Tag Archive for aile

Wisconsin’de Yazin Ne Yapilir?

Selamlar arkadaslar,

Covid- Movid derken okul bitti, bahar gecti; hop bir de baktik yaz geldi!

Butun sene boyunca Travel Wisconsin sitesinden ve Only In Your State sitesinden edindigim bilgiler isiginda kendime gore bir ‘bucket list’ hazirlamistim. 30 Haziran Ipek’in dogum gunu idi. Kizimin 13. yasina girmesi serefine ani bir kararla kendimizi yollara attik. Hem kizimin dogum gununu kutlayalim hem de gormek istedigimiz yerleri gorelim istedik. Birinci duragimiz Wisconsin Dells idi. Dunyanin su parki baskenti sayilan bu kasabada devasa indoor ve outdoor su parklari ve binbir turlu eglence secenegi var. Virus korkusundan biz bunlarin hepsinden uzak kalmaya dikkat ederek Upper Dells Bot Turu yaptik.

Bu turun en etkileyici yani, Witches Gulch denilen bir yeri görebilme sansinizin olmasi. Buraya karadan ulasim yasaklanmis, sadece bot turuna katilarak kanyonu gorebiliyorsunuz. Kayalarin arasina kurulmus bir platformda yuruyerek kisa ama cok etkileyici bir tecrube yasiyorsunuz.

Ondan sonra Wisconsin Dells’de bir de Wizard Quest diye bir yere gittik. Bildiginiz I-pad oyununu dev bir binada yeniden yaratmislar. Ziyaretcilere bir I-pad veriliyor ve Su dunyasi, Ruzgar dunyasi, Ates dunyasi, Toprak dunyasi diye 4 ayri dunya icinde gezip oyunun sana sordugu sorulari cevapliyor, sakli olan sifreleri, objeleri bulup bir sonraki seviyeye gecmeye calisiyorsun. Itiraf edeyim, hic bana gore bir sey degildi ama cocuklarin hatrina Kemal de ben de oyuna katildik. En son asamada I-padimiz cakildi, gorevli de merak etmeyin zaten oyunu neredeyse tamamladiniz filan diyerek bizi teselli etti. Cok keyif aldigimizi soyleyemem.

Sonrasinda Madison’a gittik. Orada “bucket list” te koydugum bir Rus lokantasi vardi; bizimkine benzer bir manti yapiyorlarmis, ugrayip yedik. Sokaklarda Black Lives Matter protestolarinin izlerine rastlamak mumkundu; sehir merkezinde duvarlarin cogunda grafiti vardi ve neredeyse her dukkan buyuk tahta plakalarla camlarini kapilarini korumaya almisti. Biraz urkutucu bir goruntuydu, aksam olmustu ve pek kalmak istemedik oralarda.

Wazee Lake bir sonraki duragimizdi. Cocuklar Wisconsin Dells’te su parklarini gorunce suya girmenin hasreti ile yanip tutusmaya basladilar. Biz de hem onlarin yuzecegi hem de nispeten guvenli ve temiz bir yuzme noktasi arayisina girdik. Wazee golunu bulduk! Wisconsin’in en derin ve en berrak gölü diyorlar orasi icin. ( Ben de internetin yalancisiyim. ) Plaja gittik, sadece 3-5 aile vardi. Cok yasli bir anne ve orta yasli kizi sisme koltuklarini ve biralarini almis bolca kufur ede ede dertleşiyorlardi. Ortalik sessiz olunca bolca kulak misafiri olduk muhabbetlerine. Kizi bosanmis, erkek arkadasi soyle yapmis boyle yapmis falan filan iki kelimelerinden birisi F… idi. Su ve plaj cok guzeldi ama bu tipler yuzunden orayi pek iyi hatirlamayacagiz anlasilan. Bir de dev kara sinekler vardi. Gitmeden once okudugum yazilarda kara sineklere karsi nane yagi veya Vicks tavsiye ediyorlardi. Biz de bolca Vicks surdugumuzden herhalde sinekler bizden uzak durdu.

Demir Ailesi

İşte varlığıyla yaşamımıza neşe katan güzel insanlar: Samiye, Zeynel ve Dilşah Demir.  Demir ailesi İzmir’de yaşıyor. Samiye benim ablam, kendisi Ege Üniversitesi’nde Biyoloji bölümü öğretim üyesidir. İnanılmaz bir sesi vardır, eğer izin verirse buraya bir parça ekleyeceğim; her dinleyişimde gözlerim yaşarıyor. Samiye çok titiz, düzenli, çalışkan ve komik birisidir. Onunla bir araya geldiğimizde genellikle başımıza olmadık işler gelir, bu aksiliklere her seferinde çatlayana kadar güler, her şeye rağmen, birlikte olmanın tadını çıkarırız. Zeynel de Ege Üniversitesi Konservatuarı’nda öğretim üyesi. Ayrıca GRUP MECAZ’ın solisti. En belirgin özelliği son derece çalışkan, ailesine karşı da şefkatli ve sevecen olması. Onu asabi görmek çok zordur, etrafındaki insanlara sürekli pozitif enerji verir. Gelelim bu iki güzel insandan doğan fırlamaya 🙂 İşte Dilşah! Kelimenin tam anlamıyla tuttuğunu koparır:) Dilşah, İpek’ten 4 ay küçük (şu anda 11 aylık) ama kas yoğunluğu açısından İpek’i de, yaşıtlarını da sollar. Yemek yiyen insanlara saldıray tarzı atılması, ağzı sulanarak bakması, derinden gelen kahkahası ve çok kere durduk yere ortalığı velveleye vermesi (sahteden ağlaması) onu unutulmaz kılan özellikleri. Umarım yuvalarından mutluluk eksik olmaz. Her biri ayrı bir güzellik olan bu insanları sevgiyle anıyorum, en kısa zamanda görüşmeyi diliyorum:)

 

 Bu arada, GRUP MECAZ, 2. kasetini çıkarmak üzere.  Billur gibi bir ses ve yüreğinize dokunan ezgiler duymak istiyorsanız www.mecaz.net ‘i takip edin, kaset çıkar çıkmaz da alın. Ellerinize sağlık!

Zuzu Cafe & Restaurant

Bugün İpek, ben ve Kemal, Bağdat Caddesi’ndeki Zuzu Cafe ‘ye gittik. Web sitesinde anlatıldığı gibi olmamasından korkuyor, onca yolu gittiğimize değecek mi merak ediyordum. Sorumun cevabını arabamızı park ederken aldık. Son derece ilgili bir personel bizi karşıladı ve bahçeye buyur etti. Bahçenin öyle çok büyük olmayışı başlangıçta beni şaşırttı ama içeriye bakınca çocuklara ayrılan alanın büyüklüğünü görünce bu planlamaya hak verdim. İçeride oyuncak cenneti bir salon ve 2 abla vardı. Ablalar hemen İpek’i aldılar, İpek ağzı açık rengarenk odadan içeri girdi. Önce biraz çekindi ama sonra ablaların gösterdiği birbirinden farklı ve ilginç oyuncakların büyüsüne kapıldı, beni bile görmez oldu. Bu salon camlı olduğu için içeride kızımızın neler yaptığını görebiliyorduk. Biz menülerimizi alıp yemek seçmeye başladık. Yemekler de lüks bir restaurantı aratmayacak kadar kaliteli ve çeşitliydi. Biz önde masada başbaşa yemeklerimizi yerken İpek de arka bahçeye alınmış bisiklete biniyordu. Ablalar İpek’i hiç bırakmıyor, çok özenli davranıyorlardı. Yaklaşık 4-5 kere kontrole gittim hepsinde İpek’i çok mutlu gördüm. E biz de nefis yemeklerin ardından şımardık; tatlı, kahve ve gazete keyfi yapmaya başladık. Oranın sahipleriyle tanıştık, konuştuk, en kısa zamanda bir daha gelmek üzere oradan ayrıldık. Keşke bizim yakada olsaydı da oraya hep gidebilseydik. Anneler, çocuklar ve aileler için tek kelimeyle harika bir yer. Bebeğinize bakıyorlar, siz güzel zaman geçiriyorsunuz, yemeğin tadını alıyorsunuz, sohbet ediyorsunuz. Bir anne daha ne ister ki?

Zuzu tel: 0.216.361 32 52

Anneanne-Dede

İşte İpek’in anneannesi ve dedesi. Onlar Şanlıurfa’da yaşıyorlar. Babam emekli bir öğretmen; yaptığı besteler ve muhteşem kanun çalışıyla herkesi büyüler. Annemse “Urfa’nın en çok kitap okuyan kadını”. Bunu ben demiyorum, ödülü bile var:) Böyle olunca onunla sohbetlerimiz o bizi kovana kadar sürer. Gece, damda, yıldızların altında dizinin dibinden hiç ayrılmak istemeyiz. Konuştukça konuşuruz. 

Malesef İstanbul’a pek yolları düşmüyor ama biz yaz aylarında, cennetten bir köşe olan Tülmen köyündeki yazlık evlerine onları ziyarete gidiyoruz.  Kocaman bir bahçe içinde bir çok meyve ağacı, bostan, çimenler, çardaklar, temiz hava, bol gıda ve hepsinden önemlisi sevgi ve ilgi dolu baba ocağı 🙂 Bu yaz Urfa’da kalışım İpek’e çok şey öğretti. Döndüğümüzde hem yürümeye hem de konuşmaya başlamıştı. İpek herkese bir anı bırakarak, herkesten de birşeyler öğrenerek süper bir yaz geçirdi. İstanbul’un stresinden, karmaşasından bunaldığım anlarda gözlerimi kapatıyor, köyümüzde yemyeşil ağaçların altında, mis gibi akşamsefası kokusu içinde güneşin batışını izlediğim hamakta hayal ediyorum kendimi. Köy havasını yaşayabilecek bir yerimizin olması büyük nimet. Herkese tavsiye ederim, hadi kalkın bu tatilde de yolunuzu köyünüze çevirin. Huzura yolculuk bu olsa gerek.

Sevdiklerimiz

“Ağaç dalıyla gürler” derler bizim orada. Son yapılan araştırmalar da stresle başa çıkmanın en etkili yolunun insanın sevdikleriyle vakit geçirmesi olduğunu söylüyor. İstanbul’a ilk geldiğimde (evlenip gelmiştim) hiç çevrem yoktu ve başlarda bu duruma çok üzülmüştüm. Daha sonraları okuldan öğretmen arkadaşlarım, eşimin arkadaşlarının eşleri, katıldığım seminerlerden, kurslardan arkadaşlar, komşular derken bir de baktım hiç de yalnız değilmişim.  Burada sevdiklerimizi, dostlarımızı,akrabalarımızı size tanıtacağız. Allah onların eksikliklerini vermesin, beraber nice güzellikleri paylaşmayı nasip etsin.

Babaanne-Dede

İpek’in dedesi ve babannesi. Tarsus’ta yaşıyorlar ama bizim ısrarlarımıza ve tabi ilk torunun hasretine dayanamayıp bazen bizi ziyarete geliyorlar. İpek, onlar geldiğinde her gün parka çıkıyor, nefis yemekler yiyor ve en önemlisi bol bol oynayıp eğleniyor 🙂 Teşekkürler anne-baba. İyi ki varsınız. 

Ha bu arada sadece İpek mi eğleniyor, biz de bazen İpek’i gönül rahatlığıyla onlara emanet edip motorsiklet kaçamağı yapıyoruz karı koca. Uzun zaman sonra Rumeli Hisarı’nda Kemal’le yaptığımız kahve keyfini onlara borçluyuz. Süper bir gündü!:) Onun için de teşekkürler!

Botanik Bahçesi

Bugün (6 Eylül, Cumartesi) Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne gittik.  Anadolu tarafından girince TEM otoyolu üzerinde, Anadolu otoyol kavşağından çıkınca (Çamlıca ayrımı) hemen orada, öyle devasa bir yer değil ama insan otopark ücreti bile alınmamasına rağmen öyle güzel bir alanın tamamen gönüllüce oluşturulduğunu görünce çok duygulanıyor. Her taraf yeşillik, ağaçlar öyle çok büyük değil ama yine de gölgelerinde soluklanabilir, çardaklarda kuş seslerinin ve serin rüzgarın keyfini çıkarabilirsiniz. Rengarenk çiçekler, bitkiler, ördekler, kazlar, şırıl şırıl akan havuzlar ve görmeye pek alışkın olmadığımız bir tabela: “Lütfen çimlere basınız!”

İpek orayı çok sevdi, hele kümesteki hindilere bayıldı. Tavuskuşları da muhteşemdi. Nilüferlerle dolu bir havuz vardı, içinde kurbağalar filan. Çok huzurlu, güzel zaman geçirdik. Ayakkabılarımızı çıkartıp çimenlerin üzerindeki banklara bazen de doğrudan çimenlere oturduk, kitap okuyup kafa dinlemek için harika bir yer. Ama bir cafe ya da büfe filan yok. Piknik masaları var. Ateş yakmak yasak. Dolayısıyla güzel bir piknik çantası hazırlayıp (sularınızı unutmadan) gelirseniz burada daha uzun zaman geçirebilirsiniz. Ortamdaki bitkilerin ve hayvanların uyumuna ve özenli çalışmalara bakınca insan piknik yapmaktan çekiniyor ama temiz bıraktıktan sonra sorun yok. 

Çok güneşli günlerde şapka veya şemsiyenizi unutmayın. Çok değişik bölümleri var. İnsanın doğa sevgisi ve bilinci kat kat artıyor. Ayrıntılı bilgiyi sitesinden alabilirsiniz. http://www.ngbb.gen.tr/ Gidin, bebeğiniz, çocuğunuz görsün:)