Tag Archive for kiralar

Ev Tutma

Avustralya’da emlakçılar çok “ballı”. Evler ilana çıkıyor, bekliyorsun, ofisi arayıp veya e-mail ile habelesip o evin “görüş günü” nü öğreniyorsun. Belirttikleri gün ve saatte sen ve senin gibi bazen onlarca kişi evi geziyor. Emlakçının tek yaptıgı anahtarla kapıyı acmak ve isteyenlere 4-5 sayfalık başvuru formunu vermek. Türkiye’deki gibi “su evi görmek istiyorum” dediğinde önüne düşüp evi göstermiyor yani emlakçı. Grand tuvalet, jipli, filmlerdeki gibi son derece havalı tiplerdi gordugum emlakçılar. 3-4 gün boyunca görüşe acik olan evlere baktık. Evlerin yuzde doksanının önünde ve arkasında bahçe var, genelde sadece cimen belki bir iki meyve ağacı oluyor. Evlerin yine yuzde doksanı tek katlı ve bahce haric ortalama 300-400 metre kare. Ancak beni en cok şaşırtan şey son derece plansiz olmaları. Özellikle bazi eski evlerde kapı dogrudan oturma odasına açılıyor, bazi evlerde kapinin saginda oturma odasi solunda yatak odasi ilerleyince mutfak ve yemek yemek icin ayrilmis bir alan görebiliyorsun. Evler sanki sahibinin aklına geldikçe eklenmiş odalardan oluşuyor. Bir de belki bu plan yüzünden cogu evin icini cok karanlık, kasvetli buldum. Kendime dağınık derdim, gezdiğim evlerden sonra benimkinin nur nimet olduğunu da anladım. İnsanlar o kadar saçma aletleri yıgmışlar ki yasamaya yer kalmamış evde. Üstelik bu evleri tutmak icin eski ev sahiplerinden ve isyerinden 2’ser referans, ve bir sürü baska belge gerekiyor. Ev sahibi inceliyor, en iyi kiracıyı seciyor. Bizimse gerekli olanlardan neredeyse hiç bir belgemiz yok. 4 gün boyunca yaklaşık 15 ev gezdik. Hiç biri pek icimize sinmedi ama ortada kalmak istemediğimizden başvuru formu alıp artık biz de evlere talip olalım dedik. Bir eve talip olduk, formu geç vermisiz, baskasına kiralanmis. Biraz umitsiz ve yorgun, gunun sonuna doğru bir evi daha görmeye gittik. Halls Head Parade denilen bir yerde okyanus kenarında, “şirin mi şirin” bir ev:) gezdiğimiz evlere oranla küçük, 2 yatak odası bir Amerikan mutfakli oturma odası var ve tabi cok aydınlık:) çok temel eşyalara döşenmiş: tv, kanepe, ocak, mikro dalga, buzdolabı, derin dondurucu, yıkama ve kurutma makinası, cocuklar icin ranza ve çift kişilik bir yatak. Evin en hoşuma giden yeri arka bahçesi. Geniş büyük bir arka bahçesi var, kilit tas ile döşenmiş, patio dediklerinden. Üstü kapalı, çiçeklere çevrili ve en güzeli kendi sebzelerini yetistirebilecegin bir “veggie patch” var. Direk bostan ekeceğim:) Evi cok beğendik, formu aldık doldurduk, üzerine bir bardak çay döküldü. Ertesi gün Remax ofisine gittik, evi cok beğendiğimizi ama referans, maaş belgesi vs. olmadıgını açıkladık. Emlakçı ev sahibi ile görüştü,olur aldı ve anahtarları bize verdi. Bu kadar kolay olacağını hiç düşünmemiştim, icime bir kurt dustu. Acaba bir üç kağıda mı geldik diye. Hemen eve gidip tekrar baktık, civara baktık, sorduk, bir sorun yok! Allah’a şükür isimiz rastgitti. Üstümden büyük bir yük kalktı. 10 Eylül’de taşınıyoruz. Bugun şimdi oturduğumuz evin sahibi eşiyle birlikte kahvaltıya geldi bize. Muhteşem gözlemeler yaptım, kendime bile inanamadım:) Hamurunu bile kendim actım yani. Nuray’lari da çağırdım, hepbirlikte keyifli güzel bir sabah geçirdik. Ev sahipleri gidince de Nuray bizi balığa çağırdı. Karsilikli davetlestik yani bugun.
Her şey kulağa hoş geliyor olabilir ama Dudu’nun yardımlarını arıyorum bazen. Burada temilikci tutmak gibi bir adet yok, çünkü öyle gündelikci yok. Ya profesyonel temizlik sirketi cagiracaksin ya da kendin temizleyeceksin. Banu bu evi tutmaya geldiginde ev sahibi camları siliyormus. Kadin buranın en büyük üniversitesinde Prof. ve yönetici. Yani herkes kendi isini kendi yapiyor. Bunu bana Sydney’deki Banu da söylemişti. Şimdi de görüyorum. Neyse evi bana teslim ettigi gibi pırıl pırıl bırakmak istiyorum ve zaten öyle de gerekiyor. Sonra geçeceğimiz eve genel bir temizlik gerekiyor. Bunlar bana pratik olmayı öğretiyor, makina yok, cok bulaşık çıkarmamaya çalışıyorum. Kızları bana yardim etmeleri icin kandırıyorum falan filan. Eee her seyin bir bedeli var, Dudu ile geçen 3 yılın ardından hosgeldin temizlik, yemek, bulaşık, çamaşır, ütü! Hadi dinleneyim cocuklar uyumusken, şimdi lak lak yapacak zaman yok:) Ha bir de araba aldık ama onu da başka zaman yazarım. Resimleri de Facebook’a koymaya çalışacağım yarın. Herkese sevgileeer, iyi geceler:)

İlk Haftanın Ardından

Dün detaylı bir temizlik yaptım, “medeni memleketin herseyi kolay canım” dermisim:) Şaka şaka sonradan görme olmamaya kararliyim ama zaman bizi ne yapar bilemiyorum.
Burada is bulma sürecinde yol gösteren birkaç kurum var, orada Kemal’in onlarla görüşmesi vardi, gitti. İs bulman iki üç ayını alabilir, cok iyi becerilere sahipsin ama bu bölgede IT isleri cogunlukta değil filan demişler. CV ile ilgili bazı değişiklikler önermişler. Aksiyon planı çizmişler filan. Kurumlar insanların kendi islerini kendilerinin bulmalarını istiyor, sadece danışmanlık veriyorlar. Biz yavaş yavaş Bati Avustralya’nin Perth disindaki bolgelerindeki eleman arayan sirketlere CV göndermeye başlıyoruz, nerede iş olursa oraya yerleşeceğiz. Burada herhangi bir yerden belge almak icin basvururken ( kütüphane, savcılık, öğretmenlik denkliği,ehliyet, vs) sürekli 100 puan degerinde kimlik görmek istiyorlar. Pasaport 70 puan ediyor, bunun üzerine 30 puan getiren bir belgeye daha ihtiyac duyuluyor mesela banka ekstresi. O yok ki ona başvurayım seklinde bir kısırdonguye girebiliyor insan. Bu yüzden bu aralar kimlik kartı biriktirmeye çalışıyoruz. Herseyin bir sırası var, birine sahip olamadan digerini alamıyorsun. Dün Kemal geldikten sonra semtleri tanıma gezisine çıktık, arkadasımıza uğrayıp kahve ictik. Uzun lafın kısası,burada hayat güzel ama halledilmesi gereken isler de var sırada. Kızları arabaya atıyor yola düşüyoruz, arkada birbirlerini yemesinler diye snack box’a meyve, çerez, börek ne bulursam atıyorum. Normalde peşlerinden koşarım, yolculukta ne olursa yiyorlar, kutuyu hep boşaltıyorlar. Cok komikler. Hele bugun yuzme dersinden çıktıklarında öyle açıkmislar ki deniz ürünleri sepeti diye birsey aldım, icinde garip ne var ne yok yuttular, birbirlerinin tabağından kaciriyorlardi:) havası yaradı buranın. Yuzme dersleri harika gecti, öğretmenleri Shasa İngilizce komut veriyor, ipek anlıyor defne de onu taklit ediyordu:) sandalyede oturup onlari izledim, kendimi o kadar mutlu hissettim ki anlatamam. Canım kızlarım…
Sehri gezmeye devam ediyoruz, bugun kiralık bir ev baktık, cok plansizdi, ona başvurmayacağız. Yarın 3-4 ev daha gezeceğiz ve cocukları oyuncak kütüphanesine götüreceğim. Hafta sonu Ozgurlerle iki gunlugune güneye ineceğiz, ortaçağ festivali varmış. Günler dolu dolu, yorucu ama güzel geçiyor. Bugun kuru fasulye- pilav yaptım. Yapacak cok is var, sadece 8. gunümüz ama haftalardır buradaymisim gibi hissediyorum. Cocuklar aksam 7-7:30 gibi uyuyorlar.super:) sabah da aynı saatte uyanıyorlar ama. Sydney’deki tatli mi tatli arkadasım aradı, mutlaka gelin dedi, is bulduktan sonra bir hafta sonu mutlaka kaçmaya karar verdik:) daldan dala atlıyorum, farkındayım ama saat 10’a geliyor ve cok uykum var. Anneciğim babacigim sizi cok öpüyorum, iyi geceler, sevgiler:)