cesit cesit video oyunlari, jetonlu oyunlar, air hockey masalari, VR , falan filan dolu. Big ticket ile 3 saatlik kart veriyorlar, hangi oyunu oynamak istersen gidip oynuyorsun. Yine bolca gurultu, isik, hareket!

3- Fly Over America: Daha once planetarium a gideniniz olmussa bilir, ordaki gibi kure seklinde dev bir ekran var. Sizi bir koltuga oturtuyorlar. Sonra her yer karariyor ve ekranda Amerika’nin havadan cekilmis goruntuleri esliginde koltugunuz ucmaya basliyor. Sanki motorsuz ucakla Amerika’nin uzerinden ucuyormussunuz gibi bir his veriyor bu ucus. Benim en cok begendigim yer burasi oldu. Ortami daha gercekci kilmak icin ruzgar, su, koku, hareket filan da kullaniyorlar. Yani tarlanin uzerinden gecerken ortam cimen kokuyor, deniz uzerinde gecerken uzerinize su puskurtuyorlar filan.

4- Minessota Zoo: Hava bayagi bir soguktu, o yuzden hayvanat bahcesinin kapali ve yari kapali bolumunu gezdik. Butun hayvanlar mutsuz, depresif ve zavalli gorunuyorlardi, icim sizladi.

5- Sea Life: Mall of America’nin icindeki bir akvaryum. Hayatimda ilk defa sea anemone’lerine dokundum.

6- Crayola Experience: Crayola boyalari tarafindan duzenlenmis muzeye benzeyen eglence mekani. Boya kalemi ve pastel boya ile ilgili onlarca interaktif istasyon var. Boya eritme, animasyon, oyuncak yapma, duvar boyama, kendi crayola etiketini basma, kendi boyama sayfanin kahramani olma vs. Ipek ile Defne begendiler ama seneye gelseydik buyuk ihtimalle cok cocuksu bulurlardi.

Bir de big ticket ile Mall of America icin bir coupon book var, onu veriyorlar. Alisveris merkezindeki magazlarin bazilari kampanyalar yapmis, bir alana ikinci yuzde elli indirimli gibi, kupon kitabini 10 dolara satiyorlar. Big ticket alirsan icinde 4 tane de kupon kitabi geliyor.

Yol 5 saat surdu. Tam otele girdik, arkasindan bir kar firtinasi basladi. Sabah arabanin camlari buz donmustu, yarim saat calistirdik arabayi, hala cozulmedi. En sonunda mecburen sicak su dokmek zorunda kaldik on cama. Bizim zamanimizin yuzde doksani Mall of America’da gecti. Zaten her dukkanda 10 dakika harcasan toplam 87 saat suruyormus orayi gezmesi. Yani gorecek cok sey vardi. 3 gun iyi oldu. Bazi indirimler yakaladik, birkac parca seyler aldik ama magazalar genelde her yerde olan magazalar. Biz kizlarla zaman gecirdigimize sevindik. Otelde de havuz ve whirlpool vardi, oraya gittik. Arada bir iyi oluyor boyle kacislar. Biraz yorulduk, bugun ise baslamak bana cok zor geldi ama hayat gecip gidiyor. Sen ona renk katmazsan her gun birbirinin aynisi.

Weiz diye bir uygulama var, yolda onu kullandik. Polismis, yoldaki cukurmus, trafik kazasiymis, hepsini bildiriyor.

Mall of America’yi gezerken kendimi cok rahat hissettim. Demek ki yabancilik duygum yavas yavas siliniyor, ne aksanimi anlamayan ne de nerelisin diye soran oldu. Ne de ben millet ne dusunur, acaba yaptigimiz bir sey goze batiyor mu su anda diye tedirgin oldum. Kisacasi birazcik reflection yaptim ve fark ettim ki ya ben gocmenlige alisiyorum ya da Amerika Avustralya gibi degil. Kim kime dum duma bir ulke! Neysen osun, kimseyi takmak zorunda degilsin. Gorunmeyen ama hissedilen bir toplumsal baski, beklenti yok. Bunun kotu yanlari da var tabi ki ama ben simdilik bu duygunun keyfini surmeye karar verdim.

Kaçış !

Kaçış !

Malum, insan toleransının bir sınırı vardır. Kendi kendimizi durmadan sorgularız; şu olsa ne yapardım, bu olsa ne düşünürdüm diye. Bazen de okuduğumuz veya gördüğümüz olayların etkisinde ister istemez deriz ki; Aha ! işte bu bana yapılsa dayanamam patlarım. Patlarım ?

Kimisi patlar, sonucu başkasından çıkar, kimisi patlar kendini yorar. 

Bugünlerde nedendir bilmem ama birbiri benzeri olaylar hep üst üste geliyor gibi oluyor bende. Bilmem siz hiç yaşadınız mı benzer tecrübeyi. Facebook paylaşımlarında (herhalde Türkiye’de bugünlerde yaşanan olaylar nedeniyle) paylaşımlarda “yok artık, bu da olursa kaçar giderim” benzeri cümleler görüyorum/ okuyorum. Üniversite hayatı yaşamış herkeste benzer bir hissiyat vardır ya; “şu sınavı bir geçeyim, gerisi kolay”, “Bir üniversiteye kapağı atayım, artık yırttık !”. Ama üniversite bitene kadar o kadar yoldan ve yeni tecrübelerden geçersin ki, sınav sadece giriş kapısı imiş. Zaten insan oradaki ikinci yıldan sonra başlar yeni çıkış/kaçış kapıları aramaya ; “şu okul bir bitse !…”, “Okul bitince artık tüm kapılar açılacak, (çok iddialı olanlar – veya şişkin egosu olanlar) Sabancı’nın kendi gelmezse orada çalışmaya başlamam!” 🙂 Akranlarım şimdi bunları hatırladıkça içten içe gülüyorlardır. Halbuki yıllar geçtikten sonra sınav/vize/final vs. derken akıp geçen yıllarmış en güzel olanları. 

Geçmişe bakarken bunları görüyoruz ama nedense bu şablonu içinde bulunduğumuz hayata uyarlamak aklımızdan bile geçmiyor. (En azından ders alamayan benim aklımdan geçmiyor) Galiba en başarılı olabildiğim alan, kendimi mutsuz etmek 🙂 

Neyse, Türkiye’deki olaylardan bahsediyorduk! Hep gördüğüm “kaçar giderim bu memleketten” derken “kaçıp gitmiş” birisi olarak” görüyorum ki, aslında açtığımız yeni kapı bize o kadar yeni yük getirmiş ki erkenden söylense bile kabul etmemişiz ya da bir kulağımızdan girip diğerinden çıkmış veya hiç kulağımıza girmemiş bile. Dedim ya, belki de ders almayı bilmeyen (ben), ne denli zorlu bir yolsa girdiğimi düşünmeden atlamışım. 

O kadar yıldan sonra görüyorsun ki, aslında aradığımız kaçış/çıkış kapısından daha ziyade, içindeki hayatı yaşamaktan, yaşarken (zorluklar dahil) keyif almaktan geçiyor. En azından bulunduğum bu noktada bu farkındalığı yaşamaktan mutluluk duyuyorum ve kendime (ve belki size de) bir hatırlatma yapar diye paylaşmak istedim. 

Kemal