Tag Archive for Is bulmak

Yaptıklarımız

Zaman geçiyor, buraya gelirken kimsenin elinde ciceklerle bizi karsilamayacagini biliyorduk yine de iş bulamadıgımıza sasiriyor, bazen uzuluyorum. Geçen hafta bir is gorusmesine gittim, okul oncesi ve sonrası saatlerde Out of School Hours (OSH Club) denilen bir egitim programında koordinatorluk, yani ogretmenlik yapabilmek için. WACOT’a yaptıgım basvuru hala sonuclanmadıgı için denkligimi bilemediklerini bu yuzden de alırlarsa once asistan olarak ise alabileceklerini sonradan koordinatorluge yukseltebileceklerini soylediler. Bu asamada bana her sey uyar. Kemal de aynı sekilde basvurular, yazısmalar yapıyor. Bizim buraya gelmemizde cok yardımcı olan gocmen danısmanımız Ebru hanim kendimize zaman tanımamızı, iş bulmamızın 3-6 ay surebilecegini soyluyor. Insan işsizken daha once gormedigi fırsatları goruyor. Biz de yapabileceklerimizi dusunuyor, olcup biciyoruz. Burada yerel sanatcilarin el emegi urunlerini satan bir dukkan var. Yaptıgım ebruları onlara goturdum, bazı ornekler aldılar. Komisyonda bakıp kabul edip etmeyeceklerini soyleyecekler. Kabul ederlerse sattıkları her ebrudan %30 komisyon alacaklar. Bu da bana uyar. Hala ebru malzemeleri siparişlerimin Turkiye’den gelmesini bekliyorum bundan sonra okullara da basvurup workshop duzenlemek için teklifte bulunacagim. Dun ziyaret edip yemek yedigimiz Turk kebapci benim ebru yaptıgımı ogrendikten sonra ” Bunlar cok garip insanlar, yok sanatmıs, el emegiymiş bir kagida basıyorlar parayı, enteresan insanlar! ” diye kendi fikrini paylasti. ISMEK’teki ebru hocam geldi aklıma. Onun bildiklerini ben bilseydim Avustralya’da sadece bu işten gecinirdim. Ben de teknigimi geliştirmek için calisiyor, okuyorum. Gorustugum insanlar festivallerde stand acmamı tavsiye ediyorlar. Ne de olsa Avustralyalılar enteresan insanlar:)

Hafta sonları eskiden cabucak gecerdi simdilerde ise gecmek bilmiyor. Attıgımız e-postalara cevap verilsin, basvurularımız hakkında bize geri bildirimde bulunsunlar diye hep hafta içi olsun istiyoruz. Gazetede bolca ilan var, en kötü ihtimal baslangıc seviyesinden bir iş buluruz diye dusundugumuzden olsa gerek sadece niteliklerimize uyan işlere CV gonderiyoruz. Etrafa baktıgımızda insanlar oyle mutlu, oyle rahat, oyle huzurlu ki bu ulkede sefil olunmaz hissi olusuyor insanda. Simdiye kadar bir evsiz gordum o da Mandurah’ın en sefalı yerinde sabah aksam denize bakarak keyifle gununu geciriyor. Bir yerde ozeniyor insan. Burada iş yerleri oglen yemekleri vermiyor. Herkes kendine sandvic filan hazırlıyor, iş yerine beslenme cantasıyla gidiyor. Lunch Bar denen yerler var 12 ile 3 arası acılıyor, ekmek arası seyler,nugget,patates kızartması filan satıyorlar. Her zaman ve hafta sonları acık olan bir restoran bulmak zor. Zaman zaman her Turk gibi burada bir lokanta acsak koseyi doneriz diye dusunuyoruz Kemal ile. Et çok ucuz ve en dandik yemek 10 dolardan basliyor 🙂

Buranın yazını çok merak ediyorum. Herhalde çok sıcak oldugundan butun evler basık, camları film kaplı veya pencereleri sundurmalı. Bizim de evimizin içi bazen dısarıdan daha soguk oluyor. Boyle durumlarda arka bahceye cıkıyoruz. Kemal dev bir mangal aldı, gecenlerde iyice bir acıktık ve acilisi yapalım dedik. Meger ilk calistirmada yag dokup yarım saat yakmak gerekiyormus. Mangal kendi kendine bos bos yanarken kasabın kedisi misali etrafında dolanıp durduk. Sonunda muradımıza erdik. Burada bir kebapçı açmak vardı yaa:)

Gecen hafta İpek’in okulunda disko gecesi duzenlediler 4:30 ve 6:30 arasında kucukler sonra da buyuk sınıflar. Butun cocuklar o kadar guzel dans ediyor, egleniyorlardı ki bizim kızlar basta utandılar bir sure sonra baktılar ki herkes gayet rahat ve mutlu onlar da eglenceye katıldılar. Bizim cocuklugumuzda da vardı hatırladıgım kadarıyla, şöyle yarım metre uzunlugunda pipet gibi içi toz seker dolu bir cubuk, agzina doke doke yiyorsun. Herkes alıp alıp yiyordu bizim kızlar disko gecesinin yarısı boyunca o cubuk sekerle ugrastılar. Islatıyorlar, pipetin agzı tıkanıyor sonra dakikalarca sekeri cıkartmak için ugrasiyorlardı. Dusundum de burada herkese gore bir “challange” vardı, kızlarınki de bu sekerdi mesela.

Alisacagiz, alisacagiz. Biz yine iyiyiz. Gecen hafta sonu arkadasım Nuray’ın annesi geldi Istabul’dan. Buraya gecen sene ilk geldiklerinde bir sure sonra Turkce duymayı o kadar ozlemişler ki kebapçıyı bayagi bir aramıslar. Bizi Ozgurler karsıladı, burada surekli Nuraylarla gorusuyoruz, evde zaten hep Turkce konusuyoruz, biz sanslıyız o acidan pek hasret cekmiyoruz yani. Yiyecek meselesini de anlatmıstım, gecen gun bir mantı yaptım, Urfa’da yediklerim gibi oldu. Bir kayınvalidemin sarmasını yapmak kaldı. Onu da yaparsam eger ozleyecegimiz bir yiyecek kalmayacak.

Bugun kızları alıp etraftaki parkları gezmeye gittik. Ev denize (okyanus demeye hala alısamadım) cok yakın ama gunes batınca hava birden soguyor ve bu mevsimde deniz kenarı cok ruzgarlı ve insanı usutuyor. O yuzden parkları gezdik. Etrafta sadece kus sesleri, yemyeşil, genis bir alan. Oyun grupları, kaydıraklar salıncaklar. Cocuklar cok egleniyorlar. Park etme derdi yok, trafik derdi yok. Etrafta insan yok:) Bazı parklarda elektrikli mangallar, var, ızgara gibi. Duzenli olarak temizleniyor. Tuvaletler, duşlar, cesmeler neredeyse her parkta var. Bir tek rahat vermeyenler martılar, bir yiyecek diye butun sandvicini hemen bitiriyor. Kızlarla gezmek cok cok guzel. Kısacası bir tek derdimiz iş bulmak. Avustralya vatandasi oluncaya kadar disimizi sıkmak gerek. Vatandaş olduktan sonra devletten oyle yardımlar alıyorsun ki belin bir daha yere gelmiyor. Zaman zaman Turkiye ile burayı kıyaslıyorum, bizim bunlardan neyimiz eksik diyorum. İstanbul’daki kosusturmamız geliyor aklıma. Keske bizim insanımız da yasamdan bu kadar keyif alabilecek şekilde yaşasaydı diyorum.

Zaman zaman kendimi bir ip cambazı gibi hissediyorum. Yola cıktım, guvenli limanları bıraktım ve yuksekte, ipin uzerinde iki uç arasında bir yerlerdeyim. Aniden bulundugum yerin farkına varıp panige kapılıyorum, çığlık atıp ipe sarılmak istiyorum. Benim moralim bozuldugunda Kemal, onun morali bozuldugunda ise ben ona destek oluyorum. Yaptıgımız sey hic de kolay bir sey degil ama yine de iyiyiz, iyiyiz, dipçik gibiyiz:) Bir yerlerde bize uygun bir iş var ve seneye bu zamanlar her şey çoook yolunda olacak, ihtiyacım olan tek şey biraz zaman ve sabır. Boyle yazıp yazıp içimi dokuyorum işte:)