Yabancı Dil Öğrenmenin Anadil Üzerindeki Etkisi

Türkçeyi düzgün konuşmanın ve yazmanın önemi yadsınamaz. Anadilimi çok seviyorum ve elimden geldiğince yüceltmeye çalışıyorum. Türkçesi varken yabancı kelimeleri kullananlara çok kızıyorum ama mesleğim nedeniyle bazen bu hataya ben de düşüyorum. Geçen gün bir köşe yazısında “Anadilini bilmeyen İngilizce’yi nasıl öğrensin, öğrenemez tabi!” şeklinde bir ifade gördüm. Yabancı dil öğrenmenin anadil üzerindeki etkisini uzun zamandır merak ediyordum. O yazı vesile oldu, biraz araştırma yaptım. Bu deryaya dalmadan önce anadil, yabancı dil, ikinci dil, yabancı dil eğitimi ve yabancı dilde ve yabancı dille eğitim kavramlarının teker teker açıklanması gerek. Ama açıkçası buna takatim yok. Bu yazıyı okuyorsanız zaten biliyor olduğunuzu varsayıyorum. Bilmiyorsanız da belki merak edip bir bakarsınız:) Bakın araştırmalar ne gösteriyor:  

Dil öğrenmenin bilişsel ve dilbilimsel yararları var. Almancada Goethe’den sık sık alıntılanan bir deyiş var: ” Ancak yabancı bir dil öğrenmiş kimse anadilini tamamen anlayabilir” . Benzer şekilde Vygotsky de yaklaşık bir asır önce yabancı dil öğreniminin zihinsel gelişimi olumlu bir şekilde etkileyebileceğini öne sürmüştü. (Vygotsky 1934; 1962: 109).  Yine de bu yaklaşımlar uzun süre göz ardı edilmişti. Son zamanlarda yapılan bir araştırmanın sonuçları dikkatleri tekrar yabancı dil öğrenmenin anadil üzerindeki etkisine çeviriyor.  Macaristan’da yapılan bir araştırma, yabancı dil öğrenen (İngilizce, Fransızca, Rusça). 3 farklı öğrenci grubunun anadillerinde yazmış oldukları makaleleri üç yıl süresince karşılaştırdı. Birinci grup öğrenciler bir daldırma programında yabancı dili öğreniyorlardı, ikinci grup ise yoğunlaştırılmış bir yabancı dil programı alıyordu.  3. grup ise kontrol grubuydu ve haftada 3 saat yabancı dil öğreniyordu. Araştırmanın başında, öğrenciler daha yeni yeni bir yabancı dil öğrenmeye başladıklarında, yazdıkları metinlerin sözdizimsel karmaşıklığı çok ciddi biçimde değişkenlik göstermiyordu. Ancak uzun dönemde, daldırma ve yoğun programda yabancı dil öğrenen öğrencilerin yazdıkları Bulgarca metinlerin, sözdizimsel karmaşıklık bakımından kontrol grubundaki öğrencilerinkinden çok daha üst bir seviyeye tırmandığı gözlemlendi. Bu nedenle ikinci bir dilde eşik seviyesinde bir yetkinliğe ulaşmak üzere yapılan bir çalışmanın, ana dilde yapısal olarak daha iyi cümleler kurmaya çok faydasının olduğu net bir biçimde ortaya çıkmış oluyor.  Ana hatlarıyla çevirdiğim bu araştırmaya bağlantıyı takip ederek ulaşabilirsiniz. http://linguistlist.org/issues/11/11-1985.html.

Kapanışı yapmadan önce bazı kriterler farklı olsa da bu araştırmanın tam zıttı sonuçları öne süren bir araştırmanın da olduğunu söyleyeyim. Bu araştırma ile ilgili net bir kaynağa ulaşamadım ancak ulaştığım bilgiyi paylaşayım. İlgilenenler araştırsınlar. Semih Bilgen Yabancı Dilde Eğitim Sorunu başlıklı sunumunda söyle diyor: ODTÜ ögrencileriyle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ögrencilerini Türkçe becerileri yönünden karsılastıran bilimsel bir arastırmayı 2003 yılında gerçeklestirdik. Sonuçları yayımlandı. O arastırmada acıyla sunu gördük:Üniversiteye giriste her iki üniversite ögrencilerinin Türkçe dil becerileri aynı düzeydeyken üçüncü sınıfa geldiklerinde ODTÜ ögrencileri ciddi biçimde geriliyorlar.“SBF ögrencilerinin gerisinde kalıyorlar” degil, “geriliyorlar”; yani “Türkçe becerileri geriliyor”.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

  

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *