Yurt Disina Cikarken Yanimda Ne Getireyim?

Selam arkadaslar,

Hayatin inisli cikisli yolculugunda sanirim yine tirmanmasi zor bir tepeye geldim. Okul bitip Istanbul’da calismaya baslayinca elimiz ekmek tuttu, ev aldik, araba aldik ve kendimizi guclu zannedip gozumuzu yurt disina diktik. 2012’de Avustralya’ya giderkenki motivasyonumu ve gozu karaligimi hic unutamiyorum. Ilk bir iki sene hayatin attigi tekmeleri sevdigimiz birisinin ensemize attigi sakayla karisik tokatla karistirmisiz anlasilan. Aradan zaman gecip de gorusumuz netlesince cok guzel bir yerde yasamamiza ragmen hayatin gulluk gulistanlik olmadigini farkettik. Zaman zaman kendi coplugumuzde otmeyi ozledik. Ozellikle is hayatinda sozlu becerilerin otesinde tamamen davranislar, beden dili ve bir iki imali sozcukle reklam yapmaya geldiginde uzayli gormus masum koylu misali donakalmak cok rahatsiz edici. Amerika’ya tasindik durum yine ayni. Sunu soylemeye calisiyorum. Ben Ingilizce ogretmeniyim. Tam 20 yildir bu dille hasir nesir oluyorum. Is yerinde veya baska sosyal ortamlarda oyle bir an oluyor ki iletisim becerileriniz size yetmiyor. Bu dile hakim olmadiginizdan kaynaklanmiyor. Aksine dili cok iyi konusuyor ve soylenen her seyi tamamiyla anliyor olabilirsiniz. Koptugunuz nokta iletisimin cok farkli katmanlarinin olmasindan kaynaklaniyor. Durus mesafesi, ses tonu, sesinizin ne kadar yuksek veya alcak oldugu, sozu karsidakinin agzindan alma adabi, veya iki kisinin konusmasina dahil olmaya calisma sekliniz, vs.

Ya bi dur, ben simdi bu konuyu destekliyor muyum yoksa karsi miyim, ona bir karar vereyim, ben su tensi, past participle’i yerine koyayim ondan sonra da soyle uzun 4 heceli bir sozcuk bulayim, onun pronunciation’i nasilsi, Amerikan aksani mi kullanayim, Ingiliz aksani mi, falandi filandi derken beyin zaten tam kapasite calisiyor. O arada beyinde yuze duruma uygun bir tebessum kondurmak veya basiniza konuya uygun dogal bir sallanma sekli vermek veya goze ilgi dolu bir bakis yerlestirmek icin hic bir tane bile hucre kalmiyor. Sonra da oyle kasinti bir sekilde kalmis oluyorsun diyalog akip dururken. Azicik icki icmek ise yariyor, gevsiyorsun konusurken ama bilinc acikken butun toplari boylesine havada dondurmek oldukca zor.

Oysa annen, baban veya kankanla konusurken durum boyle midir? Seni eglendiren, gulduren, rahatlatan mimiklerdir, laf aralarina sokusturulmus ani esprilerdir. Iste yurt disinda bu pek olmuyor. Buna dikkat edin. Hele de kendinizi surekli elestiren, mukemmeliyetci bir kisiliginiz varsa vay halinize. Toplanti biter, konusma gecer, evli evine koylu koyune gider; siz hala keske onu soyle soyleseydim, bu cumlem cok sacma oldu falandi filandi kendinizi kemirir durusunuz.

Uzun lafin kisasi yurt disinda yasamak demir gibi sinirler gerektiriyor. Gecen gunku youtube videomda aldiginiz ne kadar diploma, sertifika, dunya capinda basari belgesi varsa is gorusmelerinde bahsedin, onlari yaninizda getirin demistim ama aslinda yaniniza getirmeniz gereken cok daha baska seyler var.

Birincisi timsah gibi kalin bir deri getirin, oyle herseyden incinmesin, etkilenmesin. Edison’un ampulu bulma yolundaki kararliligini getirin, bin kere basarisiz olsaniz bile yine de pes etmeyin. Sonra bir de Eyup’un sabrini getirin, her sey cok yavas oluyor. Ghandi’nin affediciligini getirin, kalbinizi kiran cok insan olabiliyor. Bir cift at gozlugu getirin cunku artik kim ne yemis, ne giymis ile ilgilenmeye gerek yok, sadece kendine bakacaksin. Bir de bir ayna getirin cunku bu yolun sonunda cok degismis bir sen ile yuzleseceksin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.