Tag Archive for zeynel demir

IZMIR KACAMAGI

Son bir ay oldukça çalkantılı geçti. Kızlarım hastalandı, İpek zatürre, Defne de bronşit oldu. Hastanede günlerce yattık. Kan alındı, nebülizatör takıldı, hepimiz çok üzüldük, yıprandık. Çocuklarım nihayet hastalıktan çıkınca cennet bahçesi bahşedilmiş gibi sevindim, rahatladım. Buna rağmen birkaç gün geçmeden yine ev- iş – ders döngüsüne girdim ve monotonluk her yanımı sardı. 18 Mayıs Defnoşumuzun 2. doğum günüydü. Kızıma istediğim gibi bir doğum günü yapamadım, bir pasta aldık ve evde kutladık. Asıl partiyi yazın Tülmen’de yapacağız. Derken 19 Mayıs geldi çattı ve tatil için İzmir’e gittik. Ben ablamla, kızlar Dilşah ile hasret giderdi. Zeynel ‘in TRT’deki “Türkü Söylemek Lazım” programı o hafta İzmir’de çekildi ve canlı yayına biz de katıldık. Çok keyifliydi, en sevdiğimiz türküleri en iyi seslerden dinledik. Konuk Oğuz Aksaç idi. Yeni imajına çok takıldık ama şarkıları süperdi. Konser bitiminde Zeynel bizi meşhur Topçu’ya götürdü. Oradan çıkıp Kalan Bar’a gittik, Nilüfer’in o güzel sesini dinledik. Zeynel ve Samiye sayesinde karı- koca felekten bir gece çaldık. Eve gittiğimizde çocuklar uyumuştu, Samiye de her yana döktükleri kum boyaları toplayıp sızmıştı:)  Gezimizin en unutulmaz anı Hasan Dayım, Sevgi Yengem ile Urla’da geçirdiğimiz o harika gündü. Balıklıova’da yeşillikler içinde tertemiz bir çiftlikte çok lezzetli balıklar yedik; buz gibi biralarımızı yudumlarken sohbet ettik, bolca güldük. Kızlar elleriyle keçileri, kuzuları besledi; bütün gün toprağın, çayırın, çimenin içinde oynadı. İpek ile Dilşah kuzuya yemek vermekten korkarken Defne elini tel örgülerin içine uzatıp keçileri boynuzlarından yakaladı, elini yalattı, kıkırdayıp durdu. O kadar güzeldi ki o anı dondurup sonsuza kadar o keyifle yaşamayı diledim. Bu tatilden sonra hayatlarımızı ne kadar vasat yaşadığımızı anladım. Topu topu 4 gün – Sadece 4 gün… Ne kadar dolu, ne kadar şen, ne kadar anlamlı geçebilirmiş, ne çok güzellik sığabilirmiş 4 güne. Sevdiğiniz insanlarla birlikte olmak,  kafadengi muhabbetler, biraz da temiz hava, güneş; işte mutluluğun reçetesi. İzmir, sen mi bu kadar güzelsin yaşadıklarım mı, bilmiyorum ama anamdan yeniden doğmuş gibi döndüm İstanbul’a. İnşallah bir gün orada yaşamak bize de nasip olur. Sevincimize ortak olan, mutluluğumuzu çoğaltan İzmir’deki tüm sevdiklerimize gönül dolusu teşekkürler. – Sanatçılarla çok zaman geçirince jargonu kapıyor insan:)

Mevlana ne demek istediğimi anlatmama yardımcı oluyor.

Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş Dünle beraber
Gitti cancağızım Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım…

 

Kuzenler

Bir zamanlar “Çabuk uyu, bak iğneci geliyor!” diye korkuttuğumuz, yemeklerini yedirmek için peşlerinden koştuğumuz, bizden küçük oldukları için oyunlarımıza almayıp “peynir ekmek” saydığımız, peşimize takıldıklarında gıcık olduğumuz küçükler zaman perisinin sihirli dokunuşuyla kocaman genç kızlar, delikanlıklar oldular. Şimdiyse biz onların peşine takılmak istiyoruz, gençliklerinin ateşinde biraz ısınalım, gözlerindeki yaşam enerjisinden aydınlanıp, biraz canlanalım diye… Onların yanında, zamanın ruhlarımızda açtığı derin izleri siliyor, bolca gülüyor, hayat doluyoruz. Herbirinin yaptıklarıyla gurur duyuyoruz. Artık dizimizin dibinde olmasanız da kalbimizin başköşesindesiniz gençler. İşte gözbebeklerimiz:

Ahmet: Nuran teyzemin en büyük oğlu. Asabi görünümünün arkasında altın gibi bir kalp vardır. Son derece şefkatli,  düşünceli, olgun ve ama bazen de çılgındır. Taklitleri ve esprileri müziğe olan yeteneği ile birleşince köydeki muhteşem eğlence gecelerimizin vazgeçilmez adamlarından oluyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi.

Sinem: Kız kardeşim. Yaratıcı fikirleri, insanı hayrete düşüren gözlem yeteneği ve koparan esprileri, nefis mantarlı risottosu ve tabi ki büyüleyici sesi ile insanın hep yanında olmak isteyeceği türden bir dost ve kardeş. En üzgün anınızda öyle bir şey söyler ki bütün acınızı unutup kahkahlara boğulursunuz. Stil uzmanı;dekorasyondan güzelliğe ailemizin Meydan Larousse’u. Mersin Üniversitesi sınıf öğretmenliği son sınıf öğrencisi.

İbrahim: Naime teyzemin oğlu. Etkileyici bestelerin ve udun üstadı. Her zaman son derece şık, temiz ve bakımlıdır. Yumuşak huylu ve dost canlısıdır. Askerliğini Hakkari Çukurca’da yaptığı dönemde tüm ailenin adrenalini tavan yapmıştır. İş hayatına atılmış olması onunla geçirdiğimiz vakti azaltsa da kalitesini hiç azaltmıyor, İbrahim’in tiplemeleri unutulmuyor. Mustafa Kemal Üniversitesi İşletme bölümü mezunu.

Yiğit: Erkek kardeşim. Zeki, komik, dost canlısı, ailesine düşkün, duygusal ve öz-güvenlidir. Bize verdiği ilginç bilgiler sağda solda satmak için çok işe yarar:) Spor sever ve son derece yakışıklıdır. Kız kardeşler olarak tek amacımız okulu bitirene kadar kızları ondan uzak tutmaktır. (Bence pek başarılı olamayacağız) Galatasaray hastası, müzik tutkunu, PS ustasıdır. O bi’tanedir. Benim gözümde hala bir somun ekmek kadar boyu olan sevimli tombik kardeşimdir. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisidir.

Mehmet: Teyzem’in ikiz oğullarından sarışın olanıdır. Son derece becerikli ve çalışkandır. Elinden her iş gelir. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi vardır. Hayvanları sever ve onlara çok iyi bakar. Ailesine düşkün, güvenilir birisidir. Bizi çok sever ve bize herşeyini vermek ister. Müziğe yeteneklidir ve süper davul çalar, herkesi coşturur, yardıma muhtaç olanların da yardımına koşturur. Şanlıurfa Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisidir.

Hasan: Teyzem’in ikiz oğullarından esmer olanıdır. Küçüklüğünden beri tamir edemediği şey yoktur. İpek ve Dilşah’ın hastası, şefkatli, ilgili, on numara bir kuzendir kendisi. Cüssesi kavgaya korkmadan girebilmenizi sağlar ama kendisi ruhen pek kavgacı değildir, işlerini konuşarak halletmeyi sever. O zaman da pes edersiniz zaten. Akıllı, zeki ve çalışkandır. Mehmet ve onun kullanmayı bilmediği motorlu taşıt yok gibidir. Şanlıurfa Fen Lisesi’nden Şanlıata kolejine transfer olmuş, son sınıf öğrencisidir.

Aşağıdaki resim Rastgeldi ailesinin genç iş gücünün resmidir:) Soldan sağa: Zeynel, Mehmet, Kemal, Ahmet, Yiğit, İbrahim, Hasan. Bebişler İpek ve Dilşah.

 

İşte geldik bu ekibin sazından çıkmış muhteşem esere!  Fatih Erkoç’un “Canevimden” isimli parçasını yorumlayan gençlerimiz bizi canevimizden vurdular. Şarkı çok yer kapladığı için buraya ancak bir parçasını ekleyebiliyorum. Tümünü indirmek isterseniz ……… tıklayabilirsiniz. Bu parçanın düzenlemesinde çok emeği geçen kardeşimiz gibi sevdiğimiz bir gencimiz daha var: Mesut Rastgeldi. Onu da anmadan olmaz! Hepinizle gurur duyuyoruz gençler! Sağolun, var olun! Ellerinize dillerinize sağlık:)