Corona ve yaşam

Vesile genelde yazıyor ama o da henüz 3 aydır hiçbir şey yazmamış. Ben ise bir kaç yıldır yazmamışım. 🙂

Son birkaç ayı bir arada anlatmak vakit alacak ama aklımda kaldığı kadarıyla sizlerle paylaşayım.

Mart ayının son haftasında Wisconsin’de valinin “Safer At Home” (#EvdeKal) demesinden sonra öncelikli ve açık kalması gereken yerler (hastane, polis, vs.) haricinde hemen her işyeri dükkanları kapattı. Hatta bazıları emre rağmen kapatmayınca, polis zoru ile son dakikada kapatanlar bile oldu. İlk haftalarda herkes; bu geçici, yakında açılır, biraz mola veriyoruz hissiyatında idi. Ama 1 ay geçtikten sonra Wisconsin sağlık departmanı emri 1 ay daha uzattığını duyurdu. Evde kalma işi uzadıkça işyerleri devletin yardımına rağmen işten eleman çıkarttılar ve zarar etmeye devam ettiler. Trump’ın “Amerika’yı yeniden açacağım” demesi üzerine, valiye ve eyaletin sağlık departmanına dava açtılar. Yüksek mahkeme (Supreme court) kararı iptal edince, işyerlerinin çoğu birer birer açılmaya başladı. Açılmadan önce sadece paket servis hizmeti veriyorlardı, restoranda veya barda oturma imkanı yoktu. İşyerleri açılınca yerlerde 6 feet (1.80 cm) mesafe bırakın diye yazılar yapıştırıldı ve mesafeyi gösteren etiketler konuldu.

Şimdi işyerlerinin çoğu açık, müşteri de kabul ediyorlar. Biz bu konuda hala çekimseriz galiba. Haftada 1-2 defa alışverişe gidiyoruz, zorunlu olmadıkça dışarıda pek zaman geçirmiyoruz. Online alışverişler Mart ayından bu yana oldukça arttı, doğal olarak teslim süreleri çok uzadı. Bu olaylardan önce 1-2 gün olan süreler 2 haftaya kadar çıktı. Genellikle yaşlı insanlar online alışveriş yapıyor ve kalabalıktan uzak durmaya gayret ediyorlar. Elbette bunlar benim gözlemlediklerim.

Bunun yanında virüsü hiç ciddiye almayan bir kesim de var elbette. Trump taraftarları da bu kesimin içinde diyebiliriz, zaten valinin kararını dava etmelerinden anlayabilirsiniz.

Bütün bunlar yaşanırken, benim en çok etkilendiğim durum saç meselesi oldu 🙂 Vesile ve Defne saçlarımı güzelce kısalttılar, fakat kısa süre sonrasında yeniden saçlar uzadı. Berberler açıldıktan bir süre sonra bir sabah aynada kendimi gördüm ve dayanamayıp taktım maskeyi, “Ne olacaksa olsun” deyip randevu alıp gittim berbere 🙂 Önceden kapıdan “selamın aleyküm” deyip gidilebilen (Walk-In) berberler artık randevu ile çalışmaya başladılar. Kapıda birisi karşılıyor, içeride herkes maskeli ve içeri maskesiz almıyorlar. Giriş çıkışta sosyal mesafe kuralına uyulması gerekiyor.

Duyduğum en komik (ve bir o kadar da saçma) olay ise; marketlere öncelikle anlık müşteri sayısı kısıtlaması getirildi. Ve marketlere insanlar hücum edince, alınacak ürün sayısına da kısıtlama getirdiler. Örneğin ilk başlarda alışveriş mağazasına aile başına 1 kişi girebiliyor ve günde 1 düzine yumurta alabiliyordu. Bir çok yerde tavuk yoktu, hatta şu anda bile bazı yerlerde olmayabiliyor. Böylesi günlerden birinde; adamın birisi 1 yerine 2 paket hindi salam (veya hindi göğüs eti de olabilir) almak istemiş. Kasiyer çocuk, 2 tane alamayacağını söyleyince; “Kafana silah dayamamı ister misin” diye tehditte bulunmuş ve istediğini alıp gitmiş. Mağaza da polisi arayıp durumu anlatmış, güvenlik kameralarından adamın plakasını ve sonra da evini bulmuşlar. Tehditte bulunduğu için, silahı bulmak için adamın evinin altını üstüne getirmişler. İşin komik tarafı adamın silahı bile yokmuş 🙂

Hayat yavaş yavaş normale dönüyor burada ama bir yandan da rakamlar normalleşmeden daha hızlı bir şekilde yeniden yükselmeye devam ediyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

eight + 10 =